# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 15 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2008-04-15-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k

> Oğuz Oyan (CHP), 15 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 552 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim şimdi bu bizim önergemiz sadece kota dâhilinde olan özürlü sigortalıların sigortasının hazinece karşılanmasından ibaret değildir. Bu kota dâhilinde olsun olmasın, özürlülerin bir bütün olarak sosyal sigorta primlerinin hazine tarafından karşılanması önergesidir.

Bunun bir önemli nitelik farkı var. Eğer bu ülkede milyonlarca özürlü yaşıyorsa, bu özürlülerin en önemli sorunu işsizlik ve topluma yararlı olamamaksa, bunların günlük aşı katığı bu sorunlarla boğuşmaksa, bunlar kendi aileleri üzerine yük oluyorlarsa, o zaman bizim toplumsal vicdanımızın elini özürlülere uzatmamız gerekiyor. Bunu yapabilirsek, yani bu Parlamento böyle bir önergeyi kabul edebilirse, aslında bugünkü bu görüştüğümüz anti- sosyal nitelikli yasanın en azından bir miktar bir sosyal öze sahip olması açısından, bir sosyal devlet kırıntısını yasaya katmak açısından bir katkısı olacaktır. Dolayısıyla burada ben sizin bu sosyal vicdanınıza da seslenmek istiyorum.

Türkiye’de gerçekten özürlüler çok zor koşullarda. Bunların iş bulması zaten zor. Kotalarla bunu halletmek, çözmek mümkün değil. Bu meseleyi çözmek için bir teşvik mekanizmasına ihtiyaç var. Öyle ki işveren özel sektörde özürlü çalıştırmayı cazip görsün. Onların maliyetleri kendisine daha düşük geleceği için onları çalıştırmayı uygun ve cazip görsün. Yani burada cazip bir iş gücü kategorisini yaratmaktan bahsediyoruz. Dolayısıyla öyle 2-3, yüzde 1 kotalar içine sıkıştırılacak mesele değil. Çünkü Türkiye, özürlüsü çok geniş olan bir toplum ne yazık ki; bu bizim toplumun bir özelliği.

Değerli arkadaşlarım, yani burada eğer bu öneri geçirilebilirse belki buna ilişkin daha sonra gelebilecek diğer önergeler de böylece gündemden kalkar, diğer düzenlemeler de gündemden kalkar.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye’de sosyal devletin olmazsa olmaz birtakım kurallarını, araçlarını yaratmak zorundayız. Bunlardan bir tanesi aile yardımıdır. Eğer biz bir aile yardımı mekanizmasını getiremezsek… Ki bu, Türkiye'nin aslında kabul ettiği bir sigorta dalıdır, ama uygulamaya geçirmediği bir sigorta dalıdır. Eğer bu sigorta dalını uygulamaya geçirebilirsek, Türkiye’de bundan böyle birtakım keyfî mekanizmalarla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gibi mekanizmalar yerine, insanlara -hiç sigortasızları da kapsamak mümkündür- bu aile yardımları üzerinden bunun bir yasal hak olarak sağlanması üzerinden Türkiye’de yoksullukla baş etmenin mekanizmalarını yaratmış oluruz.

Aynı şekilde, işsizlik sigortasını da, bugün işsizlere uzanmayan bir sigorta dalını, göstermelik olarak var olan, fiilen işlemeyen bir sigorta alanını mutlaka çalıştırmamız lazım.

Bakın, biz bunları çalıştırmadığımız için Avrupa Birliğiyle aramızda çok ciddi farklar var. Bugün sosyal güvenliğe “Kara delik” diyorlar. Bu kara delik, neye göre kara delik? Bakınız, ben size bir Avrupa Birliği karşılaştırması vereyim: Sosyal güvenlik primlerinin millî gelire oranı Avrupa Birliğinin on dokuz ülkesinde yüzde 11,7’dir 2004 yılında, Türkiye’de yüzde 5’tir. Yeni millî gelir serisine göre baktığınızda bu 2006’da yüzde 5,5’tur. Yani, Türkiye, bir kere Avrupa Birliğinin yarısının altında.

Toplam sosyal koruma harcamalarını dikkate aldığımızda, yani sadece sosyal sigorta harcamalarını değil, bunun dışında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gibi birtakım diğer mekanizmaları da hesaba kattığımızda, Avrupa Birliğinin on beş ülkesinin ortalaması, millî gelir oranında bu harcamanın yüzde 19,1 olduğunu gösteriyor. Peki, Türkiye’de ne kadar? Yeni millî gelir serisine göre burada da bakalım: Yüzde 7. Yani, yüzde 19 Avrupa, yüzde 7 Türkiye.

Peki, kara delik nerede? Hangi kara delik var Türkiye’de? Bunu bana bir anlatın. Hangi kara delikten bahsediyorsunuz? Yani, sosyal sigorta primlerinin payı yüzde 5-5,5, toplam sosyal harcamaların payı, her şey dâhil yüzde 7.

Değerli arkadaşlarım, yani millî gelire kıyasla gene bir başka rakam vereyim: Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının millî gelire oranına bakalım. Ne kadar açık veriyorlarmış? Bunlar yeni millî gelir serisi. Her zaman işinize göre kullanacak değilsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2008-04-15-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
