# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316

> Oğuz Oyan (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 1.774 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bugün burada gene anonim başlıklı bir yasa tasarısı görüşüyoruz. Anonim başlıklı; çünkü "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı." Başlığına bakınca ne olduğunu anlayamadığımız türden bir tasarı. Bunun ilk örnekleri Özal döneminden başlamıştı, daha sonra, Meclisimiz, böylece bu alışkanlığı sürdürüyor; çeşitli yasalarda değişiklik yapan düzenlemeler geliyor. Dolayısıyla, bu tür her düzenlemeden sonra Vergi Kanununda oralara işaretlememiz gerekiyor ki, işin içinden çıkasınız.

Şimdi, burada, bu yasa tasarısının, Plan ve Bütçe Komisyonundan çıktıktan sonra 48 saat geçmeden buraya gelmesinin sakıncalarına değinmeyeceğim, yalnız, bir şeye dikkatinizi çekeceğim; bu maddeyle ilgili Bakanlığın bir önergesi, yahut tasarıda getirdiği düzenleme, tarife, komisyonda, yine, Bakanlığın önerisiyle değiştiriliyor. Daha sonra -birazdan önünüze gelecek, bizim önümüze geldi, gördük- iktidar kanadından, bu tarifeyi değiştirmek için bir önerge daha geliyor, yani, tarife ikinci kez değişmiş olacak.

Yani, bir kere, birinci tespit, iyi düşünülmemiş, iyi hazırlanmamış, iyi tartışılmamış, kamuoyunda tartışılmadığı gibi, Mecliste de tartışılmamış ve incelenmemiş bir tasarıyla yeniden karşı karşıyayız. Bu tür tasarılar ne oluyor; ya Cumhurbaşkanından dönüyor ya Anayasa Mahkemesinden dönüyor ya da uygulamadan dönüyor. Uygulamadan niye dönüyor; çünkü, hayatın gerçekleriyle uyumsuz olduğu için, bu defa, onu ya yeniden düzenlemeniz gerekiyor ya da uygulamada başarısız olan bir yasa ortaya çıkıyor; birinci söyleyeceğim bu.

İkincisi şu: Şimdi, Bakanlar Kurulundan çıkmış tasarılarda, komisyonda ve Genel Kurulda çok kapsamlı düzenleme yapılması çok âdetten değildir. Şimdi, burada -biz daha önce gördük- birtakım baskı güçleri devreye girebiliyor; vergi barışında gördük. Vergi barışında, bizim de komisyonda destek verdiğimiz birçok hüküm vardı; ama, buraya geldik, gördük ki, baştan aşağı değişmiş. Yani, birden bire, karşımıza bambaşka bir vergi affı tasarısı çıktı; çünkü, geceyarısı araya IMF girmişti, dışbaskı grubu. Daha sonra, ilginç olan, o yasanın uygulanmasıyla ilgili, sürelerle ilgili, bu defa Albayraklar Şirketi devreye girmiş ve özel bir süre uygulaması... Hatta, bizim Grubumuza da, bu, imzalattırılarak getirilmek istenmişti.

Değerli arkadaşlarım, bu tür, şirket, gerek tüzelkişi gerek özel kişi, gerek iç gerek dış sermaye çevrelerinden gerekse çeşitli baskı gruplarından yasama sürecine müdahaleyi bu kadar görünür kılan bir dönem herhalde yaşanmamıştır. Şimdi, burada da bu değişiklik oldu; acaba, bu türden müdahaleler mi oldu tarife üzerine, bunu bilmiyorum; ancak, bildiğim bir şey var; bu müdahaleler sonrasında, örneğin, araya bir dilim eklenmesinin, 1 600 - 2 000 arasına bir 1 600 - 1 800 dilimi eklenmesinin bazı araç sahiplerini oldukça memnun ettiğini tahmin ederim. Özellikle, burada, bu konuyu bilenler için söyleyeyim; 2.0 litre araba segmentinde rekabet eden; ama, 1.8 turbo olarak satılan Passat araç sahipleri, herhalde çok memnun olmuşlardır; ama, acaba böylesine bir değişikliğin haklı nedenleri var mıdır?!

