# Maliye bakanlığı, gelir bütçesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2003
- **Gündem:** MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-2

> Oğuz Oyan (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.768 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddeye geçmeden önce, Sayın Bakanın, burada biraz önce maddelere geçmeden önce yaptığı son konuşmayla bize verdiği yanıta bir yanıt vermek istiyorum. Böylece bütçe görüşmelerine bir miktar renk getirmeye belki bizim de katkımız olur Sayın Bakan kadar.

Sayın Bakan, buradaki konuşmasında bizim yönelttiğimiz soruların esasına girmeksizin; yani faizdışı fazla nasıl yaratılıyor, kimin sırtından yaratılıyor, bu millet neyi çekerek, hangi bedellere razı olarak bunlar ortaya çıkıyor; buna hiç girmeksizin, bize, bu faizdışı fazla konusunda bir hesap verdi, bütçe faiz fazlası değildir, aslında bizim kastettiğimiz, kamu faiz fazlasıdır" dedi. Ben, şimdi onun tartışmasına, ayrıntısına girmiyorum. 4,3 meselesi, evet, sizin konuşma kitapçığınızda yer alıyor gerçekten; ama, yer aldığı bölüme, sayfa 19'a bakarsanız, bu sayfanın dördüncü paragrafında, bu, kamu kesimi faizdışı fazlası olarak değil, bütçe faizdışı fazlası olarak yer alıyor; yani, buraya, bu metne bu şekilde girmiş Sayın Bakan. Dolayısıyla, o paragrafta kamudan bahsedilmiyor, sadece bütçeden bahsediliyor. Buradan dikkatinizi çekmek istiyorum.

Kaldı ki, 2002 yılında faizdışı fazlanın tutturulamadığını biz zaten biliyoruz; yani, tutturuldu, aman iyi oldu falan diyen yok zaten; ama, tutturulmasının da büyük bir başarı olmadığını, neyin pahasına elde edildiğini söylemeye çalışıyoruz. Kaldı ki, 2002'yle ilgili şunu da söyleyeyim: Aslında IMF tanımlı bu faizdışı fazla, 2002 yılında 4,3'e de ulaşamamıştır. Bizim yaptığımız hesaplara göre 3,9'da kalmıştır; bu bütçeden 2,4; KİT'lerden 1,1; İşsizlik Sigortası Fonundan da 0,4 olmak üzere; fakat, daha önemlisi var; siz, döneminizde, yani, 2003 yılı bütçesinde hedeflediğiniz yüzde 6,5 faizdışı fazlaya ulaşmak için, bir tanım değişikliğine gittiniz; yani, 2003 yılı ortasında, bu yüzde 6,5 hedefini tutturmak için bir tanım değişikliği yaptınız ve bu tanım değişikliği nedir diye baktığımızda, buraya 3 tane unsur getirdiniz. Bunlardan bir tanesi; özel gelir ve özel ödeneklerin, eskiden olduğu gibi, konsolide bütçe gelir ve gider kalemlerinden düşülmesinden vazgeçtiniz. Bu, faizdışı fazlasını olduğundan büyük göstermeye katkı yapan bir şey. Sadece ilk yedi ay için 1,5 katrilyonluk bir olumlu katkısı oldu, en azından görüntüde.

İki; taşınmaz mal satış geliri olduğu zaman, bunun 500 trilyon lirasının gelirlerden düşülmemesi uygulamasını getirdiniz.

Üç; iş akitlerinin feshi durumunda 243 trilyon lira olan net ücret etkisinin 500 trilyon liraya çıkarılması kararını aldınız.

Bu üç nedenle, siz, yüzde 6,5 faizdışı fazla tutturduk dediniz; aslında yüzde 5,5'lik bir faizdışı fazla; yüzde 6,5'e bu tanımla gelmekte; yani, yüzde 5,5'iniz 6,5 gibi gözükmektedir. Dolayısıyla, 2003 yılı bütçesi uygulanırken yarı yolda siz tanım değiştirerek, IMF'nin de rızasıyla, faizdışı fazlayı yeniden tanımlayarak bir avantaj elde ettiniz. Bu avantaj az bir şey değil; 2,5 katrilyon lira civarında bir avantajdan bahsediyorum.

