# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oktay Vural (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2

> Oktay Vural (MHP), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 955 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Anayasa’nın 19’uncu maddesinde, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerine ilişkin madde hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, bu vesileyle Giresun Dereli ilçesi Tamdere-Uzundere arasında yola döşenen uzaktan kumandalı bir mayının patlaması sonucu, askerî araçta bulunan astsubay üstçavuş rahmetli olmuştur, şehit olmuştur. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, Türk milletinin ve ailesinin başı sağ olsun. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da bütün milletvekillerimizin aynı duygularla, bu şehit astsubayımızın, bu askerimizin gerçekten kanının yerde kalmaması için Hükûmetin çalışma yapmasını arzu edeceklerinden eminim. Özellikle Giresun’da bir hafta, on gün önce çıkan birtakım olayların akabinde bugün böyle bir saldırının olması karşısında da Hükûmetin bu açılım politikasının toplumda nasıl bir gerilim doğurduğunun da farkına varmasını diliyorum.

Evet, bugün Anayasa’yı görüşüyoruz. Bugün, burada…

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Çok kalabalığız Sayın Başkan!

OKTAY VURAL (Devamla) – …33 tane milletvekili, 34 tane milletvekili AKP Grubundan dinliyor.

Aslında 330’un üzerinde bir iradeniz var. Bugün, burada, bu Anayasa değişikliğinin geçip geçmemesi konusunda millet adına sizler irade kullanacaksınız. Dolayısıyla, bu iradeyi kullanırken bugün burada muhalefet partilerinin hangi konularda endişe duyduğunun zannederim merak edilmesi gerekiyor ki, vicdanlarımıza göre bu kara yere girdiğimiz zaman oyumuzu onun için kullanalım. Ama maalesef, bugün geldiğimiz bu noktada, gerçekten bugün, sizin iradeniz, yanlış bir iş yaptığınız zaman bedelini milletimizin ödeyeceği bir sürece gidiyoruz. O bakımdan, umarım, burada bulanan milletvekillerinin dışında diğer milletvekillerinden de bugün millet adına size hitap ettiğimiz bu endişelerimiz konusunda gerekli değerlendirmelerini yapmalarını istirham ediyorum.

Biz uzlaşma dedik. Hatta daha önce, Başbakan Yardımcınız bizim zamanımızda, 2001 yılında “Essulhü seyyidül ahkâm” diye Mecelle’nin ilk kaidesini söylediği zaman, konsensüsün ve uzlaşmanın, sulhun hükümlerin en büyüğü, en yücesi olduğuna vurgu yaptığı zaman, biz isterdik ki, o hükmü burada gerçekleştirelim. Birbirimizi anlayalım. Anlarsak… “Anlamazsa -açıkçası- yakınım uzağımdır, anlarsa uzağım yakındır.” diye beraber, birlikte anlaşalım dedik. Ama maalesef birbirimizi anlamak için gayret sarf etmediniz. Dayatmayla, Türk milletinin önüne ve Meclise bir dayatmayla, alelacele, çakma imzalarla, daha sonra yenilenmiş imzalarla bir Anayasa değişikliği getirdiniz.

Bugün, Dışişleri Bakanını dinledik. Sınırlarımızı kabul etmeyen, 1 milyon Müslüman Azeri’yi kaçkın durumuna düşürüp, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal etmiş ve Ermeni soykırım iddialarını haksızca milletimize yapıştırmak isteyen Ermenistan ile uzlaşma ve diyaloğun ne kadar önemli olduğunu söyleyenler, bugün maalesef, Milliyetçi Hareket Partisinin ve milliyetçilerin bu konuda uzlaşma adına söyledikleri karşısında çatışmayı gündeme getirmişlerdir.

Dağdakilerle, açıkçası askerimize, polisimize kurşun sıkanlarla empati kurmak, onlarla sulh olmak isteyenler, bugün Mecliste muhalefet partileriyle çatışmayı arıyor. Nereden nereye geliyoruz? Türkiye nereye gidiyor? Bir bunu düşünün lütfen. Yazıktır, günahtır.

Size soruyorum: Burada bu milleti temsil eden milletvekillerine uzatmadığınız eli Ermenistan’a uzatırken neden acaba bu milletin hakkını, hukukunu korumuyorsunuz? Dağdaki teröristlere iki damla gözyaşı döküp, onlara empati kurarken, Milliyetçi Hareket Partisinin endişelerine niye empati kurmuyorsunuz? Bunlar, gözler ve kulaklar şehadet etsin diye söylüyorum; edecektir.

ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) – Saçmalıyorsunuz.

OKTAY VURAL (Devamla) – O bakımdan, bugün geldiğimiz bu noktada yurtta çatışma, Mecliste çatışma, Ermenistan’da sulh arıyorlar. Ee, burada sulhu yapacaksın, burada uzlaşmayı sağlayacaksın. Milletin ortak değerleri, ortak yasasında uzlaşmayı sağlayacaksınız.

