# Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 15 Haziran 2005
- **Gündem:** SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2005-06-15-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e-2

> Nurettin Sözen (CHP), 15 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 1.124 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bıraktığım yerden konuşmama devam ediyorum.

Bu yasa tasarısı da bir vâkî öneridir; ama, komisyondan geçmiş bir öneridir. Yine, sivil toplum örgütlerinden, odalardan, meslek odalarından, üniversitelerden kaçırılmış bir yasadır. Her ne kadar komisyona Türk Tabipler Birliği davet edilmiş ise de, Türk Tabipler Birliği, bir aydan beri Sağlık Bakanlığıyla görüşme talep etmektedir gündemdeki maddeleri karşılıklı tartışabilmek için ve Sağlık Bakanlığı, en önemli ve en üst düzeydeki meslek kuruluşu olan, kanunla kurulmuş bir kuruluş olan Türk Tabipler Birliğine randevu vermemiştir. Dolayısıyla, çok önceden beri zorunlu hizmete karşı olan bu üst kuruluşumuzun gerçek görüşleri tasarıya yansıyamamıştır. Aynı şekilde, Parlamento çalışmaları olarak, biz, milletvekilleri olarak, hekim milletvekilleri olarak, bugün gündeme alınacağını öğleye doğru gündem ilan edildikten sonra gördük ve öğlenden bu saate kadarki süre içerisinde bu yasa hakkındaki görüşlerimizi toparlamak zorunda kaldık. Bu kadar ciddî bir yasa tasarısının, bana göre demokrasiyi, insan haklarını, kişilik haklarını bu kadar yakından ilgilendiren ve uzun yıllara yönelik uygulaması söz konusu olan bir yasanın, çok daha önceden düşünülmesi, konuşulması, tartışılması ve dolayısıyla, konuşacak arkadaşların da yasa karşısında söyleyeceklerini hazırlaması gerekirdi; ama, bu olanak tanınmamıştır, alelacele gündeme konulmuştur. Biliyorsunuz, dün, başka bir yasayı, Kentsel Dönüşüm Yasasını tartışıyorduk, bugün, o yasa yarım bırakılarak çıkarıldı, çok alelacele, her yasa gibi bu sefer bu yasa gündeme konuldu. Bu da, Parlamenter çalışma sistemimiz bakımından, düzenimiz bakımından doğru olmamıştır, doğru olmamaktadır. Bu işi de, İktidar Grubu sık sık yapmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, demokrasimizin önemli kuralları var. Bunlar özendirme, teşvik etme, ödüllendirme, caydırma gibi kurallardır. Kuşkusuz bütün yasaların çıkarılmasında, bütün kararların alınmasında özendirme ve caydırma yöntemleri mutlaka gözönünde bulundurulmalıdır; yoksa, insanları kanun zoruyla, polis zoruyla bir yerden bir yere göndermek ve bazı işlevleri yerine getirmeyi sağlamak olanaksızdır. Ancak, özendirme, ödüllendirmede de adalet gibi, eşitlik gibi demokratik değerlere de önem vermek, değer vermek ve bunları da gözönünde bulundurmak gerekir.

Değerli arkadaşlarım, bu uygulama, yani, hekim ihtiyacı olan yerlerin hekim ihtiyacının karşılanması uygulaması cumhuriyetimizin kuruluşundan beri hep toplumumuzun ve yöneticilerin karşı karşıya kaldığı bir sorun olmuştur. Tek parti döneminde, cumhuriyet döneminde Dünya Sağlık Teşkilatının övgüyle söz ettiği sıtma mücadelesi, verem mücadelesi Türk hekimlerinin özverili çalışmalarıyla gerçekleşmiştir ve o dönemde uygulanan yöntem, tam manasıyla bir özendirme yöntemidir. O zaman İstanbul'da -hocalarımızdan dinledik en azından bunu- hocalarımız üniversitelerde asistan iken, 3 katı, 4 katı maaş alacaklarını düşündükleri için bir süre sıtma mücadelesinde, verem mücadelesinde çalışmayı yeğlemişlerdir, tercih etmişlerdir ve hizmet vermişlerdir. Türkiye bu savaşımları bu özveriyle ve bu yöntemlerle kazanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, o zaman 1 veya 2 tıp fakültesi vardı. Bu yasa, Zorunlu Hizmet Yasası 1981'de yasalaştığı zaman Türkiye'de tıp fakültelerinin sayısı 10'un altındaydı. Peki, şimdi kaç tıp fakültesi var; 50'ye yakın ve Sayın Bakan hekim açığımız olduğunu söylüyor.

