# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2004-07-07-2

> Nurettin Sözen (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 733 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşlerimi paylaşmaya devam ediyorum.

Yasa tasarısında, gerçek ve tüzelkişilerin kentlerde hal açmalarına izin verilmesi de, kanımızca, son derece sakıncalıdır. Biliyorsunuz, 1580 sayılı Yasa, belediyelere giren yakıt konusunda devlete veya belediyeye bilgi verilmesini öngörmektedir. Bu, tamamen bir ihtiyacın saptanması ve ihtiyacın planlanması noktasından hareketle yazılmış bir maddedir. Eğer, her isteyen, kent içinde hal açmaya karar verirse, kentin ihtiyacının planlanması zorlaşacaktır ve ayrıca, çok ciddî vergi kayıpları da ortaya çıkacaktır.

Bir başka önemli madde, haczedilecek menkul ve gayrimenkullerin kapsamı, bu yasa tasarısında çok geniş tutulmuştur. Bunun geniş tutulmasının şöyle bir sakıncası söz konusudur: Yöneticilerin borçlanma suretiyle iflas etmiş olması veya güç duruma düşmesi karşısında, hatalarından dolayı belde halkının cezalandırılması durumuyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu hacizler, hizmetin ileride aksamasına da yol açar. O bakımdan, haczedilemeyecek malların kapsamı genişletilmelidir.

Tasarının 30 uncu maddesi belediye meclisinin feshini düzenlemektedir. Fesih nedenlerinden birisi de belediyeye verilen görevlerle ilgili olmayan konularda siyasî konuların görüşülmesi meselesidir.

Değerli arkadaşlarım, bu madde aynen veya buna benzer bir yazılımla 1580'de de vardır; ancak, 1580'in koşullarında belediye meclisinde siyasî konularda konuşma yapılması yanlış olabilir; ama, günümüzde, düşünce özgürlüğünün olduğu, globalleşmenin, insan haklarının ve bütün dünya sorunlarının bireylerin sorunu olarak ele alındığı bir çağda belediye meclisinde politikacıların siyasî konuşma yapmaması veya bu yönde bir karar alınması bugünün gerçekleriyle bağdaşmaz. O bakımdan, bu, çağdışı bir maddedir ve yasa metninden çıkarılması uygun olacaktır.

Halen belediye başkanı olanlar ile -daha evvel konuşan arkadaşlarım da değindiler- belediye başkanlığı yapmış; ancak, sosyal güvenlik kurumlarından yararlanamamış, ekonomik sıkıntılar içinde yaşayan ve belediye başkanlığından ayrılmış arkadaşlarımızın da güvenlik koşulları iyileştirilmelidir.

Tasarının 57 nci maddesinde "hizmetin ciddî biçimde aksaması, hayatî derecede olumsuzluk" kavramları yer almaktadır. Bu kavramlar açık değildir, ölçütleri bulunmamaktadır, sübjektiftir, baskı ve tehdit içermektedir. Bu konunun da çıkarılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.

Belediyecilerin en çok ilgili olduğu İller Bankasının, bugün, işlevini, yeterince ve istenilen ölçüde yerine getirmediği açıktır; o bakımdan, İller Bankasının da yeniden yapılanması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, çok önemli olan ve aslında, Büyükşehir Belediyeleri Yasası Tasarısının tartışılması sırasında daha geniş değineceğim bir konu, belediyelerin, halkıyla iletişimi konusudur; bir başka anlayışla, demokratikleşmedir; bir başka anlayışla, katılımdır; bir başka anlayışla, şeffaflıktır; yani, belediyelerin, radyo ve televizyona sahip olması konusudur. Yasa tasarısının değişik maddelerinde "bu konuda halka bilgi verilir" denilmektedir. Ancak, yasa tasarısı, bu bilginin nasıl verileceğine işaret etmemektedir. İstanbul gibi 10 000 000'luk, Ankara ve İzmir gibi 5 000 000'luk veya 1 000 000'luk bir kentte, alınan kararlardan -encümen veya meclis kararlarından- veya ihalelerden veya etkinliklerden veya kesilen sudan, elektrikten ve doğalgazdan veya bozulan trafikten halkın haberdar edilmesi nasıl mümkün olacaktır?.. Bugün, çok sınırlı olanaklarla, pratik olarak, radyo işletmek, yönetmek, televizyon açmak, yönetmek mümkündür. Televizyon deyince, bugün, diğer, özel sektörün elindeki televizyonları düşünmek gerekmez; sadece, belediyenin halkla iletişimini sağlayan, yani, belediyeden halka, halktan belediyeye görüşlerin yansıtılabileceği iletişim organlarına belediyeler sahip olmalıdır. TRT 3'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumlarını yayınlamış olmasının, ülkemizdeki demokratikleşme ve demokrasi açısından ne kadar büyük bir değer taşıdığını, halkın arasına girince göreceksiniz, görmektesiniz. O bakımdan, belediyelerin, olanakları ölçüsünde, radyo ve televizyon kurmasına olanak sağlanmalıdır.

Bir başka önemli konu, trafik olayıdır; büyükşehirler için veya büyükşehir hacmine ulaşmış belediyeler için geçerlidir. Ulaşımla ilgili bütün sorumluluklar, yasa tasarısıyla belediyelere bırakılmıştır. Ulaşım ile trafik kavramları iç içedir; yolun asfaltını belediye döker, çizgisini belediye çizer, trafik işaretini belediye koyar, her türlü köşe düzenlemesini -üstgeçit, altgeçit- belediye yapar; ama, trafik hizmeti trafik polisinin emrindedir; ehliyeti onlar verirler; bu, son derece yanlıştır. Kentlerde, özellikle büyükşehirlerde, kentiçi ulaşım ve trafik tamamen belediyenin yetkisi içinde olmalıdır.

Bir başka konu da şudur: E-belediyecilik konusunda, 2004'te, bu çağdaş (!) Belediyeler Yasası Tasarısında, hiçbir kavram ve hüküm yer almamaktadır. Oysa, belediyelerin, e-belediyecilik sistemine geçmesi için teşvikler olmalıdır, destekler olmalıdır; hatta, bana sorarsanız, zorlamalar olmalıdır ve artık, çağımızda, belediyeler, e-belediyecilik yöntemiyle yönetilmelidir.

Çok tartışılan bir konu olan, şirketlerle ilgili görüşümü de söyleyerek konuşmamı bitirmek istiyorum.

Birçok belediyede, bazen, şirket kurmak zorunluluk halini alabilmektedir. Bana göre, şirketlerin yüzde 51'i belediyenin mülkiyetinde olmalıdır. Eğer, yüzde 51'i belediyede değilse, herhangi bir şirkete belediye ortak olmamalıdır. Bana göre birinci koşul bu.

İkinci koşul; belediyeler, diğer belediye iştirakleri gibi, örneğin, İETT gibi, İSKİ gibi, denetlenebilmeli ve yargılanabilmelidir. Eğer, sadece anonim şirket statüsünde kalıp, denetimden uzak, yargılanmada, bir kamu yöneticisinin yargılama koşullarından uzak koşullarda şirketler mevcut olursa, gerçek amacına ulaşmak mümkün olmaz. O bakımdan, bu şirketler kurulabilir, ihtiyaç halinde kurulabilir; ancak, mutlaka, yüzde 51'i belediyelerde olmalıdır ve de denetlenebilmelidir, bir kamu yönetimi gibi, şirketlerin yöneticileri de yargılanabilmelidir.

Yerel yönetimlerle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaştım; hepinizi, tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2004-07-07-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
