# Tekel?in özelleştirilmesinin tütün sektörüne etkilerine ilişkin devlet bakanı ve başbakan yardımcısından (abdüllatif şener) sözlü soru önergesi (6/113.147 ve 96)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 19 Şubat 2003
- **Gündem:** TEKEL?İN ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN TÜTÜN SEKTÖRÜNE ETKİLERİNE İLİŞKİN DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISINDAN (ABDÜLLATİF ŞENER) SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ (6/113.147 VE 96)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-02-19-tekel-in-ozellestirilmesinin-tutun-sektorune-etkilerine-iliskin-devlet

> Orhan Eraslan (CHP), 19 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEKEL?İN ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN TÜTÜN SEKTÖRÜNE ETKİLERİNE İLİŞKİN DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISINDAN (ABDÜLLATİF ŞENER) SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ (6/113.147 VE 96)); konuşma 911 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adlî Tıp Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz gibi, adalet, hava gibidir; varlığını hissedemezsiniz; ancak, yokluğunda, adaletin kıymeti, değeri anlaşılır, yaşamsal önemi anlaşılır. İnsanlık tarihi, insan beyninin, aklının, bilincinin geliştikçe, adaletin de geliştiğini göstermektedir. Adalet duygusu, hayvanlarda bulunmayan tek duygudur; bu açıdan, insanlarla hayvanları ayırmada en önemli araçlardan bir tanesidir. İnsanlar, adil olur; insanlar, aklıyla hareket eder -aklın gereği, adalettir- dürtüleriyle hareket etmezler. Onun için, gelişmiş toplumlar, mutlak surette adaleti gerçekleştirmeye çalışırlar, adaletli toplumlar kurmaya çalışırlar. Demokrasi de, çağdaşlık da ancak adaletle mümkündür. Bunun için, hepimizin -yeminimize de bağlı kalarak- adaleti gerçekleştirmek gibi bir çalışması, çabası olması gerekir.

Değerli milletvekilleri, adaletin tecellisinde önemli olan, çok esaslı maddî yasalar düzenlemek değildir; çok iyi maddî yasalarınız olabilir, çok iyi kanunlar yapabilirsiniz; ama, usul yasalarınız kötüyse, usul yasalarınız demokratik değilse, usul yasalarınız çağdaş değilse, adaleti, iyi yasalara rağmen, gerçekleştiremezsiniz.

Bunun içindir ki, tüm dünyada, totaliter rejimlerle demokratik rejimlerin en temel ayıracı usul yasalarıdır. Bir ülkede, ceza usul yasasıyla oynanmaya başlanıp savunma hakkı sınırlandıkça; yargılama, olağanüstü hale, tabiî hâkim ilkesine aykırı hale getirildikçe, biliniz ki, orada faşizm var, faşizm geliyor. Bir ülkede, ne kadar ki savunma hakkı geliştiriliyor, ne kadar ki tabiî hâkim ilkesine riayet ediliyor, ne kadar ki yargılama teknik hale getiriliyor; işte, o ülkede demokrasi var, güzellik var demektir.

Şimdi konuşacağımız, tartışacağımız konu, Adlî Tıp Kurumu Yasasındaki değişiklikle ilgilidir. Biliyorsunuz, sorgulama ve yargılamada, eskiden beri, bizim de, zaman zaman kapalı dönemlerde, ülkemizin üzerinde karabulutların dolaştığı dönemlerde benimsediğimiz bir yöntem vardır; önce sanık, sonra delil. Sanık bulunmuştur, ondan sonra ona delil yaratılmıştır. Olağanüstü kötü sorgulamalarla, 90 güne varan gözaltı süreleriyle, işkencelerle, ıstıraplarla, insanlara suç icat edilmiştir, suç mimarları yaratılmıştır. Bu bir yöntem; ama, modern ülkelerde, çağdaş demokrasilerde sanıktan delile gidilmiyor, delilden sanığa gidiliyor. İşte, bu, bir anlamda, daha da soyutlarsak, demokrasinin, çağdaşlığın, insan haklarına saygının en temel ayıraçlarından biridir. Hatta, sanık suçunu ikrar etse dahi, başka maddî delillerle suç desteklenmiyorsa, o mücerret ikrarı delil kabul etmemektedir çağdaş yargılama.

(1) 51 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, insanımıza, bu çağdaş yargılamayı, çağdaş hukuku, çağdaş adaleti layık görüyoruz. Türk toplumu buna layıktır, böyle olmalıdır. O çerçeve içerisinde, usul hukukumuzun yeniden yapılandırılması esprisi içerisinde ve usulümüzün demokratikleştirilmesi çerçevesi içerisinde, sanıktan delile değil de, delilden sanığa gidilmesi çerçevesi içerisinde, adalete yardımcı kurumların da yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır. İşte, adalete yardımcı kurumlardan bir tanesi ve bence de çok önemlisi, Adlî Tıp Kurumudur.