Ben, şimdi, burada, bu, doğrudur yanlıştır tartışmasına girmiyorum; ancak, şunu söyleyeyim: Faizdışı fazla tanımına bir yılbaşında girmişsiniz, yıl ortasında ise bu tanımı değiştirip, kendinize, daha kolay hedefe ulaşabilecek yeni bir araç icat ediyorsunuz. Bunu dikkatinize sunayım; bu teknik ayrıntılarla çok fazla dikkatinizi dağıtmak istemiyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada Sayın Bakanın açıklamasında, toplumun daha fazla ilgisini çeken başka konular var. Sayın Bakan şunu söyledi: "Biz bütçenin payını küçültüyoruz; yani, bütçenin millî gelir içindeki payını küçültüyoruz. Bu, iyi bir şeydir, bunu istiyoruz, niye istiyoruz; çünkü, özel kesimin payı artsın ve bu ileri ülkelerde hep böyledir."

Sayın Bakan, bir kere "ileri ülkelerde hep böyledir" lafından başlayalım. Sizin dahil olmak istediğiniz Avrupa Birliği ortalamasında, bütçelerin ya da toplam kamu harcamalarının...

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sizin dahil olmak istemediğiniz mi?!

OĞUZ OYAN (Devamla) - Hükümetin politikası olarak söylüyorum, hepimizin diyelim.

... millî gelire oranı yüzde 45'lerin üzerindedir. Sizin bütçeniz yüzde 38-39 rakamı... Ama, burada bir başka rakam daha çok önemli, faizdışı kamu harcamalarına baktığınız zaman, yani faizler olmasaydı Türkiye'de kamu harcamalarının millî gelire oranı neydi diye baktığınız zaman, yüzde 22-23 oranlarına geriliyorsunuz. Gelişmiş dünyada, üye olmak için çırpındığımız Avrupa Birliği dünyasında faizdışı kamu harcamalarının millî gelire oranı yüzde 40'ı aşmaktadır. Yani, sizin 1,5 katınızdan fazladır.

Biz size şunu söylüyoruz: Devleti küçültecek misiniz; evet, küçülteceğiniz bir kalem var ortada, faiz harcamalarını küçülteceksiniz. Diğer harcamalar, bu topluma hizmet olarak giden harcamaları büyütmek zorundasınız. Türkiye, başka türlü bir sosyal devlet olamaz. Avrupa Birliğiyle bir sosyal devlet uyumunu sağlayamaz. Küçültülmesi gereken tek kalem vardır, faizler; büyütülmesi gereken çok kalem vardır, yatırımlar vardır, eğitim harcamaları vardır, sağlık harcamaları vardır; bütün bunları artırmak zorundasınız. Devleti, o alanlarda büyütmek zorundasınız; küçültmeniz gereken tek yer var; onu yapacaksınız.

Kaldı ki "vergi yükünü azaltıyoruz" diyorsunuz, ekonomiye böylece dinamizm kazandırıyorsunuz. Vergi yükü, 1998 yılında bu yana sürekli artmaktadır. Siz, burada, kendiniz de açıkladınız. 2004 yılında biraz azalacak gibi, binde yarım kadar azalacak gibi görünüyorsa, onun nedeni de, çifte vergilerin bir kısmı gidiyor, enflasyon muhasebesi, vesaire gibi birtakım nedenlerle olacak; yoksa, sizin uygulamalarınızda vergi azaltmaya dönük bir şey yok. Yakında, yarın, öbür gün, buraya bir vergi kanunu getirirsiniz ve vergileri yeniden artırırsınız.

Kaldı ki, eğer, programa bakarsanız göreceksiniz ki, programda -DPT'nin programına bakınız- servet vergilerini kattığınız zaman -yani, belediyelerin Emlâk Vergisini falan kattığımız zaman- dolaysız, dolaylı ve servet vergilerinin toplamının millî gelire oranı, 2004 yılında 2003 yılını aşmaktadır. Kamu gelirlerine bakarsanız, vergidışı kamu gelirleriyle beraber, bir yük olarak tümüne baktığınızda, o da 2004 yılında 2003 yılından daha yüksek olacaktır. Bu program da, herhalde, Maliye Bakanının bilgisi olmadan hazırlanan bir program değildir.

Tabiî, bunun dışındaki konulara girmiyorum. Stok artışlarına Sayın Bakan bir daha girmedi; stoktan mı kaynaklandı, şuradan, buradan; ama, şunu söyleyeyim: Türkiye'de, yatırım yapmadığınız zaman, bu, sadece kamu yatırımlarını etkileyen bir şey değildir. Kamu yatırımlarıyla özel yatırımlar arasında bir rekabet ilişkisinden ziyade, bir tamamlayıcılık ilişkisi vardır; yani, kamu yatırımlarını bir sektörden çektiğiniz zaman, o sektörden özel sektör de çekiliyor; çünkü, Türkiye'de, ve dünyanın bütün kapitalist ülkelerinde kamu yatırımları, çoğunlukla, bizatihi, kamunun kendi eliyle yapılmıyor; çoğunlukla piyasaya sipariş verilerek yapılıyor. Dolayısıyla, siz, bir sektörde kamu yatırımını artırıyorsanız, o sektöre, özel kesim, sipariş almaya geliyor; yani, o ihaleye girmeye ve kamu yatırımlarını kendi aracılığıyla yapmaya.

