# Vakıflar kanunu hakkında (s.s.1239)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 2 Kasım 2006
- **Gündem:** VAKIFLAR KANUNU HAKKINDA (S.S.1239)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c133/b014/tbmm221330140698.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-11-02-vakiflar-kanunu-hakkinda-s-s-1239-3

> Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 2 Kasım 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKIFLAR KANUNU HAKKINDA (S.S.1239)); konuşma 1.199 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlarım.

Şu anda saat ikiyi on geçiyor ve biz, Türkiye için çok önemli bir tasarıyı müzakere edip Türkiye lehine birtakım hayırlı sonuçlar üretmeye çalışıyoruz.

Her üç partinin sıralarına bakıldığında, bu işin ne kadar yerinde ve yerinde bir zamanda ve yerinde bir şart içerisinde, altında tartışıldığını görmek mümkün; gerek iktidar sıraları gerek muhalefet sıralan, artık, havlu atmış durumda. Gecenin saat ikisinde böyle bir fikrî müzakere yapılması mümkün değil ve bundan hayırlı bir sonuç üretmek de mümkün değil,

AK Parti'nin, Meclisi bu tür çalışma tarzına zorlaması, artık, bir zulüm haline gelmiştir. Bunu açıkça ifade etmek durumundayım. Burada şeklen bir iş yapılıyor. Her kürsüye çıkan konuşmacı süresini doldurup oturmak durumunda. Ne dinleyen var ne de söylediğini gerçekten anlayan ve özümsemeye çalışan var.

Dolayısıyla, beyhude bir iş yapıyoruz ve dostlar bizi alışverişte görsün kabilinden, AK Parti, Meclisi çalıştırdığını iddia ediyor. Biz, daha dirayetli, daha yerinde bir Meclis çalışması önerdiğimiz zaman da, İktidar Partisi sözcüleri kürsüye gelerek diyorlar ki, muhalefet, Meclisi engellemeye çalışıyor. İşte, muhalefet, Meclisi engellemeye çalışmıyor, Meclisi daha ciddi bir tavır içerisinde meseleleri müzakere elmeye ve böyle bir ortam getirmeye çalışıyor. Fakat, AK Parti bunu dinlemediği için, buna aldırmadığı için de, neticede, gecenin saat iki buçuğunda böyle bir tablo ortaya çıkıyor.

Şimdi, ben, ikinci bölümle ilgili sözlerime başlamak üzere, biraz Önceki bölümde Sayın Sela- mi Uzun'un 25'inci madde dolayısıyla yaptığı konuşmanın tutanaklarından size bir iki cümle okuyacağım. "Tabiri caizse, kamu, üçüncü sektörü, yani vakıf ve dernekleri taşeron olarak kullanıyor." Zaten, bizim de itirazımız, bizim de hassasiyetimiz, bizim de dikkati çekmek istediğimiz husus, nokta burası. Büyük devletler, artık, dünyanın birçok ülkesinde, siyaseten yapmak istedikleri birçok projeleri, uygulamaya koydukları birtakım projeleri ve emelleri, siyasi bir tavır içerisinde değil ama, vakıflar kanalıyla, vakıflar aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışıyor.

Ben, biraz önceki konuşmamda dedim ki, Ermeni çetelerini, Rum çetelerini, Bulgar komitacılarını hangi şartlar altında, kimler yetiştirdi? Bunları yetiştirenlerin büyük bir çoğunluğu, Osmanlı'nın son döneminde, yani, 1800'lerin başından itibaren Osmanlı topraklarında açılmaya başlanan yabancı okullardır. Bunların açılmasını sağlayan vakıflar, sadece okullar değil, okullar yanında açılan hastaneler de sadece bu amaca hizmet etmiştir; Osmanlı'ya karşı ihtilalci, Osmanlı'ya karşı isyancı yetiştirmek üzere.