Hayır, Türkiye'de hekim açığı yok, hekimin adaletsiz dağılımı var. Peki, bu adaletsiz dağılım nasıl adaletli hale dönüştürülebilir; işte, bu, yönetimin yapacağı, yönetimin yeteneğiyle, idarecilik gücüyle yapabileceği bir şeydir; bunu yapamamıştır Bakanlık ve aczini itiraf etmiştir, beceremedim demiştir.

Bu yasada tek takdir edilecek şey de, bir devlet adamı olarak, evet, ben, iki yıl evvel bunları söyledim; ama, ben, daha yeni geldim siyasete; bu işi bilmiyorum, yöneticiliği bilmiyorum, bakanlığı bilmiyorum, sağlık hizmetlerini bilmiyorum; ben, Atatürk Üniversitesinde çocuk hekimliği yaptım, bu işlerle ilgilenmedim, bilenlere de sormadım, tarihi de karıştırmadım; onun için, bu duruma düştüm, demektir; belki de, tek takdir edilecek taraf da işte burasıdır.

Değerli arkadaşlarım, tıp fakültelerine yılda 5 000 öğrenci alınıyor. Bunların büyük bir kısmı da mezun oluyor. Bu kadar, yılda 5 000 hekim yetişecek ve Türkiye'de, hekim açığı var denecek; bunu kabul etmek olanaksız.

Her işimiz böyle. Bir deneyimden geçmeden, bilenlere sormadan, aile hekimliği kararı çıkardık. Düzce'de, Türkiye'nin en küçük ilinde aile hekimliğine başlanamadı; başlanamaz; çünkü, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak sayıda aile hekimliği yok. Türkiye'de, tıp fakültelerinde aile hekimliği kürsüsü yok. 50 tıp fakültesinin sadece 5'inde belki aile hekimliği ihtisası var. Dolayısıyla, eğer, aile hekimliğine dayalı bir sağlık sistemi geliştireceksek, elli yıla ihtiyacımız var. Elli yıl sonra, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak, Batı ülkelerinin bazılarında iyi örneklerini gördüğümüz aile hekimliği uygulaması hayata geçebilir; ama, bugünden bunu ortaya atmanın, olanaklarımızı değerlendirmeden, hekimlerimizin, aile hekimi sayısını düşünmeden, toplumumuzun eski uygulamalarını, tarihten gelen, örneğin, sosyalizasyon uygulamalarını yok sayarak -yasası yürürlükte hâlâ- onun üzerine yeni sistemleri monte etmeye çalışmak, beceriksizlikten başka hiçbir anlam taşımaz.

