# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 10 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2008-04-10-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k

> Oğuz Oyan (CHP), 10 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 715 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tartıştığımız tasarı, Türkiye’de ilginç ekonomik gelişmelerin de olduğu bir döneme denk geliyor ama tabii, çok ilginç olan bir başka şey de -geçen konuşmamda söylemiştim- 1999 yılında yapılan düzenlemelerin sonuçları alınmadan, biz şimdi, 2008 yılında yeniden her şeyi tasarlıyoruz. Bir başka benzetmeyle şöyle diyebiliriz: Yani Türkiye’de erken emekliler cenneti var diye bazı suçlamalar yapılıyordu. Bu çok doğru değildi ama, fiilen gerçekten, otuz sekiz, kırk beş, kırk üç mümkün olabiliyordu. Peki, şimdi ben soruyorum: Erken emekliler cennetinden, emekli olamayanlar cehennemine gitmek zorunda mıyız? Yani illa bir başka ifrata gitmek zorunda mıyız? Emekli olamayanlar cehennemi yaratılan bir tasarıyı tartışıyoruz. Altmış beş yaş, bugün, Avrupa Birliği ülkeleri gibi çok yüksek yaşama umudu olan ülkelerde bile, hepsinde geçerli olmayan bir yaş sınırıdır. Kaldı ki, o yaş sınırının olduğu ülkelerde de, yaşama umudu dolayısıyla, altmış beş sonrasındaki ömür Türkiye’dekinden, kadınlarda 2-2,5 kat, erkeklerde 3-4 kat daha uzun bir ömür çıkacak sizin bugünkü düzenlemenize göre.

Şimdi, bu, diyoruz ki, IMF diyor… İşte, Türkiye’de IMF’yle birlikte aynı paralelde düşünenler diyorlar ki: “Sistem açık veriyor, ne yapalım?” Peki, sistem açık veriyorsa ne yapıyorsunuz siz: Harcamaları kısıyorsunuz, hakları kısıyorsunuz. Peki, acaba, Türkiye’de sosyal güvenlik sistemini sadece sigortalılar mı sömürüyor? Yani, böyle bir şey var idiyse eğer sadece onlar tarafından mı sistem bir şekilde sömürüldü? Eğer öyleyse gerekçelerinizi, tabii, söylemeniz lazım. Ama, eğer değilse -ki şimdi değil olduğunu söyleyeceğim- o zaman, burada sadece sigortalılara yüklenilerek sistem üzerinde oluşmuş bulunan bu çok yönlü istismar mekanizmaları, şimdiye kadar, sadece sigortalılar üzerine, sadece onların hak kayıpları üzerinden telafi etmeye çalışılıyor. Bu büyük bir haksızlıktır, büyük bir adaletsizliktir.

Bakınız, Türkiye’de sosyal güvenlik sistemini devlet sömürmüştür. Evet, iki şekilde sömürmüştür: Bir, uzun yıllar boyunca, çok eski dönemlerden itibaren, bu sistemin uzun vadeli sigorta kollarının aktüeryal dengelerini gözetmemiş ve düşük değerle bunları kullanmış. Nerede kullanmıştır? Ziraat Bankasında kullanmıştır, Devlet Yatırım Bankasında kullanmıştır vesaire, düşük bedellerle. Dolayısıyla, sosyal güvenlik sisteminin hem SSK açısından hem Emekli Sandığı açısından çalışmamasının, uzun vadeli kendi koruma mekanizmalarını oluşturmamasının koşullarını yarattı. Devlet sömürmüştür.

İkincisi, devlet bir başka açıdan da sömürmüştür. O da, prim katkısı yapmayarak sömürmüştür. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde devlet sisteme prim katkısı yapıyor ve bu prim katkıları aşağı yukarı sistemin kendi prim katkısı boyutuna yükseliyor. Sizin şimdi getirdiğiniz sistem de bunun dörtte 1’i. Yani tahsil edilen -tahakkuk da değil- primlerin dörtte 1’i diye bir göstermelik mekanizma getiriyorsunuz. Bu, açık falan kapamaz. Hâlbuki, bunu gelişmiş ülkeler, en azından Avrupa Birliği düzeyine getirerek sorunu çözme imkânınız vardı ve hiç olmazsa transferleri, açık kapama adına değil, devletin düzenli, yasal olan prim katkıları düzeyine getirmek mümkündü.

Bir diğer sömürü mekanizması işveren tarafından yapılıyor. Bu, şu şekilde yapılıyor: Kayıt dışı istihdama yönelerek yani sistemin aktif-pasif sigortalıların dengesini bozma pahasına, Türkiye’de 2 aktif sigortalı eğer 1 pasif… 2 aktife 1 pasif düşüyor yani 2 aktif 1 emeklinin giderlerini karşılıyor. Bu Avrupa’da 4’e 1’se burada aslında işverenin giderek tamamen esnekliğin de ötesinde, çok kaba esneklik ilişkileri içinde kayıtsız emek unsurunu kullanmasından kaynaklanıyor ve sistemin açık vermesinin ana unsuru da budur. Yani sisteme aktif sigorta katılımını özendirecek mekanizmaları oluşturmadığınız zaman bu sistemi ayağa kaldıramazsınız. Dolayısıyla, bu açıdan bu tasarıya baktığımızda da hiçbir şey göremiyoruz, tam tersine kayıt dışılıktan uzaklaştıran bir mekanizma. Ha, tabii bir başka sömürü de popülist siyasetçiler tarafından yapılmıştır bu özellikle emeklilik yaşları üzerinden. Ama bütün bunlarla ilgili olarak sigortalıların kabahati ne? Seçmen olarak sigortalıların kabahati ne? Yani, dolayısıyla, burada niçin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oyan.

OĞUZ OYAN (Devamla) – O zaman niçin bütün yük sigortalılara? Değerli Sayın Bakana soruyorum. Şimdi Başbakan diyor ki geçenlerde: “Herkese sosyal güvenceye solcular karşı.” dedi. Yani gerçekten çok hayret edici bir şey. Yani Başbakanlık makamının toplumu yanlış bilgilendirme, halkı yanıltma, gerçekleri çarpıtma mevkisi olamayacağının artık Türkiye’de öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani, Sayın Başbakan, Sayın Bakanının -burada daha önce ifade edildi- 1999’da elli sekiz-altmış yaş meselesine nasıl karşı çıktığını, bugün ona “O konuda nasıl yanılmışım.” dediğine bakarak -Bakan solcu muydu o zaman elli sekiz-altmışa karşı çıkıyordu- bunları dikkate alması lazım.

Burada Sayın Bakana şunu da söylemek istiyorum: Yanılmış ise, elli sekiz-altmışa karşı çıkarak yanılmış ise şimdi yanılgısını düzeltmek için niçin elli sekiz-altmışı savunmuyor? Yanıldığı nokta elli sekiz-altmışa karşı çıkma noktasıydı. Düzeltilmesi gereken de elli sekiz-altmışı savunmak noktasıdır. Niçin başka bir ifrata giderek altmış beşi savunmaya geliyorsunuz? Yani, bu, gerçekten Türkiye’nin demografik gerçeklerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2008-04-10-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