Şimdi, biz... AK Parti genellikle konuyu bir Lozan çerçevesi içerisine sıkıştırıp meselenin diğer yönlerini, bizim itirazımız olan diğer hususları geri plana itmeye, âdeta üstünü örtmeye çalıştı. Mesele sadece Batı Trakya Türkleriyle alakalı değil bizim itirazımız; aynı zamanda, yabancıların Türkiye'de vakıf açması, yabancılann Türkiye'deki vakıflara kaynak sağlaması. Bu mesele, çok ciddi bir meseledir. Globalleşme gibi bir kavramı burada yüceleştirip sanki yaptığınız binakım hususları, yaptığınız birtakım düzenlemeleri, globalleşmenin getirdiği bir hürriyet, demokrasi ortamında yapıyormuş gibi ve bunun nimetlerini de Türkiye'ye yansıtıyormuş gibi bir atmosferde sunmaya çalışıyorsunuz. Yanlış. Globalleşmenin anlamı, bir tek cümleyle, yabancı büyük devletlerin, küçük ve fakir devletler üzerinde hegemonya kurmasının bir amacıdır globalleşme. Kavram olarak emperyalizmin sütre gerisine çekilip üstünün bir şalla örtül mes id ir. Başka hiçbir anlamı yoktur.

Globalleşmenin fakir ülkelere, küçük ülkelere dikte etmeye çalıştığı birtakım umdeleri, birtakım unsurları, siz, yüce, insani değerletmiş gibi buraya getirip takdim etmeye ve bu yüce umdelere bağlı olarak biz de gerekli düzenlemeleri yapıyoruz deyip yaptığınız işi masum göstermeye hakkınız yoktur.

Türk toplumu, Türk Milleti, yapılan işi, anında, gecenin bu saati olmasına rağmen takip ediyor ve yapılan işi yeteri kadar da kavrıyor. Burada, kürsüde yaptığımız her konuşmanın akabinde Türkiye'nin muhtelif yerlerinden telefonlarla, mesajlarla, bizim söylediğimiz hususlara içten, canı yürekten katıldıklarını söylüyorlar, ifade ediyorlar,

O bakımdan, birtakım süslü laflarla, yapılan bu işleri Türk Milleti'nin gözünden kaçıramazsı- nız. Güzel bir belagata sahip olabilirsiniz, kürsüde güzel sözler söyleyebilirsiniz; ama, bunlar, yaptığınız işi gizlemeye yetmiyor, haberiniz olsun. Yann hesap günü geldiğinde -ki, o hesap gününün hangi gün geleceğini biliyorsunuz. Bilmiyorsanız, unuttuysanız ben yine size hatırlatayım, 4 Kasım günü- Türk Milleti sizin kitabınızı elinize mutlak surette solunuzdan verecektir. Bundan hiç endişeniz, hiç şüpheniz olmasın. Bu ülkeye refah getirmediğiniz için değil, bu ülkenin fakir halkını doyurmadığınız için değil, işsiz bıraktığınız için değil; kitabınız niçin sol elinize verilecek; Millî değerleri bu kadar ucuza pazarladığınız için verilecektir. Bunu kesinlikle unutmayın.

Siyasette, gelecek dönemde ben olmayabilirim, siz olmayabilirsiniz veya bir başkaları olabilir.

AHMET YENİ (Samsun) - Siz olmayacaksınız.

ÖMER ABUŞOGLU (Devamla) - Ama. şunu unutmayın: Bu milletin değerleri adına yapılmış her taviz, sonraki dönemlerde...

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sen laf atamayacaksın bir dahaki sene bu zaman, orada bulunamayacaksın.

ÖMER ABUŞOGLU (Devamla) - İbrahim Bey, bir dakika...

Millî değerler noktasında verilen her laviz, bu millete, ileride çok pahalıya mal olmuştur. Bunun tarihte örnekleri vardır. Biraz önce, Ege Adaları'nın, 12 Ada'nın, Girit'in, Kıbrıs'ın, bu, bugün bizim girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğinin önderi ülkeler tarafından nasıl, hangi hilelerle, hangi desiselerle, hangi düzenbazlıklarla elimizden alındığını,,. Sİyas, Lozan'da değil, siyasi tarihi açın, bir okuyun, 1800'den cumhuriyetin kuruluşuna kadarki olan dönem Türk tarihi için ve bundan sonraki nesiller için çok ibret olaylarıyla doludur. Benim bunu okuduğum dönemlerde, bu dönemle ilgili tarihe merak sarıp da okuduğum dönemlerde... Çünkü, bizim liselerimizde bu dönem pek okutulmaz, dönem sonlarına gelir ve bu dönem, 1800'ler sonrası Osmanlı dönemi kimsenin dikkatini çekmez ve en az bilgi sahibi olduğumuz dönem de budur Osmanlı tarihi hakkında. Eğer, merak edip siz de bu dönemde Osmanlı 'ya oynanan oyunları, kimlerin, ne oyunlarla, nereleri elimizden aldığını bir okuyacak olursanız, gözyaşlarınızı, inanıyorum, tutamayacaksınız.

