# Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 13 Temmuz 2004
- **Gündem:** ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR ESKİ BAK. M. CUMHUR ERSÜMER VE ZEKİ ÇAKAN HK (S.S.622) (9/4,7)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2004-07-13-enerji-ve-tabii-kaynaklar-eski-bak-m-cumhur-ersumer-ve-zeki-cakan-hk

> Nuri Çilingir (CHP), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR ESKİ BAK. M. CUMHUR ERSÜMER VE ZEKİ ÇAKAN HK (S.S.622) (9/4,7)); konuşma 1.111 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 622 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu raporuyla ilgili söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

1980-1990 yıllarında dünyada sosyalist blokun çökmesi ve dağılması sonucu, başını Amerika Birleşik Devletlerinin çektiği kapitalist sistem, etkisini dünya genelinde yoğun bir şekilde hissettirmeye başlamıştır. Özellikle, günümüzde yaşanan ve tartışılan küreselleşme ve globalleşme kavramları sonucu, dünya ticareti açısından ülkeler arasındaki sınırlar kalkmaya başlamıştır. Ülkemizde de, liberal piyasa, serbest piyasa ekonomisi ve bunun gibi isimlerle kapitalist sistem, tüm kurum ve kuruluşlarıyla, uzun bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıkmıştır. 1980 sonrası ülkemizin yaşadığı bu süreçte kapitalist sistemin para ve sömürü ideolojisi, çağdaşlık ve uyanıklık adına, siyasetçilerin, bürokratların ve gençlerin beynine işlenmiştir. Bu zihniyetle yönetilen ülkemizde insanlarımızın ulusal kimlik ve kişiliklerinin kaybedilmesine, inançlarının yitirilmesine yol açılmıştır.

Yine "paraya ulaşmak için her yol meşrudur" zihniyetinin topluma yerleşmesi sonucu devletin ve kanunların tanınmamasına yol açılmıştır. Yıllarca "benim memurum işini bilir" ve "yapanın yanına kâr kalır" mantığının hâkim olduğu toplumsal ve siyasal yaşantımızda büyük bir ahlakî çöküntü yaşanmıştır. Devlet hazinesini ve halkı çok rahat bir şekilde soyan siyasetçi ve bürokrat çetelerin sayısı hızla artmıştır. İnsanlar, çaldığı paralardan ve yaptığı hırsızlıktan utanmaz hale gelmiştir. Sistemin bütünlüğünün birbirini beslemesi sonucu, yazılı ve görsel basında da sıkça duyulan ve bilinen yolsuzlukların üzerine gidilmemiştir. Halen 200'e yakın bağımsız ülkenin yaşadığı dünyamızda, ülkemizin en çok yolsuzluk yapılan ülkeler arasında 3 üncü sırada yer alması, utanç verici bir durumdur.

Türkiye'de hâlâ soygun yapanlara dokunulacak idarî ve siyasî bir sistem kurulamamış, giderek yolsuzluk bir yaşam biçimi haline gelmiştir; ancak, bütün bu toplumsal ve siyasal ahlak çöküntüsüne rağmen, ulus olarak en büyük zaafımız toplumsal hafızamızın zayıf olmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1980'li yıllardan itibaren bugüne kadar gelen süreçte ülkemizin gündeminden hiç düşmeyen, seçim öncesi tüm siyasî partilerin ilk sıradaki propaganda malzemesi yolsuzlukla mücadeledir. Pek çok siyasetçinin birbirini suçladığı yolsuzlukla mücadelenin, bugünkü siyasî ve idarî yapılanma içerisinde başarılı olması mümkün değildir.

Bugün için ülkemizin sorunları sıralandığında, bölücülük, irtica, komşularımızla yaşadığımız sorunlar akla gelmektedir. Yolsuzluk da, en az irtica ve bölücülük kadar mücadele edilmesi gereken bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kamu yönetimi partizanca kadrolaşmalarla yozlaştırılmıştır. Kamuda atamalar, terfiler, objektif kriterler ve ilkeler çerçevesinde yürütülmesi gerekirken, hiçbir yeterlilik, liyakat, kriter aranmadan partizanca atamalar yapılmıştır. Hukuksuz bir biçimde iş başına getirilenler, hukuksuzca iş yapmışlardır. Kamu kurumlarında yolsuzluklar, genellikle bakanların iş başına getirdiği kişiler üzerinden yapılmıştır.

