# Çalışma saatleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mayıs 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-05-10-calisma-saatleri-hakkinda

> Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 10 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 961 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Bu, usul hakkındaki tartışma talebimi geri çektiğim anlamına gelmesin.

Sayın Başkan, değerli üyeler; dün, Meclisin çalışmaları, salı günü itibariyle, belli bir gündem çerçevesinde başladı; salı günü ne yapacağımızı, çarşamba ve perşembe günü ne yapacağımızı ve hangi saatlere kadar çalışacağımızı bilerek bu çalışmalara başladık. Ancak, bugün, çalışmaların ikinci gününde, İktidar Partisi, bir öneriyle Danışma Kurulunu toplantıya çağırdı.

Buradaki gelen öneri: Aciliyet kesbeden, aciliyet arz eden 2 tane uluslararası sözleşme var ve bunların gündeme alınması. Tabiî, bunların gündeme alınması söz konusu olunca da, daha önceden defalarca ertelenmiş, gündeme alındığı halde, gündemimizde yer aldığı halde, komisyonun ve Hükümetin oturmaması dolayısıyla veya bir başka sebeple görüşülmesi ertelenmiş, Silahlı Kuvvetlere ait 3 tane kanun tasarısı var ve bunların çıkması gerekiyor, artık, ertelenmesi mümkün değil ve uluslararası sözleşmelerin de bunların arkasına eklenmesi gerekiyor ve haliyle de çalışma süresinin uzatılması gerekiyor.

Biz, muhalefet olarak, İktidarın, Türkiye'yi yönetme noktasında aciliyet kesbeden veya görüşülmesini öncelikle istediği kanun tasarılarının burada görüşülmesine karşı değiliz; ama, herhangi bir kanun tasarısı aciliyet arz ediyorsa, bir anda ortaya çıkmaz, 10 dakika, 15 dakika içinde ortaya çıkmaz, bu daha önceden bellidir. Bakanlıkların kendi çalışmaları doğrultusunda, hangi konunun acil, hangisinin en acil olduğu bilinir. Ama, ne yazık ki, gerek bakanlıkların çalışmasından ve gerek Hükümetin çalışmasından ve gerekse de Hükümet ve AK Parti Grubunun arasındaki düzensizlik ve intizamsızlık dolayısıyla Meclis çalışmaları allak bullak oluyor ve böylelikle, gece geç vakitlere kadar… "Çalışmanın bitimine kadar" dediğimiz zaman, bu çalışma gece 11'e kadar mı biter, 12'ye, 1'e kadar mı biter, şimdiden kestirmek mümkün değil.

Bir kere, bu tür çalışma tarzına, siz İktidar Partisi milletvekilleri dahi karşı olmanız gerekir. Karşı olmasanız bile fazla bir anlam ifade etmiyor; şu andaki mevcut İktidar Grubunun sandalyelerinin boş olması, İktidar Partisinin Meclis çalışmalarına ne ölçüde önem verdiğini gösteriyor.

Şimdi, bu durumda, İktidar Partisi, Meclis çalışmalarını ağırdan alıyor, önemsemiyor; ama, buna karşılık, muhalefetten, getirdiği gündeme riayet edip, bu gündem çerçevesinde Meclisin çalışmasının sürdürülmesi isteniyor. Bu, muhalefete yapılan en büyük haksızlıktır; protesto edilmesi gereken bir durumdur. Bir kere olur; haydi, olmadı, iki kere de olur; ama, devamlı olarak bu tür bir çalışma tarzı, bu Meclisin İçtüzüğüne, çalışma tarzına ve bugüne kadar alışageldiğimiz siyasî mekanizmanın işleyişine ters bir uygulamadır. AK Partinin, bu tutumundan, bu tavrından, bu usulünden ve üslubundan vazgeçmesi gerekir. Meselenin bir yönü bu. Bu yönüyle, biz karşıyız.

İkinci yönü: Bugün, Danışma Kuruluna bir başka konu daha geldi; müzakeresini yapmakta olduğumuz Elektrik Piyasası Kanunuyla ilgili, 2 nci maddenin tekriri müzakeresi. Danışma Kurulunun, bu teklif ve öneri üzerinde fazla bir söz söyleme hakkı yok; lehinde de olsa, aleyhinde de olsa, mutabakat halinde bir Danışma Kurulu kararı da çıksa, çıkmasa da, bu tekriri müzakere yapılacak. Evet, yaparız, tekriri müzakereyi yaparız gerekli görüldüğü halde; bunun, usule ve geleneklere, teamüllere aykırı bir tarafı da yok; ama, üzerinde durulması gereken esas konu burada şu: Şimdi, bu tasarı bir hükümet tasarısı. Hükümet tasarısı dediğiniz zaman, hükümet tarafından ele alınmış, incelenmiş, her madde yerli yerinde... Öncelikle de, bu tasarıyı hazırlayan Bakanlık bu tasarının her maddesi ve her madde içerisindeki her kelimesine mutabık ve bu tasarının da hükümet tasarısı şeklinde getirilip ve Meclis Genel Kuruluna kadar getirilmesi isteniyor.

