# Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2008
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu

> Nihat Ergün (AK Parti), 4 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)); konuşma 1.366 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının iki önemli unsuru var. Bunlardan bir tanesi, küçük ölçekli belediyeler sorununa bir çözüm getirmek. İkincisi, büyükşehir belediyelerinde ölçek sorununu ve idari düzenlemeyi yeniden ele almaktır. Tasarının amaçları ve sonuçları itibarıyla baktığımızda son yılların en kapsamlı idari reformlarından bir tanesi olduğu çok açık bir şekilde görülecektir. Gerçekten bu tasarı, AK Parti Hükûmetlerinin baştan beri reformcu yanını bir kere daha öne çıkaran önemli tasarılardan bir tanesidir.

Elbette bütün reformlar kendi içerisinde bazı önemli fırsatları ve riskleri bir arada barındırırlar. Bu tasarının içerisinde de çok önemli fırsatlar vardır, halkın hizmete daha kolay ulaşımını sağlayacak fırsatlar vardır. Sayın muhalefet sözcülerinin sözünü ettiği bazı risklerden de söz edilebilir. Siyasi riskler varsa bu tasarı içerisinde, en önemli siyasi riski AK Parti üstleniyor olmalıdır; çünkü eğer sizin sözünü ettiğiniz şeyler doğruysa bu tasarıdan dolayı vatandaş bize gücenecek demektir, belki de oy vermeyecek demektir. Bu açıdan baktığımızda bu tasarının siyasi riskini bizim üstlendiğimiz doğrudur. Ama biz siyasi risk hesabı yapmadan, biz, yerel nitelikli kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha hızlı, daha ucuz, daha kaliteli bir şekilde nasıl ulaşacağının hesabını yaparak bu reformu hayata geçiriyoruz. Tasarının amacı özü itibarıyla budur. Her zaman reformlar haklı haksız birtakım eleştirilere maruz kalmıştır. Dünyadaki bütün reformlar eleştiriye maruz kalmıştır. Biz de bu reformlar sebebiyle elbette muhalefetin eleştirilerine maruz kalacağız. O eleştirileri de dikkatle takip ediyoruz. Ama sonunda, eleştiriler olur, günü gelmiş hiçbir şey gecikmez. Bir şeyin günü geldi mi yapılır, tartışılır tartışılır, günü gelmişse olur; bunun günü gelmiştir. Türkiye belirli bir dönemde, belediye dağıtma, ilçe dağıtma, il dağıtma gibi bir dağıtma dönemi yaşamıştır. Bu dönem AK Partiyle birlikte sona ermiştir. Şimdi, Türkiye bir toparlanma dönemindedir. İdari açıdan da bir toparlanmanın içerisinde olduğumuzu bu tasarıyla görüyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kırk üç yeni ilçe kuruyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hiç kimseye popülist amaçla bugüne kadar bir şey dağıtmadık. Şimdi, toparlıyoruz, Türkiye'nin idari yapısını da toparlıyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Mahalleleri dağıtıyorsunuz, mahalleleri dağıtıyorsunuz!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bazı tarihî reformlardan size örnek vermek isterim. Mesela, Osmanlıya matbaanın gelişi de o dönem itibarıyla bir reformdur. Bazı direnişler yüzünden herhâlde otuz sene kadar geç gelebilmiştir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gericiler karşı gelmiştir.

MUHARREM İNCE (Yalova) - İki yüz elli sene geç kaldı.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hattatlar, matbaanın kurulmasına kendilerince haklı olarak eleştiri getirmişler ve karşı çıkmışlardır. Hatta dönemin hattatları, İstanbul’da Beyazıt Camisi’nde bir cenaze namazı kılmışlar, tabutun içerisine okka ve diviti koymuşlar. Matbaa sebebiyle mesleklerinin öldüğünü orada gıyabi cenaze namazı, temsilî cenaze namazıyla göstermişler. Beyazıt Meydanı’nından Topkapı Sarayı’na kadar da yürüyüş yapmışlardır. Ama, matbaa gelmiştir ve olmuştur.

