# Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hk (s. sayısı 7)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Önder Sav (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 2 Ocak 2003
- **Gündem:** BASIN VE YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HK (S. SAYISI 7)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/onder-sav-22-2003-01-02-basin-ve-yayin-yoluyla-islenen-suclara-iliskin-dava-ve-cezalarin-ertel

> Önder Sav (CHP), 2 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BASIN VE YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HK (S. SAYISI 7)); konuşma 812 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ÖNDER SAV (Ankara) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4454 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesine İki Fıkra Eklenmesine İlişkin Tasarının üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Bilindiği gibi, 28 Ağustos 1999'da kabul edilmiş olan kanun, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş suçlar ve bu nedenle oniki yıl ve daha az şahsî hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm edilmiş bulunan kimselerin cezalarının infazının ertelenmesine olanak tanımış idi; yani, aşağı yukarı dört yıla yakın bir süre geriden hükmünü icra eden bir yasa olmuş oluyor. O anlamıyla hükmünü icra etmiş, devrini tamamlamış bir yasaya yeni bir madde ekliyoruz veyahut maddeye yeni fıkralar ekliyoruz.

Böyle bir kanuna yeni madde eklemek ya da bir fıkra eklemek, maddeyi, hem yasama tekniğine ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı bir şekle dönüştürmekte hem de verilmiş olan cezaların tamamıyla infaz edilmiş olanlarının artık ertelemeden yararlanması söz konusu olamayacak iken, yeni bir erteleme şansı yaratmaktadır.

Getirilmek istenilen düzenlemeyle, cezası infaz edilenler yararlandırılmak, üstü örtülü bir şekilde affedilmek istenilmektedir. Bu sözcük, benim, burada aklıma geliveren ve sizinle bölüşmek istediğim bir sözcük değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olan sözcüktür. İnfazla amaç gerçekleşmiş, suçluların topluma uyum sağlaması ve topluma yeniden kazandırılması mümkün hale gelmiş ve bu süreç tamamlanmıştır.

Gerekçede sözü edilen eşitlik sağlanmasından amaç da doğrusu tam anlaşılamamaktadır. Anayasanın amaçladığı eşitlik, eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Bu yasa tasarısında hukuksal eşitlik gözetilmiyor, eylemli eşitlik gözetiliyor. Hukukçular bunu çok iyi bilir; hele hele Anayasa kararlarına biraz ilgi duyan hukukçular, eylemli eşitlik ile hukuksal eşitliğin ayırdını çok dikkatli bir şekilde yaparlar. Önümüzdeki düzenleme, tamamen eylemli eşitliği amaçlamakta ve hukuksallıktan uzaklaşmaktadır.

Erteleme, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Anayasayla tanınmış bir yetki değildir. Böyle bir yetki, 1924 Anayasasında vardı; ama, 1961 ve 1982 Anayasalarında "erteleme" diye bir kavram, Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkileri arasında sayılmamıştır.

Adaleti kişiselleştiren ve yargı organına ait bir yetkinin yasama organınca kullanılması, hukuk tekniği bakımından, hiç de uygun değildir. Yargı yetkisini, Anayasanın 9 uncu maddesine göre, bağımsız mahkemeler kullanmış ve hükmünü de, kararlar icra etmiştir.

Getirilen düzenleme, Anayasanın 138 maddesinin dördüncü fıkrasına da aykırı olup, mahkeme kararlarının değiştirilmesiyle eşdeğerli bir duruma düşülmüştür. Eğer, kişiye özel değişiklik ve yasa maddesi isteniyorsa, amacı ve süresi dolmuş, ölmüş bir yasaya yeni bir hüküm koymak değildir bunun yolu; 4454 sayılı Yasadan ayrı, yeni ve bugün için geçerli olabilecek bir yasa hazırlamak, yasama tekniğine de, hukukun üstünlüğü ilkesine de uygun düşer.

Bu nedenle, getirilen düzenleme, Anayasanın, hukuk devletini tarif eden, niteliklerini sayan 2 nci maddesine, 9 uncu ve 10 uncu maddelerine aykırıdır; Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş kararlarını yok saymak anlamına gelir.

