# CHP Grubu önerisi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Niyazi Nefi Kara (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 3 Mayıs 2017
- **Gündem:** CHP Grubu önerisi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=59090
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/niyazi-nefi-kara-26-2017-05-03-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle

> Niyazi Nefi Kara (CHP), 3 Mayıs 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 840 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; özel etüt merkezlerinin kapatılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiğimiz grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İki gün önce coşkuyla kutladığımız bu 1 Mayısın, taşeronu, iş cinayetlerini, işçilerin, emeğin sömürülmesini konuştuğumuz son 1 Mayıs olmasını diliyorum. 1 Mayısın ülkemizde Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasını sağlayan bu Meclisin milletvekillerine teşekkür ediyorum ancak işçi kardeşlerimize karşı sorumluluğumuzun devam ettiğini de vurgulamak gerekir. Taşeron sistemin son bulduğu, iş cinayetlerinin önlendiği, emeğin sömürülmediği ve özgürleştiği bir Türkiye’yi hep birlikte kurabiliriz.

Değerli arkadaşlar, 687 sayılı KHK’yla 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda düzenlenen özel etüt merkezleri kapatıldı. Kapatılma gerekçesi olarak bu etüt merkezlerinin terör örgütleriyle bağlantıları olması gösterildi. Aynı KHK’yla bu eğitim merkezlerinin 29/7/2017 tarihine kadar kanunun ilgili bentlerinde tanımlanan özel öğretim kurumlarından birinin gerektirdiği şartlara uygun hâle getirilmeleri, aksi hâlde kapatılacakları da hükme bağlanmıştır.

Öncelikle belirtmeliyim ki eğer herhangi bir özel eğitim kurumunun ya da etüt merkezinin terör örgütleriyle bir bağı var ise elbette ki kapatılmalıdır. Bu etüt merkezlerinin sahipleri ve hatta bu etüt merkezlerinin açılmasına izin veren makam sahipleri yargı önüne çıkarılmalıdır. Ancak içinde bulunduğumuz OHAL sürecinde her KHK’da olduğu gibi bu KHK’yla da aldığınız kararlar suçsuz birçok kişiyi ve kurumu mağdur etmiştir. Toptancı bir anlayışla tüm etüt merkezlerine “Terörle ilişkisi var.” muamelesi yapmanız son günlerde arayıp da bulamadığımız adalet anlayışını ve devlete olan güveni daha da çok zedelemektedir.

Arkadaşlar, bu etüt merkezleri okul çağındaki öğrencilerin sosyal, psikolojik, bilimsel ve sanatsal faaliyetlerde bulundukları ve bu konuda destek aldıkları mekânlardır. Özellikle özel sektördeki mesai saatleriyle kıyaslandığında ailelerin, okuldaki dersler bittikten sonra çocuklarının güvende olduklarını bildikleri, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında sosyalleştiklerini de bildikleri kurumlardır. Bunların yanında, bu kurumlar birçok atanmamış öğretmene iş imkânı da sunmakla beraber, birçok işsiz vatandaşımıza da ekmek kapısı durumundaydı.

Yukarıda da belirttiğim gibi, tekrar vurgulamak isterim ki eğer bir eğitim kurumunun FETÖ, PKK gibi devletimize ve milletimizin canına kasteden hain terör örgütleriyle bir ilişkisi tespit edilmiş ise bu kurumlar derhâl kapatılmalıdır ve çocuklarımızın güvenlikleri sağlanmalıdır, böyle kurumlara izin de verilmemelidir. Ancak, terör örgütleriyle hiçbir şekilde bağı olmayan etüt merkezlerinin kapatılmış olması, etüt merkezi sahibine, bu merkezde çalışan öğretmenler ile diğer personellere, çocuklarının mesai saatleri süresince bir eğitim merkezinde güven içerisinde olduğunu bilen ailelere ve bu merkezlerde sosyal hayatta ilişkileri gelişen çocuklarımıza olumsuz etkisi olacağı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Değerli arkadaşlar, terörle mücadele ediyoruz diye ilan ettiğiniz OHAL’de geçen sürede çıkardığınız 24 KHK’yla terörle mücadeleyi içermeyen, terörle ilişkili olmayan birçok karar aldınız. Kış lastikleriyle ilgili düzenlemeyi KHK’yla geçirdiniz. En son, evlilik programlarını, yayınladığınız KHK’yla kaldırdınız. Yanlış anlaşılmasın, bunu söyleme nedenim bu düzenlemelere karşı olduğumuzdan değil, Meclise getirseydiniz, burada çözseydik. Aslında, tüm bunlar getirdiğiniz yeni değişikliğin bir provasıydı. Siz daha referandum olmadan KHK yetkisiyle Meclisi işlevsizleştirmeyi tercih ettiniz. Sadece bizim değil sizlerin de yetkileri ellerinizden alındı.

