# Kıbrıs türk federe devletinin kuruluşu hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Öner Gülyeşil (AK Parti, Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2006
- **Gündem:** KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİNİN KURULUŞU HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oner-gulyesil-22-2006-02-09-kibris-turk-federe-devletinin-kurulusu-hakkinda

> Öner Gülyeşil (AK Parti), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİNİN KURULUŞU HAKKINDA); konuşma 945 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÖNER GÜLYEŞİL (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kıbrıs Türk Federe Devletinin kuruluşunun 31 inci yıldönümü münasebetiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle ilgili son gelişmeler konusunda görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Danimarka'da başlayarak yayılma eğilimi gösteren karikatür krizi ve sonrasında gelişen olaylar, tüm İslam dünyası tarafından derin üzüntü ve kaygıyla karşılanmaktadır. Her türlü özgürlüğün, sadece dünya barışına katkıda bulunması gerektiğine inanıyor ve bu olayların müsebbiplerini kınıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık yarım asırdır bölgemizde huzur ve istikrarı etkileyen Kıbrıs meselesi, hükümetimiz döneminde, bütün zorluklarıyla yeniden gündemimize girmiştir. Önümüzdeki aylarda yoğun ve zorlu bir sürecin başlayacağı kanaatindeyim.

Hepimizin yakından bildiği gibi, Kıbrıs Rum tarafı, 1960 Cumhuriyetinin kurulduğu şekliyle yaşamasına şans vermemiştir. Türkiye, Ada'daki soydaşlarımızın can güvenliğini dikkate alarak 20 Temmuz 1974 günü Barış Harekâtını başlatmış, Kıbrıslı soydaşlarımızın çektiği zulmü sona erdirmiştir. Kıbrıs'ta devam eden görüşmelerin kesilmesi ertesinde, Kıbrıs Türk tarafı, ileride kurulacak muhtemel bir federasyonun Türk kanadını oluşturmak üzere 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devletini kurmuştur. Yaklaşık on yıl süren görüşmeleri müteakip anlaşma sağlanamayınca, Kıbrıslı soydaşlarımız, 1983'te, kendi devletlerinin, yani, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kuruluşunu ilan etmişlerdir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bildiğiniz gibi, Kıbrıslı Rumlar Avrupa Birliğine üye olduktan sonra çözüm yolunda hiçbir yapıcı adım atmazken, Türk tarafı, her zaman olduğu gibi, ilk adımı atan taraf olmuş ve yeni açılımlar ileri sürmüştür. Sizlere, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin son iki yılda yaptığı sayısız açılımlardan bazı çarpıcı örnekler vermek istiyorum.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları, Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini sadece kimlik kartlarıyla ziyaret edebilmesine imkân veren yeni bir tüzük kabul etmiş ve pasaport yükümlülüğünü kaldırmıştır.

Kuzey ile güney arasındaki mal ihracat ve ithalatına yönelik tüm kısıtlamaları kaldırmış; böylece, iki taraflı ticaret tamamen serbest hale getirilmiştir.

Karpaz Bölgesinde yaşayan Rumlar için ortaokul açma kararı almıştır. Okul, 13 Eylül 2004 tarihinde hizmete girmiştir. Ayrıca, güneyden gelen Rum öğretmenlerin bu okulda eğitim vermelerine izin verilmiştir.

Güzelyurt'taki Ayamama Kilisesinde, otuz yıl aradan sonra ilk kez, Rum Ortodoks ayini düzenlenmiş ve bu tür ayinler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde tüm kiliselerde serbest hale getirilmiştir.

Kayıp şahıslar konusunda bilgi edinerek, bilgi temin ederek, tüm ailelere yardımcı olmak amacıyla, Türk kesiminde Kayıp Şahıslar Komitesi bünyesinde bir özel bilgilendirme birimi oluşturulmuştur.

Türkiye, Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan tüm kısıtlamaların ilgili taraflarca eşzamanlı olarak kaldırılması çağrısında bulunmuştur. Öneri, Birleşmiş Milletler Belgesinde de belge olarak yayınlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan ve 1974'ten önce Rumlara ait olan mallarla ilgili sorunları çözmek için, tazmin komisyonu yasa değişikliği tasarısı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet Meclisinde 19 Aralık 2005 tarihinde kabul edilmiştir.

