# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oktay Vural (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 11 Haziran 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2008-06-11-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Oktay Vural (MHP), 11 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 885 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, birazdan bu 12’nci maddeyle, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nda değişiklikler bir açık oylamayla sizlerin kabulüne ya da reddine sunulacak. Aslında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, kurumlarımızın yenilenmesi, personel sorunlarının çözülmesi konusunda atılan iyi niyetli adımlara hep katkı sağlamak istedik ama bu kanun tasarısına sonradan, Hükûmetin, kurumların bilgisi olmadan, hepimizin temel değerlerinden olan dilimizin dışında bir dili bir kamu kurumunda yayının esası hâline dönüştürecek sadece bir önergeyle maalesef kabul ettik. 6’ncı maddede açık oylama istedik, açık oylamada 179 milletvekili maalesef bunu kabul etti. Daha sonra da yine 11’inci maddede bunun yürürlüğünün yapılmaması konusunda bir önerge verdik, bu önerge de kabul görmedi. Anlaşılan o ki… Bu kanunun tümüyle ilgili yapılacak oylamada da Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu hassasiyetlerimizi tekrar sizlerle paylaşmak istedik.

Son bir fırsat daha gelmektedir, açık oylama yapılacak değerli milletvekilleri. Attığımız adımın ne manaya geleceğini, ne oluşturacağını, gelecekte neler meydana getireceğini iyi düşünmemiz gerekir. Yanlış bir adımın bedelini daha sonra “Bu yapılmamış olsaydı.” diyerek, burada buna onay verecek milletvekillerinin düşünmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Türkiye’de kısa vadeli, sorunların çözümü gibi gözüken adımların, aslında başkalarının amaçlarına ulaşmak için nasıl bir yol döşemesi olduğunu çok dikkatli takip etmemiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, 1991 yılında 36’ncı paralelin kuzeyinde güvenli bölge olarak tesis edilen bölgenin aslında Irak’ta bugün bir başka oluşumun temellerinin atıldığının farkına varabilmiş miydik? O gün kendi aralarındaki bir mücadeleyi sona erdirmek ve terörle mücadele etmek için sona erdirmeyi kabul eden Türkiye, bugün, attığı o adımlar neticesinde, bu kişilerin, o oluşumun başındaki kişiler, yöneticileri olduğunu dikkate aldığımızda, attığımız adımların kime yaradığını düşünmemiz lazım. Kime yaradı değerli arkadaşlarım? Bugün eleştirdiğimiz terörü himaye eden bölge, o zamanlar hangi iyi niyetli adımların eseri olarak bugünlere geldi? Bugün attığınız adımlar hangi iyi niyetli adımların eseri olarak atılmakta ama aslında kimlerin projesidir, kimlerin planıdır, bunu iyi görmemiz gerekir.

Şu, 2000 yılından bu yana geliştiğimiz bu dönem içerisinde, AB uyumu içerisinde, televizyonlarda farklı dilde yayını bir reform olarak sunanların, bugün devlet eliyle bir televizyonu Türkçe dışında münhasır bir yayın yapılmasını istemesini neden talep ediyorlar? O gün reformsa, o gün bir çözümse, nerede o çözüm, nerede reform?

(x) 219 S. Sayılı Basmayazı 09/05/2008 tarihli 102’nci Birleşim Tutanağına eklidir.

Dolayısıyla, vakıflarla ilgili dokuzuncu uyumu çıkardık, hangi adım neyi gerçekleştiriyor, her bir adımın sonrası vardı ve Türkiye adım adım teslim alınıyor. Onun için çok dikkatli olmamız lazım. Bugün attığımız adımlar “Efendim, Roj TV’ye rakip olsun, sesini kıssın…”

Değerli arkadaşlarım, bu televizyon, Başbakanımızın, Hükûmetin, bütün güvenlik kurumlarının illegal olarak gösterdiği ve kapatılmasını istediği bir televizyonla legalize edecek şekilde alternatifini oluşturmak, onu kabullenmek demektir. Onun için, attığımız adımları gerçekten iyi hesaplamamız lazım. Doğru bir iş yapmıyoruz, yanlış bir iş yapılıyor.

