# Vergi barışı kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 20 Şubat 2003
- **Gündem:** VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-02-20-vergi-barisi-kanun-tasarisi

> Oğuz Oyan (CHP), 20 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 1.188 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, son iki üç aydır sıkça yapmaya alışık olduğumuz bir uygulamayı tekrarlamak üzereyiz. Yasama organının önemli bir mesai harcayıp buradan çıkardığı bir düzenlemeyi yeniden tartışmak, yeniden yasalaştırmak üzere toplanmış ve bunun üzerine söz almış bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, burada, bu madde üzerinden, daha önemli olan şu saptamayı yapmamız gerekiyor: Yasama faaliyetlerinin verimliliğini düşüren bir süreç içinden geçiyoruz. Bakınız, size, bir sayısal örnek vereceğim. Şimdiye kadar, son üç ayda çıkarılan önemli yasa tasarılarının sayısı 8'dir. Diğerleri önemsiz değildir; ama, uluslararası anlaşma, vesaire... Bütün bunları bir kenara bırakalım, burada, sizin, AKP Grubunun da önem verdiği, hükümetin de önem verdiği ve buraya önümüze getirdiği yasa tasarısı -anayasa değişikliğini öngören yasa tasarısı da dahil- sayısı 8'dir. Bu 8 tane yasa tasarısının 1'i anayasa değişikliği, 1'i malî milat, 1'i geçici bütçe, 2 tanesi uyum yasası, 1 tanesi basın affı, 1 tanesi sosyal destek ödemesi ve şimdi görüştüğümüz vergi affı ya da sizin deyişinizle vergi barışıyla ilgili. Bu önemli saydığınız 8 düzenlemeden 4'ü geri dönmüştür; bunlardan 1 tanesi, yani geçici bütçe, Anayasaya aykırı hükümler ihtiva etmesine rağmen Grubumuz tarafından Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmediği için yürürlükte kalabilmiştir; yani, önem verdiğiniz 8 tane tasarıdan 5'i sorunludur, handikaplıdır. Böyle bir yasama faaliyeti, üç ayda 8 düzenleme ne kadar verimli bir çalışma, ayrı; ama, bu 8 tanesinin 4'ünün geri dönmesi ve 1 tanesinin de -geçici bütçe- her an dönebilecek durumda olduğu halde, biz bu konuda ayrı bir gayret içine girmediğimiz için dönmemesi; yani, sekizde 5... Böyle bir süreci, siz, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından etkin bir çalışma yöntemi olarak benimseyebilir misiniz?!

Bakınız, basın affıyla ilgili bir görüşme yapılırken nitelikli çoğunluk meselesi gündeme geldiğinde, burada, Sayın Meclis Başkanı, grup başkanvekillerini arka tarafa çağırıp bu nitelikli çoğunluk meselesini görüştüğünde, biz, açıkça şunu söyledik: "Yapmayın; bu, bir af getiriyor; bu aranır." Keza, bu kanunun burada görüştüğümüz 10 maddesinin esas itibariyle 1'i dışında -14 üncü madde- hepsi için geri çevrilme nedeni, nitelikli çoğunluk meselesi; yani, biçimsel bir açıdan dönüyor. Ee, bu konularda biz sizi uyardık. Peki, bunları niye yapmıyoruz; niye yapmıyoruz; zaman sadece sizin değil bizim de zamanımız, bu kürsüyü dinleyen yurttaşların da zamanı; bunu niye heba ediyoruz; Türkiye Cumhuriyetinin, zamanını bu kadar boşa harcama lüksü var mıdır; gelişmekte olan bir ülkenin bu kadar bol zamanı var mıdır; zamanın değerini bilemediğimiz zaman, gelişmiş ülke olma iddiasını sürdürebilir miyiz?! O yüzden, lütfen, uyarılara kulaklarımızı açalım; çünkü, gelişmiş insan olmadan gelişmiş ülke olunamıyor.

Ben, basın affı yasası sırasında, değerli AKP grup başkanvekilini şu sözlerle uyarmış "bakınız, bu geri döner" demiş -şu Meclisin arka platformundan çıkarken- ve bir de La Fontaine fıkrasını anlatmıştım. La Fontaine fıkrası, kaplumbağa ile tavşan yarışını anlatır. Kaplumbağanın yavaş yürüdüğünün bilincinde olarak tavşan onunla dalga geçer ve yarış çizgisine gelmeden uyuyakalır; kaplumbağa yavaş yavaş gelir, geçer.

Şimdi, burada, en azından hükümet açısından ve AKP Grubu açısından bir kere şunu ilke edinmekte yarar var: Küçük de olsa, kararlı ama emin adımlarla yürümek, olur olmaz, böyle koşmak, durmak vesaire gibi, ne yaptığını bilmeden gitmekten çok daha kolayca hedefe varmaya sizi götürür; dolayısıyla, geliniz, ne Meclisin vaktini ne bu ülkenin değerli zamanını almayalım ve bundan sonra, yasama faaliyetlerine bir verimlilik, bir etkinlik kazandıralım.

Şimdi, bugün, burada, Yüce Meclis, AKP milletvekillerinin oylarıyla, yine, sadece biçimsel bir düzeltme yapıyor ve bu Yüce Meclis, sadece biçimsel bir düzeltmeyle, bu yasayı, tekrar Cumhurbaşkanının önüne yolluyor. Biz, burada, sizi uyardık, tekrar uyarıyoruz. Özellikle, birazdan önümüze gelecek olan 14 üncü madde, Anayasaya aykırılığı açıkça ilan edilmiş, Cumhurbaşkanı tarafından üstüne basa basa vurgulanmış bir maddedir; yani, bu, sonuçta Anayasa Mahkemesinin önüne gidecek bir maddedir; bunu ya Cumhurbaşkanı götürür ya biz götürürüz ya da başka yollardan gider; ama, bunu düzeltmek için bugün fırsat varken, bunu niye kullanmıyorsunuz?! Yani, 2 kere görüştüğümüz bir yasayı, bir daha, 3 üncü kez mi önümüze getireceksiniz bir şekilde?! Değerli arkadaşlarım, böyle çalışma yöntemi olur mu?!