Bakınız, otomotiv sektöründe, Türkiye, giderek Avrupa Birliğinin tüketim kalıplarına doğru yol alıyor. Bu sektörde (B) ve (C) segmentindeki araçlar, yani küçük ve alt orta denilen, compact sınıf denilen araçlar, giderek Türk pazarına hâkim olmaya başlıyor. Bunların ikisinin Türkiye'deki araba satışları içinde ocak-kasım arasındaki payı yüzde 79,7'dir; yani, küçük sınıf, Türkiye'de ilk kez yüzde 34'lük bir paya ulaşmış ve alt orta sınıfın yüzde 45 olan payıyla birlikte, küçük ve orta sınıfta bu oran yüzde 79,7 olmuş; yani, yüzde 80'e yaklaşmış. Bu küçük ve orta sınıfın en önemli özelliği, ağırlığı, silindir hacmi olarak, 1 400-1 600 ya da burada olduğu gibi 1 300-1 600 arasındaki silindir hacimleridir. Yani, biz, eğer bu tarifede bir bölme yapacaksak, bu yüzde 80'lik ağırlığı... Belki yüzde 80 değil; çünkü, bu sınıf içinde olup da, daha üst silindir hacimlerine sahip olanlar da var; ama, orta sınıfta olup da daha alt, yani 1 600 cc'lik araçlar da olduğu için, burada, en azından yüzde 70 küsurluk araçlar var. Yüzde 70 küsurluk ağırlığı olan bir dilimi bölmek gerekiyordu. Bu, Türkiye'de, gerçekten, küçük araç kullanan ve çevreyi daha az kirleten özellikteki araç sahiplerine gerçek bir hizmet olurdu; fakat, biz, burada görüyoruz ki, şu tarifede, biraz sonra önümüze gelecek önergeyle, indirimler, esas olarak üst tarifenin üst basamaklarında, daha yüksek silindir hacimlerinde, daha zengin grupların, daha varlıklı kesimin sahip olduğu araçlarda yapılıyor; yani, en yükseğinde 9 500 000 000'u bile 9 milyara indiren bir düzenleme birazdan teklif edilecek; Bakanın, o Porcheyi şöyle vergilendirelim vesaire dediği laflar havada kalacak.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, eğer, bunu yapabilseydiniz; yani, 1 200 cc'nin ya da 1 100 cc'nin altındakileri bir sınıf, bunun üstündekileri, 1 100 ya da 1 200 ile 1 400 arasındakileri bir ayrı sınıf yapsaydınız, bir de, 1 400 ile 1 600 arasındakileri bir sınıf; o zaman, gerçekten, daha düşük gelirli olup da araç sahibi olanların lehine bir düzenleme yapmış olurdunuz. Bu imkânınız hâlâ var, hâlâ yapabilirsiniz; eğer, bu, daha dargelirli yurttaştan yana bir tavır alma konusunda samimi iseniz; çünkü, bu yüzde 70 küsurluk grubu...

HALUK İPEK (Ankara) - Önergede var.

OĞUZ OYAN (Devamla) - O önergede o yok, o önergeyi görüyorum Sayın İpek. O önergeyi görüyorum, o önergede olmadığını gördüğüm için, burada, sizi uyarıyorum, vaktiniz var; ben konuşurken, yeni bir önerge hazırlayıp, bunu düzeltebilirsiniz.

Şimdi, tabiî, burada, bu, spesifik bazlı, miktar esaslı bir tarifenin adaletsizliklerini düzeltmeye yetmez; çünkü, bu tür tarifeler adaletsizdir. Bu tür tarifelerle, burada, iddia edildiği gibi, gerçek piyasa değerine daha yakın bir değeri yakalayamazsınız ve vergi yüklerinin çok eşitsiz olarak dağılımına yol açarsınız.

