# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-2

> Nurettin Sözen (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 344 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle, sosyal konseyle ilgili görüşlerimi bilgilerinize sunacağım.

Daha evvel, biliyorsunuz, birkaç YÖK tasarısı hazırlandı, birkaç versiyon ortalıkta dolaştı. Bunların bir tanesinde yine sosyal konsey vardı. O sosyal konsey yapısında, örneğin, o kentte en çok vergi veren insanlar da sosyal konseye konulmuştu. O yıllarda İstanbul'da en çok vergi veren insanı düşündüm, sonra da İstanbul Üniversitesini düşündüm; biraz acı çektim. Onun için, bu sosyal konseyin, yani rektöre akıl öğretecek, tavsiyelerde bulunacak konseyin özenle hazırlanması gerekiyor.

Sosyal konseyle ilgili ikinci görüşüm şudur: Her kentin sosyal konseyi farklı yapıda olmalıdır. İstanbul'daki sosyal konseyin yapısıyla Maraş'taki, Sivas'taki sosyal konseyin yapısı aynı olmaz, olamaz. O bakımdan, sosyal konseyi oluşturacak kurumların temsilcilerini üniversite rektörlüklerinin saptamasının doğru olacağını düşünüyorum. Aksi takdirde, İstanbul'a göre kurulacak bir konsey, Anadolu üniversitelerinde oluşamaz veya Anadolu üniversitelerine göre oluşturulacak bir konsey de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde yararlı olamaz. Yeni bir kurumdur, denemek lazımdır; ama, yönetmeliği hazırlarken, bu değerlerin dikkate alınması gerekiyor.

Sabaha karşı, bu toplantıda, başka konulara değinerek, bazı konuları tekrarlayarak zamanınızı almak istemiyorum; ama, özen gösterme konusunda değinilmeyen bir başka noktaya gelmek istiyorum. Örneğin, yardımcı doçent konusu. Bir arkadaşım söyledi; iki yıllık süreyi yardımcı doçent için sekiz yıla çıkarıyorsunuz; yetmiyor, sekiz yılını tamamlamış yardımcı doçentlere bir sekiz yıl daha ekliyorsunuz. Sonra, ilgili yasa maddesinde yazılı doçent olma koşullarına sahip yardımcı doçentler, yardımcı doçentliğe devam eder diyorsunuz. Şu soru akla geliyor; niçin, doçent olamıyor, yardımcı doçent olamıyorsa veya bu koşullara sahip değilse, öğretim görevlisi kadrosuna atıyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, öğretim görevlisi ile yardımcı doçentin işlevi, üniversitelerde, çok farklı değil. Öğretim görevlisi de ders anlatıyor, öğretim görevlisi de laboratuvara giriyor, öğretim görevlisi de araştırma yapıyor. Öğretim görevlisi ile yardımcı doçent arasında çok farklı bir durum yok; çünkü, bildiğiniz gibi, son yasayla, 2547 sayılı Yasayla, yardımcı doçentlik müessesesi, derecesi ihdas edilmiştir. Ondan evvel, bu görevi öğretim görevlileri yapardı.

Şimdi, siz, başarısız yardımcı doçenti öğretim görevlisi yapıyorsunuz. Bu örneğini verdiğim maddeler gibi, araştırılmayan, özen gösterilmeyen, incelenmeyen, çelişkileri içeren maddeler var. O bakımdan, artık, bunu, Yüce Yargıya tevdi etmekten başka çare kalmıyor.

Hepinize günaydın diyorum, iyi günler diliyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
