# T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 5 Haziran 2003
- **Gündem:** T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.VE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ HK. (S.S. 151)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-06-05-t-c-ziraat-bankasi-a-s-ve-tarim-kredi-kooperatifleri-hk-s-s-151

> Oğuz Oyan (CHP), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.VE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ HK. (S.S. 151)); konuşma 898 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, özellikle Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Üreticilere Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen Tarımsal Kredilerin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Tasarı üzerinde konuşuyoruz.

Bu tasarının bugün niçin gündeme geldiği meselesi üzerine öncelikle birkaç söz söyleyeceğim, daha sonra da bu tasarının bazı bakımlardan nasıl iyileştirilmesi gerektiği üzerine görüşlerimi açıklayacağım. Bu görüşler, kuşkusuz, Grubum adına sunulan görüşler olacak.

Çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılması, bugün gündeme geliyorsa, bu, bir kaçınılmazlık sonucudur. Tabiî, bunun niçin kaçınılmaz olduğunu açıklamak gerekiyor. Bunun birçok nedeni olduğunu düşünmek gerekir. Bir kere, gerekçeye bakarsak, gerekçede 2001 krizine atıfta bulunuluyor, gerekçede iklim koşullarına atıfta bulunuluyor, gerekçede doğal afetlere atıfta bulunuluyor; yani, bunlar gösteriliyor. Aslında, kısmen de, fazla belirtilmemiş olmakla birlikte, Ziraat Bankası gibi malî kurumların, bir anlamda, böyle bir düzenlemeyi bekledikleri ya da böyle bir düzenlemenin onların da lehine olabileceği yönünde bazı işaretler de var.

Şimdi, bir kere, niçin kaçınılmazdı; kaçınılmazdı; çünkü, bugün, iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisinin seçim öncesi vaatleri arasında en önemli unsurlardan biri olarak, çiftçi borçlarına getirilecek af bulunuyordu. Bu af, üstelik, bugün, burada karşımıza gelenden çok daha kapsamlı bir aftı. Bu af, bütün faizlerin silinmesini öngören bir vaat olarak gündeme gelmişti.

Tabiî, diyeceksiniz ki, başka vaatler de vardı. Bu vaatlerin hepsi tutulmuş değil ya da ancak kısmen ya da belki göstermelik olarak; ama, değerli arkadaşlarım, burada, pamukta prim ya da mazot meselesinden farklı bir durum var. Eğer, siz, bu sözü tutmazsanız, pamukta prim ya da mazot uygulamasında olduğu gibi, sadece çiftçi tepkisiyle karşılaşmazsınız; bu, aynı zamanda, başka bir tepkiyi de karşınıza çıkarır. Çiftçi, böyle bir beklenti içinde borçlarını ödememeye başlar, bugün yarın bir yeniden yapılandırma düzenlemesi geliyor diye beklemeye başlar ve burada, borçların geri ödenmesinde yeni tıkanmalar ortaya çıkar. Dolayısıyla, bu düzenleme kaçınılmaz bir düzenlemeydi; ama, buradan bakarsanız, gecikmiş bir düzenlemedir. Böyle bir düzenleme gereği ortadayken, böyle bir vaat ortadayken, bankanın ve kooperatiflerin geri tahsili tıkanmışken ve aynı zamanda, yeni kredi açılmalarının, yani, sistemin işlemesinin önü tıkanmışken, niçin, bunu bu kadar beklettiniz; birinci soru budur.

Burada, aslında, sorunu büyüterek bugün karşımıza gelmiş oluyorsunuz. Bu soruna, eğer aralıkta, ocakta el atabilmiş olsaydınız, o zaman, en azından, bu tıkanma, bu büyüme, bu arada, faizlerin, borçların da büyümesi önümüze çıkmayacak ve sorun daha küçük bir sorun yumağı olarak karşımızda olacaktı.

Şimdi, burada, tıpkı vergi affında olduğu gibi veya başka aflarda olduğu gibi, her gecikme, idare aleyhine çalışır ya da bu malî kurumlar aleyhine çalışır.