Dolayısıyla "biz çekiliyoruz, özele bırakıyoruz..." Bırakınız efendim. Yani, böyle bir mantık olmaz; böyle bir mantıkla, böyle bir sistem içerisinde Maliye Bakanlığı yapılmaz Sayın Bakan.

Üstelik, bakın, Türkiye'de, kamu yatırımları bütçenin yüzde 5'ine düşmüş. Bu, altyapı yatırımları ihtiyacı bizden çok daha az olan Amerika'da yüzde 10'dur, Japonya gibi altyapı yatırımları ihtiyacı çok az olan bir ülkede, bize kıyasla, yüzde 17'dir; yani, siz, yüzde 5'lerde tutulan bir yatırım stokuyla, bu ülkeyi nereye götürebilirsiniz?!

Bir ekonomide kalıcı düzelme, sürdürülebilir bir büyüme olmanın tek koşulu, yatırımları artırmaktır. Kamu yatırımlarının artması, özel yatırımları azaltmaz; artırır. Bir kere, bu bilinçte olmamız gerekiyor. Bütün toplam yatırımların artması gerekiyor.

Türkiye, 1998-2003 döneminde, çok önemli bir sermaye birikimi azalmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu, özel yatırımların da çok büyük ölçüde azalmasından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, bugün, Türkiye'nin bütün meselesi, özel yatırımları da artırmak; yani, sermaye birikiminde yeni bir sıçramayı yakalamaktır. Bunu yakalayamazsanız, gelişmiş ülke olma iddiasını sürdüremezsiniz.

Sayın Bakan, ben, sizinle ilgili şeyleri söylüyorum; çünkü, Maliye Bakanına bütçede o kadar çok yetki veriliyor ki, ilk konuşmanızda, geçen yıl, hatırlıyorum "ne güzel, bu kadar yetkiyle, ben, artık, bundan sonra padişahlar gibi olurum" demiştiniz. Gerçekten, bütçeye baktığınız zaman, bütçede, çok fazla Maliye Bakanına yetki var ve ne yazık ki, bu bütçede, Anayasaya aykırılıklar sürüyor. Anayasaya aykırı hükümleri de ihtiva ederek yetki aktarımları var, saydamlık açısından çok ciddî sıkıntılar var, bununla ilgili, sadece Anayasaya aykırılıkları sayayım, ondan sonra da maddeyle ilgili birkaç şey söyleyeceğim.

Sayın Bakan, bakınız, bu, sizin bütçenizde, Anayasaya aykırı, halen 21 tane hüküm var. Geçen yıl, 39 hüküm için, Anayasaya aykırılık dolayısıyla Anayasa Mahkemesine başvurduk; bunlardan 9'unu iptal ettirdik. 9'unu, siz, buraya getirmediniz, koymadınız. Koymadınız; çünkü, bunların bir bölümünün kendi yasalarında düzenleme yaptınız. Örneğin, siz, belediyelerin, hani, o çok sevdiğiniz yerel yönetimlerin, bütçe paylarını yüzde 6'dan yüzde 5'e düşürmüştünüz, iptal ettirdik; gittiniz, bu defa kendi yasasında değişiklik yaptınız, onu da Anayasa Mahkemesine verdik; ama, henüz daha bir sonuç çıkmadı. Onları getirmediniz; ama, halen 21 tane Anayasaya aykırılık maddesi var: Madde 10, madde 12; bu maddeler geçti.

Madde 15: Protez ve diş tedavi bedelinin sınırlı ödenmesi.

Madde 16: Vakıf ve derneklerin, ayrıca Maliye Bakanlığınca denetlenmesi. Maliye Bakanlığı, bütçe kanununda, üzerine böyle bir yetki alamaz. Gidersiniz, yasasını değiştirirsiniz.

Madde 25: Biraz önce okundu, konuşuldu; dışborç kredi anlaşmalarıyla ilgili işlemlerin, her türlü vergi, resim ve harçtan istisna tutulması, daha doğrusu müstesna olması.