Bugün, bu milletler, bu devletler, bu amaçlarından, bu emellerinden vazgeçmişler mi? Eğer "vazgeçmişler" diyorsanız, en büyük safdilliği yapıyorsunuz demektir. Her fırsatta, ellerine geçirdikleri her imkânı kullanarak Türkiye'ye hâlâ birtakım şeyleri zorla, hileyle dikte ettirmeye, desiseyle Türkiye'nin elinden binakım avantajlı konumlarını almaya çalışmaktadırlar. İşte, gayrimüslim vakıflarıyla ilgili olan hususlar da bunlardır.

Unutmayın, "orta kapı" meselesi nedir; hiç bileniniz var mı?

ALİM TUNÇ (Uşak) - Var, var.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Hatırlayın o zaman. Sizi, tekrar hatırlamaya davet ediyorum. Mora isyanında patrikhanenin rolü nedir? Bunu, bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Burada vereceğiniz her oy, burada söyleyeceğiniz her kelimenin, mutlak surette, arkasında, bunun idraki içerisinde olmanızı bekliyoruz. Ama, ne yazık ki, bu hassasiyeti yeteri kadar göstermiyorsunuz. Hatta, bu hassasiyeti gösterenlerle de, bu kürsüye çıkıp alay ediyorsunuz. Bu, size hiç yakışmıyor. Böyle bir muhafazakâr parti görünümü içerisinde bu tavır size hiç yakışmıyor. İnanıyorum ki, bunun ıstırabını duyan, içinizde, çok milletvekili var. Farkında olsanız burada yapılan işin, bunun ıstırabını tüm AK Parti Grubu duyacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Bunun ıstırabını duymadan burada parmak kaldırmak mümkün değii. Tarihî bir sorumluluk burada gerçekleştiriliyor. Bu sorumluluğun, bizden sonraki evlatlarımıza da kalacağını bilmenizi isterim. Bunun maliyetini, sadece bizler değil aynı zamanda onlar da yüklenecektir. Soros Vakfının, bir yabancının kurduğu vakıfların ve bu tür vakıfların yardımıyla ülkelerde ne gibi sonuçlar aldığını, çok uzak değil, altı, yedi ay öncesine dönerek, gözlerinizde yeniden bir film şeridi gibi geçirebilirsiniz. Bunları unutmayalım. Devlet idare etmek, devlet yönetmek, siyaset yapmak kolay iş değildir; hele lafla geçiştirilecek hiç iş değildir, üzerinde ciddi ciddi düşünmek gerekir. Düşüncenin iyi mahsul üretebilmesi için de, bunun altında bilgi zemini gerek. Bilmeden düşünce ve fikir üretilmez, sonuç çıkarılmaz, hüküm verilmez. Verilecek hükmün...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Son cümlem Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim, son cümlenizi tamamlayın.

ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla) - Verilecek hükmün -mutlak suretteki burada bir hüküm veriyoruz, parmak kaldırarak bir hüküm veriyoruz- verdiğimiz hükmün, mutlak surette, sağlıklı bilgiye, sağlıklı muhakemeye, sadece kendimizi değil bundan sonraki nesillerimizi de düşünerek verilmesi gerektiğine inanıyorum ve bir kere daha sizlere hatırlatıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “Vakıflar kanunu hakkında (s.s.1239)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 2 Kasım 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-11-02-vakiflar-kanunu-hakkinda-s-s-1239-3 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c133/b014/tbmm221330140698.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
