# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Nihat Ergün (AK Parti), 20 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.577 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımız ile bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarımızın 2010 yılı faaliyetleri ve 2011 yılı bütçesini görüşmek üzere huzurlarınızdayız. Bu vesileyle hepinizi Bakanlığımız ve şahsım adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile sanayi ve ticaret yapımız hakkında kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. 2010 yılı küresel krizden çıkışın başladığı ve önemli bir toparlanmanın yaşandığı bir yıl oldu, ancak özellikle Avrupa ve Amerika ekonomilerinde finans sektörü, bütçe açıkları ve borç yapılarından kaynaklanan sıkıntılar, küresel ekonomi için bir risk oluşturmaya da devam ediyor.

Küresel krizin ülke ekonomilerini bu derece baskı altına almasının nedenleri incelendiğinde, Türkiye ekonomisinin son yıllarda ne kadar iyi bir performans gösterdiği de anlaşılacaktır. Özellikle kamu maliyesi ve bankacılık sektöründe gerçekleştirdiğimiz reformlar ekonomimize direnç kazandırmış, güven ve istikrar ortamı oluşturmuştur. Türkiye gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında krizden en az etkilenen ve krizden kalıcı hasar almadan bu süreci atlatan ülkelerden birisi olmuştur. 2009 yılında bazı kriz tellallarının ülkenin bir yangın yerine döneceği senaryolarının aksine, Türkiye dinamik özel sektör yapısı ve zamanında almış olduğu tedbirler sayesinde kriz sürecini en iyi şekilde yönetmiştir.

Bu düşüncemizde ne kadar haklı olduğumuzu, bu yıl yaşanan toparlanmadan sonra daha net bir şekilde görmüş olacağız. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 8,9 oranında büyüyerek dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisi olma başarısını gösterdik. Ekim ayı sanayi üretim endeksi 2005’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı, yani sadece kriz öncesini yakalamakla kalmadık, en başarılı günlerimize de geri dönüş yapmaya başladık. Bugün Türkiye makro reformlarını büyük ölçüde hayata geçirmiş ve ekonomideki risklerden önemli derecede arınmıştır. Faiz, yüksek faiz ve enflasyon, yüksek enflasyon oranları büyük ölçüde düşürülmüş, hazinenin borçlanma şartları çok iyi bir noktaya getirilmiştir.

Gerçekleştirdiğimiz diplomasi atağı Türkiye'nin dünyadaki itibarını artırırken, yeni ihracat kanallarının açılmasına da imkân sağlanmıştır. Yakın ve komşu ülkeleri âdeta yeniden keşfeden Türkiye, Güney Amerika, Afrika, Asya ve Orta Doğu gibi bölge ve kıtalarla ekonomik ve siyasi ilişkilerini daha dinamik bir boyuta taşımıştır.

10 bin dolar seviyesine ulaşan kişi başına millî gelir son derece canlı bir iç pazar oluşmasına da zemin hazırlamıştır. 2002 yılında, 2001 krizinden sonraki yılda sadece 91 bin otomobil satılabilirken Türkiye’de, 2009 yılında küresel krize rağmen, 370 bin otomobil, bu yılın ilk on bir ayında ise 410 bin otomobil satışı iç pazarda gerçekleşmiş, yılın tamamında 500 bin otomobilin aşılması beklenmektedir.

2002’ye göre yıllık buzdolabı ve çamaşır makinesi satışları 2 katına çıkarken, cep telefonu abonesi 23 milyondan 63 milyona, İnternet kullanıcısı 4 milyondan 30 milyona ulaşmıştır.

Dünya ekonomisinin seyri, Türkiye'nin dünyada artan itibarı ve gücü, ülkemizde yaşanan ekonomik, demokratik ve sosyal gelişmeler ülkemizi daha ileriye taşımak için son derece olumlu bir atmosfer meydana getirmiştir. Bundan sonra yapmamız gereken en önemli iş, bu sağlam makroekonomik temelin üstüne mikro ölçekli reformları daha güçlü bir şekilde hayata geçirmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın ekonomi ve ticaret hayatının tüm aktörlerine yönelik alanları mikro reformların hayata geçmesiyle de doğrudan ilgilidir. Türkiye, artık özel sektörünü güçlendirmek için gerekli adımları atabilen, uzun vadeli vizyon çizebilen bir ülkedir.

Türkiye, 90’lı yıllar boyunca ve 2000’li yılların başına kadar şöyle bir tablo sergilemişti: Her şey belirsiz, bir belirsizlik tablosu ama 2000’li yılların başlarından bugüne kadar ise tablo şudur: Türkiye, bir güven ve istikrar ülkesidir. Bu ortam, özel sektörün küresel rekabet gücü kazanması, yatırımların, istihdamın ve ihracat gelirlerinin artması için son derece elverişli bir ortamdır.