Evet biz “Birlikte rahmet vardır.” dedik ve birliğe çağırdık. Ama buna rağmen siz rahmet yanında olmadınız. İşte, bu bakımdan bu yaptığınız doğru değildir.

Yapılmak istenen nedir, değerli milletvekilleri? Evet, yapılmak istenen, Habur’da başlayan açılımı, açılımın açılış merasimini devam ettirmektir. Yapılan odur.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Habur’da başlamadı.

OKTAY VURAL (Devamla) – “Meyvelerini veriyor” diyerek, Habur’u açılımın meyveleri olarak sunanlar, açılım merasimi altında, değerli arkadaşlarım, yargının siyasileştirilmesine kadar bu meseleyi götürmüşlerdir.

İşte, bugün istenen nedir bunu sormak… Kim özgürlük istiyor? Bu milleti bölmek isteyenler özgürlük istiyor, bu milletin üniter yapısını değiştirmek isteyenler özgürlük istiyor, ulus devleti değiştirmek isteyenler özgürlük istiyor değerli arkadaşlarım. Bunlar, özgürlüğü isteyenler, kendi bölücülük felsefesini özgürleştirmek isterken maalesef bu birliğimizi ve bütünlüğümüzü de ortadan kaldırmak istiyorlar.

Bunu sadece ben söylemiyorum değerli arkadaşlarım -bilgilerinize sunmak için söylüyorum- işte, açılım eş başkanlarınızdan biri David Phillips’in hazırladığı raporda “Yargı statükocu.” diyor. PKK’nın siyasallaşması için… Değerli arkadaşlarım, işte burada rapor. PKK’nın siyasallaşması raporunda “Yargı statükocudur.” diyor. “Bunu siyasallaştırmak için yargıyı reforma tabi tutmanız gerekir.” diyor.

Bakın, yine David Phillips’in Haziran 2009’da Atlantic Council’da hazırladığı… “Yasal reformları üstlenin. Türkler federalizmi bölünmeyle eş anlamlı gördüğünden, daha az göze çarpan ademimerkezi planları tasarlamalıdır.” diyor.

Oyun budur, proje budur değerli arkadaşlar. Bu proje, Erzurum Kongresi’nde, Sivas Kongresi’nde cumhuriyetimizi kuran iradenin projesi değildir. Bu, Sevr’i getirmek isteyenlerin projesidir, Büyük Orta Doğu Projesi’dir.

Evet Kayhan Bey, öyle maalesef. Bunu söyleyen kimdi? Sizin milletvekilinizdi, değil mi? Sayın Aydoğmuş bunu söylemişti. “Bu, Büyük Orta Doğu Projesi. PKK da buna hizmet ediyor.” diyor. İşte PKK açılımının Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçası olduğu ortaya çıkmıştır.

Yine burada söylüyor: “Aşırı tutucu olan yargının ıslahı için…” Tutulan nedir? Anayasa Mahkemesi kararları, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne aykırı davranışlar karşısında yargının bunu koruması, değerli arkadaşlarım, statükodur. Üniter yapıyı, kamu yönetimi temel kanununu, idari vesayeti ortadan kaldırarak eyaletlere götürecek bir süreçte üniter yapıya karşı çıkması bir statükodur. O bakımdan, projenin bu olduğunu bilmemiz lazım.

Şunu söylüyorum değerli arkadaşlarım: Hepimiz kendimize gelelim. Habur’da o yargılama yapılırken, o yargılama yapılırken, mobil mahkeme kurulup gümrük binasında o yargılama yapılırken “Türk bayrağı sıkıntı doğurur.” derken düşünelim değerli arkadaşlar. Nereye gidiyoruz? Nereye gidiyoruz? Bakın, bunu ben size söylüyorum: Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu açılım konusundaki öngörülerimizle, başından beri karşı çıktık ve iyi yaptık; Habur’daki rezalete ortak olmadık, “Orada güzel şeyler oluyor.” diyen zihniyetle ortak olmadık.

O bakımdan, bugün geldiğimiz bu noktada, açıkçası, bu proje Anayasa Mahkemesine üye atamak suretiyle, bürokratik bir atamayla açılımın altyapısını hazırlamaktır. Minare çalınmıştır, kılıf hazırlanmaktadır. Başbakan söylüyor: 17 Nisanda, altyapısını hazırlıyoruz diyor. Şimdi size soruyorum: Peki, üstyapı nedir? Üstyapı nerede?

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Paranoya…

OKTAY VURAL (Devamla) – Üstyapı işte buralarda, saklıyorlar değerli arkadaşlarım, saklıyorlar. İşte, üstyapıyı yapmak istiyorlar. Neyle? Habur hukukuyla. Yaz oğlum “Pişman olduğuna…” “Pişman mısın?” “Değilim.” Yaz oğlum “Pişman olduğuna…” Bu, yargının siyasallaşması kötü bir şeydir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oktay Vural (MHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
