# V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2003
- **Gündem:** V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn

> Nuri Çilingir (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 839 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2004 yılı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enerji, ülkelerin gelişmesi, sanayileşmesi, sağlıklı bir ekonomi oluşturulması için son derece önemlidir. Ülkeler, enerji uğruna birbirleriyle savaşıyorlar. Yakın çevremize baktığımızda, petrolün yüzde 65'i, doğalgazın yüzde 40'ı bu bölgede üretilmektedir.

Bölgemizde bulunan enerjinin kullanımının önümüzdeki yıllarda da artacağını düşündüğümüzde, Avrupa ile Asya arasında köprü durumunda olan ülkemizin konumu büyük bir önem kazanmaktadır. Ülkemizin coğrafî durumu, ulusal enerji politikamızın çok iyi oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. Ülke kaynakları önplana çıkarılarak, uzun vadeli ulusal enerji politikaları ivedilikle devreye sokulmalıdır. Türkiye'de, başta hidrolik ve kömür olmak üzere, yerli rezervler enerji üretiminde yeterince devreye sokulmamıştır. Ham petrol ve doğalgaz alanında ileri teknoloji kullanımıyla yeterli arama çalışmaları yapılmamış, son yıllarda ise, zaten yetersiz olan yatırımlar nedeniyle, neredeyse durma noktasına gelmiştir.

Yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları açısından baktığımızda, söz konusu kaynakların üretimi ve geleceğe hazırlanabilme açısından yapılan çalışmalar son derece yetersizdir. Özellikle, güneş, rüzgâr ve jeotermal kaynaklarımızın önemli bir potansiyel oluşturduğu bilinmekte ise de, bu alandaki çalışmalar çok sınırlıdır. Ulusal enerji kaynaklarımızın gerçek potansiyelinin belirlenmesi, öncelikli politika olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada tüketilen kömürün yaklaşık yüzde 60'ı elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Önümüzdeki süreçte, bu, özellikle devam edecektir. Buna paralel olarak, yerli kömür kaynaklarımızın değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yerli kaynakların içerisinde önemli bir yere sahip olan linyit yatakları ülkemizin çoğu yerinde mevcuttur; ama, linyitlerimizin yeterince işlendiğini söylemek, ne yazık ki, mümkün değildir.

2002 yılında yaklaşık 30 600 000 ton linyit üretimi yapılmış, bunun 25 300 000 tonu termik santrallarda kullanılmıştır. 2003 yılı için üretilen linyit, bugüne kadar, yaklaşık 24 300 000 tondur. Bunun 17 900 000 tonu termik santrallarda kullanılmıştır. 2004 yılında termik santral için hedeflenen linyit üretimi 20 000 000 tondur. Linyit üretimimiz yıl geçtikte düşmektedir.

Enerjide yerli kaynağa yöneleceğini iddia eden Sayın Bakanın söylediklerini inandırıcı bulmuyoruz. Çünkü, şurada, Soma'da üretilen ve elektrikte kullanılan kömürün miktarları var. Bakınız, 2002 yılında 7 200 000 ton, 2003 yılında 4 300 000 ton ve 2004 yılında 4 400 000 ton hedeflenmekte. Bu, Soma'da üretilen kömürün yarı yarıya azalması demektir. Bu da Soma ekonomisinin çökmesi demektir. Orada yaşayan insanlar, kömürden geçinen insanlar işsiz kalmaya başlamıştır.

Biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz alan arkadaşım, termik santrallara yenilerinin eklenmesi gerektiğini söyledi. Ben de, onlara ekleme yapılmadan önce mevcut santralların tam kapasite kullanılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Yerli ham petrol üretimimiz, ülke petrol tüketiminin yüzde 11,3'üne cevap vermektedir. Mevcut politikanın sürdürülmesi halinde, tüketimi karşılama oranının giderek düşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Doğalgazda dışa bağımlılığımız yüzde 95'tir.

