# Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ömer Özyılmaz (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 23 Şubat 2005
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/omer-ozyilmaz-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi

> Ömer Özyılmaz (AK Parti), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)); konuşma 1.152 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; çok önemli bir yasayı görüşüyoruz ve tartışmalar da hararetli bir şekilde yürüyor. Aslında, şu aşağıda biraz sonra söyleyeceğim gerekçeler olmasaydı, böyle bir teklifle Yüce Meclisin huzuruna gelinmezdi; ama, bizim ülkemizde, maalesef, sık sık bu tür tekliflerin Meclise gelmesi ve yasalaşması bir mecburiyetten doğmaktadır. Düşünün bir kere, ülkemizde, lisede öğrencisi olan, çocuğu olan anne-babaları ve lisede okuyan öğrencileri bir düşünün, üniversiteye girmek için gece gündüz nasıl çalıştıklarını hepimiz biliriz. Anne-babaların da, onlarla birlikte, yavrularının üniversiteye girmesi için nasıl gayret ettiklerini yine hepimiz biliriz. Onlarla beraber, gerek okullarındaki öğretmenlerin gerekse dershanelerdeki öğretmenlerin, nasıl gece gündüz bu yönde hep birlikte koştuklarını hep birlikte biliriz. Dolayısıyla, üniversiteye girebilmiş bir insanın çeşitli sebeplerden dolayı -ki, az sonra söyleyeceğim şekilde, onları da öğrenciler oluşturmamaktadır- üniversiteleriyle, fakülteleriyle ya da okullarıyla ilişiği kesilmiş olan öğrencilerin bu ilişiklerini yeniden oluşturmak için, elbette, ülkemiz şartları bunu gerekli kılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, geçtiğimiz yıllarda çok önemli bir deprem olmuştur; 17 Ağustos depremi. Allah memleketimizi her türlü afattan korusun. Bu depremde, elbette, pek çok öğrenci hayatını yitirmiş, pek çok öğrenci de çeşitli sebeplerden dolayı okuluna gidememiştir; bir.

İkincisi; ülkemizde, geçtiğimiz yıllarda, 2000 ve 2001 yıllarında kriz yaşanmış, bu krizlerde binlerce öğrenci okulundan ayrılmak mecburiyetinde kalmış, binlerce işyeri kapanmış, yüzbinlerce insan işsiz kalmış ve bunun sonunda, sosyal bir felaket yaşanmış ve bundan dolayı da, öğrenciler okullarından ayrılmak mecburiyetinde kalmış.

Ayrıca, bu dönemde, yine, ülkemizde, gerek demokratik hayatımızda gerekse yönetimsel hayatımızda çok ciddî sıkıntılar yaşanmıştır.

İşte, bütün bu yaşananlar, asla, o gençlerimizin oluşturduğu konular değildir; yani, gençler bunu oluşturmamışlardır, bu sosyal felaketleri; ama, bu sosyal felaketlerden toplumun değişik kesimleri olumsuz olarak etkilendiği gibi, bilhassa, masum diyebileceğimiz gençlerimiz bu olumsuzluklardan çok daha kötü bir şekilde etkilenmişlerdir. Dolayısıyla, okullarından ilişiği kesilen, özellikle 250 000 civarındaki öğrencimizin büyük bir çoğunluğu kendilerinin dışında oluşturulan sebeplerden dolayı bu sonuca düşmüşlerdir. Bunu toplum oluşturduğu için, toplum buna sebep olduğu için, Yüce Parlamentomuzun da, toplum adına, bu öğrencilerimize, elbette, bir defa daha, okullarına gitme ve okuma imkânı tanıması son derece doğal bir şeydir.

