# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1369)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Nisan 2007
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1369)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900026.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2007-04-18-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1369

> Nuri Çilingir (CHP), 18 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1369)); konuşma 1.195 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; can dostumuz, arkadaşımız, ağabeyimiz Bursa Milletvekili, Meclis Başkan Vekili Sayın Ali Dinçer'in ölümünü büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz bugün itibarıyla. Kendisine Tanrı'dan rahmen, eşine ve çocuklarına, ailesine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun, çok değerli bir siyasetçimizi, büyük bir Türk evladını kaybettik. Değerli arkadaşlar, 1369 sıra sayılı, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, dünyada, enerji, ülkelerin birinci önceliğidir ve bütün hesaplar enerji üzerine yapılmaktadır. Enerji, insanlar için ticari bir mal değil, toplumsal bir hizmettir. Dünyanın çeşitli yerlerinde ve ülkemizin de yer aldığı coğrafyada, enerjinin paylaşımı üzerinde, yıkımlar, savaşlar, yolsuzluklar hız kesmeden sürmektedir. Petrol ve doğal gazla birlikte, en az onlar kadar önem taşıyan su kaynaklarını içerisinde barındıran, aynı zamanda dünya enerji geçiş yollarını da kapsayan bir coğrafyada yer alan ülkemiz, kopan bu fırtınalardan doğrudan etkilenmektedir. Ülkemiz, su kaynakları bakımından son derece önemli olan bir coğrafyada yer almaktadır. Özellikle Fırat ve Dicle havzası üzerinde yürütülen pazarlıklar, Irak ve Suriye'nin ötesinde, AB müzakere sürecine kadar uzanmaktadır.

Diğer yandan, unutmamak gerekir ki, bu coğrafya, bazılarınca, vaat edilmiş topraklar içerisinde görülmektedir. AB ülkeleri açısından, petrol ve doğal gaz için önemli bir alternatif güzergâh, geçiş yolu Türkiye'dir.

Ülkemiz, hem öz kaynakların kullanımında hem de enerjide uluslararası geçiş yolu olma noktasında bağımsızlığı esas alan reel politikalar oluşturmak ve izlemek zorundadır. Bu bağlamda, Dünya Bankası ve IMF politikalarının ötesinde, kamusal bir hizmet anlayışıyla planlamanın önemi kavranmalıdır. Bir yandan petrol ve doğal gaz bağımlılığı aşağı çekilmeli, diğer yandan da kömür ve tüm su kaynaklarının değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir. Gelişmiş ve gelişmekte olan bütün dünya devletleri önümüzdeki yıllarda enerjiye bağımlılığın daha da artacağını bilmektedir. Dünyada enerji üretiminin geleceğiyle ilgili senaryolar giderek artan ölçüde yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları, özellikle de rüzgâr, biyokütle ve güneş enerjisi üzerinde kurulmakta, nükleer güç santralleri mevcut haliyle gelişmiş ülkelerin enerji envanterinden çıkarılmaktadır. Önerilen geçiş programının yaşama geçirilebilmesinin öncelikli koşulu sektördeki kamu yönetiminin güçlendirilmesi ve kamu kuruluşlarında etkinlik düzeyinin yükseltilmesidir.

Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar, üretim maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen, ilk yatırım maliyetlerinin ucuzluğu ve üretim teknolojilerinin gelişmiş olması nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak özellikle son yıllarda dünya ülkelerinde tek enerji kaynağına bağlı kalmamak gerektiği düşüncesi hâkim olmuş ve enerji güvenliği kavramı ortaya çıkmıştır.

