# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mayıs 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Nurettin Canikli (AK Parti), 2 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.316 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün Tunceli ve Diyarbakır’da şehit olan subay, astsubay ve erlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. Bütün milletimizin başı sağ olsun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Hesabını verin, hesabını!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugüne kadar olduğu gibi, bundan önceki hükûmetler döneminde olduğu gibi bugün de terörle mücadele konusunda hem milletimiz hem de hükûmetlerimiz ellerinden gelen bütün gayreti göstermişlerdir bu konuda ve bütün fedakârlığı yapmışlardır. Özellikle geçmişte ve bugün hükûmetlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri terörle mücadele konusunda gerekli olan her türlü kaynağı, imkânı hiç düşünmeden, tereddüt etmeden bu mücadelenin başarıyla sonuçlanabilmesi için ortaya koymuşlardır. Bu konuda hiç kimsenin kuşkusunun olmaması gerekir…

CANAN ARITMAN (İzmir) – Terörle müzakere etmek gibi.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …ve bundan sonra da bu kararlılık, her alandaki bu kararlılık terörle mücadele konusunda elbette sürdürülecektir değerli arkadaşlar ve inşallah bu millet bunu da başaracaktır, bunun da üstesinden gelecektir…

CANAN ARITMAN (İzmir) – Siz varken, siz iktidardayken asla olmaz.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …ve inşallah bu acılar, yaşadığımız bu acılar bir daha gün ışığına çıkmamak üzere tarihin sayfalarında kaybolup gidecektir.

CANAN ARITMAN (İzmir) – Ancak şehit cenazeleri gelir.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu vesileyle dün 1 Mayısın son derece sağduyulu, sakin, barış ortamında…

CANAN ARITMAN (İzmir) – Tezkere elinizde, niye gidip bu teröristlerin tepesine indirmiyorsunuz bombaları?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …gerçekleşmesi nedeniyle memnuniyetimizi ifade etmek istiyorum ve bu ortamın oluşmasına katkı sağlayan herkese, başta konfederasyon başkanlarımıza, güvenlik güçlerimize, işçilerimize, katılımcılara teşekkür ediyorum. Bunlar, hepimizin uzun yıllardan beri görmesini arzu ettiğimiz görüntülerdir, arzuladığımız görüntülerdir. İnşallah, hep bu görüntülerle Türkiye anılır ve karşılaşırız.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi belirlenmiş durumda ve Anayasa görüşmelerinin ikinci turuna bugün devam edeceğiz.

CANAN ARITMAN (İzmir) – İşiniz Yüce Divandan kaçmak, başka işiniz yok!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla, bu, son derece önemli bir gündem, önemli bir süreç şu anda. Bu süreci kesintiye uğratacak ve Meclis gündemini başka bir şekilde yönlendirmeye yönelik olarak gelen MHP grup önerisinin aleyhinde olduğumu konuşmamın başında ifade ettim. Yine, bütün bu konuşmalar, bütün bu değerlendirmeler, bu öneriler, ancak bu Anayasa görüşmelerinin tamamlanmasından sonra konuşulur, Meclisimizin kararı, görüşü doğrultusunda bu çalışmalar yürütülür.

Değerli arkadaşlar, grup önerisinde belirtilen hususların, Türkiye’deki gelir dağılımıyla çok yakından ilgisi olduğu tartışmasızdır. Yani, gerçekten, insanlar eğer adalet noktasında, adaletin tesisi noktasında bir sıkıntı duyuyorlarsa, bir tereddütleri varsa, bunların şiddet olaylarına yansıması kaçınılmazdır ve şiddet olaylarıyla gelir dağılımının yapısı arasındaki ilişki doğrusaldır. Bu, bilimsel bir gerçektir. Gelir azaldıkça ve gelir dağılımı bozuldukça, insanların bunu dışa vurma şiddeti artmaktadır.

