# Tariş ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mart 2010
- **Gündem:** TARİŞ VE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİKLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2010-03-09-taris-ve-tarim-satis-kooperatifleri-birliklerinin-sorunlari-hakkinda

> Oğuz Oyan (CHP), 9 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARİŞ VE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİKLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 551 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de Elâzığ depremi dolayısıyla yaşamını yitiren yurttaşların yakınlarına başsağlığı dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum.

Efendim, bu tarım satış kooperatifleri birlikleri ve TARİŞ konusunda konuşacağım. Bugün İzmir’de TARİŞ işçilerinin, özellikle Pamuk Birliği işçilerinin, 600 kadar işçinin işlerini kaybetmeleri yani pamuk ipliği fabrikasının, anonim şirketinin bir iflas durumuna gelmesi nedeniyle birlikler tekrar ön plana geldi. Aslında, bu iplik fabrikası, bir yıldır çalışmıyordu, bir yıldır kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor ve çalışmıyordu.

Şimdi, aslında, bu kısa çalışma ödeneği içinde olan başka çalışanlar var. Örneğin, TARİŞ’in gene pamuk yağı kombinası işçileri var, başka birlikler de var. Dolayısıyla, bu mesele yani bu kısa çalışma ödeneği bittikçe karşımıza yeni bu tür sorunlar gelecek ve bu toplumsal sorunları çözmek öncelikle Hükûmetin görevidir. Bu anımsatmayı yapmak üzere bugün görüşlerimi bildireceğim.

Bir kere, öncelikle, birliklerin asıl idam fermanı, 9 Aralık 1999’da IMF’ye verilen birinci niyet mektubuyla yazılmıştır. 16 Haziran 2000’de 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Yasası’yla ikinci idam fermanı oluşturulmuştur. Bu Yasa’ya “Kooperatif ve Birliklere … Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinden herhangi bir mali destek sağlanamaz.” hükmü işlenmiştir. Yani aslında, bir anlamda, ancak bir sömürge ülkesine “Kooperatiflere destek verilemez.” hükmü konulabilirdi, öyle bir hüküm getirilmiştir.

Aslında, Şubat 2001 krizinden sonra IMF ile yeniden düzenlenen niyet mektubunda tarıma ilişkin bütün taahhütlerle, Dünya Bankasının gözetiminde yürütülen bütün bu bağımlılık ilişkileri ile tarımı aslında büyük ölçüde tasfiye etme, birlikleri tasfiye operasyonu yürürlüğe konmuştur. Ama sürecin en önemli bölümünde iktidarda olan AKP, bu idam fermanlarının infaz memuru olarak çalışmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, şimdi, birliklere havuç olarak şu ikram edilmişti: “Biz 2000 Mayıs öncesindeki borçlarınızı silelim, sizin belli bir süre içinde işten çıkarılacak işçilerinizin de kıdem tazminatını verelim ama siz de ‘Yeniden Yapılandırma Kurulu’ diye kuracağımız Kurulun direktiflerine tabi olun, kendinizi yeniden yapılandırın, daralın, küçülün, sanayi ve diğer faaliyetlerinizi tamamen bitirin.” talimatları verildi.

Aslında, 2000 başında bu operasyona birçok birlik katıldı -bazıları katılmadı, FİSKOBİRLİK gibi, onları dâhil etmediler- ama sonuçta, 250 milyon liralık bir DFİF kredisiyle birliklere başlatılan 2000 sonrası destek, bugün birliklerin 850 milyon liralık -ya da eski parayla trilyon liralık -bir borcuna dönüşmüş bulunmaktadır.

Tabii, “Birlik yönetimlerinde de hiç hata yoktur.” denilemez. Birlik yönetimleri bu süreci yeterince erkenden kavrayamadılar. Kendilerine verilen kısmi özerkliği çok büyük bir avantaj saydılar. Bu sürecin bir tasfiye süreci olduğunu göremediler ve bütün birlikler güçlerini birleştiremediler. Yine, sendikalarla güç birliği içine giremediler ve Ankara’ya tepkilerini iletemediler. İkincisi: Yeterince profesyonel bir kadrolaşmayı, daha önceden olduğu gibi, götüremediler. Üçüncüsü, belki daha önemlisi: Ellerinde yeterince DFİF kaynağı olmaksızın ürün alımlarına girmeye yöneldiler, yani bankalardan borç aldılar. Bankalardan alınan bu borçlar da birlikleri bugün çok daha zor duruma sürükledi ama aslında, tabii, bunun temelinde, birliklere mali destek yapılmasını engelleyen bir kanun hükmü vardı.

Bu durumdan nasıl çıkılabilir? Bir kere, birincisi: Bu 4572’nin mutlaka değişmesi lazım -zaten vadesi doldu- ve birliklere destek verilmesi bir kanun hükmü hâline -yani, tam tersine- getirilmelidir. İkincisi: Birliklerin birikmiş DFİF borçları mutlaka tahkim edilmelidir. Üçüncüsü: Birliklerin banka borçları da bir defalık hazine hibesiyle tasfiye edilmelidir. Dördüncüsü: Birliklere, bundan böyle, faizsiz ya da enflasyonun en fazla yarısı faizlerle kredi desteği verilmelidir. Beşincisi: Arz açığı olan ürünlerde fark ödeme sistemi, 2006 yılında çıkan Tarım Kanunu’nda olduğu gibi, yürürlüğe sokulmalıdır. Bütün bunların aslında kaynağı da vardır. Nerede vardır? 2006 yılındaki Tarım Kanunu, tarım desteklerinin millî gelirin yüzde 1’inden az olamayacağını öngörüyor. Oysa, bugün, bu yüzde yarım dolayında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Tariş ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2010-03-09-taris-ve-tarim-satis-kooperatifleri-birliklerinin-sorunlari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
