# Dokuzuncu kalkınma planı hakkında (s.s.1214)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2006
- **Gündem:** DOKUZUNCU KALKINMA PLANI HAKKINDA (S.S.1214)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b121/tbmm221251210366.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-06-28-dokuzuncu-kalkinma-plani-hakkinda-s-s-1214

> Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 28 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOKUZUNCU KALKINMA PLANI HAKKINDA (S.S.1214)); konuşma 1.189 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşmekte olduğumuz Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı ve bu Plan çerçevesinde, Planın son kısmıyla ilgili, Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Üzerinde duracağım konular, eğitim, istihdam, bölgesel kalkınma gibi, kamu yönetiminin iyileştirilmesi gibi birbirinden farklı dört konuyu, dört başlığı içeriyor, hatta beş başlığı içeriyor. 10 dakikalık süre içerisinde bu beş başlığın tamamı üzerinde sadece belki birer cümleyle bir şeyler söylenip geçiştirilir. Onun için, ben, bu başlıklardan sadece birisi üzerinde hassasiyetle durmak istiyorum, bazı hususları vurgulamak istiyorum; o da bölgesel kalkınma meselesi.

Kalkınma dediğimiz zaman, kendi başına bir dengesizlik içerir. Her ülkede olduğu gibi, ülkemizde de kalkınma hareketiyle birlikte, Türkiye'nin bazı bölgeleri diğerlerine oranla, diğerlerinden farklı bir şekilde, hızlı bir şekilde kalkınmasını gerçekleştirmiş; fakat, bazı bölgeler ise, kalkın- malarını bir türlü başlatamamışlardır, bırakınız gerçekleştirmeyi, kalkınmanın başlatılmasında bile ciddî problemler, ciddî sıkıntılar yaşanmaktadır, hâlâ da yaşanmaya devam etmektedir.

Bu çerçevede, Hükümetin Plana koyduğu, bölgesel kalkınmanın sağlanmasına yönelik olmak üzere Plana koyduğu bugüne kadar hiçbir planda görülmeyen yeni bir husus var. Planda bu pek açık bir şekilde gözükmüyor; ama, Planın ruhunu yaklaşık olarak geçen haftaki -yanılmıyorsam cuma günüydü- Hükümet kaynaklı bir basın açıklamasıyla birleştirdiğim zaman, bu iki mesele, bu iki açıklama, Planın metni ve Hükümetin basın açıklaması, bölgesel kalkınma konusuna yepyeni bir anlayışla yaklaşıldığı izlenimi ve intibaını uyandırdı bende ve konuyla yakından ilgilendiğim için, daha önceki çeşitli hükümetler döneminde bu konuyla ilgili birtakım çaba ve gayretlerim olduğu için de hemen konuya dikkat kesildim ve Planın görüşmesi esnasında, bu bölümün, Grubum adına konuşmasını üstlendim.

Konunun mahiyeti şudur: Yaklaşık bundan onyedi yıl önce, 1989 yılında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde görev yaparken, AK Parti Mersin Milletvekili -şu anda salonumuzda bulunuyor kendisi de- Sayın Ömer înan'la birlikte, Odalar Birliğinin görüşünü yansıtmak üzere, Hükümete, bir model teklifinde bulunduk ve bu da, neticede kitaplaştırıldı "Kalkınmada Öncelikli Yöreler ve Bölgesel Kalkınma İçin Bir Model" olarak Odalar Birliği tarafından yayımlandı.

Bölgesel kalkınmanın nasıl gerçekleştirileceği konusunda bir model sunmuştuk o zaman. O günün hükümetinde Anavatan Partisi İktidarı vardı; fakat, maalesef, yeterince, bizim sunduğumuz öneri, bizim sunduğumuz model, o günün bürokratlarınca, DPT bürokratlarmca pek dikkate alınmadı ve hükümet de o doğrultuda bürokratlarını dinlediği için -bugünün Hükümetinin başında olan problem gibi- bürokrasinin çemberi dışına fazla çıkamadığı için hükürhetler, siyasîler, o gün, fazla üzerinde durulmadı ve biz de o günün şartlarında konuyu yeterince tartıştık dilimiz ve gücümüz yettiğince; fakat, daha sonra unutuldu.

