# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 11 Haziran 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2008-06-11-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Nihat Ergün (AK Parti), 11 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 1.128 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TRT Kanunu’yla ilgili 12’nci maddeye gelmiş bulunuyoruz. Bu madde üzerinde grubumuz adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Siyasi parti gruplarımızın, elbette, bu tasarı görüşülürken, kendi parti programları ve siyasi düşünceleri çerçevesinde bu tasarıya bakmış olmaları, bazen katkı vermeleri, bazen eleştirmeleri gayet normal, böyle de olmalı zaten. Kuşkusuz, siyasi partilerin programları ve hayata bakışları her açıdan aynı olsaydı, o zaman farklı farklı siyasi partiler olmazdı, bütün partiler tek bir parti olurdu ve hayata herkes aynı pencereden bakmış olurdu. Aynı pencereden bakmıyoruz, ama hiçbirimiz de ülkemiz için kötü bir niyet taşımıyoruz. Evvela bunda mutabık kalmak lazım. Politikalar eleştirilebilir, farklı düşünceler ifade edilebilir, ama Türkiye Büyük Millet Meclisinde hiçbir tasarı, hiçbir teklif, hiçbir arkadaşımızın görüşü ve düşüncesi bir kötü niyet eseri değildir. Sonuçları itibarıyla “Şöyle olacak, böyle olacak.” diye elbette yorumlar olabilir.

Şimdi, TRT’nin Türkçe dışında yayın yapmasıyla ilgili bir düzenleme de 6’ncı maddede yapıldı. Vatandaşlarımızın önemli bir bölümünün ana dilinin farklı olduğunu biliyoruz. Ana dili farklı olan vatandaşlarımıza teknolojinin bu kadar gelişmiş olduğu bir dönemde dünyanın farklı yerlerinden, hemen başımızın ucundan, farklı yayınlar ve bilgilerle yayın yapılması ve farklı etki alanına girmesi acaba gözümüzü yumup başımızı öteye çevireceğimiz bir konu mudur? Kendi vatandaşlarımıza Türkiye’de ve dünyada olanı biteni kendi ülkemizden, kendi vatandaşlarımız arasından konuşacak, yayın yapacak, anlatacak insanlara ihtiyacımız yok mudur? Acaba bu tür yayınlar, muhalefet partisi sözcüsü arkadaşlarımızın ifade ettiği gibi, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü konusunda bizi sıkıntıya mı sokar?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Geçmişte soktu.

NİHAT ERGÜN (Devamla) - Birtakım kaygıların dile getirilmesi normal “Sıkıntıya sokar.” diyenleri anlayışla karşılıyorum.

Acaba Türkiye’deki bu adımlar, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü konusunda kaynaşmayı mı artırır, ayrışmayı mı artırır? Bizim düşüncemiz ve iddiamız bu Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü güçlendirecek ve kaynaşmayı artıracak adımlardır. Eğer ülke vatandaşlarınızın farklılıklarına, farklı fikirlerine, farklı kültürlerine, farklı anlayışlarına yeterince saygı gösterdiğimiz ve ilgi gösterdiğimiz inanışı bu toplumda yerleşirse ve görülürse, bu, vatandaşların ülkesine ve devletine bağlılığını mı artırır, yoksa ülkesinden ve devletinden uzaklaştırır mı?

ŞENOL BAL (İzmir) – Uzaklaştırır.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Elbette, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altı, etnik ve dinî temsil yeri değildir. İnsanlar etnik yapılarını kendileri seçmiyorlar. Dinî tercihlerini kendileri yapıyorlar, ayrı bir konu ama yapmış olsalar bile burası etnik ve dinî temsil yeri değildir.

Siyaset, insanların etnik nedenlerle yaşamış oldukları sorunlara da çözüm bulacak olan bir kurumdur, bulabiliriz, dinî sebeple yaşamış oldukları sorunlara da çözüm bulabiliriz ama bu çatı altında etnik ve dinî temsil olmaz. Hiçbir milletvekili arkadaşımız, burada bir etnik grubu temsilen gelmiyor, hiçbir dinî grubu temsilen de gelmiyor, gelemez de gerek de yok, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapısında bu yoktur. Zaman zaman bu tür tartışmalar oluyor.

Kürt kökenli milletvekili arkadaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kürt kökenli vatandaşlarını temsilen buraya gelmiyorlar, aynen, benim, Türk etnik kökenli vatandaşları temsilen buraya gelmediğim gibi. Ben, bütün Türk milletini temsilen buradayım, siz de bütün Türk milletini temsilen buradasınız. (AK Parti sıralarından alkışlar)

“Etnik yapı”yla “millet” arasındaki farkı çok iyi biliyoruz. Burada hiçbir milletvekili arkadaşımız, Sünni dinî referanslı yapıyı, kişileri temsilen gelmiyor hiç kimsenin Alevi kökenli vatandaşları temsilen gelmediği gibi. Etnik ve dinî temsil yeri değil burası, bütün Türk milletini bütün unsurlarıyla temsil yeridir ama vatandaşlarımızın farklılıklarına da mutlaka saygı duyan, onları bu milletin ve ülkenin zenginliği sayan bir yaklaşımı da burada benimsememiz, ülkemizin bekası için bunun doğru bir şey olduğunu kabul etmemiz lazımdır.

