# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 27 Ekim 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904

> Oğuz Oyan (CHP), 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 1.105 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün burada tartıştığımız tasarı, ilginç bir tasarı. 23 maddeyle mayıs ayında komisyona gelmişti, şimdi karşımızda 36 madde olarak duruyor. Bu, bir torba af yasası. Şimdi, muhtemelen, yeni bir önergeyle bunların bazıları geri alınacak. Bu geri almalar, aslında, şundan kaynaklanacak: Geçen dönemde, bunların bazıları, bu aflar başka kanunlarda zaten geldi, geçti. Dolayısıyla, çok ilginç bir tabloyla karşı karşıyayız. Meclisimiz, âdeta bir af sanayii gibi çalışıyor. Yani, mekanizma af üzerine kurulu. Şimdiye kadar, buna benzer, adı "bazı kanunlarda değişiklik yapmak" üzere gelen bu tür çok sayıda yasa var; yani, bir kere, 8 tane böyle yasa var ve bunların çoğu da af. Tabiî, elimizdeki 36 maddelik bu yasaya baktığımızda, birazdan geri alınacak olanlar bir yana, bunların her maddesinde, hatta her fıkrasında ya bir af görüyorsunuz ya bir vergi istisnası görüyorsunuz ya da buna benzer bir muafiyet görüyorsunuz. Şimdi, bunların bazıları haklı olabilir, haklıdır. Biz, bunlara, aslında, esas olarak itiraz etmiyoruz -ne bileyim Üniversiade oyunlarıdır, Formula-1'dir vesaire- ama, değerli arkadaşlarım, burada, af deyince, tabiî, onsuz olmaz bir şahsiyet hemen önümüze çıkıyor. 3 üncü maddenin (c) fıkrasına baktığımız zaman, af olur da Maliye Bakanı olmaz mı dedirtircesine, Maliye Bakanını görüyoruz. Maliye Bakanı için bu kaçıncı af düzenlemesi; benim saydığım, 6 ncı kezdir Meclisin önüne Maliye Bakanıyla ilgili bir af düzenlemesi geliyor. Biraz önce, burada, bize "bir müzakere sürüyor gruplar arasında, buna göre, eğer uzlaşma olursa, Maliye Bakanı da kabul etti, bu çekilecek" denildi.

Değerli arkadaşlarım, bunun çekilmesi, bugün, burada, çok büyük anlam ifade etmeyebilir. Eğer, yasama sürecine müdahaleyi başka bir aşamada yeniden tasarlıyorsa şu an AKP grup yönetimi, o zaman, bunun bir anlamı yok. Bakın, size bir örnek vereyim: Birazdan, burada konuşacağımız 7 nci madde var; bu 7 nci maddeyle ilgili ilk düzenleme 2004 yılında geldi, 2004 yılının haziran ayında Meclis Başkanlığında, 15 Haziranda komisyona geldi ve 7'sinde çıktı. Bunun içinde, bu tasarıda -bunun sıra sayısı 5229 idi- yine yurt dışında eğitim görmüş; ama, bunu başaramamış, yüksek lisanslı eğitimi başaramamış olan öğrencilerin affına ilişkin düzenleme vardı. Komisyon görüşmeleri sırasında bu çıkarıldı; ama, şimdi, bizim tekrar karşımızda. Yani, sizinle iş tutarken, iş yaparken bizim hep önümüzde olan şey nedir; büyük bir güvensizliktir. Yani, şimdi geri çekti, acaba ne zaman tekrar gelecek?! Böyle bir güvensizlik üzerine, acaba nasıl bir uzlaşma sanatı geliştirilebilir sorusunu, burada, sormaya hakkımız vardır değerli arkadaşlarım.

Bakınız, şimdi, bu 3 üncü maddenin (c) fıkrasında çok ilginç bir düzenleme yapılıyor. Buna göre, bu maddeye göre "sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma fiillerinin aracılı ihracat suretiyle işlenmesi halinde (dışticaret sermaye şirketleri ve sektörel dışticaret şirketleri ile malî kurumlar dahil) bu fiillere ilişkin cezalar imalatçı ve tedarikçi ihracatçılar hakkında hükmolunur." Yani ne oluyor; bir kalemde biz, işleme aracılık yapan, bankadır, benzer şeylerdir, bütün bunları sorumluluktan çıkarıyoruz. Sadece bilmeden sahte evrak kullanma durumunda değil, bu aracı kurum, bilerek, bizzat sahte evrakı kendisi üretmiş olsa dahi, doğrudan imalatçıya ve tedarikçiye dönüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yani biz öyle bir durum tespit edeceğiz ki, sahte belgeyi doğrudan doğruya aracı şirket üretmiş; ama, diyoruz ki, kanun diyor ki, bunu tedarikçiye yükleyeceksin. Siz, bunu hukuk sistemi içine soktuğunuz andan itibaren yaptığınız ilk şey, büyük bir kapı aralamaktır. Bu kapı, bundan sonra aracı şirketler üzerinden sahte belge düzenlenmesinin yolunu ardına kadar açmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir hukukdışılığa acaba Türkiye layık mıdır, yani, bu Parlamento layık mıdır? Aslında, ben, bunu, AKP Grubunun da layık olmadığını düşünüyorum ve buna itiraz edeceğini düşünüyorum. Böyle bir hukuksuzluk olamaz. Tabiî, burada, sadece Maliye Bakanını ilgilendiren bir af yapmıyorsunuz. Bu, aynı zamanda, şu an yargılanan, o ilgili özel finans kurumunda muhtemelen hüküm giyecek olanları da kurtarıyor; ama, bu, geçici bir düzenleme değil -tekrar ediyorum- bu, kalıcı bir düzenleme olarak sisteme sokulmak isteniyor. Dolayısıyla, bundan böyle bütün bu tür işlemleri af kapsamına alıyor. Buna sizin vicdanınız razı mı? Tabiî, vicdanın razı olup olmamasının ötesinde bir soru daha var; bunun sorumluluğu ne kadar taşınabilir; yani, bu tür işlemlerin sorumluluğunu nereye kadar taşıyabilirsiniz?