Dünyada Türkiye lehine oluşan konjonktürden azami derecede istifade etmek için stratejik yaklaşımlara ihtiyacımız var. Türkiye, artık gerekli strateji planlarını hazırlayıp uygulayabiliyor, zira Türkiye artık önünü gerçekten görebiliyor. Türkiye'nin yıllardır ihtiyaç duymuş olduğu Sanayi Strateji Belgesi’ni hazırlardık ve Yüksek Planlama Kurulunda imzalandı. Bu strateji belgesine göre Türkiye’nin vizyonu, bölgesinin ileri teknolojilerde üretim ve teknoloji merkezi hâline gelmesidir.

Hazırladığımız Sanayi Strateji Belgesi ile rekabet gücünü ve verimliliği artırmayı, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi bir sanayi sektörü oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu amaca ulaşmak için ise orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içerisindeki payını artırmamız, düşük teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünlere geçişi temin etmemiz ve becerilerini sürekli geliştirebilen şirketlerin ekonomi içindeki ağırlığını artırmamız gerekiyor.

Bu amaçları gerçekleştirmek üzere de 72 farklı eylemin yer aldığı strateji belgemiz sanayimizin ihtiyaçlarıyla bire bir örtüşmektedir. Sanayi Strateji Belgesi ile işletmelerimizin teknoloji, ARGE, markalaşma, tasarım, kümelenme, birleşme ve ortaklık gibi alanlarda yönlendirici, doğru politikalar üretecek araçlar geliştirmiş olacağız. KOBİ desteklerini veya teşvik programlarını bu strateji belgesinin esaslarına uygun bir şekilde her zaman revize edebileceğiz. Yatırım ve iş ortamını iyileştirmek için şirket kuruluşu ve iş yeri açma mevzuatını daha da kolaylaştırmış olacağız. Dışa bağımlılığın yüksek olduğu bazı sektörlerde yerli ürün geliştirilmesine yönelik girişimleri kuvvetli bir şekilde destekleyeceğiz. Mesleki eğitimde iş gücü ihtiyaç planlaması yaparak, hangi meslek dalında eleman açığı ve fazlası olduğunu somut bir şekilde tespit etme imkânımız da olacak.

Bütün bu eylemlerin hayata geçmesiyle birlikte çok daha rekabetçi bir iş ortamı oluşturacağız. Bakanlığımız, Sanayi Strateji Belgesi’ne paralel olarak sektörel strateji belgeleriyle ilgili çalışmaları da sürdürmektedir. Daha önce tekstil, hazır giyim, deri ve deri ürünleri sektörlerine yönelik strateji belgeleri uygulamaya konulmuştu, bunların yenileri hazırlanıyor.

Ayrıca, demir çelik, kimya, makine ve otomotiv sektörlerine ait strateji belgelerini Ekonomi Koordinasyon Kuruluna sunduk. Elektronik ve seramik sektörlerine yönelik strateji belgelerini ise tamamlama aşamasına getirdik.

Doğru politika üretmek için doğru bilgilere ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, doğru bilgiler üretmek için de yoğun bir çalışma sürdürüyoruz. Girişimci Bilgi Sistemi ve Merkezî Tüzel Kişilik Bilgi Sistemi projeleriyle ülkemizde faaliyet gösteren tüm ekonomik aktörlere ilişkin faaliyet ve sicil verilerini tek çatı altında toplamayı amaçlıyoruz. İnşallah, bu projemizi de 2011 yılı içerisinde tamamlayacağız. Bu çalışmalar, yatırımcılar başta olmak üzere, tüm ekonomi aktörleri için de önemli bir kaynak olacak. Kamu doğru bilgiye ulaştıkça, ülkenin en önemli sorunlarından biri olan ağır bürokrasi engeli de tamamen rafa kalkmış olacaktır. Mesela, Mersin’de pilot uygulamasına başladığımız Merkezî Tüzel Kişilik Bilgi Sistemiyle tüzel kişiliklerin kurulması, adres, ana sözleşme değişikliği, sicil kayıtlarının yapılması gibi işlemleri, tek bir veri tabanı üzerinden ve on-line olarak yapmak mümkün olacaktır. Geçmişte bir iş başvurusu yapmak için birçok yerden evrak toplaması gereken vatandaşlarımız, artık İnternet üzerinden kendi şirketini beş dakika içerisinde kurma imkânı elde etmektedir. Bu, sadece teknolojinin gelişmesiyle değil, zihniyetin değişmesiyle de çok yakından ilgilidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, sadece iyi bir ekonomi olmayı değil, dünyanın en güçlü ekonomilerinden birisi olmayı hedefliyor. Bu nedenle, bilim, teknoloji, ARGE, markalaşma, tasarım, patent ve yenilikçilik gibi alanlara da özel bir önem veriyoruz. Bugün, “uzak, yakın” demeden, bütün dünya ülkeleriyle ekonomik ilişki kurabiliyor, dünyanın dört bir yanına sanayi ürünleri ihraç ediyoruz. Türkiye ihracatının yüzde 90’ından fazlasını sanayi ürünleri oluşturmaktadır. İhracatı artırmak için, hem pazarlarımızı genişletiyor hem mevcut pazarlara yeni ürünlerle giriyoruz. Biz, küresel krizde dahi korumayı başardığımız pazarlarımıza, yeni, daha kaliteli, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerle girmeliyiz.