Yasa tasarısının gerekçesinde kılıf olarak sunulmak istenilen Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının, getirilmek istenen düzenlemeyle uzaktan yakından alakası yoktur; tamamen, bir kılıf bulma sözcüğüdür. Hiç kimse hukukun üstünde olamaz ve hiç kimse de, Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan, Anayasaya aykırı bir kanuna destek verilmesi hakkını istemeye sahip değildir! (CHP sıralarından alkışlar)

Anayasa Mahkemesinin ve Sayın Cumhurbaşkanının benzer düzenlemelerle ilgili titizliği, kararlılığı ortadadır. Bu böyleyken, siyasal iktidarın "ben yaparım, olur" mantığıyla, mızrağı çuvala sığdırmasını da anlamak mümkün değildir. Öznel, somut, kişiye özgü, kişisel amaçla gerçekleştirilen yasal düzenlemelerin nasıl geri geldiği, hepimizin bildiği gerçektir.

Yasalara, yasa koyucu olarak uymak zorunda olduğumuz ilkelerden ve hukukun üstünlüğü anlayışından uzaklaşmayalım. Yasa koyucunun da, yani bizim de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de uymak zorunda olduğu, bozamayacağı temel hukuk ilkelerini gözardı etmeyelim. Yanlış hesap Bağdat'tan döner; bumerang gibi döner, bu hesabı yapanlara zarar verecek duruma gelir diye endişe duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Getirilmek istenen düzenleme, adı Erteleme Yasası olan 4454 sayılı Yasaya ek de olsa, onun hukukî niteliğini, onun yasal tanımını değiştirmez. Düzenlemenin adını hukuken doğru koyalım değerli arkadaşlarım; bu, toplu özel af çıkarma yetkisinin kullanılmasıdır, şartlı aftır.

Bilindiği üzere, özel af, Türk Ceza Kanununun 98 inci maddesinde sayılmakta ve cezayı ortadan kaldıran, azaltan veya başka bir cezaya çeviren bir kurum olarak tanımlanmaktadır. Genel af ise kamu davasının ve hükmolunan cezaların bütün neticeleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Önümüzdeki düzenlemede hem toplu özel af getiriliyor hem de mahkûmiyet vaki olmamış sayılanların hakları üzerindeki yasaklamalar da kaldırılarak, adı konulmadan genel af getiriliyor. Böylesine çelişkili bir düzenleme için bizim asla katkımız olamaz; bunu bizden beklemeyin.

Yapılan düzenleme, Anayasanın 87 nci maddesi kapsamı içindedir. Bir dost uyarısı yapmak istiyorum; geçmişteki yanlışlığa düşmeyiniz. İlgili Anayasa maddesindeki nitelikli çoğunluk oyunu gözardı ettiğiniz takdirde, bu yasanın akıbetini şimdiden ben size söyleyeyim.

Sayın Adalet Bakanı deneyimli bir hukukçudur. Bu Parlamentoda geçmiş dönemlerde de görev yapmıştır. Bu tür yasaların akıbetinin ne olduğunu bilecek bir uygulamadan gelmektedir. Hükümet ve komisyona açık önerimizi yapıyoruz. Bizim herhangi bir önergemize gerek bırakmadan kendi yetkilerini kullanmalarını söylemek istiyorum. Bu, hukuka, yasama tekniğine ve Anayasaya aykırı düzenlemeyi lütfen geri çekiniz. Aksi takdirde, hukukun üstünlüğüne, hukuk devleti ilkesine, kanun önünde eşitliğe, mahkeme kararlarının değişmezliği kuralına ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına yemin eden, biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu yasaya olumlu oy vermeyeceğiz.

Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Önder Sav (CHP, Ankara). “Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hk (s. sayısı 7)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 2 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/onder-sav-22-2003-01-02-basin-ve-yayin-yoluyla-islenen-suclara-iliskin-dava-ve-cezalarin-ertel (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
