# Çalışma saatleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2003
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-07-08-calisma-saatleri-hakkinda

> Oğuz Oyan (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 506 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz yasa tasarısının tümü üzerindeki oylamaya geçmeden önce, aleyhte söz almış bulunuyorum.

Bu yasa tasarısı daha önce iki kez görüşüldü, Anayasa Mahkemesinde -eski haliyle- esastan görüşülmeye devam ediyor ve bugün, biz, burada, bu tasarının yeni şeklini görüşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin demografik ve sosyal koşulları, emekliliğe hak kazanma yaşının düşük tutulmasını gerektirmektedir. Biz, bu nedenle, şimdiye kadar, emekliliğe hak kazanma yaşının düşük olmasını her zaman talep ettik; böylece, isteğe bağlı emeklilik teşvik edilmiş olmaktadır. Ancak, Türkiye'de, yine, nitelikli eleman yeterliliği açısından baktığımızda, çalışma hakkının erken yaşlarda elde edilmesi hem çalışanların çalışma hakkını ellerinden almakta, dolayısıyla, yaşa dayalı bir ayırımcılık yapmakta hem de kamunun nitelikli eleman yetersizliği sorununu daha da büyüten bir olguya yol açmaktadır.

Öte yandan, Türkiye'de, bu getirilen düzenlemeyle, burada defalarca ifade edildiği gibi, aktuaryel dengenin daha düzenli bir hale getirilmesi değil, tam tersine, aktif-pasif sigortalı dengesinin bozulmasıyla, emeklilik ikramiyelerinin gündeme gelmesiyle, bu dengeyi bozan bir uygulama gündeme gelecektir.

Tabiî, sıkıntılar bunlarla bitmemektedir. Türkiye'de, kamuda çalışanların tabi olduğu çok çeşitli emeklilik düzenlemeleri vardır ve şimdi, biz, burada, bunlara yeni bir düzenleme getirmiş oluyoruz. Kamu çalışanları arasında eşitsizlik bu tasarının yasalaşmasıyla biraz daha büyümüş olacaktır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu dururken, bunun yanında 2802 sayılı Hâkim ve Savcılar Kanunu dururken, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu çalışırken, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Yasası varken, sözleşmeliler için 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname varken, biz, burada, bu tasarıyla, bir de istisnaları da içeren yeni bir düzenleme getiriyoruz. Böylece, kamu çalışanları arasındaki farklılıkları artırıyoruz, kamu çalışanlarının tabi olduğu düzenlemeleri içinden çıkılmaz bir şekilde çeşitlendiriyoruz.

Esasen, kamu çalışanları arasında çok ciddî başka farklılıklar da var. Sadece sosyal güvenlik açısından değil, genel idare hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı, sağlık hizmetleri, eğitim ve öğretim, avukatlık, din hizmetleri, emniyet hizmetleri, yardımcı hizmetler, mülkî idare, millî istihbarat hizmetleri sınıfları arasında, zaten, çok sayıda farklılık vardır. Şimdi, biz, bunlara bir de emeklilik yaşı itibariyle yeni bir farklılık getirmiş oluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, devletin sosyal güvenlik düzenlemeleri, ilgili toplum kesimleriyle yaptığı bir sosyal sözleşmedir. Bu sosyal sözleşme, tek taraflı olarak, hak sahibi aleyhine devlet tarafından bozulamaz. Burada bir düzenleme yapılacaksa, bu, ancak bu yasanın çıktığı tarihten itibaren başlamak üzere bir yeni yaş sınırı olabilirdi. Bunun doğru ya da yanlış olduğunu yine tartışırdık; ama, eğer bir hukuk devleti varsa, eğer bir sosyal devlet varsa, bu tür düzenlemeler, bir sosyal akit olan bir sözleşmeyi hak sahipleri aleyhine yeniden bozan düzenlemeler olamaz; bu, bir sosyal hukuk devletinde yer alamaz.

O nedenle, biz, burada, İktidar Partisinin değerli milletvekillerinden, sözlerinde, gerekçeleri açıklarken "yaşlılık eşittir verimsizlik" türü basit formülasyonlardan kaçınarak ya da özrü kabahatinden büyük açıklamalar yapmaya gitmeyerek, hiç olmazsa, esas niyetlerini ortaya koymalarını beklerdik. Burada esas niyetin kadrolaşma niyeti olduğu bir kez daha vurgulanmalıdır; çünkü, sadece çıkacak bu kanunla değil, Diyanete 15 000 ilave kadro verilmesiyle, önümüzdeki günlerde getirilmesi düşünülen YÖK'le ilgili düzenlemenin geçici maddesinde, rektörden anabilim dalı başkanına kadar bütün akademik ve idarî görevlerde bulunanların açığa alınarak, 26 000'e yakın kamu çalışanının, eğitim çalışanının yerlerinin değiştirilmesiyle, çok ciddî bir kadrolaşma ve birtakım kurumları ele geçirme çabası içerisinde olunduğunu görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-07-08-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
