# 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2017
- **Gündem:** 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64596
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-26-2017-12-14-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi

> Nurettin Canikli (AK Parti), 14 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 711 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşmelerin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Konuşmamın hemen başında ve bu vesileyle, bu ülkenin bağımsızlığı, birliği beraberliği için bugüne kadar terörle mücadele sırasında veya yurt dışı harekâtlarda ülkemizin birliği ve bütünlüğü için şehit olan kahramanlarımızı, kahraman askerlerimizi, güvenlik güçlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Gazilerimize de buradan sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyorum ve bugün terörle mücadelede ülkenin savunulmasında Türkiye’nin dört bir tarafında ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimize de burada Türkiye Büyük Millet Meclisinden selamlarımızı gönderiyoruz.

Değerli milletvekilleri, tabii, son yıllarda, gerçekten hem küresel ölçekte dünya genelinde hem de bölgemizde risklerde ve güvenlik algısında çok ciddi artışlar söz konusu. Özellikle Türkiye’ye yönelik tehdit faktörleri çok büyük oranda, gözle görülür bir şekilde, hissedilir bir şekilde artmıştır ve artmaya devam etmektedir. Bu artışın kaynağı Türkiye değildir, Türkiye içinden kaynaklanmamaktadır; tamamen uluslararası konjonktür ve gelişmelerle bağlantılıdır. Yani Türkiye içinde üretilen bir tehdit ve güvenlik riskinden bahsetmiyoruz. Bizim irademizin dışında -öyle söyleyelim- ve küresel ölçekte ve artan oranda bir tehditle Türkiye karşı karşıyadır.

Uzun yıllardan beri, tabii, Türkiye özellikle terörle mücadelesini sürdürüyor. Ama son yıllarda terörle mücadelenin hem boyutu hem biçimi, içeriği hem de bu sürece dâhil olan aktörlerin özellikle küresel ölçekte olması farklı bir boyut kazandırıyor. Bugün Türkiye dünyanın en kanlı üç terör örgütüyle doğrudan mücadele etmektedir. Bir başka ifadeyle, görünürde başka şekilde ortaya çıkmış olsa da, o şekilde sunulmaya çalışılsa da aslında bu terör örgütlerinin nihai hedefi Türkiye’nin bütünlüğüdür, Türkiye’nin bağımsızlığıdır. Bu, bölücü terör örgütü için de geçerlidir, DEAŞ için de geçerlidir, FETÖ terör örgütü ve diğer terör örgütleri için de geçerlidir.

Bunu aslında biz en son Rakka’da yaşanan hadiselerde, daha önce de Mümbiç’te benzer bir fotoğrafı görmüştük; tabloyu hep birlikte, dünyanın gözü önünde seyretmiştik. Son dönemde Rakka’da yaşananlar, aslında bu cümlenin ne anlama geldiğini, nasıl somuta indirgendiğini göstermektedir. Birbirlerine temelden, tabandan zıt gibi gözüken, karşıtı gözüken, birbirlerine düşman gözüken iki terör örgütünün nasıl dayanışma içinde oldukları Rakka’da, bütün dünyanın gözü önünde, tartışmaya mahal bırakmayacak netlikte açığa çıkmıştır, ortaya çıkmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hedef Türkiye’dir, Türkiye’nin bütünlüğüdür. Geriye kalanların hepsi mizansendir ve roldür kesinlikle. Buna benzer hadiseler önümüzdeki günlerde daha da net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Ayrıca, buna ilave olarak, bu terör örgütlerini de kumanda eden, onları yönlendiren, onları yönetenlerin de aynı kaynak olduğu yine bu olaylarla bugün çok net bir şekilde görülmüştür ve hepimiz tarafından açık bir şekilde izlenmektedir. Hem bölücü terör örgütü hem de DEAŞ ve Fetullahçı terör örgütünün yine aynı güç -ismine ne derseniz deyin- tarafından yönetildiğini, desteklendiğini, finanse edildiğini, silah ve mühimmat desteği sağlandığını bugün biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye bu tehditlere karşı elbette kendi güvenliğini sağlamak durumundadır. Bu bir görevdir, bu bir yükümlülüktür, bu boynumuzun borcudur. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Çok gündeme geldi, bir “savaş bütçesi” tanımı olarak ifadeler söz konusu oldu. Bu açıdan bakıldığında bunların gerçeği yansıtmadığı çok açık ve tartışmasızdır. Bu tehditlere karşı Türkiye mücadele etmek durumundadır ve ediyor. Ayrıca bu mücadeleyi Türkiye kendi kaynaklarıyla, kendi imkânlarıyla yapmak durumundadır. Bu gerçeği de biz çok sayısız kere ve acı örneklerle öğrenmiş bulunuyoruz.

Ülkenin güvenliğini, ülkenin bağımsızlığını, birlik bütünlüğünü başka hiçbir kimsenin, kişinin, grubun, müttefikin, ülkenin insafına bırakamayız, onların merhametine terk edemeyiz. Öyle bir şey söz konusu olduğunda Türkiye’nin bütünlüğünün çok ciddi olarak tehlikelerle karşı karşıya olduğunu görebiliyoruz. Şu anda bunların hepsini toplu olarak ve çok kısa zaman dilimi içerisinde yaşıyoruz. Ya da şöyle söyleyelim: Eğer biz on beş yirmi yıl önceki savunma imkânlarımızla bugün karşı karşıya kaldığımız tehditleri savuşturmak istemiş olsaydık çok büyük bir ihtimalle bunu yapamazdık, en hafifinden bu mücadeleyi çok daha büyük bedeller ödeyerek yapmak zorunda kalırdık her açıdan. Çünkü, bugün, hepiniz biliyorsunuz, takip ediyoruz ve izliyoruz, dostlarımız, müttefiklerimiz bu toprakları teröre karşı, dışarıdan yapılan saldırılara karşı savunmak için bize ihtiyacımız olan sistemleri, silahları ve bunların üretiminde kullanılan girdileri örtülü bir şekilde, örtülü ambargo yoluyla vermemektedirler. Her geçen gün şiddetini artırmaktadır bu olay. O nedenle, eğer özellikle son yıllarda ortaya konulan savunma sanayisindeki performans olmamış olsaydı, bu müttefiklerimize, dost bildiklerimize güvenerek büyük oranda ve sadece bu toprakların savunulması ve bu güvenliğin sağlanması gibi bir politika öncellenmiş olsaydı Türkiye gerçekten bugün -o ifadeyi tabii dikkatli seçmek durumundayız- çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalırdı ve bu toprakların özgürlüğünün sürdürülmesi çok zor olabilirdi.

Bugün, bütün bu şartlara rağmen hem saldırıların çok büyük oranda artması hem de küresel ölçekte bir… (Gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-26-2017-12-14-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64596

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