Bu anlaşmalar yapılırken enerji politikasının en temel ilkesi olan "tek kaynağa bağlanmama" ilkesi gözardı edilerek, kullanabileceğimizden çok fazla gaz talep tahmini yapılıp, çok sayıda "al ya da öde" anlaşması imzalanmıştır. Tek kaynağa bağlanan fiyat oluşumu rekabeti de ortadan kaldırarak temel unsurlar açısından büyük sakıncalar doğurmuştur. Ülkemiz, mevcut politikalar nedeniyle neredeyse tamamen dışa bağımlı gaz tüketimine yönelmiştir.

Sayın Bakan, enerji konusunda ülkemiz aleyhine olan uygulamaları değiştirmek için çalışmalar yaptığını çeşitli vesilelerle söylemektedir. Yap-işlet-devret ve yap-işlet sözleşmeleri için "kurt kapanındayız" demektedir; ancak, sözleşmeler aynen devam etmektedir, değişen bir şey yoktur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; enerji sektöründe elektrik enerjisinin kritik bir önemi bulunmaktadır. Yıllardır yeterli ödenek verilmemiş, hidroelektrik ve kömüre dayalı termik santral yapımı geciktirilmiştir. Enerjiyi bir kamu hizmeti değil rant kaynağı olarak gören çarpık anlayış elektriğin pahalı olmasına sebep olmuştur. Küçük ve orta ölçekli hidroelektrik santral yapımında yerli yatırımcıların katkısını sağlamak için bazı kolaylıklar getirilmelidir.

Doğalgazla çalışan, yabancı-yerli ortaklı, elektrik santralı kurdurulmuş, bu santrallardan elektrik alınmasa bile alınmış gibi, ödeme yapılmasıyla elektrik maliyeti artırılmıştır. Bu durumun mutlaka disiplin altına alınması gerekmektedir. Bu yap-işlet-devret ve yap-işlet santrallarıyla ilgili olarak söylemek istediğim şu: Ortalama maliyeti 4 sent olan bir elektriği devletimiz 6,09 sent ilâ 10,54 sente satın alıyor, bunu sanayie veriyor, bu fiyatlarla da sanayimiz rekabet edemez noktaya geliyor, işletmelerimiz kapanıyor.

Elektrikte ucuzlatma sadece kayıp-kaçak durumuna göre hesap yaparak, bunun faturasını da halka çıkarmakla sağlanamaz. Türkiye'de keşfedilmiş olan jeotermal alanların yüzde 95'i ısıtma ve kaplıca kullanımına, diğerleri ise elektrik üretimine uygundur; ancak, hükümet bu kaynakları değerlendirmek için herhangi bir faaliyet içerisinde bulunmuyor, jeotermal kaynaklarla ilgili yasa taslağı da altkomisyonda bekliyor. Fosil kaynaklarımızda olduğu gibi jeotermal kaynaklarımız açısından da ülkemizde yapılan arama çalışmaları ve bu kapsamda yapılmış sondaj kuyusu sayısı son derece yetersizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hidrojen enerjisi, bugün ve gelecekte en umut vaat eden, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Bilim çevreleri, fosil yakıtların kullanıldığı her yerde hidrojen enerjisinin kullanılabileceğini ifade etmektedir. Fosil yakıtların yakın gelecekte tükeneceği, çevre dostu olan hidrojen enerjisinin tüm yakıtların yerine geçeceği bilinmektedir, ki, petrolün ömrü kırk yıl, doğalgazın ömrü ellialtı yıl, kömürün ömrü ikiyüzonaltı yıldır.

Hidrojen enerjisi en çok bor mineralinde bulunmaktadır. Dünya bor rezervinin yüzde 65'i Türkiye'dedir. Bor madeninin diğer sanayi ürünlerinde de yoğun olarak kullanılabileceğini düşündüğümüzde, ülkemiz, gerekli yatırımların yapılması halinde çok şanslı durumdadır. Hükümet, bu konuda son derece duyarsız ve ilgisiz durumdadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hükümetin duyarlılık göstermesini bekliyoruz.

Enerjide yerli kaynağa yönelme mutlaka sağlanmalıdır. İthal kaynaklara 2000 yılında yüzde 66 olan bağlılık, gerekli yatırımlar yapılmadığı takdirde, 2010 yılında yüzde 73, 2020 yılında ise yüzde 78'e çıkacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