Madde 25 (d) fıkrası: Merkez Bankasının çıkardığı likidite senetleriyle ilgili işlemlerin, her türlü vergi, resim ve harçtan istisna olması. Bunlar Anayasaya aykırıdır.

Madde 26: Maliye Bakanına, Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi 2003 yılı kârının, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sınırlamasına tabi olmadan, bütçeye gelir kaydetmeye yetki verilmesi. Anayasaya aykırıdır Sayın Bakan.

Madde 26 (b) fıkrası: Kamu İktisadi Teşebbüsleriyle ilgili, bundan bir önceki maddeydi. Maliye Bakanına, görev zararları alacaklarına mahsup edilmek üzere, gelir, gider ve ödenek kaydetme yetkisi verilmesi.

Diğer maddeleri, daha sonra, sırası geldiğinde çıkar söylerim.

Şu an konuştuğumuz maddeyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Madde 27'nin (g) fıkrasında, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüyle ilgili olan bu düzenlemede, daha önceki dönemlerde karşımıza çok sayıda çıkan bir genel eğilimi, yeniden, bir istisna olarak karşımıza çıkarıyorsunuz. 2002 yılında, bu Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çıkana kadar, bütçelerde bu tür hükümler -buradaki, 27 nci maddenin (g) fıkrasındaki gibi hükümler- çok sayıda vardı, bunların örneklerine rastlanırdı. Neydi bu tür örnekler; bu, bazı gelir ve giderlerin, o yıl bütçesinde gelir ve gider olarak görünmesi gerekirken, Maliye Bakanına, bütçeye gelir ve gider kaydedip kaydetmeme yetkisinin verilmesi anlamındadır. Burada, yeniden, benzer bir düzenleme yapılmaktadır.

Keza, 27 nci maddenin (e) fıkrasında, tarım satış kooperatifleri birlikleriyle ilgili düzenleme var; (e) fıkrasının 1 inci bendinde, bu yeniden yapılandırma sürecinde, Yeniden Yapılandırma Kurulunun önerileri doğrultusunda, bu kuruluşlardan tasfiyesi uygun görülenler ile borçların tasfiyesine kadar geçecek süre içerisinde doğacak faizin terkiniyle ilgili hüküm vardır. Halen, birçok tarım satış kooperatifi, bu tür bir faiz terkini ya da bu tür bir borç konsolidasyonu için Yeniden Yapılandırma Kurulunun kararını bekliyor.

Yeniden Yapılandırma Kurulu dediğimiz kurul, Türkiye'ye, 2000 yılı haziran ayında getirilmiş, yasayla kurulmuştur, Dünya Bankasının zorlamasıyla kurulmuştur ve bu Yeniden Yapılandırma Kurulunun, ne kadar yetkin bir kurul olarak çalışıp çalışmadığı çok tartışmalı bir konudur; ama, inanılmaz yetkiler verilmiş ve birçok tarım satış kooperatifi birliği ya da bunların işletmeleri tasfiye sürecine girebilmişlerdir. Keza, bunun ikinci bendi de benzer bir hüküm içermektedir.

Sayın Bakan, burada, bu bütçenizde, özel olarak dikkat çekeceğimiz, anayasaya aykırılıklar dışında, başka birtakım zaaflar da var. Bunlar, özellikle, saydamlıkla, hesap verilebilirlikle, samimiyet ilkeleriyle ilgili olanlar.

2004 malî yılı bütçesinde, tasarının gerekçesinde, bunlara en azından lafzî olarak yer veriliyor; fakat, ne bunlarla ilgili birtakım somut öneriler var ne hesap verilebilirlik açısından, daha önce, kamu malî yönetimi tasarısında olduğu gibi, somut, ölçülebilir ölçütler getirilmiştir. Yani, aslında, burada çok sayıda süslü sözcük var; fakat, bu tür ilkelerin hayata geçirilmesi için, bir sistem değişikliğinin emaresi yok. Bu tür bütçelerle, Türkiye'nin, hele önümüzdeki dönemde -üç yıllık bütçeler ve saire- buradan, daha saydam, daha hesap verilebilir birtakım örneklere yol alması mümkün gözükmemektedir.

Aynı şekilde, 2004 yılı bütçesinin kaynak tahsislerinde önceliklere önem verilerek hazırlandığı söyleniyor. Oysa, bu kaynak tahsislerinin etkin olabilmesi için, bunların ya fayda-maliyet ya maliyet etkinliği analizlerine göre yapılması gerekir. Sizin, ilginç bir komisyon konuşmanız olmuştu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
