# Tanık koruma kanunu tasarısı (s.s.34)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oktay Vural (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2007
- **Gündem:** TANIK KORUMA KANUNU TASARISI (S.S.34)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2007-12-26-tanik-koruma-kanunu-tasarisi-s-s-34

> Oktay Vural (MHP), 26 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TANIK KORUMA KANUNU TASARISI (S.S.34)); konuşma 688 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu kanun tasarısı, esas itibarıyla, aslında, bugüne kadar getirilen, özellikle AB uyum yasaları çerçevesinde getirilen kanun tasarıları içinde farklı bir mahiyet arz ediyor. Bundan önceki kanun tasarılarının çoğu, özellikle suçluyu koruyan ve güvenlik kuvvetlerinin elini kolunu bağlayan hükümler iken…

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Oktay Bey, bir tane örnek ver?

OKTAY VURAL (Devamla) -…bugün geldiğimiz bu noktada, özellikle mağduru korumak ve suç işleyenlerle ilgili tedbirler karşısında tanığı korumak amacıyla getirilen bir tedbir. Geneli itibarıyla olumlu.

Yalnız, bu kanun tasarısının 3’üncü maddesiyle birlikte getirilen tedbirlerde Hükûmetin ilk getirdiği teklifte üst had on yıldı, daha sonra, Komisyon, bunu, alt haddi, alt sınırı on yıl olarak değiştirdi.

Şimdi, tabii, bunun objektif olarak neden değiştirildiği konusunda herhangi bir husus yok. Yani, birden bire üst had yerine alt had getiriliyor. Bununla ne amaçlanmıştır? Yani, bununla kanun koyucunun amacı nedir? Niye getirdi, niye değiştirdiniz? Hangi suçları kapsam dışına alıyorsunuz, hangi suçları kapsam içine alıyorsunuz? Hükûmet ile Komisyon bu konuda hangi konularda anlaşamadı? Bizim arzu ettiğimiz hususlar budur. Yoksa, “alt sınırı on yıl”, “üst sınırı on yıl” dediğiniz zaman, burada kanun koyucunun amacının ne olduğunu bilmiyoruz.

Şimdi, böyle bakıldığı zaman, bu durumda, bu genel gerekçede yolsuzluk, çocuk fahişeliği, pornografi gibi suçlarla mücadele edilmesi gerekçe edilmesine rağmen, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan bu değişikle, mesela göçmen kaçakçılığı bunun kapsamı dışına çıkartılmış. Niye? Yani, Hükûmet bunu getiriyor da iktidar partisi bunu niye değiştirmek istedi, bunun arayışı içerisindeyiz. Yani, bizim, birtakım suçları kapsam içerisine alıp, kapsam dışına bırakmadaki siyasi amaç nedir, bunu arıyoruz. Neden yaptınız bunu? Mesela insan ticareti, organ ticareti; cinsel taciz, cinsel istismar, hileli iflas, irtikâp, rüşvet, çocuğun fuhuşa teşvik edilmesi gibi hususlar kapsam dışında bırakılmış. Bunları kapsam dışına bırakmamızın toplumsal açıdan anlamı nedir, niye bırakmak istiyoruz? Hükûmet bunları içine almıştı, ilk tasarıda büyük ölçüde vardı ama sonra bunlar kapsam dışına getirildi. O bakımdan, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, özellikle topluma karşı, bu tip değerlere karşı işlenen bu suçlarla mücadelede tanık korumanın önemli bir araç olduğunu da düşünüyoruz. Bu bakımdan, çocuğa karşı yapılmış, bireysel bile olsa, o çocuğun bir koruma alanı içerisine alınmaması, ona yönelik bir saldırı karşısında çocuğu korumasız bırakmamızın bu Meclisin amacı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Niye böyle bir amacı güdüyoruz? Korku vardır, şiddet vardır, söyleyemiyor. Devletin bir güvencesi olması gerekmektedir bence. Özellikle, bu konuda intihara yönlendirmeden tutun, atom enerjisiyle patlamaya sebep verme bile suçun kapsamı dışına, yani bu korumanın kapsamı dışına çıkmış.

Baktığımız zaman günümüzde, suç, önemli oranda artmış ve toplumda suçlular çoğalmış. Sadece organize olması önemli değil ama bireysel anlamda suç işlemeyle de mücadele etmemiz lazım. Bu kanun sadece ve sadece devlete karşı işlenen suçlarla ilgili değil, topluma karşı, bizim korumamız gereken değerlere karşı işlenen suçlara karşı da etkili olarak kullanılmalıdır. O bakımdan, bu alt sınır muhakkak düşürülmeli ya da tanımlanmalıdır. Özellikle, Alman ve Amerikan cezalarında ciddi suçlarla ilgili, ciddi olması esası, ciddi ve organize suç olma esası getirilmiş. Fransa da beş yıl gibi bir sınırlama getirmiş. Bu bakımdan, ben kanun koyucunun… Özellikle Hükûmet hangi suçlarda tanık koruma istiyor?

Değerli milletvekilleri, zannediyorum burada hepimiz bir göçmen ticaretini, bir insan ticaretini, bir çocuk istismarını, çocukları fuhuşa teşvik etme suçunu herhâlde mücadele edilmesi gereken suçlardan addetmemiz gerektiğini düşünüyoruz. O zaman, bunlar neden dışarıda bırakılıyor? Bunun sebebini anlamış değiliz. Biz bunları açıkçası oldukça önemli bir eksiklik olarak görüyoruz ve bu tanık koruma yasasını da sadece devlete karşı değil, topluma, insana karşı suç işleyenlere karşı, zayıf olan bireyi korumak amacıyla da getirilmesi gereken bir kanun tasarısı olarak düşündüğümüze göre, bu durumda bu bireyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (Devamla) - …yapacağı tanıklıkta bu suçu ifşa etmeyi sağlayabilecek bir korumadan mahrum bırakmak, siyasi amaç itibarıyla bizim kabul edebileceğimiz bir husus değildir. Gerek çocuk istismarı gerek fuhuş gerek insan ticareti, göçmen ticareti bu yönüyle getirilen düzenlemeyle bu suçların bir kısmının, önemli bir kısmının bu kapsam dışına çıkarılmış olmasının gerekçesini anlayabilmiş değiliz. Bu bakımdan alt sınırı beş yıl olarak değiştirmek suretiyle bu konuda, önemli ölçüde, bu suçların kapsam içerisine alınabileceğini düşünüyoruz. Bizim de amacımız, açıkçası, suç ve suçluyla mücadele konusunda bunun etkili bir araç olarak kullanılmasını da mümkün kılmaktadır.

Önergenin bu yönüyle kabul edileceğini umuyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum. Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oktay Vural (MHP, İzmir). “Tanık koruma kanunu tasarısı (s.s.34)”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2007-12-26-tanik-koruma-kanunu-tasarisi-s-s-34 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