Kamuda ihale rantının paylaşımı, bizzat siyasî sorumlu olanlar tarafından yürütülmektedir. Trilyonları bulan yolsuzlukların, bakanların bilgisi dışında yapılması mümkün değildir. Böyle düşünülse bile, bakanın ihmali söz konusudur; yolsuzluğun yapılmasında önlem almamış ve suça ortak olmuştur.

Bahse konu yolsuzluğun yapıldığı dönemde, siyasîlere yönelik çok sayıda itham ve iddia bulunmasına rağmen, Meclis denetimi aracılığıyla yargılanan tek bir siyasînin bulunmaması düşündürücüdür. O dönemde, Meclis komisyonuna gelen dosyalarla ilgili karşılıklı aklamalar yapılmış; hakkında gensoru verilen bakanların yargıya gitmesi engellenmiştir.

Yine, o dönemde, yolsuzlukla ilgili çok sayıda operasyon yapılmış olması, hükümetin yolsuzlukla mücadele ettiği anlamına gelmemektedir. Kamuda siyasîlerden bağımsız olarak yolsuzluğun yapılmasının mümkün olmadığı bir ortamda, sayısı 30'u bulan yolsuzluk operasyonlarıyla ilgili siyasî bağlantıların ve kişilerin ortaya çıkarılmaması, yolsuzluğu meşru görmek anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, Enerji Bakanlığında yaşanan olaylarla ilgili olarak, 2001 yılında, Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'a yöneltilen soru ve Genel Başkanımızın verdiği cevabı, sizlere, burada, aynen aktarmak istiyorum. Böylece, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yolsuzlukla ilgili düşüncelerimizi de sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.

Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'a, 2001 yılında, belediyelerin sorunlarının ele alındığı belediye başkanları toplantısında şu soru yöneltiliyor: "Enerji Bakanı Cumhur Ersümer istifa etmeli mi?" Genel Başkanımızın bu soruya verdiği cevabı size aynen aktarıyorum: "Daha ne bekleniyor?! Orada ihale ayarlamışlar. Birisi tutmuş, öbürü tecavüz etmiş. Bütün bunlar ortada. Bunlardan Bakanın haberi yok muydu?.. Başbakan Yardımcısının haberi yok muydu?.. Türkiye'de kıyamet kopuyor. Ne hakla duruyorlar?! Ar damarı çatlamış bunların. Soruşturmanın selameti için bir an önce görevinden ayrılması gerekir. Bu gelişmelere sebep olan siyasî kararları onlar aldığı için, ayrılması gerekir. Derhal istifa etmesi lazım ve gerisinin de gelmesi lazım. Türkiye'de bunca yolsuzluğun siyasî bağlantısını görme hakkını taşıyoruz. 'Bu kadar yolsuzluk, hiçbir siyasetçinin aktif katkısı olmadan yaşandı' diye kabul etmemizi kimse bizden beklemesin. Bu, siyasetin katkısıyla şekillenmiştir. Bir önce gereği yapılmalıdır. Bakanın kendi atadığı adamlar suçlanıyor, kendisi yerinde duruyor. Böyle bir şey olamaz."

Değerli arkadaşlar, yapılması gereken her şeyi Genel Başkanımız o zaman söylemiş; ama, bu konuda hiçbir şey yapılmamıştır. Eğer yolsuzluğa adı karışanlar zamanında adalet önüne çıkarılsalar idi, ülkemizin menfaatlarına da bu kadar zarar verilmemiş olurdu diye düşünüyorum.

Görüşmekte olduğumuz soruşturmaya muhatap Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Cumhur Ersümer döneminde, enerji alanında ülkenin geleceğini ciddî şekilde etkileyen kararlar alınmıştır.