Sürdürülebilir enerji politikalarının en önemlisi enerjinin verimli kullanımı ve çevreye zarar vermeyen enerji teknolojilerinin tercih edilmesidir. Son yıllarda ortaya çıkan çevre bilinci fosil yakıtlara dayalı enerji üretimi ve tüketiminin bölgesel ve küresel seviyede çevreye zararlı olduğunun anlaşılmasını sağlamıştır. Yenilenebilir enerjide böyle bir problem yoktur. Yani, yenilenebilir enerji çevre dostu bir enerjidir. Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yenilenebilir enerji kaynakları hidrolik, rüzgâr ve elektrik enerjisi üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle 20'nci yüzyılda Batı toplumlarında yerleşen "kullan at" anlayışı nedeniyle fazla miktarda enerji tüketilmekte, bunun karşılığı olarak da çevre kirliliği artmaktadır. Artık anlaşılmıştır ki günümüzde çevre açısından sürdürülebilir bir dünya kurmak gerekliliği çok açık olarak ortaya çıkmıştır. Bir enerji kaynağına fazlasıyla bağlı olmak ülke enerji arz güvenliğini tehlikeye düşürecektir.

Ülkemizde özelleştirmeler gerekçe gösterilerek kamu enerji alanından tamamen çekilmek istenmektedir. Liberal piyasanın getirdiği en önemli risk planlama görevi ve bunun gereklerinin piyasa aktörlerine bırakılmış olmasıdır.

Günümüzde, fınans-kapital yapılanmanın anahtar sözcüğü rekabettir. Enerji içerisinde, elektrik sektöründe rekabet mümkün değildir. Elektrik sektörü, klasik iktisat kitaplarında "doğal tekel" olarak nitelendirilen piyasa yapısına sahiptir. Doğal tekel, piyasa mekanizmasının işlemediği, yani serbest rekabet sisteminin işlemediği bir düzeni ifade etmektedir. Elektrik enerjisinde, özelliğinden do- layı, tüketici talep eğrisi esnek değildir. Yani fiyatı yükselttiğinizde, tüketicinin elektrik enerjisinin yerine tercih edebileceği, yani onun yerine kullanabileceği başka bir ürün yoktur.

Değerli arkadaşlar, bu Hükümet döneminde, elektrik enerjisi yatırımlarına baktığımızda, fazla bir şey göremiyoruz. Geride bıraktığımız dört buçuk yıldır Hükümet tarafından enerji yatırımı yapılmamıştır. Bu Hükümet "yatırımları özel sektör yapsın" demiştir, ancak özel sektör de enerji alanında yatırım yapmamıştır. Şimdi ise, Hükümet, özel sektöre teşvikle yatırım yaptırmaya çalışmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarında fiyat garantisi sadece rüzgâr enerjisi için düşünülmüştür, ancak Hükümet, hepsi için fiyat garantisi düşünmektedir. İlla ki fiyat garantisi vermeye gerek yok. Fiyat garantisi olmadan da enerjide yatırım yapacak firmalar mutlaka olacaktır. Sizler, yeter ki, yatırım yapmak isteyen firmaların önündeki engelleri kaldırın.

Böyle giderse, önümüzdeki yıllarda, ülkemizde enerji açığının meydana gelmesi kaçınılmaz olacaktır. O zaman, meydana gelen enerji açığını gidermek için ne yapacaksınız? Doğal gazla bu açığı kapatmanız büyük risk taşımaktadır. Çünkü doğal gaz, ithale dayalı ve oldukça da pahalı bir yakıttır.

Her ne kadar, Hükümet "elektriğe zam yapmadık" dese de, elektrik fiyatları bugün için yüksektir. Yoksulu bol olan bir ülkede, bu durum, kaçağın en önemli nedenlerinden biridir. Gelişmiş ülkelerde elektrik gideri aile gelirinin yüzde 0,5'i ile l'i arasındayken, ülkemizde bu oran asgari ücretli için yüzde 10'un üzerindedir. Gaz fiyatlarında da durum, maalesef, aynı şekildedir.

Ülkemizde, enerjiyle ilgili neler yapılmalı? Bunlara da kısaca değinerek, konuşmamı tamamlamak istiyorum. İthal enerji kaynaklarına olan bağımlılık azaltılmalıdır. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları uygun, verimli ve gelişmiş teknolojiler kullanılarak üretime sokulmalıdır.

