# Gediz havzası ve tarım üreticilerinin sorunları hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 16 Ocak 2003
- **Gündem:** GEDİZ HAVZASI VE TARIM ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2003-01-16-gediz-havzasi-ve-tarim-ureticilerinin-sorunlari-hk

> Nuri Çilingir (CHP), 16 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GEDİZ HAVZASI VE TARIM ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 745 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Gediz Havzası ve Manisa tarım üreticilerinin sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, Manisa deyince, içinden geçenler diyecekler ki, canım, nesi var, ne sorunu var Manisa'nın, her taraf yemyeşil... Ama, pek öyle değil. Özet olarak anlatmaya çalışayım.

Manisa İlimiz, 600 kilometrekarelik Salihli, 450 kilometrekarelik Manisa, 300 kilometrekarelik Turgutlu ve 300 kilometrekarelik Bakırçay Ovalarından oluşan bir tarım alanını kapsamakta, toplam olarak 470 625 hektar ekilebilir tarım arazisine sahip bulunmakta ve sulanabilir alanın, ancak yüzde 40'ı sulanmaktadır.

Ancak, Türkiye'nin ilk sulanan ovalarından biri olması nedeniyle, açık kanal sistemiyle sulama yapıldığından, kullanılabilir suyun yüzde 40'ı buharlaşma yoluyla yok olmaktadır. O yüzden, kapalı sisteme geçme zorunluluğu vardır.

Bölgede en önemli ürünler, çekirdeksiz kuruüzüm, pamuk ve tütün olmakla birlikte, 29 çeşit tarla ürünü, 27 çeşit sebze, 25 çeşit meyve yetiştirilmektedir.

Sulama imkânı olmayan kırsal yörelerimizde, tütün ve haşhaş ekimi yapılmaktadır. Son yıllarda uygulanan IMF politikalarıyla, tütün ekim alanları iyice daralmıştır ve başka ürün yetiştirme imkânı olmayan bu kırsal bölgelerde büyük bir yoksulluk yaşanmaktadır.

Tütün ekimi yeniden gözden geçirilmeli ve planlı bir çalışmayla, tütün dışında başka bir ürün yetiştirme şansı olmayan bu bölgelerimize, 200 kilogram değil, arazi büyüklüğüne göre koçan belirlenmelidir; ancak, öğrendiğimiz kadarıyla, hükümetimiz Tekeli satmaya karar verdiğine göre, bu iş nasıl uygulanacak bilemiyorum.

Sayın milletvekilleri, ülkemiz tütün üretiminin yüzde 21'i Manisa'dan karşılanmaktadır. Tüccarla anlaşma yapan bazı üreticilerimizin koçanı elinde kalmıştır. Bu konuda hazırlanmış bir yasa olmadığından, tek taraflı, koçanlar atılmakta, üretici ne yapacağını bilemez halde beklemektedir. Bu tütünlerin de, Tekel tarafından alınması gerekmektedir.

Daralan tütün ekim alanlarında zeytinciliğe doğru bir yönelme vardır; ancak, fidan temini ve dikiminde ekonomik zorluklar yaşanmakta olup, fidan temini ve dikimini krediyle desteklemek gerekir.

Birinci derecede SİT alanı ilan edilen Bintepeler yöresinde zeytini yetiştiriyorsunuz; ama, korumak için bir kulübe bile yapamıyorsunuz. Bu soruna çözüm gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, ovamızda yetişen ürünlerden biri, uzun elyaflı Ege pamuğu olup, bu, tekstil sektörünün ana hammaddesi durumundadır. Ancak, bu yıl aşırı yağışlar, kaliteyi iyice düşürmüş, çok miktarda pamuk, toplama ücretlerinin yüksekliği ve piyasa fiyatlarının düşük olması sonucu toplanamamış, tarlada kalmıştır.