MUHARREM VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz önlemiştiniz Sayın Ergün!

OKTAY VURAL (İzmir) – Tüm itirazınıza rağmen geldi.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Şimdi, hattatlık bir meslek olmaktan çıkmış ama bir sanat olarak varlığını devam ettirmektedir, bir sanat. Bugün, hattatlık bir sanattır.

MUHARREM VARLI (Adana) – Aynı Viyana Bozgunu’nu da siz örnek vermiştiniz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Bunun gibi, özelleştirme politikaları karşısında da çok eleştiriler olabilir. Özelleştirmeye karşı çıkanlar da olabilir. Hatta, aynen az önceki örnekte olduğu gibi mutlaka temsilî cenaze namazları kılınıp, işte fabrikanın öldüğüne dair, sektörün öldüğüne dair nümayişler de yapılmıştır. Ama özelleştirme bugünün iktisat politikaları açısından geçerli ve gerekli bir politikaysa yoluna devam edecektir ve etmektedir.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Geçerli mi acaba?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - 141, 142 ve 163’üncü maddeler Türkiye'de tartışılırken, 141 ve 142 kalkınca ertesi gün komünizmin geleceği, 163’üncü madde kalkınca da ertesi gün Türkiye'nin bir din devletine dönüşeceği kaygıları çokça dile getirilmiştir. 141, 142 kalkalı çok oldu, 163 kalkalı çok oldu, Türkiye'ye o gün bugündür ne komünizm geldi ne Türkiye bir din devleti oldu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Yüreğiniz yetiyorsa 301’i kaldırın, 301’i.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Avrupa Birliği reformları en çok tartışılan reformlar olmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Belediyelere anlat, belediyelere.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu reformlarla, Türkiye'nin hukuktaki, demokrasideki ve ekonomideki standartları adım adım yükselmektedir.

OKTAY VURAL (İzmir) – Belediye başkanları televizyondan izliyorlar, onlara söyle.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Hatırlıyor musunuz değerli arkadaşlar, hatırlıyor musunuz, hastanelerin birleştirilmesi sırasında ne tartışmalar oldu? Hastaneler birleştirilirken niye itirazlar oldu? “İşçinin malı şuraya gidiyor, işçinin malı buraya gidiyor…” İşçi, şimdi yeni hastanesine gittiği zaman… Eskiden başhekim torpiliyle, politikacı torpiliyle özel oda ayırmak zorunda kalıyordu insanlar, şimdi bütün odalar özel oda oldu, bütün odalarda beş yıldızlı otel odası gibi tek kişilik, iki kişilik yataklar var, tuvaleti banyosu içinde, kimsenin torpiline hacet kalmadı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Demek daha önce yoktu öyle mi?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hadi beraber gidelim hastanelere, bir bakalım.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Köy Hizmetlerinin özel idareye bağlanması sırasında da çok tartışmalar oldu. Ne tartışmalar…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sadede gel, sadede.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – “Türkiye bölünüyor, Türkiye'nin üniter yapısı tahrip ediliyor, Türkiye federal bir rejime gidiyor” falan diye endişeler dile getirildi. Ben de açıkçası, bu idari reformu ya hakikaten böyle mi yapıyoruz diye bir baktım, meğer öyle değilmiş. Meğer, sendika işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş.

OKTAY VURAL (İzmir) – Nerede kamu yönetimi temel kanunu? Niye getirmiyorsunuz? Hadi…

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Sendika işveren değiştiriyormuş, bütün problem buymuş.

Değerli arkadaşlar, ama Köy Hizmetleri özel idareye bağlandıktan sonra, İstanbul ve Kocaeli’de büyükşehir belediyelerine bağlandıktan sonra köyler çok süratli ve kaliteli hizmet almaya başlamışlardır. Buna da ne kadar itiraz edildi, ama ne kadar hayırlı bir iş olmuştur.