Orada teklif ettiğimiz modelle, bugün, Hükümetin Plana koyduğu ve bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi noktasındaki anlayış değişikliğini ifade eden basın açıklamasıyla bizim söylediğimiz model, harfiyen, üst üste çakışıyor. Biz o gün cazibe merkezlerinden bahsetmiştik. Bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi için, geri kalmış bölgeleri dar bölge kapsamında tutarak bu bölgeler içerisinde birtakım cazibe merkezlerini öncelikli olarak kalkındırmak ve sanayileştirmek, daha sonra, bu cazibe merkezlerinden civar illere kalkınmanın yansıması, yayılmasını öngörmüştük. Böyle bir model gerçekleştirilirse, ancak geri kalmış bölgelerin kalkmdırılabileceği, kalkınmalarının hız- landırılabileceğini ifade etmiştik ve o günün şartlarında birtakım illerin cazibe merkezî olarak öne çıktığını da isim isim belirtmiştik.

Ben, müsaadenizle, bu kitaptan okuyorum. Onyedi yıl önce teklif ettiğimiz" iller, sadece, Türkiye'nin tamamını değil kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında olduğu için, bugün, Hükümetin teklif ettiği iki tane il burada zikredilmemiş. Bu illerden birincisi Gaziantep. Cazibe merkezi olarak, sanayileşmenin öncelikle o bölgelerde hızlandırılması, kalkınmanın hızlandırılması gereken, gerekirse özel teşviklerle desteklenmesi gereken bir il olarak Gaziantep demişiz. Hükümetin, geçen haftaki açıklamasında var. Malatya demişiz; aynı şekilde, Hükümetin açıklamasında var bu il. Ayrıca, Erzurum demişiz; Hükümetin açıklamasında var bu il. Aynı zamanda Van demişiz; Hükümetin açıklamasında, yine, aynı şekilde, Van da bir cazibe merkezi olarak ilan edilecek bundan sonraki adım olarak. Hükümetin açıklamasının sadece Kayseri ve Konya olarak, bizim zikrettiklerimizin dışında ayrıca iki ili daha cazibe merkezî olarak öngörüyor; fakat, biz, Türkiye'nin geri kalmış bölgelerini, kalkınmada öncelikli yörelerini aldığımız için, bu iki il, bu kitapta sayılmamış. Ama, bu iki il dışında, Hükümetin cazibe merkezi olarak tespit ettiği veya kalkınmasını öncelikle hızlandıracak politikaları uygulayacağı iller tümüyle bu kitapta sayılmış.

Dolayısıyla, benim ve arkadaşım Sayın Ömer İnan'ın müştereken hazırladığı ve teklif ettiği bir modelin, Hükümet tarafından, onyedi yıl sonra benzer bir şekilde uygulamaya konulması, elbette, bu konuyla ilgilenen ve bu konuda fikir serdeden iki akademisyen olarak bizleri gerçekten heyecanlandırdı ve bu konuyu, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden dile getirerek kayıtlara geçirilmesini de istedim. Buradaki amaç, sadece "biz zamanında demiştik" değil "biz onyedi sene önce bunu söylemiştik"in bize verdiği tatmini hissetmek, yaşamak değil. Gerçekten, Türkiye'de, bölgesel kalkınma meselesinin çözümü ancak bu şekilde gerçekleştirilebileceği için, böyle bir politika uygulanmaması halinde, bölgesel kalkınmanın unutulması gerektiği için, bu konudan gerçekten heyecan duydum.

Nitekim, Türkiye'de, özellikle planlı dönemden sonra başlayarak, 1960'tan sonra, bölgesel kalkınma meselesi ciddî bir mesele olarak ele alınmış, Devlet Planlama Teşkilatı da dahil olmak üzere bütün kurumlar, bölgelerin ticaret ve sanayi odaları da dahil olmak üzere, sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere, bu konunun, çok ciddî ve öncelikli olarak ele alınmasını sağlamışlar; ama, bu konuda hiçbir şey gerçekleştirilememiş. Tüm çaba ve gayretlere rağmen, bölgesel kalkınma dediğimiz zaman, geri kalmış bölgelerin kalkındırılmasına yönelik hiçbir tedbir sonuç vermemiş.