Şimdi, bu açıdan bakıldığında, AK PARTİ hükûmetleri döneminde -biliyorsunuz, bunu yakinen herkes takip ediyor zaten- millî gelirde hem reel bazda hem de nominal bazda çok önemli artışlar ortaya konulmuştur son sekiz yılda. Tabii, gelirdeki artış kadar önemli olan, en az onun kadar önemli olan, gelir artarken gelir dağılımının da iyileşmesi, iyileştirilebilmesi gerekir. Tek taraflı olarak sadece gelir artışı sağlanıyor ama gelir dağılımı hayata geçirilemiyorsa, iyileştirilemiyorsa, bu gelir artışının, millî gelir artışının toplumun tümüne yaygınlaştırılması sağlanamıyorsa, çok anlamlı bir gelişme, zenginleşme değildir bu. Dolayısıyla, gelir artarken bunun daha adaletli bir şekilde toplumun bütün katmanlarına, bütün kesimlerine dengeli bir tarzda dağıtılabilmesi gerekir. Bu açıdan bakıldığında, bu açıdan da bakıldığında son yedi sekiz yılda iyileşmeler olduğu ortadadır.

Ben çok fazla zamanınızı almak istemiyorum ama iki rakamı değerlendireceğim bu noktada, bu çerçevede. Bir tanesi gelir dağılımı, yani toplumun yüzdelik dilimlerinin millî gelirden aldığı payların değişimini gösteren gelir dağılımı rakamlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplumun en fakir, gelir düzeyi en az olan yüzde 20’lik diliminin millî gelirden aldığı pay 2002 yılında yüzde 5,2’dir, yani toplumun en fakir yüzde 20’si millî gelirin ancak yüzde 5,2’sini elde edebilmektedir. Bu oran İktidarımız döneminde yüzde 6’nın üzerine çıkarılmıştır. Bu son derece önemli bir gelişmedir. Aradaki yüzde 1’e yakınlık bir artış çok ciddiye alınması gereken bir artıştır çünkü toplumsal büyük olayların bu şekilde dönüşümü son derece zordur ve rakamlara yansıması son derece zordur ama bu başarılabilmiştir. Yani millî gelir reel bazda, hem döviz bazında hem TL bazında reel bazda artarken aynı zamanda gelir dağılımında da iyileşme söz konusudur değerli arkadaşlar. Bunların hepsi resmî rakamlardır.

Belki daha çarpıcı olan şudur: Yoksulluk rakamları için de aynı eğilim geçerlidir. Bakın, 2002 yılında Türkiye’de 18 milyon 872 bin fakir varken 2008 yılında fakir sayısı 11 milyon 977 bine düşmüştür. (MHP sıralarından “Sanal, sanal o.” sesi) Ha, bu rakamlar küçük demiyorum değerli arkadaşlar. Devletin resmî rakamları, bunların hepsi devletin resmî rakamları, yani daha önce hangi yöntemle belirleniyorsa şimdi de aynı yöntemle belirleniyor. 11,9 milyon fakir sayısı da son derece yüksek bir fakir sayısıdır, bunun da düşürülmesi gerekir. Elbette bu mücadelenin devam etmesi gerekir, bunu inkâr etmiyoruz, bu önemli bir sorundur, Türkiye’nin çok önemli bir sorunudur ama bu sorunun varlığını ortaya koyarken gelişimin de değerlendirilmesi gerekir, dönüşümün de ortaya konulabilmesi gerekir ve rakamlara baktığımız zaman da takdir edilmesi gerekir değerli arkadaşlar. Yani, son altı yılda, 2002 ile 2008 yılı arasında Türkiye’de fakir sayısı 6,9 milyon azalmıştır, fakir sayısında 6,9 milyon bir azalma mevcuttur. (CHP sıralarından gürültüler)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yalan söylüyorsun!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şeye gerek yok. Yani, bakın burada spekülasyon yapmıyoruz, bir yorum, değerlendirme yapmıyoruz, devletin rakamlarını okuyorum sadece. Yaptığım bu arkadaşlar. O yüzden, lütfen…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Rakamları çarpıtıyorsun, yalan söylüyorsun!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepsi uyumlu zaten. Bakın, millî gelir dağılım rakamlarıyla uyumlu bu rakam, fakir sayısında.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – İşsizlik almış başını gitmiş.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Eğer millî gelirde, dağılım rakamlarında iyileşme olmazsa fakir sayısında azalma meydana gelmez.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ayıp be!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Aynı şekilde, diğer rakamlara baktığımızda bunu teyit ediyor değerli arkadaşlar. Sadece bir tane teyitle yetinmiyoruz, bakın, diğer rakamlar da yine aynı şekilde.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – İşsizlik rakamı ne, işsizlik rakamı?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – 2002 yılında toplam açlık oranı, gıda yoksulluğu sınırı… 2002 yılında toplumun yüzde 1,35’i açlık sınırında iken bu oran 2008’de yüzde 0,54’e düşürülmüş, aşağı yukarı yarı yarıya azaltılmış değerli arkadaşlar. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