Bu gelişmelerin tümü Türk tarafının çabasıyla gerçekleştirilmiştir. Maalesef, Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'nin Ada'yı işgal ederek böldüğünü ve iki halkı birbirine düşürdüğünü iddia etmektedirler; ancak, ne ilginçtir ki, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bu açılımları sayesinde, onlarca yıldan sonra, iki halk, birbiriyle yeniden tanışma fırsatı bulup, yeni barış köprüleri inşa etmeye başlamışlardır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümetimizin tüm dünya kamuoyunun takdirini toplayan en yapıcı açılımlarından biri de Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül'ün 24 Ocak 2006 tarihinde Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunacağı düşüncesiyle açıkladığı 10 maddelik yeni bir Kıbrıs eylem planı olmuştur. Bu plan da, özetle, Türkiye'nin deniz limanları ile havalimanlarının Kıbrıs Rum deniz ve hava taşıtlarına açılması, aynı şekilde, Kuzey Kıbrıs'taki deniz ve havalimanlarının da uluslararası deniz ve hava trafiğine açılmasıdır. Bu plan, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde, malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngörmektedir. Ayrıca, Kıbrıs'taki her iki tarafa, Avrupa Gümrük Birliği çerçevesinde bütünleşme perspektifi sunulmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gülyeşil, konuşmanızı tamamlayınız.

ÖNER GÜLYEŞİL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yarım asırdır, Kıbrıslı Türklerin artık izolasyondan uzak, özgürce ve insanca yaşamasının önünü açmak için, yine, hükümetimiz, kararlı ve istikrarlı politikaları sayesinde, Kıbrıs Türk tarafının, uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesini sağlamaktadır. Hükümetimizin bu yeni girişimi, başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin raporu, Avrupa Birliği Konseyinin kararı ve Avrupa Birliği Parlamentosu kararları olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünyayla bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarıyla uyum içindedir; yani, bu çaba, hiçbir şekilde ilgili tarafların hukukî ve siyasî pozisyonlarını etkilemeyecektir. Bu öneri, Kıbrıs sorununa kalıcı, adil ve kapsamlı bir çözüm bulunması için kolaylaştırıcı bir adım teşkil etmektedir.

Kıbrıs Rum tarafının bu açılıma olumlu yanıt vermesini yürekten temenni ediyorum. Zira, Kıbrıs meselesinin halihazırdaki durumu, tüm tarafların aleyhinedir. Kıbrıslı Rumlar, artık, Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla, Avrupa Birliğini de kullanarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye üzerinde baskı oluşturmayı bırakmalıdırlar; Kıbrıs meselesini eşit zeminde, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında çözmek yerine, konuyu Avrupa Birliğine doğru çekip, zaten haksızlıklarla boğuşan Kıbrıslı Türkleri daha fazla köşeye sıkıştırma çabasından vazgeçmelidirler.

Kıbrıs meselesinin çözüm zemini, Birleşmiş Milletlerdedir. Bunu değiştirmeye çaba sarf etmenin hiçbir anlamı, yararı ve gereği de yoktur. Annan Planı sonrası uluslararası camia, Kıbrıslı Türklerin referandumda gösterdiği duyarlılık, kararlılık ve siyasî iradeye karşılık dış destek sağlayıp, izolasyonlara çözüm bulunacağı sözünü vermişlerdi. Ne yazık ki, medeniyetin beşiği olduklarını iddia edip, insan hakları konusunda dünyaya örnek olmaya çalışan Batı dünyası, bu konuyla ilgili hiçbir sözünü yerine getirememiştir.

Kıbrıslı Rumların ve tüm tarafların, Türkiye'nin, Kıbrıslı Türk soydaşlarını yarı yolda bırakmayacağını, artık, kabul etmeleri gerekmektedir. Her fırsatta, Kıbrıs konusunda, Türkiye'yi taviz vermeye zorlayan taraflar, artık, bu politikalarının bir sonuç vermeyeceğini bilmelidirler. Halen işbaşındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin çözüme yönelik yakaladığı olumlu hava ve halkın desteği, giderek kırgınlığa, ümitsizliğe ve daha da kötüsü, güvensizliğe dönüşme eğilimindedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin görevlisi olarak altı yıl görev yapmış ve aynı zamanda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan bir kardeşiniz olarak ben de, bu olumsuz gelişmeleri yakından müşahede etmekteyim.

Yukarıda ifade edilen açılımlar, Avrupa Birliği perspektifi ve yakalanan konjonktürel müspet gelişmelerden yararlanarak, Birleşmiş Milletler önderliğinde, sorun, mutlaka, kısa sürede çözümlenmelidir. Bu fırsat her zaman ele geçmeyebilir.

---

**Kaynak gösterme:** Öner Gülyeşil (AK Parti, Siirt). “Kıbrıs türk federe devletinin kuruluşu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oner-gulyesil-22-2006-02-09-kibris-turk-federe-devletinin-kurulusu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