Bakın, ne yasaklar vardı arkadaşlar, burada birlikte kaldırdık. Geçen dönem Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız da vardı. “Yöresel, mahallî isim koymak yasak.” Kaldırdık değil mi, bu şimdi serbest. “Zozan” koyacak Güneydoğu’da bir vatandaşımız kızının adını… “Yayla” demek olduğu söyleniyor. Bilmiyorum, doğru mu, arkadaşlar biliyorlar. (DTP sıralarından “Doğru” sesleri)

Değerli arkadaşlar, “Suzan” koyduk bir şey olmadı da “Zozan” koyunca bir şey mi oldu? Ne oldu yani? (AK Parti sıralarından alkışlar) Serbest bıraktık, ne oldu? “Berivan” koyacak kızının adını, koyamadı. Niye? Yasak. Niye yasak? Ya ülke bölünürse…

Peki, “Perihan” koyduk bölünmedi de “Berivan” koyunca mı bölünecekti? Olur mu arkadaşlar böyle bir şey? (AK Parti ve DTP sıralarından alkışlar)

Vatandaşlarımızın bu anlayışını genişleten, rahatlatan düzenlemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi yaptığı zaman, bu, vatandaşlarımızın kendi ülkesine ve devletine olan bağlılığını mı artırıyor yoksa ayrıştırıyor mu?

ZEYNEP DAĞI (Ankara) – Bulgarlar da Türk isimlerine yasak koymuşlardı.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Onun için, değerli arkadaşlar, gelin, vatandaşlarımızın sorunlarını başkasının istismar etmesine fırsat vermeyelim.

Bir kitap yayınlandı son zamanlarda, orada Evren Paşa’nın da bazı beyanları var. “Yanlış yaptık.” diyor. “Mahallî dilleri yasaklamasaydık keşke.” diyor. “Bade harabül Basra” diyorlar buna eski dilde, yani “Basra harap olduktan sonra.”

“Yanlış yaptık.” diyor. “Keşke bazı kamu görevlilerimiz, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu Bölgesinde hizmet verirken mahallî dilleri öğrenip gitselerdi.” diyor. “Keşke böyle yapabilseydik.” diyor. “Yapamadık.” O da Basra harap olduktan sonra…

OKTAY VURAL (İzmir) – Güçlü referansınız var, Kenan Evren’i…

NİHAT ERGÜN (Devamla) – “Çok yanlış yaptık.” diyor.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Kenan Evren referans size.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bazı yanlışlar var maliyeti çok ağır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Beraber yürüdünüz siz bu yollarda!

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Akıl hocanız da Kenan Evren, maşallah!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Çok maliyeti ağır.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Maşallah, Kenan yanlış yapmaz!

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Onun için, değerli arkadaşlar, gelin…

Benim referansım falan değil Kenan Evren.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Çok yakışıyor size, Kenan Evren çok yakışıyor.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – İşte, o ve benzeri birçok kişinin birlikte yaptığı beyanlar…

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Arkadaşlarına tepki gösteriyorsunuz, Kenan’ı referans gösteriyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – “Şunu yaptık, yanlış yaptık, bunu yanlış yaptık.” diyen onlarca yöneticiye rastlıyoruz.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Arkadaşlarına “Ergenekoncu” diyorsunuz, siz “Kenancı” oluyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Bu yanlışların maliyeti büyük olmuştur.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Federasyon da istedi, var mı federasyon öneriniz?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yanlışlar yapmak lüksüne sahip değil. Gelin, bundan sonra hep beraber işin doğrusunu yapalım, vatandaşlarımızın yaşadığı sorunları başkasının istismar etmesine ve Türkiye’de, bütün bu istismarlar sebebiyle bir ayrışma istikametine gidilmesine imkân vermeyelim.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Vatandaşı niye sorun görüyorsunuz? Bizzat sorunu siz yaratıyorsunuz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Geçmişte de söyledim.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Niçin vatandaşı sorun görüyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını niye sorun görüyorsunuz?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, gelin, o zaman bu düşüncelerinizi Türkiye'nin doğu ve güneydoğusundaki vatandaşlarımızla parti teşkilatlarınız vasıtasıyla paylaşın. Gidin siyaset yapın, anlatın, paylaşın, “Doğrusu budur.” deyin.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Etnik kimliği siyasetin aracı mı yapalım?

NİHAT ERGÜN (Devamla) – “Doğrusu budur.” deyin, diyelim hep beraber.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Zaten bununla bu ülkeyi bu hâle getirdiniz.

NİHAT ERGÜN (Devamla) – Doğrusu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti’nin haber kaynaklarından daha doğru bir şekilde, daha etkili bir şekilde yararlanmasını sağlamaktır. TRT bu göreve öncülük etmelidir ve edecektir. Bu tasarının, bu tekliflerin amacı da budur. Elbette eleştirilebilir, eleştiriye bir sözüm yok. Ama bunların hepsi iyi niyetle ve ülke bütünlüğünü sağlamaya yönelik adımlar olarak atılmıştır.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Tasarının hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2008-06-11-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