Bakanlık olarak ARGE faaliyetleri için ayırdığımız kaynakların en verimli şekilde kullanılması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. 2008 yılında ARGE Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’u çıkardık. 50 tam zaman, eş değer ve üzerinde ARGE personeli çalıştıran işletmelere önemli teşvik ve muafiyetler sağlamaya başladık ve bugüne kadar da 76 işletmeye ARGE merkezi kuruluşu izni verdik. Bu merkezlerde çalışan ARGE elemanlarının sayısı 10 bini geçmiştir. Gelişmiş ülkelerde en az yarım asır önce kurulan teknoparklar konusunda da ne yazık ki bu döneme kadar ciddi bir adım atılamamıştır. Biz göreve geldiğimizde Türkiye’de kurulu teknopark sayısı sadece 2’yken bugün kurulu teknopark sayısı 39’a ulaştı ve bunların 26 tanesinde ARGE ve teknoloji üretimine ve ihracatına başlandı. Teknoparkların sayılarını artırmakla birlikte etkinliklerini artırmak için de çalışıyoruz. Bu amaca yönelik hazırladığımız yasal düzenleme de Meclis Genel Kurulumuzun gündeminde ilk sıralardadır.

Üniversite-sanayi iş birliğini artırmayı hedeflediğimiz, Sanayi Tezleri Programı’na başladığımız 2007 yılından bu yana 760 proje başvurusu alınmış olup bu projelerden 317 tanesi desteklenmeye uygun bulunmuş ve bugüne kadar 41 proje sonuçlanmış, üretime dönüşmüş, ürüne dönüşmüş ve pazarlarda bu projelerin teknolojik sonuçları artık dolaşır hâle gelmiştir. Bu yıl KOSGEB desteklerinde de yenilikçilik için özel bir başlık açtık ve KOBİ’lerimizi teknoloji üretmeye teşvik ettik. Teknogirişim sermayesi desteğiyle gençlerimizin teknoloji odaklı iş fikirlerini hayata geçirmeleri için her yıl 100 gencimize karşılıksız, geri ödemesiz 100 bin Türk lirası hibe desteği veriyor, kendilerine teknoparklarda yer tahsis ediyoruz. 2011 yılında destek sağlayacağımız teknogirişimci sayısını da 300’e çıkarmayı planlıyoruz. Bu gençlerimizle sık sık bir araya geliyor, onların heyecanlarına ortak oluyor, projelerini yakından takip ediyor ve sorunlarını dinliyoruz. Keşke, bütün partilerden milletvekili arkadaşlarımız da bu gençlerimizi ziyaret etseler, onlarla bir bardak çay içseler, Türkiye'nin neler üretmekte olduğunu, nasıl bir gençlik potansiyeline sahip olduğunu görmüş olsalar. Keşke, bu tip desteklerin içeriğini zenginleştirmek için neler yapabileceğimizi düşünseler ve bu ülkenin geleceğine daha çok destek olan fikirlerini bizimle paylaşsalar. Keşke, televizyonlar ve gazeteler eylemlere yer verdikleri kadar bu gençlerin projelerine ve ürettikleri teknolojilere de yer verseler.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Gazeteler, televizyonlar sizin, söyleyiverin. Kimi kime şikâyet ediyorsunuz?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) – Teknoloji ve ARGE alanlarında attığımız bu adımların meyvelerini de toplamaya başladık. 2008 yılında, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, Patent Enstitüsüne 10 binin üzerinde patent ve faydalı model başvurusu yapıldı. 2009 yılında da küresel ekonomik krize rağmen, başvuru sayısı 10 bini aşmış bulunmaktadır.

Bilişim, makine, otomotiv, nanoteknoloji, savunma sanayisi gibi teknoloji yoğun sektörlerde de çok önemli gelişmeler yaşıyoruz. Geçmişte Türkiye'nin savunma sanayisindeki ihtiyacının sadece yüzde 20’sini kendi şirketlerimiz karşılayabiliyordu. Bugün artık Savunma Sanayii şirketlerimiz ihtiyacımızın yüzde 50’sinden fazlasını karşılar hâle gelmiştir. Bugün Türkiye olarak insansız hava aracı üretebiliyoruz. Bugün Türkiye olarak savaş gemisi, güdümlü füze üretimine başladık. Yerli uydumuzu uzaya fırlatma aşamasına geldik. Çok kısa bir zaman içerisinde, artık Türkiye, kendi markasıyla, modeliyle ve tasarımıyla hem iç piyasada hem dünya piyasalarında yeni bir otomobille yer alabilecek noktadadır ve bu noktayı yakalamış bulunuyor. Türkiye, 2020 yılında ise kendi savaş uçağını da yapmayı planlıyor, bunun da üretimine başlama aşamasına gelmiş bulunuyor.

İşte, bizim vatanseverlik anlayışımız budur. Zira, biz, memleketimize olan sevgimizi lafla değil icraatla ortaya koyuyoruz.

---

**Kaynak gösterme:** Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
