# Büyükşehir belediye kanununa bir ek madde eklenmesi hk (2/691)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mayıs 2006
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİ HK (2/691)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2006-05-23-buyuksehir-belediye-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesi-hk-2-691

> Nurettin Sözen (CHP), 23 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİ HK (2/691)); konuşma 621 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; konuşmama başlamadan evvel hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İzmir Milletvekili Sayın Ülkü'nün yasa önerisi üzerinde görüşlerimi bildireceğim; ancak, o konuya dönmeden önce, sağlıkla ilgili bazı konulara Yüce Meclisin dikkatini çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bugünkü basın bildirilerinden, haberlerinden öğrendiğimize göre, IMF'nin yaptığı çalışma sonucunda, bütçenin 4,5 milyar dolar açık verdiğini ve bu açığın büyük bir bölümünün de Sağlık Bakanlığından kaynaklandığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Henüz, sağlık sigortası -2007 Ocağında hizmete girecek sağlık sigortası- başlamadan evvel verilen bu açığın, önümüzdeki yıllarda çok daha fazla olacağı anlaşılmaktadır. Bu, plansız bir gelişmenin, plansız bir çalışmanın ürünüdür kuşkusuz.

Bir başka çizgi, bir başka nokta, aile hekimliği olayıdır. Geçen hafta arkadaşlarımla beraber Düzce'de yaptığım incelemede gördüm ki, Düzce'de yapılan bu aile hekimliği çalışması başarısız bir şekilde sonuçlanmıştır. Üstelik, bu başarısız sonuçlara karşın, uygulama daha da yaygınlaştırılmaktadır. Başarısızlığın bir tek küçük örneğini size sunmak isterim: Düzce'de hizmet veren 104 hekimin sadece 1 tanesi aile hekimi uzmanıdır. Bildiğiniz gibi, Uzmanlık Yönetmeliğine göre, yasalarımıza göre, değişik dallarda uzmanlıklar var. Aile hekimliği de bir uzmanlık dalıdır uygulamada. Şu anda, Düzce'de hizmet veren 104 hekimden sadece 1 tanesi aile hekimi uzmanıdır. Oysa, bu hizmetin ancak aile hekimi uzmanları tarafından verileceği de açıktır.

Bir ara, pratisyen hekimlerin aile hekimliği uzmanı gibi çalıştırılması düşüncesi söz konusu oldu ise de, bu pratisyen hekimlerin yetiştirilmesi; yani, aile hekimi yerine istihdamı konusunda hiçbir girişimde bulunulmamıştır, hiçbir uygulama, hiçbir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla, bu yasa da halkımıza hizmet vermekten uzaktır. Yeniden ele alınması, yanlışın neresinden dönülse kârdır anlayışıyla, yeniden aile hekimliğinin düzenlenmesi gerekmektedir. Altyapı yapılmadan, sağlık ocaklarında muayene ve tedavi için asgarî gerekli tıbbî araç ve gereci temin etmeden verilecek bir hizmetin, sağlık hizmetinin yeterli olmayacağı açıktır.

Değerli arkadaşlarım, bir başka nokta, yabancı hekim konusu. Doğuda ve güneydoğuda eksik olan hekim hizmetini veya hekimlerin eksik oluşu dolayısıyla düşünülmüş bu çözüm de, gayri ciddî bir çözümdür. Öyle zannediyorum ki, bu çözüm "sağlık köyü" denilen ve muhtemelen Arap sermayesiyle kurulacak, beş yıldızlı hastaneler ve göstermelik olarak istihdam edilecek Amerikan hekimleri için, Amerika'dan gelecek olan hekimler için düşünülmüş bir çözüm olsa gerek; yoksa, doğuda, güneydoğuda, yörenin kültürünü bilmeden, yaşamını bilmeden, koşullarını bilmeden, geleneklerini bilmeden, Türkçe bilmeden, bir yabancının burada hizmet vermesi mümkün değildir. Bu bir aldatmacadır. Bu da, halkı aldatmaktan vazgeçmek ve işin gerçeğine dönmek gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bir başka çizgi -hep beraber basından izledik- bundan bir ay evvel, doğum ücretini ödemediği için bir aile hapse girmişti; Sağlık Bakanlığının aracılığıyla hapisten kurtulmuştu. Yani, insanların, ücretsiz olarak, herkesin eşit sağlık hizmeti aldığı gerçeği ortada durmaktadır, doğru değildir, gerçek değildir. İnsanlar, aynı şekilde, bu karmaşık sistemde yeteri kadar sağlık hizmeti alamamaktadır. Koruyucu hekimlik de, aynı şekilde, istenilen düzeyde değildir.

Sonuç olarak, eşit işe eşit ücret konusunda da -bugünkü öneride de söz konusu olduğu gibi- hekimlerimiz, aynı hizmeti vermesine karşın, aynı ücreti almamaktadırlar. Aynı bina içerisinde, 657 sayılı Yasaya dayalı çalışan hekimler olduğu gibi, sözleşmeyle çalışan hekimler vardır. Dolayısıyla, iki farklı uygulamada, iki farklı koşulda hekim görev yapmaktadır. Kaldı ki, bu sözleşmeli hekimler, iş güvenliğine sahip değildir, ailelerinin geleceğini planlayamamaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

NURETTİN SÖZEN (Devamla) - Dolayısıyla, böylesine farklı "eşit işe eşit ücret" ilkesinden uzaklaşan uygulamalara da son vermek gerekmektedir.

Yakın tarihimizde, hekim ihtiyacını karşılamak için yapılmış uygulamalar vardır. Cumhuriyet tarihimizde, tüberküloz mücadelesi gibi, trahom mücadelesi gibi, sıtma mücadelesi gibi mücadelelerde, Türk hekimi bu yörelere koşmuş ve toplumun bu sağlık hizmetini başarıyla yerine getirmiştir. Yeniden örnekler aramaya, uygulamalar aramaya gerek yok. Tarihten alınacak bu dersler ve uygulamalarla, doktor açığı kolaylıkla karşılanabilir.

Son olarak, zorunlu hizmet hakkında da bir iki cümle söylemek istiyorum. Biliyorsunuz, zorunlu hizmet, hiçbir meslek grubuna uygulanmayan bir uygulamayı hekimlere uygulama yöntemidir. Pratisyen hekimler, uzman hekimler, altı yıllık eğitim yetmiyormuş gibi, dört yıllık, beş yıllık ihtisas süresi yetmiyormuş gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Büyükşehir belediye kanununa bir ek madde eklenmesi hk (2/691)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2006-05-23-buyuksehir-belediye-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesi-hk-2-691 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