Değerli milletvekilleri, Adlî Tıp Kurumu, bugün kuruluyor değil, Türkiye'de yıllardır var, hizmet veriyor, belli bir mesafe de kat etmiştir; ancak, hepimizin bildiği gibi, son yıllarda, bu güzide kurum, zaman zaman saygınlığını yitirme noktasına gelmiştir, kötü yönetilmiştir, hatalı yönetilmiştir, eksiklikler göze çarpmıştır; bunların hepsini düzeltmek gibi bir kaygımız vardır, olmalıdır da. Şimdi, Adlî Tıp Kurumunun, yeniden, çağdaş gelişmelere uygun, etkin bir teşkilat yapısına kavuşturulması ve bilimsel yaklaşımlarla, teknolojiyle, çağdaş bilimin gerektirdiği yapıyla oluşturulması ve saygın hale getirilmesi Meclisimizin gündemindedir.

Bu çerçeve içerisinde, iyiniyetle, Adalet Komisyonu Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri olarak, gerek Adalet Komisyonunda gerekse alt komisyonda, zannedilenlerin dışında, biz bir muhalefet partisiyiz, iktidarı çelmeleyelim diye değil; iktidar bizden iktidar olmayı öğrensin diye, iktidarmışız gibi bir çaba içerisinde, emek vererek, çaba sarf ederek, bu konuyla ilgili Türkiye'de bilimsel görüş sahipleriyle temas ederek, Adlî Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Doç. Dr. Sayın Ümit Biçer'le, Prof. Dr. Hamit Hancı'yla, Prof. Dr. Serpil Salaçin'le temas ederek, bu yasanın düzgün çıkabilmesi için -herkese lazım olacağını bildiğimizden- bir çaba sarf ettik. Kurumu, Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap veren, verimli çalışabilecek, yaygın ve olguları yerinde inceleyebilecek şekilde, nitelikte, yeniden oluşturma çabası içerisinde bulunduk. Bu konuda, Sayın Adalet Bakanına da teşekkür ediyoruz; bu çabalarımızı, sevgiyle, saygıyla ve yüreklendirici biçimde karşıladı. Umuyoruz, bu çabalar, bir kadrolaşma vesilesi sayılmaz. Sayın Adalet Bakanımızdan bunu beklemiyoruz, kendisinin böyle bir değerlendirme içerisinde olmayacak derecede devlet yetkinliğine sahip olduğunu düşünüyoruz, öyle de görmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Adlî Tıp Kurumunda değişiklik yapılan önemli konular şunlar olmuştur: Biliyorsunuz, ülkemizde yeterli derecede adlî tıp uzmanı yok. Tıp fakültesini bitirenler, bu konuda iyi yetişemiyor. Adlî tıbbın konuları çok sevimli değil, onu biliyorum, adlî tıbbın konularının biraz zor olduğunu da biliyorum, yeterli materyal de bulunamıyor. Bu nedenle, üniversitelerimizde, her zaman adlî tıp uzmanı yetiştirebilme olanağı, materyal yokluğu nedeniyle gerçekleşememiştir. Bu değişiklikle, adlî tıp uzmanlığını ve yan dal uzmanlığını, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü çerçevesinde -bunun altını çizmek istiyorum- Adlî Tıp Kurumunun vermesine imkân verilmiştir; bu, bir yeniliktir, önemli bir yeniliktir, bir ihtiyacı karşılamaya dönük bir yeniliktir. Umuyorum ve temenni ediyorum -demin belirttiğim gibi- suiistimal konusu edilmez.

Adlî Tıp Kurumu yaygınlaştırılmıştır. Şube müdürlüklerinin her ağır ceza merkezinde açılması, hatta Adalet Bakanlığının uygun göreceği bazı büyük ilçelerde de kurulması doğrultusunda değişiklik yapılmıştır. Bunun da bir ihtiyaç olduğunu hepimiz biliyoruz.

Yeterli uzmanın bulunmadığı ortamda, kimi zaman, delil toplama adına delil karartılmaktadır; bilinmeden, kötü niyetle olmadan, iyiniyetle bir otopsi yapılmakta, otopside delil yok edilmekte, sırf Adlî Tıp Kurumunun şube müdürlüklerinin olmaması nedeniyle. Bir bilirkişilik müessesesi olan Adlî Tıp Kurumunun, bu nedenle, yaygınlaştırılması da ihtiyacı karşılama doğrultusundadır.

Keza, ihtisas kurulları beşten altıya çıkarılmıştır, görevleri ihtiyaca göre yeniden belirlenmiştir ve ilk defa ülkemizde bir eksiklik... Tıp öğrencileri, materyal yokluğu nedeniyle yeterli eğitim görememektedirler, insan anatomisi, morfolojisi üzerinde yeterli bilgi sahibi olmadan hekim olmaktadırlar. Konusunun sevimli olmadığını biliyorum. Adlî tıpta bu materyal var, bunların üniversiteye devrine imkân verilecek değişiklikler yapılmıştır.

Değişiklik, günlük ihtiyaca, ülkemizin bugünkü ihtiyacına cevap vermeye dönük bir çabadır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tasarıya tümüyle olumlu oy vereceğimizi bildirir, Genel Kurulumuza Cumhuriyet Halk Partisi adına sevgi ve saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Tekel?in özelleştirilmesinin tütün sektörüne etkilerine ilişkin devlet bakanı ve başbakan yardımcısından (abdüllatif şener) sözlü soru önergesi (6/113.147 ve 96)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-02-19-tekel-in-ozellestirilmesinin-tutun-sektorune-etkilerine-iliskin-devlet (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