Halbuki, muhalefetteki arkadaşlarımız çeşitli sebeplerden dolayı buna karşı çıkmaktadırlar ve kendilerine göre birtakım gerekçeleri de vardır. Esasen, normal bir zamanda otursak konuşsak, o gerekçelere biz de katılırız. Üniversitelerin sorunlarının çözülmesi, eğitim sistemimizin sorunlarının çözülmesi; bunlara kimse karşı çıkmıyor; ama, onlar ayrı konudur, onları ayrı bir konu olarak ele alıp üzerinde çalışmak lazım. Şu anda öğrenciler bunu beklemektedirler. Bu öğrencilerin bu sıkıntılarını elbette bir an önce ortadan kaldırmak ve yavrularımızın bu dönem okullarına gitmelerine imkân hazırlamak lazımdır. Nitekim, biz, geçtiğimiz bir iki yıl içerisinde üniversiteyle ilgili nasıl ciddî bir çalışma yaptığımızı -işte, Değerli Bakanımız burada, ben kendilerine de teşekkür ediyorum- herkes bilir; ama, maalesef, değişik birtakım ideolojik argümanlar katarak o çalışmamızı şimdilik durdurdular, akamete uğrattılar; ama, üniversiteyle ilgili, üniversitenin sorunlarıyla ilgili çalışmalarımız durmamıştır, elbette devam ediyor. İnşallah, uygun bir zamanda onlar da tekrar Yüce Meclisin huzuruna gelecektir.

Ortaöğretim sistemimize yönelik çalışmalarımız da yine fevkalade bir şekilde devam ediyor. Bu hususta da -ben, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza teşekkür ediyorum- gerek öğretmenlerin durumuyla ilgili gerek programların geliştirilmesiyle ilgili gerekse eğitim sistemimize yapılacak yardımlarla ilgili, daha pek çok konuda yapılmış çalışmalar vardır. Biz, ilk defa bu çalışmayla başlamıyoruz. Eğitim sistemimizin geliştirilmesi ve daha mükemmel hale getirilmesi için çok ciddî çalışmalar var; bu, onların içerisinde. Acilen, yavrularımızın bu sorununu çözmek ve okullarına yeniden dönmelerini sağlamaktır.

Ayrıca, şunu ifade edeyim değerli arkadaşlar: Ülkemizde, üniversiteye girmenin ne kadar zor olduğunu söyledim. Bir memlekette gelişmişliğin önemli bir ölçütü de -bunu hepimiz biliriz- o memleketteki insanların eğitim seviyesidir; bu da, fevkalade önemli. Avrupa Birliğine girmeye çalışan ülkemizde, üniversiteye girmiş, o başarıyı göstermiş, birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci sınıflara gelmiş; ama, az önce söylediğim sebeplerden dolayı okulunu bitirememiş olan insanların eğitimlerinin böyle yarım kalmasına gönlümüz nasıl razı olur?! Elbette, onların okullarını bitirmesi ve üniversite mezunu olarak toplumumuza hizmet etmeye başlaması, her yönden güzeldir.

Üstelik, şunu söyleyeyim: Hükümetimiz, AK Parti Hükümeti, sadece eğitimle ilgili çalışmalarla kalmamıştır. Bakınız, mezun olan ya da olmayan öğrencilerimize, gençlerimize, yeni nesle yeni iş imkânları açılmasıdır aslolan.

NAİL KAMACI (Antalya) - Nerede?!.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - 1990'lı yıllarda, 2000'li yıllarda, özellikle 3 Kasıma kadar, bu memlekette, kuruş yatırım yapılmıyordu; niçin; çünkü, yatırıma müsait bir iklim yoktu. Şu anda, hükümetimiz, yatırım iklimini oluşturmaya çalışıyor. Bunu, hepiniz bilirsiniz -ben, sosyal bilimciyim, iktisatçı değilim; ama- bir memlekette yatırım olursa, o memlekette iş hayatı açılır, insanlar iş bulurlar, o memlekette üretim olur, insanlar zengin olurlar. Halbuki, bizim memleketimizde, iki yıl öncesine kadar, yatırım diye bir şey yoktu; tam aksine, hepimizin bildiği gibi, binlerce işyeri satıldı, parası götürülüp faize yatırıldı ve onunla geçinilmeye başlanıldı. Hükümetimiz, şimdi, bunu tam tersine çevirdi ve iki senedir, yatırım iklimini oluşturmak için, gece gündüz çalışıyor.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ömer Bey, yatırım olduğu için mi hırsızlık arttı?!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bakınız, faiz düşürüldü, daha da düşecek. Enflasyon düşürüldü, daha da düşecek.

