# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 27 Ekim 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904-2

> Oğuz Oyan (CHP), 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 1.169 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an görüşmekte olduğumuz torba af tasarısının 1 inci maddesi, 1416 sayılı Ecnebî Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna ilişkin bir düzenleme yapıyor. Bu kanun, 1929 yılında çıkmıştır; yani, cumhuriyetin çok erken dönemlerinde çıkmış bir yasadır ve Türkiye'de yükseklisans eğitiminin o zamanki kısıtlı imkânlarla yurtdışında kısmen çözülmesine yönelik bir düzenleme olarak yapılmıştır. Biraz önce söyledim, 1969 yılında girdiğim bir sınavla ben de bu 1416 sayılı Yasadan yurtdışına gidip doktora çalışması yapmış idim.

Şimdi, bununla ilgili bir düzenleme var. Bunun bir muadili 6 ncı maddede var, 657 sayılı Yasaya göre. Buna göre, biz, çeşitli nedenlerle bu öğrencilik dönemlerini başarıyla tamamlayamayanlara bir malî kolaylık getiriyoruz, getirmiş olacağız bu maddeyle. Bizim buna ilke olarak bir itirazımız yok. Tabiî, bazı itirazlarımız şöyle olabilirdi: Eğer, böyle bir düzenleme getiriyorsanız, başka burslu öğrencilere de getirelim. Örneğin, 351 sayılı Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar ve Kanunundan burs alıp da bunu ödeyemeyenlerin suçu ne?! Onunla ilgili bir kanun teklifi var, hem CHP Grubu değerli milletvekili tarafından verilmiş hem AKP Grubu milletvekili tarafından verilmiş. Niye onu burada birleştirip, bu kadar çok maddesi olan, bu kadar çok af düzenleyen bir tasarı içinde bunu da ele almıyorsunuz?

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada biraz önce tarihî bir açıklama oldu; Maliye Bakanı, hükümeti temsilen, görüştüğümüz tasarının bazı maddelerinin geri çekildiğini açıkladı. Bu çekilen maddelerin bir bölümü, zaten mayıstan bu yana başka torba yasalar içinde geçtiği için bir anlam ifade etmiyor; ama, iki tanesi önemli tabiî. Biri 3 üncü madde, biraz önce burada konuştuğumuz, bizzat kendisini ilgilendiren, sahte belge düzenlemeyle ilgili mesele, öbürü de 7 nci madde. 7 nci madde çok önemli. Komisyona geri çekildi de, biz burada bununla ilgili bazı uyarılarımızı yapalım da bir daha niçin gelmemesi gerektiği konusunda hep beraber tatmin edici bir sonuca ulaşalım.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu 7 nci madde şunu düzenliyordu: İki özel af getiriyor, yani 1 ve 6 ncı maddenin getirdiği o bursunu geri ödemesini kolaylaştırmanın dışında, iki özel kesime af getiriyor: Bir, en az mastır derecesi elde etmiş olanlar, bir de mastır derecesi bile elde edememiş olanlar diye ikiye ayırıyor.

Birinci grupta, diyelim doktora için gitmiş; ama, yükseklisansı mastır aşamasında kalmış. Bu, tabiî, çok erken bir aşamasıdır; yani, mastır derecesiyle doktora derecesi arasında dağlar kadar fark var, bunu bir kere belirteyim. En az mastır derecesi elde etmiş olanlara ne gibi haklar getiriyordu bu 7 nci madde çekilmeden önce. Bir kere tazminattan kurtuluyor; yani, tazminatı geri ödeme kolaylığı falan değil, tazminattan kurtarıyoruz, tazminat ödemeden kurtarıyoruz, hizmet yükümlülüğüyle karşılayacak; yani, bütün yükümlülüklerini yerine getirememiş, başarısız olmasına rağmen; iki, çok önemli, sınavsız -altını çiziyorum, sınavsız- üniversitelerde araştırma görevlisi vesaire kadrolara getirme imkânı sağlıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu sınavsız meselesinin altını şundan çiziyorum: 1416 sayılı Yasayla yurtdışına gidip de başarılı olmuş olanlar dahi sınavla üniversitelere giriyorlar. Ben, kendimi örnek vereyim: Ben yurt dışından döndüğüm zaman, 1416 sayılı Yasayla başarılı bir şekilde doktoramı yapıp döndükten sonra ancak bir sınav vererek, bir üniversitenin açtığı sınavda başarı kazanarak o üniversiteye, o zamanki deyimiyle doktor asistan olarak atanmış idim. Düşününüz, bakınız, başarılı oluyorsunuz ve sınavla girmek… Benim gibi sınava girip de başarılı olmayanlar da oldu; yani, yurt dışında doktorasını yapmış; ama, bir üniversitede… Hatta benimle aynı sınava girdi, başarılı olamadı. Ne oldu biliyor musunuz; Millî Eğitim Bakanlığı onu bir yere -İstatistik Enstitüsüne- memur olarak atadı. O bir daha sınav kovaladı, sınavlardan birini kazandığı zaman olabildi üniversitede doktor asistan. Siz şimdi burada "başarısız olmuş olanı ben sınavsız alırım" diyorsunuz değerli arkadaşlar. Böyle bir hakkaniyetsizlik, böyle adaletsizlik nerede görülmüş?!

