# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 28 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Nusret Bayraktar (AK Parti), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 535 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 349 sıra sayılı Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 35 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, genel bir kavram olan kamu yönetimi, yönetimin bir bölümünü ifade etmektedir. En önemli özelliği ise, modern devletin bir yürütme aracı olarak gündelik yaşantımızın ayrılmaz, en önemli parçası olmasıdır. Gelişen ve değişen dünya şartlarına paralel olarak klasik ve hantal devlet yönetim sisteminden şeffaf ve verimli modern yönetim anlayışına geçmekte çok geri kaldık. Bu durumu, yarım asrı aşkın süredir hep tartışıyor, konuşuyoruz; ancak, ne yazık ki, her işte olduğu gibi, bu uygulamada da geç kaldık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüştüğümüz yasanın 35 inci maddesinin özü, bugüne kadar uygulanmakta olan yönetim birimlerinden personel biriminin, bundan sonra insan kaynakları daire başkanlığına dönüştürülmesidir ve bu başkanlık biriminin kurulmasına imkân verilip, görevlerinin sayılmakta olduğunu görmekteyiz.

Böylece, modern yönetim anlayışında, kurumlarda çalışanların sadece verili niteliklere sahip personel olmaktan çıkarılıp, niteliklerinin sürekli olarak geliştirilebileceği ve dolayısıyla, performanslarının artırılabileceği bir insan kaynağı anlayışına geçilmesi hedeflenmektedir.

Tüm tartışmaların özüne baktığımızda, en önemli unsur olan insan faktörünün, değerli kılınması, onun mutluluğu için yarışma ve o kaynağı israf etmeden en iyi ve verimli bir şekilde değerlendirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyor ve ona inanıyorum. Gerek AK Parti gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek kamudaki tartışmaların özünde yatan, gerçek insan değerinin üstün tutulması ve onun mutlu olabilmesine yönelik arayışların bulunabilmesidir.

Değerli arkadaşlar, söz buraya gelmişken, sizlerle, kaynakların ve sermayenin israfındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. En önemli üç sermaye, insan, nakit ve zaman sermayesidir; ama, ne yazık ki, bugüne kadar, yönetim anlayışımızın zafiyeti ve sorumsuzluklarımızın ortaya koyduğu ölçütler sonucu, maalesef, bu üç önemli sermayeyi de hep israf ettik.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana, fiilî hiçbir savaş yaşamadığımız halde, maalesef, gelinen nokta ortadadır. Bir de, İkinci Dünya Savaşında yerle bir olan Almanya'yı, Nagazaki'ye ve Hiroşima'ya atılan atom bombasıyla sarsılan Japonya'yı düşündüğümüz ve gelişmelerine baktığımız zaman gördüğümüz tabloyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yerle bir olan Almanya ve Japonya'da, insan kaynakları başta olmak üzere, bütün sorumluların, bütün yöneticilerin, bütün işçilerin, bütün memurların, sabahın erken saatlerinde başlayan mesailerini -mesai kavramına bakarak- sekiz saatini normal yaşam standartları için, dört saatini de ülkesi için, milleti için, devleti için çalışarak büyük fedakârlıklar gösterdiklerini biliyoruz. Bu yoğun çalışmalar sonucu, otuz yıl sonra, Japonya'nın, Almanya'nın nerelere geldiğini hepimiz görüyor ve biliyoruz. Maalesef, ülkemize dönüp bir bakalım. Dünkü konuşmalarda da Sayın Meral'in belirttiği gibi, gerçekten ülkemizde aktif ve üretken kadrolar var. Aktif ve üretken kadrolara imkân verilip verilmediğini tartışmadan, bu aktif, üretken kadrolar neyi ürettiler; Türkiye'yi nereye getirdiler; ne katkıda bulundular; sorumluları kimdir; kendileri mi, değil mi; hepimiz üzerimize düşen payı almalıyız.

"Bir devlet dairesine adımımı atayım da, ondan sonra Allah kerim" diyenler, mesaiye geç gelip erken gidenler, dedikodu ve muhabbet üretenler -istisnalar kaideyi bozmaz- "personel çok iş yok" diyenler, "nasılsa personel çok, iş yok; o halde, ben de salla başı al maaşı gideyim" diyenler... Bir de dayısı varsa... Terfilerle ilgili hepimize, hepinize gelen teklifleri görüyoruz, ne diyorlar: "Bu devleti sen mi kurtaracaksın mantığı var. Ben dürüst çalışıyorum, üretmek istiyorum ama, böyle gelmiş böyle gider diyorlar" Nasıl olsa herkes işini biliyor. Dayısı olanlar da, terfi, atama, nakil ve üst kademelere gelme konusunda hep tavassut ve referans istiyorlar. Bunu, hepimiz birlikte yaşıyoruz.

Bir de, referans olmamızı isteyenler diyorlar ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
