# İstanbul elektrik tranvay ve tünel idareleri teşkilat ve tesisatının istanbuly belediyesine devri hakkında (s.s.1098)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim
- **Tarih:** 28 Şubat 2006
- **Gündem:** İSTANBUL ELEKTRİK TRANVAY VE TÜNEL İDARELERİ TEŞKİLAT VE TESİSATININ İSTANBULY BELEDİYESİNE DEVRİ HAKKINDA (S.S.1098)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2006-02-28-istanbul-elektrik-tranvay-ve-tunel-idareleri-teskilat-ve-tesisatinin-i

> Nurettin Sözen (CHP), 28 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL ELEKTRİK TRANVAY VE TÜNEL İDARELERİ TEŞKİLAT VE TESİSATININ İSTANBULY BELEDİYESİNE DEVRİ HAKKINDA (S.S.1098)); konuşma 2.091 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 1098 sıra sayılı İETT'nin İstanbul Belediyesine Devrine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu raporu üzerinde konuşacağım; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, değişen yerel yönetim yasaları, özellikle Büyükşehir Belediyesi Yasası, İstanbul'da, belediye sınırlarını mülkî sınırlarla birleştirmiştir; bir başka deyişle, belediye sınırları, mülkî sınır halini almıştır ve böylece de, daha evvel İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları dışında kalan Çatalca, Silivri, Büyükçekmece, Şile gibi ilçelerimiz, büyükşehir belediye sınırları içerisine girmiştir. Doğal olarak, bu ilçelerin büyükşehre katılmasıyla, Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğu altında olan ulaşım konusu ve sorunu, Büyükşehir Belediyesinin konusu ve sorunu haline gelmiştir. İlginçtir ki, bu konuyu, bugüne kadar, yasa çıkalı çok uzun süre olmuş olmasına karşın… Bugün, çok acele, dört gün evvel İçişleri Komisyonunda görüşülüp karara bağlanan, bir maddede iki cümle ve iki kelime değişikliği talebiyle karşı karşıyayız. Oysa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi ülkemizin en büyük kentinin en büyük organizasyonunun ulaşım sorunu, çok daha önemli bir şekilde, çok daha planlı bir şekilde, çok daha köklü çözümlerle ele alınması gerekir ve bu Genel Kurulda, böylece, ciddî bir yasa tasarısını veya teklifini görüşme sorumluluğuyla karşı karşıya kalması gerekirdi. Nitekim böyle bir çalışma yapılmıştır. Yaklaşık altı ay önce, yine, bugünkü yasa teklifini veren arkadaşlar tarafından bir yasa tasarısı, komisyonumuza gelmiştir. Komisyon bunu büyük bir ilgiyle, büyük bir önemle ele almıştır, alt komisyon kurmuştur. Bendeniz de, o komisyonda, büyük bir şerefle ve heyecanla görev yaptım. Bu yasayı beğendiğim için; yani, İstanbul'daki tüm ulaşım sorununu ele alacak, tüm mevcut şirket, yasayla kurulmuş şirketler ve birimleri bir araya toplayan bir yasa olduğu için, yine, bir başka deyişle, trafiğin ve ulaşımın tek elden yönetimini sağlayacağı için, o yasaya destek verdik, katkıda bulunduk ve alt komisyonda son şeklini aldı; ama, anlayamadığımız bir nedenle, bu köklü çözüm getiren, gerçekten, bilimsel diyebileceğim ölçülere uygun yasa tasarısı, komisyonumuza tekrar gelmedi, dolayısıyla, Genel Kurula gelmedi ve bu köklü ve bilimsel ve de gerekli yasa tasarısı tartışılamadı. Oysa, şimdi, dört gün evvel… Çok acele bir şekilde, bir teklifle karşı karşıyayız.