Bakın, üçüncü bir mesele. Bir, tazminattan kurtuluyor; iki, sınavsız giriyor; üç, kadro veriyorsunuz. "Kadro sınırlaması olmaksızın atanırlar" diyorsunuz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Yükseköğretim Kanununun 50 nci maddesi (a) fıkrası şunu düzenliyor: Lisans düzeyinde öğretim gördükten sonra yükseköğretim kurumlarında yükseklisans, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla üniversite kurullarınca tespit edilirler vesaire... Bunun bir (d) fıkrası var. (d) fıkrası diyor ki: "Lisansüstü öğretim yapan öğrenciler kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere öğretim yardımcılığı kadrolarından birine de atanabilirler." Yani, şunu söylüyor: Ey üniversiteler, eğer araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutman gibi birtakım kadrolar almak istiyorsanız, bunu yükseklisans yapanlar arasından seçin, bir yıl için seçin. Şu an, biliyor musunuz, Türkiye'de üniversitelerde araştırma görevlisi ya da benzeri statülerde görev yapanların yüzde 99'u, YÖK Yasasının bu 50 nci maddesinin (d) fıkrasına göre çalıştırılıyorlar. Yani, kadrosuz, bir yıl süreli, her yıl uzatmalı çalıştırılıyor değerli arkadaşlarım. Çok başarılı bir çocuk, mastırını yapmış, başarıyla doktoroya devam ediyor; bu, kadro alamıyor. Siz şimdi diyorsunuz ki, ben başarısız olana kadro vereceğim, sınav yapmadan alacağım ve kadro vereceğim. Peki, hangi hakkaniyet ve hangi adalet ölçüsü; tekrar soruyorum? Yani, hangi kafalardan bu tür projeler çıkıyor ve bunun arkasında hangi birtakım özel gündemler var? Bunu sormak durumundayız. Bu işin peşinde bu kadar koşuluyorsa, geçen yıl 2004 Haziranında geldi, bugün tekrar karşımıza geliyorsa ve eminim tekrar gelecektir. Bunun ben bir geçici geri çekme olacağına da eminim, eğer tanıyorsam bu yürütme konumunda olan arkadaşların hareket tarzını.

Değerli arkadaşlarım, bu, bu ülkede yapılabilecek en büyük eşitsizliktir, en büyük adaletsizliktir. Haa, bir şey daha yapıyorsunuz; onu da söyleyeyim size; bir şey daha… O da şu: Bakanlar Kuruluna bir yetki veriyorsunuz; diyorsunuz ki: "Bakanlar Kurulu kararıyla, ihtiyaca göre, öğretim elemanı kadrolarında unvan ve derece değişikliği yapılabilir." Yani, bu, aldığınız, bir şekilde sınavsız kadro vererek istihdam ettiğiniz elemanların unvan ve derecelerini değiştirecek -Bakanlar Kurulu gibi- özel kararlar alabilir diyorsunuz. Yani, nereden bakarsanız bakın, tam bir kayırmacılığa, benim adamımı kollamaya dönük, kendi adamını kollamaya dönük, iyi niyetli olmayan, hukukdışı, adaletdışı, eşitlikdışı bir tasavvurla karşı karşıyayız.

Şimdi, bundan kaç kişi yararlanıyor diye baktığımız zaman, binlerce mi bilmiyorum; ama, benim elimdeki şeyler, Türkiye'ye dönen 352, dönmeyen 519 kişi olmak üzere, 871 kişiden bahsediyoruz. Bunların 90 kadarı da, Türkiye aleyhine faaliyette bulundukları için bursları kesilmiş olan öğrenciler; muhtemelen de büyük bölümü, köktendinci faaliyetleri dolayısıyla bu tür bursları kesilmiş olanlar.

Şimdi, tabiî, bu, çok değerli bir sıfat olabilir bazıları için; ama, Türkiye'de, değerli arkadaşlarım, militan kadrolaşmanın elemanları buralardan devşirilmek isteniyorsa, bunun ne kadar tehlikeli bir teşebbüs olduğunu burada bir kere daha hatırlatmak isterim ve burada tekrar şunun altını çiziyorum: Türkiye'de mastırını yapmış, Türkiye'de doktorasını tamamlamış, ama, herhangi bir üniversitede iş bulamamış binlerce öğrenci var Türkiye'de, yetişmiş, yetenekli; bunlara bu imkânları sağlamayacaksınız, burada bize gelip bir mazlum edebiyatı yapacaksınız. Diyeceksiniz ki, bunların hakkı… Haklarını zaten koruyorsun; bursunu ödeyemiyorsa kolaylık getiriyorsun. Daha ne?! Bir de, yani, başarısız olduğu için ödüllendirmek nereden geliyor?! Kimdir bunlar?! Bunların arkasında hangi güçler var?!

Bir şey daha, bir adım daha atıyorsunuz; mastırını dahi yapamamış; yani, yurtdışına gitmiş, bir mastır derecesi dahi elde edememiş olan bir ikinci kategori var. Onlar için de af getiriyorsunuz ve nasıl bir şey, bakın. Bursunu ödemesi için kolaylık sağlamanın ötesinde, diyorsunuz ki: "Bunlar da devlet memuru kadrosuna sınavsız atanır" değerli arkadaşlarım.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (İzmir) - Hepsi sınav kazanarak gitmiştir, unutma!

OĞUZ OYAN (Devamla) - Bugün KPS Sınavına (Kamu Personeli Seçme Sınavına) kaç milyon kişi giriyor bu sınavlara, bana bir söyler misiniz. Bu sınavlarda yüzbinlerce insan belirli bir derece üzerinde puan alıp, bir gün kendisine sıra geleceğini beklemiyor mu değerli arkadaşlarım. Bunların hepsi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