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tabiî, burada, biraz önce, bir tartışma konusu oldu, 7 nci madde… Değerli AKP Grup Başkanvekili, buraya gelip şunu söyledi: "Bir tek madde kaldı onda da bir anlaşsak." 7 nci maddeyle ilgili ifade etti bu tartıştığımız tasarının. 7 nci maddede, bunun geçici 53 üncü maddesi, yani, YÖK'ün geçici 53 üncü maddesi, burada yurt dışında eğitim öğretim amacıyla çalışma yapanların başarısız olmaları halinde, ne gibi bir işleme tabi tutulabileceklerine dair ne gibi bir af mekanizmasının getirileceğine dair düzenlemeler var. Şimdi, değerli Grup Başkanvekili şunu söyledi bize: -Aslında bunun bir çarpıtma olduğu ifade edildi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilerince- "Yani, siz, burada çıkacaksınız, bir yasayı sanki milletvekilleri bunları anlayamazmış gibi diyeceksiniz ki, biz burada masum bir iş yapıyoruz, başarısı olanları malî yönden affediyoruz."

Değerli arkadaşlarım, 7 nci madde bunu yapmıyor. Bunu yapan 1 inci ve 6 ncı madde. 1416 sayılı Kanun gereğince ecnebi memleketlere öğrenci yollamayla ilgilidir bu -ben de o yasayla yurt dışına gitmiştim- 1416 sayılı kanuna göre, eğitimini tamamlayamamış olanlara malî af getiriyor; yani, ödeme kolaylığı getiriyor. 6 ncı madde de bunu, 657 bakımından yapıyor. Yani, şimdi, siz, zaten bunu yapan iki düzenleme yasada varken, diyeceksiniz ki, kamuoyuna ve siz değerli milletvekillerine "biz böyle bir masum amaçla getiriyoruz."

Değerli arkadaşlarım, grup başkanvekillerinin Meclisi aldatma ya da yanıltma diyeyim -daha düzeltiyorum- yanıltma hakkı var mıdır? Buradan, bu kürsüden, toplumu yanıltma hakkımız bizim var mıdır?

Şimdi, burada, bu 7 nci maddede kritik mesele şudur: Dediğim gibi, bu, 2004 yılı haziranında geldi, geri çekildi, şimdi tekrar geliyor. Öyle anlaşılıyor ki, bugün Anayasa pazarlığıyla falan geri çekilse, üç ay sonra, bir ay sonra, iki ay sonra tekrar gelecek; yani, bundan vazgeçmeme kararlılığını okuyoruz biz bunun altında. Niçin vazgeçilmiyor sorusunun, tabiî, cevabını sizler biliyorsunuz ya da bu düzenlemeyi yapanlar biliyorlar; ama, dikkatinizi çekiyorum, birazdan 1 inci madde konusunda tekrar söz aldığımda devam edeceğim. Burada söz konusu olan değerli arkadaşlarım, başarısızlığın ödüllendirilmesidir, bir mağduriyet telafisi değil. Bir mağduriyet varsa, 1 ve 6'da yapıyorsunuz. Burada yaptığınız şey, başarısızlığın ödüllendirilmesidir. Bu başarısızlığın ödüllendirilmesi adalet kavramıyla bağdaşıyorsa; yani, sizin partinizin başında olan, Adalet ve Kalkınma Partisinin "adalet" bölümüyle bağdaşıyorsa, benim diyecek bir şeyim yok. Eğer, başarısızlığı ödüllendirmek, Türkiye'de, yeni bir mağduriyet telafisi olarak geliyorsa, o zaman, ben, size buradan soruyorum: Türkiye'de milyonlarca başarılı öğrenci var. Şu an, Türkiye'de, binlerce mastır yapmış öğrenci var. Bunlara niye bu hakkı getirmiyorsunuz, sınavsız kadro vermiyorsunuz? Bana söyler misiniz? Şu an, Türkiye'de, bırakın mastırı, doktora yapmış ve iş arayan yüzlerce insan var. Bunlara niye bu hakkı, sınavsız üniversite hocalık hakkı vermiyorsunuz, üstelik doktorası var?

Eğer, bu sorulara bir yanıt veremiyorsanız değerli arkadaşlarım, sizin vicdanınız itibariyle çok ciddî bir sınav vardır burada, buna bir yanıt veremiyorsanız bu başarısızlığın ödüllendirilmesinin arkasında çok başka niyetlerin olduğunu da biz burada size söylemek durumunda kalırız ve ne yazık ki de, galiba, öyle olmaktadır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