İkinci kaçınılmazlık noktası -yani, bu, niçin önümüze geldi, niçin gelecekti- şudur: Ziraat Bankası gibi bir kredi kuruluşu, tarımsal kredi veren bir malî kuruluş, böyle bir düzenlemeden, aslında, gerçekten, yarar umma noktasındadır; çünkü, burada, Ziraat Bankasının 1,5 katrilyona yakın bir alacağı vardır. Bu 1,5 katrilyonun önemli bölümü giderek şüpheli alacak biçimine dönüşmüştür. Bunların bir an önce bankanın kasasına girmesi ve aktifinin düzeltilmesi, kuşkusuz, bu malî kurumun lehine bir durumdur. Tıpkı diğer özel şirketlerle, ticarî şirketlerle yapılan iyileştirme anlaşmalarında olduğu gibi, burada da, genel, kitlesel bir anlaşma yapılması, bankanın da, aslında, bir anlamda, lehinedir. Bunun için belirli karşılıklar zaten ayrılmıştır. Bu soruna bir an önce neşter atılması gerekiyordu. Bence, burada da, bir gecikme ortaya çıkmıştır. Bu mesele -birazdan değineceğim- tarım kredi kooperatifleri açısından aynı netlikte değildir. Tarım kredi kooperatifleri açısından ciddî sorunlar vardır bu düzenleme içinde; ona değineceğim.

Üçüncü kaçınılmazlık noktası, hem siyasal hem sosyal olarak karşımıza çıkıyordu. Sosyal olarak sürdürülemez bir durum vardı; yani, çiftçilerin, düşünün, bir bölümü borçları dolayısıyla mahkeme kapılarında sürünüyor, hatta bir bölümü mahkûm oluyor ve cezalarını çekiyor, bunların bir bölümü toprağını kaybediyor, bir bölümü elindeki üretim aracını kaybediyor -hacizle veya satarak- borcunu ödemek için.

Şimdi, bir kere, böyle bir tablo, dayanılabilir bir tablo değildir. Siz, bu kesimlerden çok büyük oy aldınız. Dolayısıyla, çiftçi kesiminin bu taleplerinin, bu sosyal çöküntüsünün, bu mağduriyetinin daha fazla görmezden gelinmesi mümkün değildi. Burada, yine, bu gecikmenin yarattığı tahribatlara değinmek istemiyorum; ama, eğer, bu, beş ay önce, altı ay önce gerçekleşebilmiş olsaydı, belki birçok mağduriyeti önlemiş olacaktınız; çünkü, şimdi, burada, birçok çiftçi açısından geriye dönülmez noktalar oluşmuştur; yani, elindeki biçerdöveri sattıysa, traktörü sattıysa, tarlasının bir bölümünü sattıysa, bunu, bu süreci nasıl geriye döndürebileceksiniz?!

Bir başka şeyi daha bu arada belirteyim: Türkiye'de, üç yıldır, bütün destek mekanizmalarını yürürlükten kaldıran ve onun yerine, tek bir destek mekanizmasını getiren, doğrudan gelir desteğini getiren bir yeni anlayış var. Yürürlükteki IMF programları açısından, bu doğrudan gelir desteğinin de geçici olduğunu eğer dikkate alırsak, giderek, Türkiye'de tarımın desteksiz bırakılacağı koşulların hazırlandığı bir patikaya Türkiye üç yıldır sokulmuştur ve bu, aslında, Türkiye'de tarımı tasfiyeye götürecek süreçtir.

Şimdi, buna daha sonra belki değiniriz; ama, şunu söyleyeyim: Doğrudan gelir desteği ödemesini geçen yılın ekim ayında, seçimden hemen önce yüzde 100'ünü almaya başlayan çiftçi ile bu doğrudan gelir desteği ödemesinin yüzde 40'ını ya da yüzde 50'sini aradan çok uzun zaman geçtikten sonra ancak alabilen çiftçi arasındaki farkı bir düşünün. 2002 yılı -geçen yılın- doğrudan gelir desteği ödemesinin sadece yüzde 40'ını alıp da yüzde 60 ödemeyi hâlâ bekleyen çiftçiyi düşünün.

Şimdi, bu çiftçi, eğer, doğrudan gelir desteği ödemesini 2002'nin sonunda ya da bilemediniz 2003'ün başlarında eline geçirebilmiş olsaydı, büyük bir olasılıkla bu borçlarının bir bölümünü -çünkü, çiftçi borcuna çok sadıktır- kapatmış olacaktı. Dolayısıyla, bu doğrudan gelir desteği uygulamasında gereken hızın, bu konuya gereken önemin verilmemiş olması nedeniyle, aslında, birçok çiftçinin ödemesi mümkün olan borçları birikmiş, bugünlere gelmiştir. Yani, biz, bugün, devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmemek dolayısıyla çiftçinin artan borcuna çözüm arar bir noktadayız; dolayısıyla, burada, devletin sorumluluğunun altını çizmek gerekiyor. Tabiî, devletin sorumluluğu derken, devlet adına hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisinin sorumluluğundan bahsediyorum.

Değerli arkadaşlarım...

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-06-05-t-c-ziraat-bankasi-a-s-ve-tarim-kredi-kooperatifleri-hk-s-s-151 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
