# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2004
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2004-12-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Nuri Çilingir (CHP), 9 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.316 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 701 sıra sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 1 inci maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce konuşan Adalet ve Kalkınma Partisinin sözcüsü değerli kardeşimiz Sayın Acar'ı dinlerken, acaba, biz başka ülkede mi yaşıyoruz diye düşünmeye başladım. Üretimin arttığından bahsediyor; ama, ithalatın arttığından bahsetmiyor. "Çiftçi çok rahat" diyor; çiftçi ölmüş durumda, perişan durumda. Biraz sonra başka arkadaşlarım da bunu anlatacaklar, çok fazla detaya girmiyorum. Rakamların bir kısmının yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Mesela "pamuk 2 200 000 ton üretiliyor" dedi. Eğer, bu politikalar devam ederse, seneye pamuk ekecek kimseyi bulamayacağız.

Değerli arkadaşlarım, bir ülkenin sanayii ne kadar gelişirse gelişsin, ne kadar modern şehirlere, gelişmiş teknolojilere sahip olursa olsun, insanların, yaşayabilmeleri için gıdaya ihtiyaçları vardır. Bu anlamda, bir ülke kendi kendine yetebilmeyi başarmalıdır.

Ülkemiz, yakın zamana kadar tarımsal açıdan kendi kendine yetebilen ülkeler arasında gösterilmekteydi; ancak, bu durum son dönemde değişerek, ülkemizin, dışarıdan tarımsal ürünler ithal eden bir ülke haline gelmesi, son derece düşündürücü, aynı zamanda da tedbir alınması gereken çok önemli bir konudur.

Avrupa Birliğine girmeye çalıştığımız bugünlerde, sanayi politikalarımız kadar, tarımsal politikalarımızın da uzun vadeli ve mevcut şartların en iyi şekilde değerlendirilmesiyle oluşturulması bir zorunluluktur. Uygulanan tarımsal politikaların, popülist yaklaşımlardan uzak, verimliliği artırıcı, dünya ülkeleriyle hem kalite hem de miktar açısından rekabet edebilecek düzeyde olması gerekmektedir.

Ülkemiz, coğrafî konumu itibariyle iklim bölgeleri içerisinde iyi bir yerde bulunmaktadır. Özellikle Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerimizde bol ve kaliteli ürün elde etmek mümkün olabilmektedir. Üreticilerimiz, alıcı ve satıcılar karşısında, yalnız başlarına, güçsüz durumdadırlar. Bu durum, üreticilerimizi, kendi ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla, meslek odaları, kooperatifler, sendikalar, dernekler gibi farklı amaçlı örgütler kurmaya itmektedir. Kurulan bu örgütler, ürünlerin satışı ve işlenmesi konusunda gerek çiftçilerimize gerekse işletmecilerimize yeterli derecede faydalı olamıyor.

Ülkemiz tarımında, az gelişmiş ülkelerin çoğunda görülen ikili bir yapı göze çarpmaktadır. Küçük işletmelerden oluşan geleneksel kesim, kendi varlığını sürdürmek için geçimlik üretim yaparken, modern işletmelerden oluşan ticarî kesim pazar için üretim yapmaktadır. Geleneksel kesim, tarım kooperatifleri ve meslek odaları gibi örgütsel kalkınma araçlarından yeterince yararlanamıyor. Bu ikili yapı, Türkiye'de tarımsal kalkınmayı olumsuz etkilemektedir. Küçük üreticiler, modern üretim girdilerini ve tarım kredilerini organize piyasalardan sağlayamadıklarından, girdi ve kredi kullanımı daha çok modern kesimde yoğunlaşmaktadır. Bu sorunlar ürün piyasası için de geçerli olduğundan, örgütlenmiş pazarlama kuruluşlarından genelde modern kesim yararlanmaktadır.

Tarım kesiminin ikili yapısı kırsal örgütlenmeyi gerekli kılan nedenlerin başında gelmektedir. Bunun için, tarım ürünleri piyasalarını düzenleyen örgütleri geliştirmek gerekmektedir. Bu örgütler, girdi ve kredi piyasalarında da etkin olabilirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu işleri yaparken, kaynaklar, daha çok yapısal değişime yönelik kullanılmalıdır. Tarımla uğraşan nüfusun ve mevcut işletmelerin kısa dönemde azaltılması mümkün değildir. Mevcut olan diğer sektörlerde de istihdam olanağı oldukça kısıtlıdır. Bu durumda, tarım satış kooperatifleri gibi kooperatiflerin özerkleştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Asla, bu kooperatiflerin sanayi tesisleri satılmamalı, kooperatif sisteminin dışına çıkarılmamalıdır. Avrupa Birliğinde sanayi tesisi olmayan kooperatif neredeyse yoktur.

