# 178 sayılı maliye bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında khk ye bir madde eklenmesine dair kan tekl.(gelir politikası genel müdürlüğü kurulması hakkında) ss :1055

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 1 Şubat 2006
- **Gündem:** 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KHK YE BİR MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN TEKL.(GELİR POLİTİKASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULMASI HAKKINDA) SS :1055
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-02-01-178-sayili-maliye-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-khk-ye-b

> Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 1 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KHK YE BİR MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN TEKL.(GELİR POLİTİKASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULMASI HAKKINDA) SS :1055); konuşma 768 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, Maliye Bakanlığı teşkilatında yeni birtakım düzenleme yapmak üzere getirilmiş bir kanun tasarısı. Gelir İdaresi Başkanlığı şeklinde daha önceden düzenlenen; fakat, yeterli olmayıp, bir de gelir politikaları oluşturmak üzere bir birim kurmak üzere bu kanun tasarısı hazırlanmış durumda. Ancak, bu çerçevede, sadece Maliye teşkilatındaki bu düzenleme söz konusu edilmeyip, aynı zamanda, ülkenin genel vergi politikası ve vergi yapısı ile vergi adaleti ve buna benzer, ilgili, bu çerçeve içerisine girecek konularda da kürsüye çıkan hatipler görüş belirttiler.

Elbette, bugün, Türkiye, ödeme gücü esası dikkate alındığında -ilgililer bilir, maliyeciler bilir, konuyla yakından ilgili milletvekilleri de bilir- ödeme gücü ve vergi adaleti söz konusu edildiğinde, pek de iç açıcı bir görünüm sergilemez Türkiye'nin mevcut vergi yapısı. Bunun gerekçesi, gelir vergileri dediğimiz zaman ve ödeme gücüyle en yakından, doğrudan ilgili bir vergi çeşidine baktığımızda, Gelir Vergisi, adaletsiz bir yapı göstermektedir, adaletsiz bir çerçeve çizmektedir. Bu Gelir Vergisi içerisinde, büyük ölçüde, ücretlilerden alınan Gelir Vergileri büyük bir yekûn tutar. Âdeta, Gelir Vergilerinin büyük bölümünü ücretlilerden alınan vergiler oluşturur. Maliyeciler veya Maliye Bakanlığı bunu şu şekilde savunabilmektedirler: Aslında, bu, ücretlilerden alınan bir vergi değildir, istihdam vergisidir.

Bu yönüyle de baktığımızda, yine, Türkiye gibi, işsizliğin yoğun olduğu, işçi çalıştırmanın âdeta işveren açısından büyük bir ıstırap haline geldiği bir ülkede, bu işsizlik probleminin çözülebilmesi açısından da, ücretliler üzerindeki bu Gelir Vergisi yükünün azaltılması ve indirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, adam çalıştırmak kolaylaşsın, yeni iş imkânları, yeni istihdam alanları yaratılabilsin. Bu yapılmadığı sürece, ister ücretlilerden alınan Gelir Vergisi deyin isterseniz istihdam vergisi deyin, hangi ad altında olursa olsun, Gelir Vergisinde bir problem, bir ıstırap, bir yara vardır.

Bunun benzeri diğer bir örnek vasıtalı ve vasıtasız vergiler ayırımında ortaya çıkar. Türkiye'de, bugün, toplam vergi gelirlerine bakıldığında, vasıtalı vergilerin oranı yüzde 70'lerin üzerindedir. Vasıtalı vergilerin genel bir özelliği vardır. Ödeme gücüyle, vergi adaletiyle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Verginin en kolay tahsil edilebileceği bir uygulama olduğu için, bir vergi çeşidi olduğu için, genellikle, vergiyi tabana yayamayan, vergi ödemesi gerekenden vergi tahsil edemeyen, maliye teşkilatını etkin bir vergi denetimi ve vergi tahsilatı, vergi tarhiyatı çerçevesinde oluşturamayan ülkelerde genellikle vasıtalı vergilere ağırlık verilir ki, devletin ihtiyaç duyduğu vergiler, bu şekilde, kolaylıkla tahsil edilebilsin.