Ben, size, birkaç örnek vereceğim; Sayın Bakan arzu ederse, bu örnekleri bir liste halinde kendisine verebilirim; ilginç; çünkü, adaletsizliklere yol açıyorsunuz. Şu an tartıştığımız tarife üzerinden söyleyeceğim; ama, sizin önerdiğiniz tarife de bu yapıya esaslı bir değişiklik getirmediği için, bir fark olmayacaktır. Şimdi, sıfır kilometre araçlar üzerinden bakalım isterseniz: Sıfır kilometre araçlarda, sizin, 1 300 ve 1 600 silindir hacmine aldığınız, örneğin, BMW 3,16 enjeksiyonlu bir araç kullanan için -bu aracın şu anki değeri 62 milyar küsurdur- bu uyguladığınız 400 000 000'luk vergi, yüzde 1 bile etmiyor, yüzde 0,6 ediyor; yani, o araca uyguladığınız vergi binde 6 ediyor. Buna karşılık, sizin, örneğin bir Lada Samara araca uyguladığınız vergi -yenisi 11 milyarlık bir araçtır- 400 000 000, yüzde 3,5'tir; yüzde 0,6; yüzde 3,5; 7 kat daha yüksek, ağır bir vergi yükü. En yoksul vatandaşa, araba almak için en alt basamaktan başlayan, eski teknolojiye razı olan -ne hava yastığı var, ne başka bir güvenlik önlemi var- adama diyorsunuz ki, "haa, demek öyle, sana yüzde 3,5..." Ya da, ne bileyim, Dacia Solenza -Renault patentiyle çıkan- otomobile yüzde 2,9'luk bir vergi getirmiş oluyorsunuz.

Başka bir örnek vereyim. Passat 1.8'i ucuzlatmış oldunuz, rekabet ilişkisini bozdunuz; ona uyguladığınız vergi -ki, bunun, 1.8'in üst modelinin, konforlu olanının fiyatı 65 milyardır- 700 000 000 liradır, bunun oransal değeri yüzde 1,08'dir; yani yüzde 1'dir. Oysa, örneğin, Hyundai Sonata alacak olana -daha üst gruba girdiği için, 2.0 litre, 42 milyardır satış fiyatı- 1 200 000 000 uyguluyorsunuz, şimdi getireceğiniz öneriyle 1 100 000 000'a indiriyorsunuz, çok fark etmez; buna yüzde 2,86 vergi uygulamış oluyorsunuz. Yani biri yüzde 1, öbürü yüzde 3'e yakın; 3 kat fark var. Bu mu adalet, bu mu vergi eşitliği değerli arkadaşlarım? Bu kadar kötü hazırlanmış bir tasarı olabilir mi?

Yani, burada, Türkiye'de yıllardır uyguladığımız, çeşitli eşitsizliklere yol açtığını bildiğimiz bir tarife var, siz o tarifeyi hâlâ... Bu kadar, elinizde fırsat var; şöyle, yılbaşına beş kala bunu geçiriverelim... Eee, yani eşitsizlikleri devam ettiriyorsa, bu ne acele Sayın Bakan, Sayın Hükümet? Tabiî, bu dediğim eşitsizlikler ne yazık ki, başka örneklerde de sürüyor.

Size bir tane daha örnek vereyim. Bakın, 1.8 bir araç, Audi TT Roadstr denilen bir araç; 142 milyardır değeri, 142 milyar! Buna ne uyguluyorsunuz biliyor musunuz, 700 000 000 uyguluyorsunuz; bunun yüzde değeri ne biliyor musunuz, yüzde 0,49; yani demin verdiğim BMW örneği yüzde 0,6 idi, bu yüzde 0,49'a geliyor. Özal demişti "ben zengini severim" siz demiyorsunuz da uyguluyorsunuz, hakikaten zengini seviyorsunuz. Yani adam 142 milyarlık araba alacak, yüzde 1 bile vergi vermeyecek... Bravo size, adalet buna denir gerçekten!

Değerli arkadaşlarım, ikinci el araçlarda da benzer eşitsizlikler var ve çok ilginç, ikinci elde uygulanan vergiler, genellikle yüzde 3 ve üzerinde bir yük getiriyor. Biz, meseleye nispî olarak bakarız; çünkü, her şey, bir değere göre esaslanır, miktar esasında bakamazsınız.