Bakın, çok ilginç, bana ilginç gelen, size de çarpıcı geleceğini umduğum bir rakam daha vermek istiyorum: 2002 yılında kişi başına 1 dolardan daha az gelir elde edenlerin sayısı binde 2’dir toplumda.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Dolar milyarderlerinin sayısı kaç oldu, milyarderlerin?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – 2002 yılında 1 dolardan, günlük olarak hayatını 1 doların altındaki bir gelir seviyesiyle idame ettirmeye çalışan insanların…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sen milyarder sayısı ile açlık sayısını karıştırıyorsun.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …vatandaşlarımızın oranı yüzde sıfır nokta iken, binde 2 iken 2006’dan itibaren sıfıra düşürülmüştür değerli arkadaşlar, sıfırdır. Yani 2006, 2007 ve 2008 yılında günlük 1 doların altında gelir elde eden hiç kimse yoktur, hepsi üzerindedir. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yalan söylüyorsun, yalan!

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunların hepsi devletin resmî rakamları. Hiç kimsenin itiraz etme imkânı, şansı yok.

Diğer bütün rakamlara da baktığınızda şu ortaya çıkıyor değerli arkadaşlar, bütün bu bilimsel tespitler ışığında şunu söyleyebiliyoruz: Türkiye’de son altı yedi yılda millî gelir çok büyük oranda artıyor, reel olarak katlanıyor, aynı zamanda artan bu gelir de daha adil bir şekilde, toplumun bütün katmanlarına daha dengeli bir şekilde aktarılıyor.

Aslında, bakın, hükûmetler nasıl gerçekleştirir bu politikaları? Hükûmetlerin elinde bir tane araç vardır, o da bütçedir. Her yıl millî gelirin yaklaşık yüzde 40’ı toplumdan alınır, tekrar dağıtılır. İşte bu dağıtım esnasında ortaya çıkacak olan kriterler, hükûmetlerin tercihleri bunları belirler. Sosyal politikalardaki tercihlerini de belirler.

Sadece bir örnek vererek sözlerime son vereceğim. Her zaman ifade ediyoruz, burada hatırlatmakta fayda var değerli arkadaşlar. Bunların konuştuğumuz konuyla çok yakın bağlantısı var. İnsanlar gelir dağılımının adaletsiz olduğuna inanıyorlarsa bunu şiddet olarak dışa vuruyorlar. Bu da bilimsel bir gerçek.

Şimdi, bakın, 2002 bütçesinde faiz ödemelerinin yüzde 45’lere ulaştığı bu oranın 2010 bütçesinde yüzde 19’a indirildiği yani rakamsal bazda sadece 2010 bütçesinde 60 milyar liralık faizden tasarruf elde edildiği ve bunların toplumun diğer kesimlerine aktarıldığı dikkate alındığında bu sonuçların ortaya çıkması son derece doğaldır değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