Enerji sektörüne yönelik politikalar uzun vadeli olduğundan, etkin bir planlama mutlaka yapılmalıdır.

Türkiye'de enerji verimliliğinin yükseltilmesi için gerekli çalışmalar hemen yapılmalıdır.

Enerji alanında bilim ve teknoloji politikaları beraber değerlendirilmelidir. Bilim ve teknoloji politikalarının oluşturulması, uygulanması, her düzeyde toplumsal yarar dikkate alınarak gözetilmelidir.

Enerji sektöründeki adımlar, Türkiye'deki sosyal dengesizlik ve bölgelerarası eşitsizlik göz önüne alınarak artırılmalıdır.

Enerjinin tüm yurttaşlar için temel bir ihtiyaç olduğu unutulmadan, bu yönde, gerekli önlemler alınmalı, sosyal politikalar buna göre değiştirilmelidir.

Enerji alanıyla ilgili tüm Veriler, projeksiyonlar, fiyatlar dâhil, bir veri bankası oluşturulmalı ve kamuoyuna açık olmalıdır.

Yeni dünya düzeninde Türkiye'ye biçilen role baktığımızda, bu süreçte, Türkiye'nin, enerji sorunları ve çözüm yolları yoktur. Bu yaklaşıma göre, ülkemiz enerji politikaları, AB'nin sorunlarına çözüm temelinde gerçekleşmektedir. Enerji politikalarımızdaki temel çözüm, önce, bizim önceliklerimiz ve ihtiyaçlarımıza göre olmalıdır.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar serbest piyasadan bahsederken, şimdi getirdiğiniz bu yasayla 5-5,5 euro/sentte, büyük santrallerde, fiyat garantisi vermiş oluyorsunuz; hem alım garantisi hem fiyat garantisi. Biraz önce de burada da ifade edildiği gibi, hem alım garantisi hem fiyat garantisi geçmişte çektiğimiz en büyük sıkıntıydı, siz bu sıkıntıyı yeniden gündeme getiriyorsunuz ve sanki İller Bankasını kapatmak ister gibi bir anlayışınız var.

Küçük şehirlerin, yani, nüfusu 100 binden küçük olan şehirlerin içme sularını ve bunun kaptaj- larını Devlet Su İşlerine yüklüyorsunuz. Doğru, yapabilirsiniz. Ancak, kabul edilen önergeyle, arıtma tesislerini de Devlet Su İşlerine yüklediniz, ama ben biliyorum ki, Devlet Su İşlerinde personel kalmadı. Bu getirilen Sayın Altan Karapaşaoğlu'nun teklifiyle, orada çalışan teknik elemanlara verilecek ilave ücretler de bu maddeden çıkarıldı, "Yeniden personel düzenlemesi yapılacak." denildi, ama, dört senedir bu laf söyleniyor. Bir müddet sonra, Devlet Su İşlerinde çalışan, sadece, emekliliği bekleyenler ile okuldan yeni mezun olanlar kalacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURİ ÇİLİNGİR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

NURİ ÇİLİNGİR (Devamla) - Bu şekilde bu politikaları yürütmeniz ancak teknik elemanla olur, yetişmiş, bilgi birikimi olan elemanla olur. Bu düşük ücretlerle bu elemanlar burada kalmayacak, hepsi ya yurt dışına ya özel sektöre geçecek. Dolayısıyla, siz, bu işleri gerçekleştirecek kimse bulamayacaksınız, hizmet satın almaya kalkacaksınız. O da, astarı yüzünden pahalıya gelecek.

Değerli arkadaşlar, yanlış yapıyorsunuz. Bu çalışan elemanların, devlet memurlarının, özellikle teknik eleman seviyesinde çalışanların ücretlerinde iyileştirme yapmadan bu işi götüremezsiniz, bu işi yapamazsınız.

Taner Bey Kardeşim de bakıyor oradan, "haklısın" diyor bana. Ama, Sayın Bakanın "haklı" demesi de yetmiyor, Maliye Bakanının "haklı" demesi gerekir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1369)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2007-04-18-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1369 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900026.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