Türkiye gibi tarım sektörü ve tarımsal altyapısı gelişmemiş, ekonomisi tarıma dayalı ve istihdam edilen nüfusun yaklaşık yarısının tarım kesiminde olduğu gelişmekte olan ülkeler için tarımsal destekleme politikalarını kısa dönemde değiştirmek oldukça zordur.

Ülkemizde, stratejik ürünlerde bile kendine yeterliliğin sağlanamadığı ve tarımda teknolojinin yeterince gelişemediği düşünüldüğünde, dünya tarım ürünleri ticaretinin serbestleşmesini savunurken dikkatli davranılması gerektiğini burada önemle ifade etmek istiyorum.

Ekonomileri ve tarım sektörleri gelişmiş ülkeler, tarım sektörlerini planlı bir yapıyla, üretimi yönlendirerek ülke için tarımsal üretimi üçüncü ülke kaynaklı tarım ürünleriyle rekabette koruyarak mevcut durumlarına ulaşmışlardır. Bu ülkelerde, fiyatlara müdahale etmek, zaten nüfusu azalmış olan tarım kesimini korumak mümkündür.

Tarım sektörleri gelişmiş ülkelerin ülkeiçi fiyatları düşürücü uygulamaları, tamamen, uluslararası ticarette karşılaştırmalı üstünlük yaratma çabasıdır.

Değerli milletvekilleri, tarım ürünlerinin depolanmasıyla ilgili olarak 2699 sayılı Umumî Mağazalar Kanunu yürürlüktedir; ancak, geleneksel depolama alışkanlığı dışında depolama yapılmaması, dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak depolama sisteminin geliştirilememesi, bu kanunun yetersiz olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Üreticilerimiz, hasat dönemlerinde elde ettikleri ürünleri, depolama sorunu nedeniyle hemen elden çıkarmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bu durum, büyük miktarlarda ürünün piyasaya girmesi demek oluyor ki, bu da, fiyatların düşmesine sebep olmaktadır.

Yine, hasat dönemine borçlanarak giren üreticilerimiz, ivedi finansman gereksinimi nedeniyle, ürününü düşük fiyattan elinden çıkarmak zorunda kalmaktadır. Bu durumda, daha sonraki aylarda spekülasyon hareketlerinin etkisiyle ürün fiyatları yükselmekte, tüketici fiyat düzeyi olumsuz etkilenmektedir.

İşleyiciler, zamanında uygun fiyatta ve aradığı kalitede hammadde temininde zorluklar yaşamaktadır.

Üreticilerimizin ürünlerinin korunması, işleyicilerin zamanında istedikleri ürüne ulaşması gibi sorunların çözümünde, kamu müdahalesi sistemi ve piyasa sistemi rol oynamaktadır.

Avrupa Birliği ülkelerinde, ürün gruplarına göre farklılık göstermekle birlikte, genel olarak, müdahale kurumları ve ödeme kurumları aracılığıyla piyasaya müdahale edilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde ise, borsa sistemine tarım ürünleriyle başlanmıştır. Yani, bu ülkelerde, tarım ürünleri, lisanslı depoculuk sistemi sayesinde borsada alınıp satılmaktadır.

Amerika'da lisanslı depoculuk, kamunun stok tutma ve tarım ürünlerinin desteklenmesi sisteminin bir parçası olarak işlevini yerine getirmektedir.

Lisanslı depoculuk sistemini oturtan gelişmiş ülkelerde, tarımsal üretim ve ticaretinde istihdam yaratılmıştır.

Yine, ürünlerin kayıt altına alınması sayesinde vergi gelirlerinde önemli artışlar elde edilerek, millî gelire katkı sağlanmıştır.

Lisanslı depoculuk sistemini kuramayan ülkeler, bu sistemi başarıyla yürüten ülkelere bağımlı ve ikincil pazar haline gelmişlerdir.

Lisanslı depoculuk sistemini kurarken, kamunun müdahalesini de dikkate almalıyız. Devletimizin, piyasaya, düzenleyici mahiyette satın alma, depolama gibi müdahalesi her zaman olmalıdır, olmak zorundadır.

Konumuzla ilgili olarak, ülkemizdeki bakliyat üretimindeki gelişmelere biraz değinmek istiyorum.

Ülkemizde, baklagiller grubu, 1994 yılına kadar, onbeş yıl boyunca, devletçe, alım garantisi verilerek desteklenmiştir. Bu projeyle üretim artmış, buna paralel olarak tüketim de artmıştır. Üretim ve pazarlama desteklerinin bittiği 1995 yılından itibaren üretim azalmış, bu da tüketimi düşürmüştür.