Şimdi, bu yasa tasarısı görüşülürken iki önemli handikabı ortaya çıkmıştı. Burada, ne yazık ki, bu Meclis, bu handikapları görmeyerek bu tasarıyı bir skandala dönüştürdü iki yönden.

Bir; Maliye Bakanı kendi getirdiği yasayla kendi kendini af kapsamına aldı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu bir ilkti; "hayır alınmadı" vesaire denilmesine bakmayın. Burada, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesine göre, iki ayrı suçtan, ikisi bir bütünün parçaları olan -yani, sahte ve yanıltıcı belge düzenlemek ve bunları kullanmak; ikisi bir bütünün parçası- ve Cumhurbaşkanının da kendi geri çevirme gerekçesinde çok net biçimde altını çizdiği gibi, tıpkı bizim burada söylediğimiz gibi, bunlardan bir tanesini siz af kapsamına alıp, diğerini af kapsamı dışında tutmak gibi bir garabeti yapamazsınız. Çünkü, eğer böyle bir şey mümkün olsa idi, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesi bunları birbirinden ayırırdı; oysa, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesi bunların tümünü benzer bir yaptırıma bağlamıştır, siz bunları burada getirip ayıramazsınız. Ayırdığınız zaman ne olur; Sayın Bakanın yargılandığı dava açısından bakarsak, en azından kısmî bir af kapsamı içine girer; ama, bu kısmî giriş, yani bu belgeleri kullanmak dolayısıyla af kapsamına giriş, aslında daha ağır nitelik taşıyan bir suçtan af kapsamına girmektir. Belgeyi düzenlemekten daha ağır olanı, bunu kullanmaktır; çünkü belgeyi düzenleyen, bundan komisyon almaktan başka bir şey yapmaz; ama, bu belgeyi kullanan, bundan çok daha büyük bir çıkar sağlar; zaten talep olmasa, bu konuda arz da olmaz.

O yüzden, gelin, aklıselim sahibi olalım -birazdan bununla ilgili önergeyi de vereceğiz- 14 üncü maddeyi kapsamdan çıkaralım ve bir daha bu kanun önümüze gelmesin; siz de rahat edin, biz de rahat edelim, bu Meclis de rahat etsin ve bu ülke defalarca aynı konuları, aynı kanunları tartışmaktan kurtulsun.

Bu kanunla ilgili bir başka konu, bir başka handikap da -şimdi benim üzerinde konuştuğum 2 nci madde de dahil- şudur: Bakınız, bu kanunla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir iyiniyet gösterdi. Komisyonda tartışıldığı sırada, birçok maddede olumlu oy kullandı, bu kanunun oluşmasına, 14 üncü madde dışında olumlu katkı yapmaya çalıştı; çünkü aylardır bir vergi affı vesaire dediniz, böyle bir beklenti oluşturdunuz, dolayısıyla da vergi tahsilat, tahakkuk oranları giderek düşmeye başladı; yani, millet, bir vergi affı beklentisi içine girdi. Dolayısıyla bu, artık kaçınılmaz olmaya başlamıştı; biz de, pekâlâ, bazı maddelerde destek verelim dedik. Bakın şimdi vermiyoruz, niye vermiyoruz; çünkü, bu 14 üncü maddeyle ilgili ne yazık ki, bir ilkesel karara varamadınız bir; bizim, komisyonda bu kadar destek verdiğimiz bir tasarıyla ilgili burada birdenbire baktık ki 1, 2 ve 3 üncü maddelerle ilgili, peşpeşe, uzun önergeler verip, maddelerin kapsamını olduğu gibi değiştirdiniz iki. Burada, bunu söyledik, sizi ciddiyete davet ettik. Maddelerle ilgili komisyonlarda oluşmuş nihaî metinler üzerine, Genel Kurulda, ancak birtakım şeklî rötuşlar yapılabilir, bunları esastan değiştiren birtakım düzenlemelerin arkasında ne var diye sormak gerekir ve sorduğumuzda, karşımıza çıkan tablo şuydu: Araya IMF'nin girdiği ve IMF'nin bu kapsamı geniş bulup daraltmak istediği anlaşılıyordu. Bunun, bu Meclise yapılabilecek en büyük hakaret olduğunu söyledik, bu Meclisin çalışma düzenine yapılacak çok büyük bir hakaret olduğunu söyledik, büyük bir saygısızlık olduğunu söyledik ve bunu bir daha tekrarlamayalım demiştik. Dolayısıyla, bugün şu anda burada konuşulan 2 nci madde de, ne yazık ki, bu kapsam içinde değerlendirilmesi gereken bir madde.

Geçen sefer, bu yasanın tümü üzerinde söz alıp, Grubum adına konuşmuştum. İki noktaya tekrar değinerek, sözlerimi tamamlayacağım.

Bir vergi barışının, bir vergi affının kalıcı olabilmesi için, eğer, bunun, sağlıklı, yeni bir başlangıç oluşturabilmesi isteniyorsa, o zaman, bunun, mutlaka, birtakım başka düzenlemelerle birlikte ele alınması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-02-20-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