Arkadaşlar, bu teklifin değişen maddesini okuduğum zaman göreceksiniz ki, hiç özen gösterilmeden, çok acele bir şekilde kaleme alınmış ve bir çözüm, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu köklü ve bir numaralı sorununu çözmeye yönelik bir değişiklik ve bir yasa teklifi değildir. Türkiye'nin nasıl bir numaralı sorunu işsizlikse, İstanbul Kentinin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir numaralı sorunu da ulaşım sorunudur. Böylesine bir sorunu bir kelimelik değişiklikle çözmek olanaksızdır. Cümleyi okuyacak olursak, teklif edilen (B) cümlesi: "İstanbul'un Rumeli ve Anadolu Yakaları ile civarında ve Adalar'da elektrik kudreti tevzi etmek üzere elektrik tesisatını ve elektrikli tramvay…" Yani, İstanbul'da, elektrik dağılımı, elektrik tesisatı yıllardan beri İstanbul Belediyesinin sorumluluğu ve ilgi alanı dışında. Şimdi, özel şirketler yönetiyor, daha evvel başka şirketler yönetiyordu. Bu maddeyi, hâlâ, böyle teklif ediyoruz, bu yazıyla teklif ediyoruz ve sonunda da işte, iki kelimeyi değiştireceğiz ve bu çözüm ortaya çıkacak. Bunun tercümesi nedir biliyor musunuz siyasette; hele, AKP iktidarda ise tercümesi nedir biliyor musunuz; otobüsler hazır, müteahhidi hazır, bu işi bitirmek için komisyona alelacele bir teklif, dört gün içerisinde Genel Kurula iner, dört gün sonra da bu mesele olup, biter!.. Yazıktır, yazıktır; bu, ne partiye ne bu Meclise ne İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına ne bu teklifi veren arkadaşlara hiçbir şey kazandırmaz.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, burada İstanbul'un ulaşımını sağlayan, özel otobüsler dediğimiz, her büyük şehirde bulunan özel otobüsler vardır. İstanbul'da bu hizmeti 3 kooperatif yerine getirmektedir. Eğer, böyle bir gereksinim varsa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu kooperatifler aracılığıyla, bu kooperatifleri beğenmiyorsa yeni bir kooperatifin kuruluşunu sağlayarak bu ulaşım hizmetini yerine getirebilir. Kuşkusuz, yeni otobüslere ihtiyaç var. Yüzde 9,5-10'u, araçların, toplutaşım araçları; oysa bu toplutaşım araçları, İstanbul Kenti nüfusunun veya ulaşımının yüzde 60'ını karşılamaktadır. Dolayısıyla, böyle bir sorunla karşı karşıyayız; ama, böyle parçacıl çözümlerle, geçici çözümlerle, bazı kesimlere olanak sağlayabilecek yaklaşımlarla bu köklü ve ciddî sorun çözümlenemez. Bunun için öncelikle -biraz sonra önerilerimi sıralayacağım- bir nazım plan gereklidir, ulaşım planı gereklidir. Hatta, bu planın İstanbul'u taşarak,Trakya'yı kapsayan, Sakarya'ya kadar uzanan bir bölge planı biçiminde olması, artık, çağdaş görüştür. Daha evvelki konuşmalarımda bunu söylemiştim. Gerek yerleşim planı gerekse ulaşım planı, artık, İstanbul'u taşmıştır; çünkü, İstanbul'un uzantıları, bir taraftan Trakya'ya, bir taraftan Sakarya'ya kadar uzanmıştır. Dolayısıyla, İstanbul'la ilgili, ister yerleşimle olsun ister ulaşımla olsun, ne yapılacaksa bir bölge planı içerisinde yapılması gerekir.

Bu bölge planının nasıl olacağı konusunda daha evvelki konuşmalarımda bazı ipuçları vermiştim; kuşkusuz, bir çalışma yapılacak olursa, katkılarımız olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, savunma yapılırken deniliyor ki, özel otobüsler kâr için çalışıyorlar; dolayısıyla, bazı hatları beğenirler bazılarını beğenmezler; çünkü, kârlılık söz konusudur.

Peki, değerli arkadaşlarım, otobüsleri kiralarsanız kârlılık söz konusu olmaz mı; yani, oradan para kazananlar yok mu; birtakım insanların cebine, kesesine, özel şahısların veya şirketlerin kasasına bazı kârlar girmeyecek mi?

Bizim anlayışımızdan, yani, sosyal demokratların anlayışından farklı olarak, illa, bunları, mutlaka özel şahıslar eliyle görmek, mutlaka özel şirketler aracılığıyla görmek istediğinizi anlıyorum. Şimdi daha da ileri gidiyorsunuz, dargelirli ve sadece 1 otobüsü olan insanlar yerine, büyük sermaye sahiplerine, 10 tane, 100 tane, 500 tane otobüs alabilecek ve kiralayabilecek insanlara peşkeş çekiyorsunuz; yani, kamu kaynaklarını onların kasasına aktarıyorsunuz; çünkü, özel halk otobüsü olsa bir kooperatif söz konusudur, o kooperatifte de her şahsın olsa olsa 1 otobüsü vardır.

