# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mayıs 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Oğuz Oyan (CHP), 2 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 600 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada iki haftadır bir demokrasi oyunu oynuyoruz. Bu oynanan oyunun, aslında sözde demokrasi oyununun hangi sonuçlara yol açacağı burada konuşan hatipler tarafından muhalefet sıralarından dile getirildi. Ben iktidar kanadında da, iktidar çoğunluğunda da bunun belli kuşkular yarattığını sanıyorum. Nedir bu sonuçlar? Bir kere hangi sonuçlar ortaya çıkacak?

Birincisi, Anayasa yargısının gerçek bir yasama denetimini yapacak tarafsız bir kuruluş olmaktan çıkacağı sonucudur.

İkincisi, Yüce Divan görevini yapan Anayasa Mahkemesinin bu değişiklikler sonrasında yolsuzlukların, haksız zenginleşmelerin, görevi kötüye kullanmaların, usulsüzlüklerin üzerine şal çeken bir kurum hâline dönüşeceğini görüyoruz.

Üçüncüsü, HSYK’nın teslim alınmasıyla Türkiye’de yargıç, savcı bağımsızlığının artık tamamen son bulacağını görüyoruz, yürütmenin emrine gireceğini görüyoruz.

Dördüncüsü, parti kapatmanın çoğunluk partisinin vesayetine bırakıldığını görüyoruz ve bu tabii Türkiye’de özellikle de mevcut çoğunluk partisinin özellikleri bilinirse, hülle partisi oluşturmadaki maharetleri bilinirse ne kadar tehlikeli olduğunu da bize gösteriyor. Bakın ben size burada bir örnek vereyim: 2001 yılında Fazilet Partisinin kapatılması sürecini biliyorsunuz. Fazilet Partisinin kapatılması sürecine en çok kanıt taşıyanlar, o zaman Fazilet Partisi içinde iktidar savaşını kaybeden, Recai Kutan’a karşı daha sonra AKP’yi kuracak olanlardı. Öylesine çok kanıt taşıdılar ki, parti kapansın da biz de burada bir meşruiyet zemini elde edip parti kuralım diye AKP yöneticileri daha sonra olacak olanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ek iddianame hazırlamak zorunda kaldı. Şimdi bu kanıt taşıyanların biri Çankaya’da oturuyor birisi de Başbakan Yardımcılığında, en bilinen isimleri.

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Ayıp, ayıp!

OĞUZ OYAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu süreç sonucunda bir parlamenter sistemden aşırı yetkili bir Cumhurbaşkanlığına gidiyoruz. Bunun ne olduğu çok belli değil, ne idiği belirli değil. Buna “AKP usulü bir çeyrek Cumhurbaşkanlığı rejimi” diyoruz şimdi ama buradan ne çıkar, bunu daha sonra herhâlde göreceğiz.

Altıncısı, “kuvvetler ayrılığı”ndan “kuvvetler birliği”ne dönüşecek ve bir “tek adam” iktidarına zemin hazırlayacak bir yapıya doğru gidiyoruz. Bu da herkesin az-çok malumudur.

Peki, niye hâlâ bu ısrar, niçin bu ısrar? Çok gönüllü olarak oy verenler yanında kerhen oy verenler de var. Niçin acaba bu kararlılık?

Bir kere, birincisi, herhâlde burada tasarıya oy verenler… Ki bu iktidar partisinin tasarısı, iktidar partisi getirdi, iktidar partisi “Evet” oyu kullanıyor ve öyle gidiyor. Acaba nedir yani burada ne yapıldığı sanılıyor? Burada tarih yazdığını mı sanıyor arkadaşlarımız? Burada bir tarih yazımının baş aktörü olduğunu mu sanıyor yoksa figüran olduklarının farkında değiller mi, kullanıldıklarının acaba farkında değiller mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu soruyu sormak hakkımız. Burada demokrasiyi otokrasiye çeviren bir sürecin parçasısınız. Bunu anlayacaksınız ama sanırım biraz geç olacak.

Tabii, ikinci bir neden daha olabilir, bunu da dikkate almak zorundayız. Genel seçimlere bir yıla kala iktidar partisi yönetiminin seçmenler üzerinde oluşturduğu seçilme baskısını da tabii, hesaba katmamız gerekir. Yani olayın temelinde bir siyasi oportünizm de var.

Ama değerli arkadaşlarım, bakınız, şunu hatırlatayım: Geçen yasama döneminde de biz bulunduk. Geçen yasama dönemindeki iktidar grubunun üçte 2’si bu sıralarda bir daha yer bulamadı. Bu, bu defa -sandalye sayısının azaldığını dikkate alırsak- dörtte 3 düzeyinde olabilir. Bu arkadaşlarımızın en azından yarısının, ben ileride pişmanlık duyacağını düşünüyorum. Aslında, Türkiye’nin siyasi rejiminin temeline dinamit koymaktan dolayı bir pişmanlık duyacaklarına eminim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) O yüzden, ben, bir an kendilerini tekrar bugün bir muhasebe yapmaya, özellikle de bu Anayasa değişikliğinin üç temel hükmü konusunda bir muhasebe yapmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tabii, buradaki Anayasa değişikliği bir planın, bir ana planın ilk parçası gibi duruyor. Yani bu ana planın ne olduğunu geçenlerde Başbakan ağzından kaçırdı -kaçırmadı aslında gündemi yarattı, söyledi- bir başkanlık rejimi olduğunu açıkça ifade etti; bugünkü oluşturulan bu çeyrek başkanlık rejiminden bir tam başkanlık rejimine geçiş olduğunu bir anlamda söylemiş oldu.

Şimdi, Türkiye’deki idari yapının, cumhuriyetle kurulmuş toplumsal mutabakatın temeline dinamit koyacak bir girişimdir bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