Elektrik sektöründe yap-işlet modeli uygulamaya sokulmuştur.

5 büyük santral projesi, TEAŞ tarafından yapılan planlama ve işletmeye giriş tarihleri, atıl kapasite yaratacak şekilde değiştirilmiştir.

Alım ve ödeme garantili yap-işlet ve yap-işlet-devret projelerine işletmede öncelik verilme zorunluluğu nedeniyle kamu santrallarının üretimleri büyük oranda düşürülmüştür.

EÜAŞ ve TKİ büyük işletme zararlarıyla karşı karşıya kalmış, artan enerji maliyetleri ve tarifeleri nedeniyle sanayici ve vatandaş olumsuz şekilde etkilenmiştir.

Enerji planlamasında kullanılan arz-talep tahmin modelleri, doğru olmayan verilerle, doğalgaz santralları lehine yanıltılmış; üretim değerleri bakımından da, gerçek gereksinimlerin üzerinde sonuçlar elde edilmiştir.

Yap-işlet santrallarından, işletme hakkı devredilen santrallardan ve bazı hidrolik santrallardan, fazla üretimin alım zorunluluğu bulunmamasına rağmen, fazla üretim satın alınmıştır. Enerji fazlası, yeni oluşturulmaya çalışılan serbest enerji piyasasının işleyişini de olumsuz biçimde etkilemiştir.

Doğalgaza dayalı elektrik enerjisi santrallarının toplam kurulu güç içindeki ağırlığı nedeniyle doğalgazın yeterli miktarda ve düzenli biçimde sağlanması gerekirdi; gerçek ihtiyaçların çok üzerinde alım anlaşmaları yapılmıştır.

BOTAŞ'ın Rusya'dan aldığı doğalgaza ilişkin üç ayrı anlaşmadaki fiyatlar birbirinden farklıdır.

Yap-işlet-devret projelerinde yapılabilirlik raporlarına özen gösterilmemiştir. Bazı projelerin yapılabilirlik raporu hiç alınmamıştır. Bakanlık, verilmeyen raporları şirketten istemediği gibi, eksik bilgi içeren raporları da kontrol etmemiştir.

Enerji birim fiyatının ana öğelerinden birini oluşturan yatırım tutarları konusunda, hemen bütün uygulamalarda, şirketlerin bildirimlerine itibar edilmiş, bunların doğruluğu araştırılmamıştır. Gerçek miktarının üzerinde bildirilen yatırım tutarları, elektrik tarifelerinin yüksek olmasının en önemli nedenini oluşturmuştur.

Doğalgaz alım anlaşmalarında, alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" yöntemi uygulanmıştır. Bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülü, daha sonra, usulsüz olarak, Türkiye aleyhine değiştirilmiştir.

Mavi Akım hattı, ihalesiz olarak, OHS Konsorsiyumuna verilmiştir. Benzer işlere göre, yaklaşık 75 000 000 dolar daha pahalı yaptırılmasına sebebiyet verilmiştir.

Doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilmemesi halinde yüksek ceza ödenmesi öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde bu cezaların Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu komisyonda bulunan bir arkadaşınız olarak ifade ediyorum, yapılan usulsüzlükler, ülkemize, geleceğimize verilen zararlar içler acısıdır. Bunları burada anlatmaya zaman yetmez, birçok konu raporda anlatılmıştır.

Biz diyoruz ki, kim suç işlemişse adalet önünde hesap vermeli, varsa cezasını mutlaka çekmelidir. Hiç kimsenin, bu ülkenin geleceğini karartmaya hakkı yok. Hiç kimsenin, vatandaşlarımızın ödediği vergileri birtakım çıkar çevrelerine peşkeş çekmeye hakkı yok.

Hangi konumda olursa olsun, kim bunları yapıyorsa mutlaka adalet önünde hesap vermeli ve cezasını çekmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2004-07-13-enerji-ve-tabii-kaynaklar-eski-bak-m-cumhur-ersumer-ve-zeki-cakan-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