Bir kamu kurumunda, Türkçe dışında ve üstelik RTÜK’ün belirlediği esaslar dışında bir farklı dilde yayın oluşturmak ve ondan sonra -bu kürsüden ifade edildi- ne olacak peki? Eğitim yok, öğretim yok, kim konuşacak, hangi lehçede konuşacaksınız, hangi alfabeyi kullanacaksınız? Dil oluşturma çalışmalarına bir devlet kurumunun aracı edilmesi, özel alandan kamu tüzel alanına sokulması, kendi ellerimizle bu ülkenin, bu coğrafyanın vatan edilmesini sağlayan değerlerimizi tartışılır hâle getiriyoruz. Onun için dikkatli adım atmamız lazım. Geçmişe bakarak adım atmamız gerekir.

Bu bakımdan, değerli arkadaşlarım, bu coğrafya kolay vatan olmadı. Bu coğrafyaya belli bir ihtiyaçtan gelinmiş olabilir ama burayı vatan kılmak için tarih, kader, dil, kültür, din, çeşitli felaketler, bunlarla birlikte bütünlüğe erişti. Bunlar olmasaydı burası bir vatan olmazdı. O bakımdan, biz, bizi vatan kılan bu zaruretlerden, vatanımızın ve milletimizin bu zaruretlerinden kurtulmak istersek durumumuz ne olur? Bu ülkeyi, bu coğrafyayı vatan kılan bu zaruretlerden kurtulmak istiyorsak, değerli arkadaşlarım, birbirimize muhtaciyetimizi, mecburiyetimizi yok etmeye çalışan bu çalışmalar neticeye erdiğinde, değerli arkadaşlarım, kader ve tarih birliği, biraz önce söyledim, dil, din, kültür gibi bu müesseselerin birliğiyle bu coğrafyayı vatan edindiğimiz ve mümkün kıldığımız; birbirimizi anlamamız, sevgimiz, anlaşmamız, değerli arkadaşlarım; hiçbiri anlamını bulamayacak ve bu mecburiyetler ortadan kalktığı zaman, bu vatan içerisinde, değerli arkadaşlarım, hiç kimseyle münasebeti olmayan tarihî imkânlar ve zaruret içinde kayboluruz. Onun için bu coğrafya vatan nasıl kılındı, hangi mecburiyetler ve unsurlar üzerinde vatan kılındı, bunu iyi görmek, farklılıklarımızı esas hâlinde değil, ortak paydalarımızı esas alarak farklılıklarımıza saygı göstererek bu mecburiyetimizi, muhtaciyetimizi geleceğe taşıyabiliriz.

Bu vatanı, bu coğrafyayı vatan kılarken o çektiğimiz mihnetler, zorluklar, sıkıntılar… Değerli arkadaşlarım, bakınız, Bizans, Roma, Lidya, Frigya’dan bahsediliyor. Hiçbiri vatan yapamadı geçmişte. Ama bu coğrafyada, vatanı, kendi aramızdaki bu müesseseleri daim kılarak, devleti “ebet müddet” anlayışı içerisinde bugünlere kadar taşıdık.

Değerli arkadaşlarım, onun için, bu ülkeyi vatan kılan ve vatanı koruyan millete şahsiyet vermesine hak verecek ve onun, açıkçası, gaye vermesini doğru bulacaksınız. Bu vatanı, bu coğrafyayı vatan kılan bu iradeyi, bu gelişmeleri yok sayamazsınız. Basit bir şirketin kurucularının bile hakkının olduğu, korunduğu bir ortamda, bu coğrafyada dokuz yüz otuz iki yıldır çektiğimiz milyonlarca, milyarlarca mihneti, sıkıntıyı, derdi, felaketi, sevgimizi yok sayamazsınız. Bunlarla, maalesef, Türkiye’de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 301’inci madde ekseninde Türklüğü tartıştırarak, bugün de Türkçeyi tartıştırarak bu mecburiyetimiz ve muhtaciyetlerimiz âdeta yok edilmek istenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şu anda bulunduğumuz bu toprakta dokuz yüz otuz yedi yıldır ne kadar insan öldü, ne kadar sıkıntılar çektik, neler yaptık? Türkülerimizi, şarkılarımızı, coğrafyamızı, folklorumuzu, hepimiz beraber, birlikte bu ülkede yaşadık. Ama değerli arkadaşlarım, bütün bunları dikkate aldığımız zaman -dokuz ay on beş gün çocuğunu taşıyan ananın çektiği ıstırabı, ona verdiği tazeliği ve güzelliği dikkate alacak şekilde- dokuz yüz otuz yedi yıldır bu coğrafyayı vatan kılan bu müesseselerin hırpalanmasına, örselenmesine, dışlanmasına izin vermeyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oktay Vural (MHP, İzmir). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2008-06-11-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
