# Orman genel müdürlüğünün kuruluşu ve ağaçlandırma hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nuri Uslu (AK Parti, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 4 Haziran 2008
- **Gündem:** ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN KURULUŞU VE AĞAÇLANDIRMA HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2008-06-04-orman-genel-mudurlugunun-kurulusu-ve-agaclandirma-hakkinda

> Nuri Uslu (AK Parti), 4 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN KURULUŞU VE AĞAÇLANDIRMA HAKKINDA); konuşma 605 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NURİ USLU (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Orman Genel Müdürlüğünün 169’uncu kuruluş yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, insan ile doğanın birlikteliği tarihin ilk çağlarından itibaren başlamış ve hiçbir zaman da bitmeyecektir. Doğa yok olduğu gün dünya da yaşam da bitecektir. İnsanoğlu, başlangıçta doğadan ve ormanlardan barınma ve beslenme amacıyla yararlanmıştır ancak bugün ise değişen hayat şartlarına göre faydalanmaya devam etmektedir.

Tarihsel süreç içerisinde insan ve orman ilişkilerine bakacak olursak ateşin bulunması, tarımın keşfedilmesi, yerleşik hayata geçiş, insan ve orman ilişiklerinde radikal değişimlere neden olmuştur. Nihayet 15’inci yüzyılda endüstri devriminin başlamasıyla insanoğlunun doğa ve ormanla olan ilişkisi daha da artmıştır. Özellikle Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinin hüküm sürdüğü dönemlerde ısınma, bakır eritme, seramik yapımı, barınak yapımı, gemi yapımları ormanlık alanlarında aşırı daralmalara sebep olmuştur. O tarihlerde bazı ülkelerin ormansızlaşmaya karşı yasalar çıkardığı bilinmektedir ancak bu tedbirlerle ormansızlaşma durmamış, yoksulluk, nüfus artışı ve daha sonra sanayi devrimiyle birlikte daha da hızlanmıştır.

Ülkemizde modern ve bilimsel anlamda ormancılığın doğuşu ve gelişimi 19’uncu yüzyıldan itibaren başlamıştır. Bugün, dünya ormancılığı küresel düzeyde büyük bir sınav vermektedir. Son iki asırda dünya ormanlarının yüzde 40’ı yok olmuştur. Ormansızlaşma, başta tropik ülkeler olmak üzere, genellikle gelişmekte olan ülkelerde cereyan ederken, gelişmiş ülkelerdeki ormanlar da doğal yapılarını kaybetmiştir.

Günümüzde, bir yandan ormansızlaşmaya karşı mücadele verilirken, bir yandan da etkin bir şekilde rehabilitasyon, çölleşmeyle mücadele ve ağaçlandırma yapılmaktadır. Amaç, mevcut ormanların gelecek nesillere hiç değilse bugünkü hâliyle devredilebilmesidir. Bu, insanlığın en önemli görevidir.

Bu bağlamda Anadolu’ya baktığımızda, tarihin ilk dönemlerinde ormanlarla kaplı olan Anadolu, yüz yıllar boyunca değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu süreç içerisinde ormanlar aşırı kullanım sonucu tahrip olmuştur. Ülkemizde ormanlar ve ormancılığa ilişkin ilk belgeler Osmanlı dönemine ait olmakla birlikte, ormanlar hakkında yeterli bilgi içermemektedirler. Ancak Anadolu’nun ormanlarla kaplı olduğu Evliya Çelebi’nin “Doğudan batıya, dersaadete güneş görmeden, ormanlardan geçilerek gidilir.” sözlerinden anlaşılmaktadır. Zira, benzer ifadelere yerli ve yabancı kaynaklarda da rastlamak mümkündür. Bütün bu belgelerden, Anadolu’nun orman bakımından oldukça zengin olduğunu ve yüz yıllar boyunca bilgisiz, plansız ve aşırı kullanım sonucu tahrip olduğunu anlıyoruz.

Osmanlı döneminde ormanların cibali mübaha olarak herkesin istifadesine açık kılındığı bilinmektedir. Ormanlara ilişkin ilk düzenleme, Tanzimat Fermanı’yla birlikte 1839 yılında, İstanbul Orman Müdürlüğünün kuruluşuyla başlamaktadır.

Cumhuriyet döneminde, cibali mübaha rejiminden düzenli devlet ormancılığına geçilmiştir. Bu geçiş, çok sancılı olmuştur. Ormancılıkla ilgili çok sayıda yasa çıkmış ve değişiklikler yapılmıştır. Bu yasal değişikliklerden ormanlarımız hep zarar görmüştür. Örneğin, 1945 yılında ormanların devletleştirilmesine tepki olarak çıkarılan orman yangınlarıyla sadece iki yılda 290 bin hektar orman alanı yakılmıştır.

Yasalarımızdaki orman tanımı bir ekosistemi değil, bir hakkı hukuki olarak tanımlamaktadır. Bu tanım günümüzde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Orman tanımında yapılan sürekli değişiklikler, kadastro ve mülkiyet karmaşasını doğurmuş, 1924 yılında beş yılda bitirilmesi öngörülen orman kadastrosu hâlâ bitirilememiştir.

Sayın milletvekilleri, orman teşkilatının tarihsel gelişimine baktığımızda ise 1839 yılında kurulan ve ilk kurumsal ormancılık örgütü olan Orman Müdürlüğü, iktisadi yapısı bozulan imparatorluğun gelir kaynaklarını artırmak üzere kurulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uslu.

NURİ USLU (Devamla) – Cumhuriyet döneminde 1937 yılında çıkarılan 3204 sayılı Kanun’la hükmi şahsiyeti haiz katma bütçeli bir idare olarak Orman Genel Müdürlüğü kurulmuş ve bugünkü modern ormancılığımızın temellerini atmıştır.

Orman Genel Müdürlüğü, yüz altmış dokuz yıllık tarihî geçmişiyle, ülkemizin en ücra köşelerine kadar yayılan 27 bölge müdürlüğü, 217 işletme müdürlüğü ve 1.300’ü aşan orman işletme şefliği ile 40 bin çalışanıyla, özellikle cumhuriyetin kuruluş yıllarında ülkenin ulaşılamayan en mahrum bölgelerinde istihdam ve kaynak yaratmış, yol, su ve haberleşme gibi altyapı hizmetlerine katkı sağlayarak dolaylı yollardan kırsal alanda halkımızın ulaşım ve özellikle geçimine çok büyük katkı yapmıştır. Yüz binlerce aile geçimini tamamen orman işçiliğine bağlamıştır. Günümüzde ise ormanlar, yediden yetmiş yediye her yaşta insanın yaşam kaynağını oluşturmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nuri Uslu (AK Parti, Uşak). “Orman genel müdürlüğünün kuruluşu ve ağaçlandırma hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2008-06-04-orman-genel-mudurlugunun-kurulusu-ve-agaclandirma-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