Şimdi, bu kiralama olayı gelince, yıllar öncesine sizi götürmek istiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bizden sonra, maalesef, böyle bir yanlış geleneği oluştu. Bu gelenek, araç kiralama geleneği. Otomobil kiralanıyor, beyaz plakayla, ilgililer, müdürler dolaşıyor; ölçüsüz, kontrolsüz bu arabalar İstanbul Kenti içinde veya dışında dolaşıyor; ne kadar yakıt yaktığı, kimin kullandığı, kaza yapılıyorsa veya başka harcamalar yapılıyorsa nasıl olduğu belli değil; çünkü, bunlar özel sektörden kiralanmış.

Yıl kaç?.. Yani, ondan sonra da hep böyle kiralanıyor da… Elimdeki belge eski yıllara dönük, onu size söylemek istiyorum ve bunu, Sayın Emin Çölaşan'ın makalesinden -çok acele geldi gündeme, benim arşivimi karıştıramadığım için hazır bir kaynaktan yararlanıyorum ve Sayın Emin Çölaşan'ın yazısından- size aktarıyorum; 27.4.1995: İhale yapan şahıs, şirketini, belediyenin seçiminden üç ay, beş ay evvel kuruyor ve şirketin sahibi, o zamanki Refah Partisinin çok önemli bir mensubu, yöneticisi, Sayın Abdulkadir Doğru'nun oğlu. Onun şirketinden araç kiralanıyor ve…

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Abdulkerim Doğru Refah Partisinde hiç olmadı.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Özür dilerim.

Peki. Yani, sizin partinizden…

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Refah Partisinde hiç olmadı…

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Peki, sizin yandaşınızdan… Nasıl söyleyeyim?! Siz, geçmişi herhalde reddediyorsunuz!

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Ama, yanlış söylüyorsunuz.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Peki, şöyle söyleyeyim isterseniz…

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Abdulkerim Doğru Refah Partisinde hiç olmadı.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Peki. Partinizin veya belediyeyi yönetenlerin yakını desem daha mı doğru olur? Peki, nasıl kabul ederseniz öyle alın.

MUSTAFA BAŞ (İstanbul) - Sen doğrusunu söyle.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, 1 adet Opel Vectranın yıllık kirası o tarihte 504 000 000 lira. 504 000 000 liraya kiralanıyor; şoförü falan hepsi belediyeye ait. O tarihlerde, iki yıl veya üç yıl kiralarsanız, Vectra Opeli beleşe getirmiş oluyorsunuz; yıl, 1994-1995; Vectra otobüs. Diğer otobüsleri… Zamanınızı almayayım; mesela, Renault, Ford Escort 312 000 000 lira o tarihte. Evet, o tarihte -ve Çölaşan'a göre iki yılda, hadi, üç yılda olsun- o otobüsü, o arabayı kiralıyorsunuz, müdürlerin altına beyaz plakayla veriyorsunuz, istediği gün, istediği saatte, istediği gibi kullanıyor ve sonra da, siz "devlet" diyorsunuz, "devletin parçası" diyorsunuz, "kamu yönetimi" diyorsunuz, "yerel yönetim" diyorsunuz. İşte, sonuçta, kiralama olayının gerçeği bu; iki yılda, üç yılda, bir yandaşınızdan aldığınız arabalarla kiralama işlemini yapmış oluyorsunuz. Yetmiyor, parçacıl yöntemlerle bu iş çözümlenemiyor, köklü çözümler gerekiyor…

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu sırada, bu arada, İstanbul Belediyesinin otobüsüyle ilgili, yetkili, komisyonda bilgi verdi; 2 700 otobüsü olduğunu öğreniyoruz. 1994'te görevi devretmeden evvel 3 000'e yakın otobüs vardı. 2 000'i aşkın sıfır kilometre otobüs benim dönemimde alındı; sadece 2 000 tanesi.

İlk kez, İstanbul'da, doğalgazlı otobüs, dönemimizde alındı.