Terörle mücadele ediyorsunuz, bu kapsamda evlilik programlarını kaldırıyorsunuz. Ancak, her televizyon kanalında mafya, terör, ölüm, savaş içeren diziler yayınlanmakta ve özellikle, çocuklarımız ve gençlerimiz bu tarz yayınlardan olumsuz etkilenmektedir.

Değerli arkadaşlar, dinimiz sevgi dinidir, dilimiz sevgi dili olmalıdır. Bunları konuşmamız gerekirken bu millete, gelecek nesillere barış, dayanışma, kardeşlik gibi duyguları aşılamamız gerekirken siz, çocuklarımızın eğitim alacağı, terörle ilişkisi bulunmayan tüm kurumları kapatarak gelecek nesillere de kötülük yapıyorsunuz.

Dahası da var. Mesela, bu KHK yetkisiyle neler yaptınız? YSK’nın seçim dönemlerinde özel radyo ve televizyon yayınlarında tek yönlü ve taraf tutan yayınların cezalandırılmasına yönelik olan hükmü kaldırdınız. Seçim dönemlerinde, gerçek demokrasilerin olmazsa olmazı fırsat eşitliğini yok ettiniz. Bunun terörle mücadeleyle ne ilgisi vardı? OHAL sürecinde çıkardığınız KHK’larla Türkiye'nin demokrasi, insan hakları gibi evrensel değerlerde küme düşmesine sebebiyet verdiniz. Maalesef, izlediğiniz politikalar nedeniyle Türkiye, Avrupa Konseyi siyasi gözetim sürecine tekrar alındı. Uluslararası alanda da demokrasimizin gerildiğini tescil ettirmiş oldunuz. “Bize ne Avrupa’dan.” diyemezsiniz. Dünya ülkeleri arasında ilişkilerinizde üçüncü sınıf bir demokrasiyle tefeciye düşmüş bir tüccar durumuna düşersiniz, bu da ülkenin saygınlığına, milletimizin yani hepimizin saygınlığına gölge düşürürken halkımızın daha fazla sömürülmesine sebebiyet verecektir.

Türkiye'nin bu kadar zemin kaybettiği bir dönemde seçimlerin adilliği, şeffaflığı ve güvenliğinden sorumlu Yüksek Seçim Kurulunun referandum günü ve sonrasında aldığı kanunsuz kararlar da ülkemize olan inanılırlığı zedelemiştir. YSK aldığı kararlarla referandum sürecinde adil bir seçim ortamının olmadığını açıkça ortaya koyan uygulamaların yanında bir de referandumu şaibeli hâle getirmiştir.

YSK kendini kanun koyucu olarak göremez değerli arkadaşlar, kendisini yüce Meclisin üzerinde konumlandıramaz. Hiçbir YSK üyesi, sizlerin sahip olduğu kanun yapma yetkisine sahip değildir, bu onların haddi de değildir. Hukuk devleti bir devletin işleyişinde yargının, adaletin ve hukukun üstünlüğünü teminat altına alır ve ülke vatandaşlarının adalete olan güvenlerini temsil eder. Yani hukuk herkes için gereklidir. Eğer, hukukun üstünlüğünü uygulamazsanız devlet mekanizmasını işlemez hâle getirirsiniz. Devletin olmadığı bir yerde olsa olsa derebeylik ve kaos ortaya çıkar. Hukuk herkese lazımdır, adalet herkese bir gün lazım olacaktır.

HAMZA DAĞ (İzmir) – Sen ne anlarsın hukuktan, sen ne anlarsın adaletten, OHAL’den, KHK’dan?

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – Bunları size defalarca söyledik, sizleri hep uyardık ama maalesef…

HAMZA DAĞ (İzmir) – Sen sadece yumruk vurup kaçmayı bilirsin. Sen milletvekillerinin yüz karasısın!

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sensin sen, sen!

NİYAZİ NEFİ KARA (Devamla) – …sizler üstünlerin hukukunu öngören değişiklikte direttiniz.

---

**Kaynak gösterme:** Niyazi Nefi Kara (CHP, Antalya). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/niyazi-nefi-kara-26-2017-05-03-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=59090

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