Büyükşehir belediyelerinin sınırlarını genişleten düzenlemeler yapıldığı zaman da aynı şeyler oldu. “İstanbul, il mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu? Kocaeli, il mülki sınırlarıyla büyükşehir olur mu?” Oldu. Ne oldu? Her yer hizmet gördü. Köylere kadar doğal gaz gitti, köylere kadar.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Doğal gaz cep yakıyor.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Yüz sene sonra bile gitmezdi, ama bugün gitti. Gidin görün bu yapılan işlerin ne manaya geldiğini.

Belediye kanunlarında, diğer yerel yönetim reformlarında da benzer tartışmalar oldu. Şimdi bu kanunda da benzer itirazlar ve tartışmalar olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, 2003 yılında bu ölçek sorununa biz burada el attık, üç yüz kırk belediyenin tüzel kişiliğini kaldıran bir kanun teklifi geldi ve buradan geçti. Sayın Cumhurbaşkanımıza gitti. Sayın Cumhurbaşkanımız –geri gönderme gerekçesi önümde- diyor ki, “Ya, seçimlere üç ay var. Bu, seçim sonuçlarını etkileyecek mahiyette bir değişiklik sayılır. O nedenle, siz bu konuyu bir daha görüşün. Aslında, bunda kamu yararı var.” diyor. “Kamu yararı var ama seçimlere çok yakın olduğu için siz bunu yapmayın.” Kamu yararı olan bir şey yapıyoruz biz aslında. Neden kamu yararı olan bir şeyi yapıyoruz?

Değerli arkadaşlar, bir şey gereğinden küçükse gerçekten fonksiyonel olmuyor, gereğinden büyükse de fonksiyonel olmuyor, optimum ölçekler oluşturmamız lazım. Şimdi, yeni kanunda optimum ölçek ne?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Köy yapıyorsunuz “gelişiyor” diyorsunuz, nasıl bir gelişme bu?

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Yeni bir belediye olması için en az 5 bin nüfus lazım ve 5 kilometre yakınında da bir belediye bulunmaması lazım. Demek ki optimum belediye ölçeğinden bunu kastediyoruz. Ama bizim yerel yönetimlerimiz sadece belediyelerden oluşmuyor. Yerel yönetim deyince herkesin aklına sadece belediye geliyor. Türkiye’de yerel yönetimler üçe ayrılıyor: Bir, köy tüzel kişilikleri; iki, belediyeler; üç, il özel idareleri.

Şimdi sırada Köy Kanunu var, Bakanlık çalışıyor, çok süratli bir şekilde getirecek. Köy Kanunu 1920’li yıllardan kalma.

OKTAY VURAL (İzmir) – Eyvah, köyleri de kapatacaklar! Mecburi iskân konacak. Mecburi iskâna tabi tutacaklar.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – …Bu Kanun’a göre, eğer bu Kanun’un gereklerinin yerine getirilip getirilmediğine bakılsa köylünün hepsi mahpushaneye girer. O kadar ağır bir Kanun, o kadar ağır. Şimdi Köy Kanunu’nu da getiriyoruz ve köylerin de dünyanın en modern ülkelerindeki köylerde olan hizmetlere ulaşacak bir performansa ulaşmasını bu kanunla elbette getireceğiz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bugüne kadar niye yapmadınız ya?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Şimdi, ölçek sorunu ne? Nüfus gereğinden az, gelir gereğinden az, maliyetler son derece yüksek, masraflar çok, cari giderler bütün harcamaları, bütün gelirleri yutan bir özellikte…

OKTAY VURAL (İzmir) – Ankara’yı da kapat, Ankara’yı da.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – …bu nedenle de aşırı borç yükü, arzu edilen hizmetlerin üretilememesi, kamu yararının olmaması; seçilmiş olmanın özellikleri bile kalmıyor burada, seçilmiş olmanın. Başkanlar bakanlıkların kapısında, memurların önünde ceket ilikleyip 3 milyar, 5 milyarlık yardımlarla beldelerinde hizmet üretmeye çalışıyorlar. Bu mu seçilmişliğin itibarı, bu mu? Böyle seçilmişlik itibarı olmaz. İşte, yıllardır devam eden bu köhne düzeni bu yapıyla değiştirmiş oluyoruz.

---

**Kaynak gösterme:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