Bakın size bir örnek vereyim. Şahin S tipi arabaya sahip bir vatandaş olsun, 1999 model aracı olsun; bunun piyasa değeri 8 000 000 000-8 500 000 000 lira. Bu araca uyguladığınız Motorlu Taşıtlar Vergisi 280 000 000 lira. Oran olarak baktığınız zaman, bu, yüzde 3,5'tir. Buna karşılık, sizin, örneğin 30 milyar liralık bir 1994 model Mercedes E 200'e uyguladığınız vergi 400 000 000 liradır, dolayısıyla yüzde 1,3'tür. yŞahine yüzde 3,5 vergi uyguluyorsunuz, Mercedese yüzde 1,3; yani, eşitlik de buna denir hakikaten! Size de bu yakışır! Adaletli de böyle olunur! Bravo! (CHP sıralarından alkışlar) Şahine yüzde 3,5 vergi uyguluyorsunuz, değeri 8 milyar; 25 milyar liralık ikinci el Alfa Romeoya yine yüzde 3,5 vergi uyguluyorsunuz; aynı baza geliyor, yıllar itibariyle oynadığı için.

Başka eşitsizlikler var. Mesela, Peugout 607'ye yüzde 2,7; buna karşılık Opel Fronteraya -bir üst sınıfa girdiği için, ikisi de aynı değerler düzeyinde, bunları özel olarak seçtim- yüzde 6,7; birinde 2,7; öbüründe 6,7 ve aynı değerlere sahip.

Bunun tek kurtuluşu vardır; değer esasına geçmek. Değer esasına geçmek, hem Anayasanın 73 üncü maddesine uymak anlamına gelir hem gerçek anlamda vergi adaletini sağlamaya adım atmak anlamına gelir. Birazdan önerge vereceğiz. Değer esasına geçmek de yetmez aslında; çünkü, değer esasına geçip de tek bir oran uygularsanız, yeknesak bir oran uygularsanız, gene eşitsiz olur. Bundan daha eşit olur; ama, gene yeterli olmaz. Bunun, bir de artan oranlı bir merdivene kavuşturulması gerekir.

Aslında, sizin getirdiğiniz vergiler, özellikle ikinci elde öylesine yüksek oranlara, yüzde 6'lara, 7'lere çıkıyor ki, burada, bir şey koymak zorunda kalmışsınız. Bunun bir gerçek servet vergisine, bir varlık vergisine dönüşmemesi için, komisyonda, buna bir ilave yapmak zorunda kaldınız ve şunu söylediniz: "Eğer, bu konulan vergi, aracın kasko sigortası değerinin yüzde 10'unu aşıyorsa, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarının bir alt kademesine..." Ben, size bir örnek vereyim; diyelim ki, sizin elinizde 4 milyar lira eden 30 yaşında bir araç olsun, silindir hacmi 4 litrenin üzerinde. Bunun vergisi 750 000 000 lira olduğu için yüzde 10'u aşıyor, bir alt dilime geçiyor. Alt dilime bakıyorsunuz, orada 450 000 000 lira; yine geçiyor. Vergi tasarısında buna bir çözüm öngörmemişsiniz; yani "orada da olmazsa, bir alta geçer" dememişsiniz Sayın Bakan. Bir vergi tasarımında bu kadar da hata olmaz. Alt kademe yetmiyorsa, hâlâ yüzde 10'un üstünde kalıyorsa ne olacak; bunu bile tasarlamıyoruz.

Şimdi, şunları da ilave edeyim: Tasarının gerekçesinde diyorsunuz ki: "Biz ağırlık esasından ayrıldık; çünkü, silindir hacmi daha iyi bir ölçüt, Avrupa Birliği böyle yapıyor." Avrupa Birliği böyle yapmıyor, Avrupa Birliği, sadece silindir esasına bakmıyor. Avrupa Birliğinde, dünyanın gelişmiş ülkelerinde en önemli ölçütlerden biri beygir gücüdür; çünkü, aynı silindir hacminde çok güçlendirilmiş, turbo sistemleri var, çok farklı beygir güçleri, çok farklı değerler var ve dolayısıyla çok farklı olması gereken vergi yükleri ortaya çıkar.

Siz burada "biz, ağırlıktan silindir hacmine geçerek, aynı zamanda çevre vergisi olma niteliği de kazandırdık" diyorsunuz; bu, doğru değildir. Çevre vergisi özelliği kazandırmak için yapacağınız şey, Avrupa emisyon normlarını getirmek ve Avrupa emisyon normlarının ki, bunlar yıldan yıla hedef olarak verilir, bu emisyon...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
