# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Dinçer (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 21 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-dincer-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Ömer Dinçer (AK Parti), 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 580 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, hatiplerin yaptığı konuşmalarda kavramsal düzeyde bazı karışıklıkların olduğunu ve dinleyicilerin, milletimizin, vatandaşlarımızın kafalarını karıştıracak türden bazı saptırmaların yapıldığını fark ettim. Doğrusu onunla ilgili birkaç sözü burada belirtmek isterim.

Özellikle grev ve lokavt hakkıyla ilgili olarak şunun altını çizmekte yarar var: Grev anayasal bir haktır, lokavt ise sadece greve bağlı olarak kullanılabilen bir durumdur. Dolayısıyla, bir sendika, grev kararı olmadan işveren veya işveren sendikası lokavta başvuramaz arkadaşlar. Bu sebeple, bizim sistemimizde, bugüne kadar olmadı bugünden sonra da yine olmayacak, saldırı lokavtı yoktur ve yasaktır ve bu yapılan düzenlemelerle de hiçbir surette grev olmadan kullanılabilecek bir lokavt düzenlemesi yapılmamıştır.

Nitekim, belki bu çalışmayla ilgili olarak daha ileride sorulan bir soruya da cevap olsun diye söyleyeceğim şey şudur: Bu maddelerle ilgili düzenlemeler yapılırken işçi sendikalarıyla görüşülmüştür ve onlar sahip oldukları bu haklardan geriye adım atacak hiçbir uygulamaya razı olmazlardı. Bu açıdan bakıldığında, grev hakkıyla beraber lokavtın da bir hak olarak doğduğuna dair iddialar için söylenecek tek söz, grev varsa lokavtın olacağıdır, onun dışındakilerin tamamı kafa karıştırmayla alakalı hususlardır.

İkincisi ise, ILO’nun, Uluslararası Çalışma Örgütünün Türkiye’yle ilgili sendikal haklar konusundaki listesine dair verilen bilgiler hakkındaki kafa karışıklığıdır.

Bir kere, iki hususu ayırt etmekte yarar var. Aplikasyon Komitesinin listesinde yer alan ülkelerde Türkiye, neredeyse uzun yıllardan beri hep var olagelmiştir. Bu listede olmadığı yıl sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Bu açıdan bakıldığında, Aplikasyon Komitesinde Türkiye'nin var olması yeni bir durum değil ve üstelik de çok da üzerinde durulacak bir husus değil ama burada başka bir yanıltıcı bilgi verildi, Aplikasyon Komitesinden sonra sanki Türkiye'nin özel paragrafa alındığına dair iddialarda bulunuldu. Bu bütünüyle yanlış bir bilgidir. Başka bir ifadeyle, Türkiye'nin kara listeye alındığı iddiası bütünüyle yanlıştır ve ILO’nun listelerinde Türkiye hiçbir zaman özel bir paragrafa alınmamıştır. Daha önceki yıllarda olmuştu ama özellikle son yılda, 2009 yılında böyle bir durum söz konusu olmadı. Bu açıdan bakıldığında, hakikaten yanlış ve yanıltıcı bir bilgi kullanılıyor burada.

Bir başka husus: Farz edelim ki, Türkiye özel paragrafa alındı ve kara listeye konuldu. Peki, tam da bu gerekçeyle sizlerin Anayasa’daki bu değişikliği teşvik etmeniz ve desteklemeniz gerekmez mi? Bu eğer yüz kızartıcı bir durumsa ve uluslararası listelerde Türkiye eleştiriliyor -hatta daha ileri gideyim, siz söylemediniz- Kolombiya’yla, Bolivya’yla beraber aynı listede yer alıyor ve eleştiriliyorsa anayasal değişiklikleri yapın diye teşvik etmeniz gerekmez mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sorulara cevap versin.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Burada, Hükûmet bu değişiklikleri öngörüyorken sizin hem bir taraftan kara listede olduğunu iddia edip eleştirmeniz hem de öbür taraftan “Anayasa’da bu değişikliği niye yapıyorsunuz?” diye hesap sormanızın bir mantığı olabilir mi?

Öyleyse, kendi içimizde bile tutarlı olmalıyız. Herhangi bir siyasetçi zamana ve yere göre farklı şey söyleyebilir ama bir bilim adamı söylememelidir. Hatta kendi ekibi içerisinde farklı düşüncelere sahip olan birisi varsa bilim adamı doğru bildiğini söylemeli ve herkesi bu doğrultuda ikaz etmelidir. Burada, bu açıdan bakıldığında birazcık farklılığımızın olması gerektiğini düşünüyorum ve bunu da bu konuyla ilgilenen hocalara özellikle söylüyorum.

NURİ USLU (Uşak) – Siyasetçi de doğruyu söylemeli.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bir başka husus…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Cevap hakkının doğması lazım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hiç kimseye cevap hakkı doğacak şekilde isim zikretmedim ve kimseyi ifade etmedim. Sadece burada yapılan konuşmalara cevap üretiyorum.

Bir başka husus: Biz, gerçekten de özellikle bu maddeyle ve bundan önceki maddelerle ilgili olarak yaptığımız açıklamalarda belirgin bir şekilde şunu söylüyoruz. Özellikle, sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılmasıyla ilgili…

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Dinçer (AK Parti, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-dincer-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