Ancak, meselenin çözümü, bu cazibe merkezlerinin oluşturulmasında ve kalkınmayı, geliştirilmesi istenen bölgenin tamamında birden gerçekleştirmek değil, bir kutup oluşturarak, bir çekirdek bölge oluşturarak kalkınmanın başlatılması ve bu başlayan kalkınmanın, daha sonra, civar illere doğru yayılması şeklinde öngören, meseleyi bu şekilde takdim eden bir yaklaşım.

Nitekim, Türkiye'nin gelişmiş bölgelerine baktığımız zaman -bakınız Marmara Bölgesine- Çorlu'dan, Tekirdağ'dan başlayın, Adapazan ve Düzce'ye kadar uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir bölge içerisinde bir gelişme bölgesi oluşmuş, kalkınmış bölge oluşmuş. Kalkınma, bu bölgenin tamamında, aynı anda ve aynı şiddette gerçekleşmedi. Önce İstanbul, daha sonra, İstanbul'dan sonra Kocaeli'ne yayılan sanayileşme ve kalkınma, bu bölgelerde bir doyum noktasına ulaştıktan sonra Çorlu ve Tekirdağ'a, Kocaeli'nden de Adapazan ve Düzce'ye doğru yayılma göstermiştir. Eğer, İstanbul ve Kocaeli bölgesi bir doyum noktasına ulaşmasaydı, sanayileşmenin ve gelişmenin bu şekilde diğer illere sirayet etmesi mümkün olmayacaktı.

Aynı mantığı, aynı gelişmeyi, biz, cazibe merkezlerinin oluşturularak, öncelikle, her bölgede belli bir çekirdek bölgenin öncelikle sanayileşmesi ve kalkmdmlması, daha sonra, civar illere bunun yayılması şeklinde bir model takdim ettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu, ek 1 dakikalık sürenizi başlatıyorum. Lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Gerçekten, bu model, uygun teşvik tedbirleriyle desteklendiği zaman, çalışabilecek, uygulanabilecek ve sonuç verebilecek bir modeldir; ama, bir tek aması var, bu kitap yazılalı, bu model sunulalı onyedi senelik bir dönem geçti üzerinden, onyedi senelik dönem içinde de Türkiye'de de ciddî birtakım değişmeler oldu. Dolayısıyla, eklenmesi gereken, artık, cazibe merkezlerinin bir tek il şeklinde değil, bundan sonra, birkaç ili kapsayacak şekilde bölgesel cazibe merkezleri oluşturulması; mesela, güneyde, Akdeniz havzasında, Mersin, Adana, Antakya, Gaziantep, Kahramanmaraş bölgesinin bir cazibe merkezi olması; doğuda, Malatya, Elazığ ve civar illeri, Adıyaman'ı kapsayacak şekilde bir bölgesel cazibe merkezi oluşturulması; Çorum ve civannda bir bölgesel cazibe merkezi oluşturulması şeklinde, artık, cazibe merkezlerinin bir tek il kapsamı dışına taşınarak daha geniş çerçevede alınması zarureti ortaya çıkmıştır. Çünkü, onyedi seneden beri Türkiye'de meydana gelen gelişme, çekirdek bölgeyi, cazibe merkezini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Son cümlem...

BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu, teşekkür ediyorum.

ÖMER ABUŞOGLU (Devamla) - Sayın Başkan, cümlemi bitireceğim.

BAŞKAN - Sayın Abuşoğlu, lütfen...

Buyurun.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - .. .bir tek il olmaktan çıkararak daha geniş kapsamda ele alınması zaruretini doğuruyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “Dokuzuncu kalkınma planı hakkında (s.s.1214)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-06-28-dokuzuncu-kalkinma-plani-hakkinda-s-s-1214 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b121/tbmm221251210366.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