Yeraltı sulaması yapılan bazı bölgelerimizde üretici, elektrik parasını ödeyemez duruma gelmiş ve taksitlendirmeyi beklemektedir. Ayrıca, 2003 yılından itibaren, ziraî sulamada düşük tarifeli elektrik uygulaması ortadan kalkacağından, bu konunun da Bakanlar Kurulu tarafından karara bağlanması gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, Gediz Ovasının en önemli ürünü çekirdeksiz üzümdür. Çekirdeksiz kuruüzüm üreticileri son iki yılda çok büyük bir kaos ortamında yaşamaktadırlar. Üzümün yetiştirilme masrafları son iki yılda yüzde 200 artmış, ürün bedeli ise yüzde 75 oranında artış göstermiştir. Üzüm üreticisi ekonomik koşullar nedeniyle ezilmiştir. Üzüm üreticisi maliyet bedellerinin yüksek artışı yüzünden yoksullaşmıştır. Üzüm üreticisi doğa şartları nedeniyle afete uğramıştır.

Üzüm üreticisinin kooperatifi 4572 sayılı Yasayla güdük konuma getirilmiştir. 2002 yılı üzümleri doğa şartları ve hastalıklar sonucu ihracat niteliğinin yaklaşık yüzde 70'ini yitirmiş, yağmur, sel ve dolu felaketleri, sonucu -Manisa İl Tarım Müdürlüğü ve ilçelerdeki tarım müdürlüklerinin hazırladıkları rapora göre- üreticinin ürününün yüzde 40'ı heba olmuştur. Elde kalan üzüm, ancak sirke ve alkol yapımında kullanılabilir.

Fındıkta arz fazlalığı dolayısıyla uygulanan kararnamenin üzümde de uygulanması gerekmektedir. Bu nedenlerle, perişan durumdaki üzüm üreticisinin, sektörün geleceği açısından, fındıkta olduğu gibi, arz fazlalığı, yurtdışı ihracat pazarlarındaki payı ve döviz gelirine bakmadan, ortak özelliklere sahip çekirdeksiz kuruüzümle ilgili olarak, fındık alım kararnamesi gibi bir kararnamenin acilen çıkarılmasını bekliyoruz.

Sayın milletvekilleri, Gediz Ovası "altın ova" diye ifade ediliyor; ama, bu ova tehlikeler altında şu anda; iklimi, kliması, toprağıyla, çok çeşitli bitki yapısıyla korunması zorunlu hale gelmiş bir yöredir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURİ ÇİLİNGİR (Devamla) - Bölgenin en önemli sorunu Gediz Nehrinin kirlenmesidir. Havzadaki belediyelerin çoğu kaynak yetersizliği nedeniyle arıtma tesisi yapamamakta ve kirlenme giderek artmaktadır.

Alaşehir Çayının güneyinde kalan geniş bir alan yeraltı suyuyla sulanmakta; ancak, bu sular yüksek oranda bor içerdiğinden çölleşme meydana gelmektedir. Halbuki yörede yüzey suları mevcuttur, yeni yatırımlarla bu suları sulama suyu olarak kullanmak mümkündür.

Bütün bu sorunların çözümü, ortak bir otoriteyi ve kurumlar arasında zorunlu bir koordinasyonu gerektiriyor. Bu yüzden, yörenin özel bir statüye alınması, bu ovanın geleceğini kurtaracak; aksi halde, gözbebeğimiz ovamız, gelecekte, ekilip biçilemez hale gelecektir. Hükümetimizden, bu gayret ve çabayı yöre halkımız beklemektedir.

Ürün sigorta yasası ve tarım çevre yasası bir an önce çıkarılmalıdır.

Ülkemizin gıda güvenliğini sağlayacak planlı üretim modeli uygulanmalı, üreticinin elinde ürün kalmaması sağlanmalıdır.

Doğrudan gelir desteğiyle birlikte, pamuk, mısır, soya, yağlık ayçiçeği, zeytinyağı ve kanolaya prim ödenmesine devam edilmeli, pamuk primi 28 sent olarak derhal açıklanmalıdır.

Özet olarak söylemek gerekirse; tarım üreticisinin toprağa küskünlüğüne son verilmeli, üretimle barışması sağlanmalıdır. Tarımda çalışanların insanca yaşaması, devletimizin ve hükümetimizin temel hedefi olmalıdır.

Bunların gerçekleşeceği inancıyla, Yüce Meclise saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Gediz havzası ve tarım üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2003-01-16-gediz-havzasi-ve-tarim-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