NAİL KAMACI (Antalya) - Borçlar?..

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Ayrıca, döviz, olduğu yerde tutulmaya çalışılıyor; bunlar, fevkalade önemli, yatırım için bunlar çok önemli enstrümanlardır, bunu hepimiz biliriz.

Ayrıca, değerli dostlarım, ülkemizde, son günlerde, maalesef, aslında, tartışma konusu yapılmamasına rağmen bazıları tartışıyorlar; teşvik yasalarıyla daha önce geri bırakılmış, asla yatırım yapılmamış olan ülkemizin pek çok yöresine yatırımların gitmesi için ve oralardaki gençlerin kendi memleketlerinde iş bulmaları için, oralara yatırımları teşvik eden yasalar çıkarıldı. Bir yandan enerjiyi devlet üzerine alıyor, bir yandan SSK primlerini üzerine alıyor ve güven oluşturuldu, yatırım, ülkemizde, artık, çok ciddî anlamda konuşulmaya başlandı. Geçen yıl, 2004 yılında 26 katrilyon liralık yatırım yapıldı bu memlekette; özel sektör eliyle, devlet eliyle. 2005 yılında, Allah'ın izniyle daha çok yatırım yapılacak ve inşallah, önümüzdeki bir iki yıl içerisinde, bu işsizliğe de; yani, okuyan ya da okuma imkânı bulamayan yavrularımıza da, bir yandan iş sahası açmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla, değerli kardeşlerim, biz, gece gündüz, ülkemizin sorunlarını çözmek, gençlerimizin geleceğini daha mükemmel bir şekilde kurmalarının zeminini hazırlamak için, yoğun bir çaba içerisindeyiz, yoğun bir çalışma içerisindeyiz.

Bu af teklifi, ne bir başlangıçtır ne de sondur; bu, yürüyen kervan içerisinde bir renktir, bir desendir; bu, güzelleştirecektir bu kervanı, bu ülkeyi ve sıkıntıda olan gençlerimizi sıkıntıdan kurtaracaktır inşallah.

Ben, buradan, bu vesileyle, biraz önce, değerli kardeşim Musa Bey de söyledi, ben de eski bir öğretim üyesi olarak şunu söylüyorum: Sevgili gençler, şu anda bizi dinleyen kardeşlerim, artık, ümitsizliği bir tarafa bırakın; gece gündüz çalışın, okulunuzu bitirin; bilin ki, arkanızdan, sizin çalışacağınız iş sahalarının açılması için de, yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyılmaz.

NAİL KAMACI (Antalya) - Bir dakika dur.

ATİLA EMEK (Antalya) - Bakanlığı kaptın, hayırlı olsun.

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Tabiî, siz bunu anlayamazsınız, ben biliyorum; ama, ülkemizdeki, şu ülkenin inşaat haline gelişini görüyorsunuz siz de, bunu anlamanız lazım.

NAİL KAMACI (Antalya) - Bunları daha önce kaç kere konuştun!

ÖMER ÖZYILMAZ (Devamla) - Bu çerçevede, ülkemizde, inşallah, AK Parti Hükümetiyle çok güzel günlere gidiyoruz; buna karşı çıkanlar da bir iki sene içerisinde, karşı çıktıklarına pişman olacaklar; ama, biz, onlara da bağrımızı açacağız.

Herkesi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bu af kanununun yavrularımıza hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Özyılmaz (AK Parti, Erzurum). “Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-ozyilmaz-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