Değerli arkadaşlarım -konuşmamın başında ifade etmiştim- zorunlu hizmetin dışında, bazı görevlilere, tamgün veya serbest çalışma olanağı tanımayan bir hüküm, bir unsur da bulunmaktadır. Yani, sağlık müdürleri, sağlık müdür muavinleri, başhekimler ve muavinleri serbest çalışamayacak. Buna ilke olarak katılırım, doğru olabilir; ama, bunu uygulamanın yolu var, insanların kazanılmış hakları var, müktesep hakları var. Makable şamil olmaz diyoruz; yani, geriye dönük yasa olmaz. Daha evvelki yasaların kendilerine verdiği haklardan yararlanarak muayenehane açmış bir başhekimi cezalandırmaya ne hakkınız var?! Tabiî, muayenehane çalışması yapmamış, muayenehane görmemiş hekimlerin böyle karar almaları doğal. Bir muayenehane nasıl açılır, nasıl kapanır; hele, bazı dallarda, göz gibi veya elektronik aletler gerektiren röntgen gibi veya diğer dallarda muayenehanenin nasıl açılıp kapanacağını bilmeyen insanlar böyle davranabilirler. Burada hiç olmazsa müktesep hakkı tanıyarak, kazanılmış hakkı tanıyarak ve bundan sonra atayacağınız müdürleri, müdür muavinlerini, başhekimleri tam gün çalışan, muayenehanesi olmayan hekimler arasından seçin, buna itirazım yok; ama, lütfen, daha evvelki yasalarla yasal haklarını kullanan hekimleri, bir yasayla, üç ay içerisinde muayenehanesini kapatmak zorunda bırakmayı kabul etmek mümkün değil bir hekim olarak; hem hukuka uygun değil hem insanlığa uygun değil hem gerçekçi değil hem verimli değil ve birtakım insanların da zararlarına sebebiyet veriyorsunuz.

İlke olarak, biz, bu görevde bulunanların tamgün çalışmasının yararlı olacağını, doğru olabileceğini düşünüyoruz; ama, bunun yolu, önce, kazanılmış haklara saygıdan geçer, daha sonra da, atayacağınız insanları -atıyorsunuz, atadınız- tamgün çalışan arkadaşlar arasından seçeceksiniz.

Bir başka olumlu unsur bu yasa tasarısı içinde; daha evvel çıkardığınız birçok torba yasa gibi bu da birbirine benzer hükümler içeriyor. Bu da son derece yanlış, yasa tekniği bakımından yanlış. Bildiğim kadarıyla Anayasanın da katılmadığı bir kanun yapma yöntemi. Bir taraftan atamaları içine koyuyorsunuz, bir taraftan tamgünü koyuyorsunuz, bir taraftan zorunlu hizmeti koyuyorsunuz, bir taraftan nöbet tazminatını koyuyorsunuz; bunların hepsi başka başka şeyler. Nitekim, üç dört kanunda değişiklik yaparak, alelacele, bu yamalı yasa tasarısını gündeme getirdiniz. Bu da öyle.

Şimdi, buna rağmen, sağlık personelinin, o çilekeş sağlık personelinin nöbetlerinden dolayı tazminat almalarını tabiî, yürekten destekliyoruz. Biraz evvel Bakanımız konuşurken, işte, uygulamada doğu ve güneydoğuda ebeler, sağlık teknisyenleri kadroları doldurdular… Ne yapsınlar; sayıları dünya kadar çoğalmış, iş bulamıyor, çoluk çocuğunun ekmeğini sağlayamıyor, nerede bir olanak varsa oraya gidiyor. Hekim arkadaş niye gitmiyor; hekim arkadaş da, yuvasına, çoluk çocuğuna daha iyi bir düzen sağlamak için, çoluk çocuğunu daha refah içinde yaşatmak için, nerede iş buluyorsa oraya gidiyor. Demek ki, oraya gitmekten daha fazla huzur duyuyor, daha fazla para kazanıyor ki, oraya gitmiyor. Hani demokrasi, hani serbest piyasa ekonomisi, hani kişi hakları?! İşinize geldiği zaman onlar yok; ama, işinize gelmediği zaman, her türlü meselede, özlük haklarında, efendim, müteahhide yaptırma, taşeronlara iş yaptırma, liberalleşme, piyasa ekonomisi deyip duruyorsunuz; ama, orada, insanların çok doğal seçeneklerine saygı göstermiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2005-06-15-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