Buraya kadar herhangi bir itirazımız söz konusu değil; ama, 2 nci madde görüşülürken bir önerge veriliyor. Önergenin kim tarafından, hangi amaçla, ne maksatla verildiği belli değil. Elbette, önergenin verildiği yer AK Parti Grubu; ama arkasında hangi güçler var, kim, böyle bir önergenin verilmesini istedi gibi bir soru sormak benim en tabiî hakkım. Çünkü, Bakanlık diyor ki: "Böyle bir önerge verilmiş, madde tümüyle değiştirilmiş; ama, ben, bu değişikliğe karşıyım, bu değişikliğin düzeltilmesi için, yeniden, bu maddenin tekriri müzakeresini istiyorum. Bu durumda, Bakanlığın bilgisi dışında birileri gelip buralara önerge verdirttiriyor, milletvekilleri bu önergelerin altına imza atıyor ve Bakanlığın hazırladığı tasarının ruhuna aykırı bir madde ortaya çıkıyor ve Bakanlık da diyor ki: Bu maddeyi ihtiva eden bu tasarının kanunlaşması halinde, bu tasarının uygulanması mümkün değil. Bir tarafta Bakanlık ve hükümet tasarısı, bir tarafta AK Parti Grubu ve bu Grubun içerisinden çıkmış, birtakım imzalarla hazırlanmış bir önerge. Şimdi, muhalefet olarak, biz, bunun üzerinde durmayalım da, bunu konu etmeyelim de, bunu kamuoyuna, bunu halkımıza şikâyet etmeyelim de hangi konuyu şikâyet edelim?!

Ya çıkıp diyecek ki o önergenin altında imzası olanlar "biz, bunu, bu önergeyi şu amaçla verdik." Bakanlık da kalkıp diyecek ki "siz, bu önergeyi verdiniz; ama, biz şuna itiraz ediyoruz." Bakanlığın bu "itiraz ediyoruz" deme hakkı da yok artık burada; çünkü, önerge verildiği anda, Bakanlık katılmış bu önergeye, bu önergenin getirdiği değişikliğe Bakanlık katılmış ve "evet, kabul ediyoruz" demiş. Aradan bir gün geçiyor, iki gün geçiyor ve Bakanlık diyor ki: "Ben, bu önergeyi değiştirmek üzere, bu maddenin tekriri müzakeresini istiyorum. "Maddeyi, tekrar, eski haline getirecek."

Burada, kafa karışıklığı desek çok hafif kalacak; kafa karışıklığı değil burada. Kafa karışıklığı değilse, burada güdülen amaç nedir? Muhalefet partisi milletvekilleri olarak benim ve Grubumun bunu bilmeye hakkı var. Ayrıca, bizim de dışımızda, bunu, halkımızın bilmesi lazım. Burada ne oyun oynandı, ne oyun oynanmak istendi, kim istedi, adrese teslim gibi bir madde mi yazıldı; bunu bilmek hakkımız, halkımızın da, bilmek, hakkı. Elektrik piyasası gibi oldukça önemli, birtakım özelleştirmeleri de içine alan, birtakım önemli işleri de ihtiva eden bir kanun tasarının hazırlanmasında ve kanunlaşması sürecinde bu tür yanlışlıklar yaşanıyorsa -artık, yanlışlık diyemeyeceğim buna- arkasında ne gibi bir kasıt varsa, bunun, mutlak surette ortaya çıkarılması lazım; aksi takdirde, Yüce Meclis şaibe altında kalacak.

Bu teklife, bu önergeye, değişiklik önergesine oy veren AK Partisi milletvekilleri, şu anda, kendi kendilerine sormuyor mu; acaba, biz, geçen hafta, 2 nci madde görüşülürken, bu önergeye parmak kaldırdığımızda, ne için parmak kaldırdık?!. Elbette, benim kadar, onlar da merak ediyor. Bu kıyamet, bu gümbürtü niçin kopuyor onlar da merak ediyordur. 2 nci maddenin görüşülmesi sırasında, mutlak surette, gerek İktidar Partisi Grubu sözcülerinden ve gerekse de Bakanlıktan, bu işin içyüzünü açıklamalarını bekliyoruz. Bunu öğrenmek, bizim ve bunu öğrenmek, Türk Milletinin, halkımızın en tabiî hakkıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-05-10-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