Kentiçi ulaşım ilk kez, dönemimizde, çift katlı otobüsü hizmete soktu.

Türkiye'de ilk kez özürlüler için özel otobüsler tahsis edildi dönemimizde. 2 000 otobüs aldık, 3 000'e yakındı, şimdi 2 750. Oniki yıl sonra rakam 2 750.

Bu nüfus artışına karşın on yılda araçlar eskimedi, on yılda araçlar devredışı bırakılmadı!

Şimdi, bütün bunlara rağmen, on yıl içinde alınan otobüslerin 2 000'e ulaşmadığı küçük bir hesapla ortaya çıkmaktadır; yani, bir taraftan toplutaşım, şunu yapalım, bunu yapalım, ulaşıma çözüm olalım, otobüs kiralayalım; ama, siz, oniki yıl içerisinde geldiğiniz noktaya bakın: Filonuz 2 700. Otobüs filosu, ne kadar rakam; yani, 1994'teki rakamdasınız, en iyimser bir tahminle 1994'teki rakamdasınız ulaşımda.

MEHMET KILIÇ (Konya) - Metro... Deniz ulaşımını unutmayalım Hocam.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Metro, değil mi; tabiî, metroyu da siz düşündünüz, siz planladınız, siz ihale ettiniz, siz temelini attınız. 14 kilometrelik metronun 10 kilometresi dönemimde tamamlanmıştır, iki yıl içinde. Bakın, hâlâ Taksim-Yenikapı -2004'ten, oniki yıl oldu- arası metro gerçekleşemedi. Onun için, laf atarken çok dikkat edin, sonra geri gelmesin size.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, çözüme gelelim, bundan çözüme gelelim. Biraz evvel konuşmamda söyledim; bu meseleleri ciddî ele almak lazım. Bir yasa tasarısında iki kelimeyi değiştirerek İstanbul'un ulaşım sorununu ve trafik sorununu çözemezsiniz. Bunun için bilimsel düşünmek lazım, geniş düşünmek lazım, uzun vadeli düşünmek lazım. Bunun için zaman vardı; yasa çıkalı bir yılı aştı; eğer, böyle bir yeni gereksinim doğduysa, bunu telafi edecek planlar yapılmalıydı. Bundan sonra da yapılmalı -şimdi önereceğim- daha başka önlemler de almalıyız; çünkü, İstanbul Türkiye'nin kalbi, her şeyi, beyni ve de orada yaşayan insanların rahatlığı, mutluluğu, refahı, kuşkusuz, hepimizi ilgilendiriyor. Onun için, ulaşıma son derece büyük önem vermemiz gerekiyor. Önce, mümkünse bölge; değilse, İstanbul'un ulaşım nazım planının mutlaka gerçekleştirilmesi lazım.

Eski planların da, yeni yasalardan sonra, yeniden ele alınması lazım. Kuşkusuz, bazı planlar mevcuttur; ama, Büyükşehir Belediye Yasası ve diğer belediye yasalarından sonra, bu nazım planın, yeniden ele alınarak revize edilmesi gerekir.

Biraz evvel söylediğim gibi, otobüs temini konusunda, ya mevcut kooperatiflerden; yani, daha çok halk sektörü, daha çok halktan, esnaftan oluşan bu kooperatiflerle bu hizmeti götürmek veya yeni bir kooperatif kurma yoluna gitmek lazım. Böyle, birkaç kişinin, bir şirketin, iki şirketin, üç şirketin hizmetinde olmak belediyeyi ileride çok ciddî sıkıntılarla karşı karşıya bırakabilir.

Bir türlü bitirilemeyen Yenikapı-Taksim metrosu bitirilmelidir. Çok daha önemli bir raylı sistem olayı. Kentin gereksinim ve ihtiyaçlarına göre, nüfusuna göre, raylı sistemler, yıllar önce, bizden de çok önce Topkapı'ya kadar planlanmıştı. Daha sonra ihtiyaçlar arttı, İncirli'ye kadar planlandı, daha sonra havaalanına kadar geldi. Şimdi Beylikdüzü'nü aşması gerekiyor, Çatalca, Silivri yönüne gitmesi gerekiyor, Büyükçekmece'ye ulaşması gerekiyor. Tramvayla, metroyla veya yeni teknolojilerle bunların planlanması ve projelerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Eğer böyle giderse, bunları hazırlamaz ve gerçekleştirmezsek, önümüzdeki beş on yıl içerisinde İstanbul çok ciddî sorunlarla karşı karşıya kalır.