Bu durumda, vasıtalı vergilerin büyük bir yekûn tuttuğu durumda, siz, halkın içtiği sudan, halkın yediği ekmekten, ısınmak için kullandığı doğalgazdan, kömürden, odundan, her şeyden vergi almak durumundasınız. Bunu zengin de kullanır, fakir de kullanır. Halbuki, vergi adaleti söz konusu edildiğinde, ödeme gücü olandan çok, ödeme gücü az olandan da az vergi alınma yoluna gidilmelidir.

Bu yönüyle de bakıldığında, Sayın Maliye Bakanımızdan, göreve geldiğinden bu yana, bu yönde olumlu adımlar atılması beklenirken, bu yönde herhangi bir çalışma yapmamakta, hatta bunun tersine, özellikle, vergi ödenmesi gereken kesimlerin yükünü hafifletecek tarzda birtakım çalışmalar içerisine girdiğini görüyoruz. Bunun en basit örneği Kurumlar Vergisi. Kurumlar Vergisinde, biz, oranları yüzde 30'dan, yüzde 20'ye indiriyoruz. Yukarıda, şimdi, bunun çalışması yapılıyor. Böylelikle, Kurumlar Vergisinden, zaten ödeme gücü olan kesimden vergi almıyor, bir de, ödenmesi gereken vergileri düşürerek, belli bazı kesimlere, sonuçları hangi kesimlere hitap edeceği net ve açık olmayan, oldukça tartışmalı olan bir şekilde, özelleştirme kapsamına giren kuruluşların özelleştirilmesi ve özelleştirilme sonunda bu kurumları satın alan kesimlere mi acaba bir peşkeş çekiliyor -affedersiniz, kaba tabirle- bir kıyak geçiliyor? Bu konular dahi…

EYÜP AYAR (Kocaeli) - Ne demek istiyorsun?

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Demek istediğim gayet açık. Bu konular dahi insanın hatırına gelmektedir; çünkü, durup dururken, Türkiye'de vergi adaletini sağlamaya yönelik çalışmalar içerisinde bulunması gereken Maliye Bakanı, Kurumlar Vergisini indirerek, insanın aklına çok da açık ve su götürür tarzda birtakım uygulamaların içerisine giriyor.

Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı, biraz önce, kalktı, burada, Sayın Maliye Bakanının, yukarıda, yine, bu konularla ilgili çalışma içerisinde bulunduğunu; dolayısıyla, Maliye Bakanının yerine kendisinin nezaret ettiğini söyledi. Gayet doğal, normaldir, olabilir; ama, Sayın Enerji Bakanı, bir de, AK Partiden ve Cumhuriyet Halk Partisinden istifa eden milletvekillerine siyaset dersi vermek gibi bir tutum içerisine girdi. Sayın Bakanın, böyle bir ders vermeye hiç hakkı yok. Sayın Bakanın, bu konuda, ders alma ihtiyacı var. Açık ve net söylüyorum. Daha hatıralarımızdadır, bundan bir ay kadar önce, Sayın Bakanın bu kürsüden kullandığı ifadeler, ne siyasetçi ağzına ne bir insan ağzına yakışmayacak sözlerdir. Sayın Bakan o konuşmayı yaptıktan sonra ben çıktım, bu kürsüden "siyasetçinin en fazla ihtiyaç duyduğu şey biraz erdemdir, biraz edeptir, biraz da siyasetçinin ağzına sahip olması gereğidir" dedim; fakat, Sayın Bakan bunu unutmuş, kalkıp, buradan, kendi partilerinden niçin istifa ettikleri gayet açık ve net olan milletvekillerine siyaset dersi vermeye yelteniyor.

O bakımdan, Sayın Bakana benim tavsiyem, siyaseti çok aşağı seviyelere düşürecek tarzda siyaset yapmak yerine, biraz daha siyaset içerisine erdem katarak siyaset yapmasını tavsiye ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “178 sayılı maliye bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında khk ye bir madde eklenmesine dair kan tekl.(gelir politikası genel müdürlüğü kurulması hakkında) ss :1055”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 1 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-02-01-178-sayili-maliye-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-khk-ye-b (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