Bakliyat üretiminden önemli ihracat geliri sağlandığı halde, yurtiçi tüketimi karşılayabilmek için dahi ithalata başvurulduğu herkes tarafından bilinmektedir. Buna rağmen, üretimi artırıcı önlemlerin geçmiş yıllarda olduğu gibi alınmaması, buna karşılık geleneksel tarım politikalarıyla bakliyat üretiminin devam ettirilmesi oldukça düşündürücüdür.

Toprak Mahsulleri Ofisinin alım yapması üreticilerimizin lehinedir. Toprak Mahsulleri Ofisi belirli bir fiyatta alım yaptığı zaman, üreticilerimiz pazarlık gücüne kavuşmaktadır. Bu yıl, Toprak Mahsulleri Ofisi yeteri kadar alım yapmadığı için, biliyoruz ki, buğday fiyatları 250 000 liraya kadar düşmüştür.

Halkının çoğunluğunun tarımla geçinen bir bölgenin milletvekili olarak, üretici ve tüccarlarımızın sorununu çok yakından takip eden bir arkadaşınızım. Bizim bölgemizde, önceden, Tariş, üreticilerimizin bu konudaki menfaatlarını korumaya çalışmıştır; fakat, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunla, tarım birlikleri, yeniden yapılandırma adı altında yok edilme durumuyla karşı karşıya bırakılmıştır. Özellikle stokçu olarak kullanılan Tariş Üzüm Birliğinin, kendi hatalarını bir tarafa bırakacak olursak, hükümetten aldığı destekleme kredisi yetersiz kalınca üzüm fiyatını belirleyemez olmuştur. Bu durumda, fiyat belirlenirken, piyasa başkalarının istediği doğrultuda oluşmuş, üzüm üreticisi perişan olmuştur. Bu yıl, üzüm, ancak üç yıl önceki fiyattan satılabilmiştir.

Yine, seçim bölgem olan Manisa'nın Alaşehir Suma Fabrikasının özelleştirilmesi ve ürün alma garantisini vermemesiyle üzüm üreticilerimiz zor durumda kalmışlar, ürünlerini satamamışlardır.

Sayın Bakana, burada ifade etmek istiyorum, Sayın Ali Coşkun'a, Alaşehir Suma Fabrikasının özelleştirilmemesiyle ilgili bir teklifimiz olmuştu; ama, 5'li bakanlar kararıyla çıktığı için özelleştirildi; bunun sonucunda, bölgede büyük sıkıntı meydana geldi.

Bu fabrikamız özelleştirilmeden önce, üzüm üreticilerimizin, ürünlerini satma endişeleri yoktu. Fabrika, üreticilerimizin üzümlerini alarak, fazla üzümleri şarap ve suma yapımında değerlendirirdi. Böylece, üreticimiz, kamu eliyle dolaylı olarak desteklenmiş olurdu.

Bu durum, üzüm fiyatlarının üretici lehine oluşmasında büyük bir etki de yapmaktaydı; ancak, bunların hiçbirisi şimdi gerçekleşmiyor; yani, üzüm üreticisi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda.

Değerli milletvekilleri, devletimizin düzenleyici müdahalesi olmadan, özellikle nüfusumuzun yüzde 40-45'inin tarımla geçindiği ülkemizde, bu sistemin başarılı olması oldukça zor diye düşünüyorum. Lisanslı depoculuk sistemini geliştirirken, diğer taraftan kamunun bir şekilde düzenleyici müdahalesini de sağlamamız gerektiğine inanmaktayım.

Bu kanunun tam olarak uygulamaya geçilmesi durumunda, üreticilerimiz, ürünlerini lisanslı depoya teslim ettiklerinde, kendilerine ürün bedel karşılığı olarak ürün senetleri verilecek, bu senetler para yerine kullanılabilecektir. Ürünler standart ve kalitesine göre belirlenecek, işleyiciler, kendileri için uygun olan ürüne elektronik ortamda ulaşabileceklerdir. Bu durum, hem üretici hem de işletmeci için büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu sayede kayıtlı satış sisteminin ülkemiz genelinde oturması sağlanmış olacaktır. Böylece, bu sistemi başarıyla uygulayan ülkelerde olduğu gibi, bizde de vergilendirme kolaylaşacak, millî gelire katkı daha fazla olacaktır.

Ülkemizde lisanslı depoculuk sisteminin tam olarak uygulanmasıyla, tarım ürünlerinin depolanması ve pazarlanmasında üreticilerimize ve işletmecilerimize büyük faydalar sağlanacağına inanmaktayım.

Bu duygularla, Yüce Heyeti saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2004-12-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