Değerli arkadaşlarım, biraz evvel teklif maddesini okudum, elektrik meselesinde de görev veriyor. Biz bunu yineliyoruz burada, bu tasarıda yineliyoruz; bu Parlamento ve bu komisyonlar bu kadar duyarsız olamaz, bu kadar dikkatsiz olamaz, bu kadar üstünkörü çalışamaz ve böyle bir maddeyi onaylayamaz, böyle bir maddeyi kabul edemez. Tarihine ve tutanaklarına böyle bir yanlışın sahibi olarak geçmesini kabul edemiyorum, içinde üyesi olduğum bu Parlamentonun. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, konuşmamı ve önerilerimi söyledim. Şimdi, uzatmamak için, bugün internette karşılaştığım, yine İstanbul Belediyesiyle ilgili bir konu da iki cümle söyleyerek, konuşmalarımı tamamlamak istiyorum.

Sayın Başbakanın başkanlığında, bazı bakanların, Kuruçeşme'de bir gökdelen dikeceği söyleniyor. Böyle projeler ve hayaller içinde çok başbakanla, ben karşılaştım; bazılarıyla çalıştım, siyasetçi olarak, bazılarının yaptıklarını izledim. Örneğin, Sayın Çiller, sahillerdeki Paşabahçe Cam Fabrikasını, Beykoz Kundura Fabrikasını, Üsküdar Dokuma Fabrikasını, hepsini yıkacaktı, hepsinin yerine gökdelen yapacaktı; rant kazanmak için.

Tabiî, Türkiye'de bir Kıyı Kanunu var mı uygar ülkelerde olduğu gibi; var. Ee, bunu nasıl yok sayıyorsunuz?! Peki, Türkiye'de bir Boğazlar Kanunu var mı; var. O güzel nimeti, dünya değeri olan Boğaz'ı korumak için bir Boğaziçi Yasası var değil mi; Onu da yok sayacaksınız. Sonra, imarla ilgili bütün hareketlerin, yasalar tarafından ve biraz sonra değineceğim Anayasa Mahkemesi kararıyla, büyükşehir belediyesine verilmiş bir görev olduğu halde, bakanlar ve başbakanlar, bu yasaları yok sayarak ve Büyükşehir Belediye Meclisinin yerine geçerek, bina tasavvur edemezler, düşünemezler ve gerçekleştiremezler.

Biz, 12 gökdelenin yapımını Danıştay kararıyla durdurduk ve bu Danıştay süreci içerisinde Danıştaydan talepte de bulunduk ki, Ankara, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sınırları içinde plan yapmasın, proje yapmasın diye. Bu isteğimiz, Danıştay tarafından Anayasa Mahkemesine gönderildi ve Anayasa Mahkemesi, bu görüşümüzü uygun gördü ve “Ankara'dan İstanbul'da proje plan yapılamaz" yönünde karar verdi. Yani, bu yetkilerin tamamının, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde olduğuna karar verdi.

Onun için, kimse, ister başbakan ister bakan, kim olursa olsun, Ankara'da oturup İstanbul'da bina dikmesin, binalar yapmasın. Türkiye'nin yasaları var, kuralları var. Çok şükür, bunlar hâlâ yaşıyor; bunlar yaşadıkça da bunlara sahip çıkacak insanlar var. Burada, bu kararı da büyük bir üzüntüyle karşılıyorum. Umarım, gerçek olmaz; umarım, doğru değildir. Eğer, "ben, Kıyı Yasasını değiştiririm, Boğaziçi Yasasını değiştiririm, Büyükşehir Belediye Meclisinin yetkilerini üzerime alırım…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - "…ve orada, birisine verdiğim sözü yerine getirmek için, bir Arap şirketine peşkeş çekmek için Kuruçeşme'de bir gökdelen dikerim" diyorsa, hayırlı olsun derim ben de!

Saygılar sunarım efendim. İyi günler. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “İstanbul elektrik tranvay ve tünel idareleri teşkilat ve tesisatının istanbuly belediyesine devri hakkında (s.s.1098)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2006-02-28-istanbul-elektrik-tranvay-ve-tunel-idareleri-teskilat-ve-tesisatinin-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
