# Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 22 Temmuz 2003
- **Gündem:** TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-07-22-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari

> Orhan Eraslan (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 1.640 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer milletvekilleri; 235 sıra sayılı Topluma Kazandırma Yasası Tasarısının üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunarım.

Değerli arkadaşlarım, ilerleyen bu saatlerde, önemli bir konuda, ciddî bir konuda yasal bir düzenleme çalışması içerisindeyiz. Adı bayağı fiyakalı olan bir yasa çıkaracağız, topluma kazandırma yasası.

(1) 235 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Daha önce bu benzeri yasalar, pişmanlık yasası olarak, iki ana yasa üzerinde yedi defa daha çıkarılmış; şimdi, adı değiştirilmiş "Topluma Kazandırma Yasası" adı altında yeniden gündeme gelmiş bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, bir süredir Kuzey Irak'ta bir hareketlenme görülüyor. Yaklaşık 5 000 kadar silahlı terör unsurunun Kuzey Irak'ta bulunduğunu ve Kuzey Irak'ta güç dolduran, artık boşluk olmadığını, boşluk vermediğini bildiğimiz müttefikimiz Amerika Birleşik Devletlerinin de buradaki terör unsurlarının ileri gelenleriyle görüştüğünü duyuyoruz; basın yazıyor, işte bu tür şeylerin sözü ediliyor, açıklamalar yapılıyor.

Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri terör konusunda görüşünü açıklamış "hiçbir surette terörle uzlaşmam, anlaşmam, dünyada nerede terör varsa, o terörü bitireceğim" diyen bir büyük devlet. Aynı Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Irak'ta bulunan PKK/KADEK örgütünü de terörist örgütler listesine almış bulunuyor; yani, bu hesaba göre, Amerika Birleşik Devletlerinin bu terör örgütüyle görüşmemesi ve buradaki terörü engellemesi gerekiyor. Ancak, böyle olmuyor, bir istisna geliyor, burada görüşülüyor; yani, Amerika, terör karşında görüş değiştirdiğinden değil, farklı bir şeyler kolluyor; buradaki terör unsurlarını engelleme yerine, enterne etme yerine, Türkiye'ye ihraç etmeyi düşünüyor. Bunun için, bu yasaya, biz "bir sipariş yasadır, Birleşik Devletler tarafından sipariş edilmiştir" dediğimizde, değerli arkadaşlarımız, kimi milletvekili arkadaşlarımız, komisyondaki bu sözümüz üzerine tepki gösterdiler. Ancak, çok kısa bir zaman sonra, Amerika Büyükelçisi Pearson, pazar günkü Hürriyet Gazetesinde, çok ayrıntılı bir biçimde bu konuyu açıkladı.

Değerli arkadaşlarım, ilginç bir durum var; Amerika teröre karşı olduğunu söylüyor, hatta "Irak'a terörist bir devleti yıkmak için geldim" diyor; ama, bir başka terörist unsurla görüşüyor. Halbuki, bu terörist unsuru enterne etme, etkisiz kılma olanağı var; ama "siz buna bir yasa çıkarın, bunlar dönsün" diyor. Önce "eve dönme yasası" olarak adlandırıldı, sonra, o isim beğenilmedi "topluma kazandırma yasası" denildi. Birleşik Devletler oradaki terör unsurlarına "burada bizi rahatsız istiyorsunuz, haydi, artık boşaltın burayı; bakın, yasanız da çıktı" demek istiyor. İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisi, maalesef, üzüntüyle ifade ediyorum, ilerleyen saatlerde bu siparişi karşılamaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, şüphesiz, Türkiye'nin bir yurttaşı olarak, bir milletvekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisinin bir mensubu olarak ve Cumhuriyet Halk Partililer olarak biz de toplumsal barıştan yanayız, toplumsal barışın sağlanmasını arzu ediyoruz, biz de kimsenin dağlarda gezmesini arzu etmiyoruz; ama, bunun için alınması gereken önlemler, Amerika Birleşik Devletlerinin istediği zamanda, onların istediği biçimde değil, Türkiye’nin istediği zamanda, Türkiye’nin menfaatlerine uygun biçimde olmalıdır ve pişmanlık yasası biçiminde olmamalıdır; çünkü, değerli arkadaşlarım bu yol denendi, yedi defa denendi, sekizincisinin tekrarında bir yarar yoktur.

Hükümet yetkilileri diyor ki "biz bu yasayı kucağımızda bulduk, geldiğimizde kucağımızdaydı" Değerli arkadaşlarım, devlet istedi, devletin bütün organlarında tartışıldı, bunlar konuşuluyor; ancak, bir şeye dikkat etmek gerekiyor: 3 Kasımdan bu yana çok farklı süreçler yaşanmıştır; mart sonu nisan başına kadar yaşanan süreç bir başka süreçtir, Kuzey Irak'ta bir otorite boşluğu vardır, farklı bir durum söz konusudur, Amerika Birleşik Devletlerinin Irak'a müdahalesinden sonra yaşanan süreç farklı bir süreçtir, konjonktür değişmiştir, şartlar değişmiştir; yani, eskiye dayanan bir saptamayla, yeni durumda ve bir müttefikimizin istediği doğrultusunda böyle bir düzenlemenin yapılmasının doğru olmayacağı gayet açıktır.

Değerli arkadaşlarım, yasa, tabiatı itibariyle sipariş olunca, Türkiye'nin menfaatı burada gözetilmemektedir. Haksızlık etmeyelim, yasanın belki tümü sipariş değil, içerisinde yerli olan kısımları da var. "Hazır böyle yasa çıkarken, hiç olmazsa, Hizbullah militanlarını da, Sivas katliamı sanıklarını da bu kapsama alalım, bir açıkgözlülük yapalım; yani, bir hata ettik, hiç olmazsa kendi tabanımıza da selam verelim" biçiminde de bir düzenleme vardır ve büyük bir açıkgözlülükle PKK/KADEK militanlarının affının arasına Hizbullah militanlarının affı ve Sıvas katliamı sanıklarının affı da sıkıştırılmıştır. Yasa bu haliyle bir pişmanlık yasası ve bir af yasası kırması, melezi haline gelmiştir, beklenen yararı göstermeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu benzeri yasalar yedi defa denendi, 832 kişi yararlandı topu topu. Bu tarz yasaların alışkanlık haline gelmesi, terörle mücadelede önemli eksiklikler, önemli gedikler meydana getiriyor, önemli zafiyetler meydana getiriyor; terörün yaygınlaşmasını, genişlemesini sağlıyor, nasıl olsa ileride benzeri af çıkacak diye. Çünkü, çok kısa zamanda, 1985'ten bu yana yedi defa çıkmış ve en sonu 29.8.2000 tarihinde sona ermiş; yani, bundan ikibuçuk yıl kadar önce yahut üç yıl kadar önce, teslim olmak isteyenin teslim olma imkânı var olmuş.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa düzenlenirken -tabiî, Sayın Bakan aksi kanaatte, çok dengelerin gözetildiğini söylüyor ama- biz, dengelerin gözetilmediğini görüyoruz. Şöyle ki: Bu ülkede insanları, birtakım terör unsurlarını dağdan indirelim derken, gözden kaçırılmaması gereken bir şey var. Çok büyük bir kitle halinde, onbinler halinde terör mağdurları var. Kimlerdir bunlar; terörle mücadele çerçevesi içerisinde evini barkını, köyünü terk etmiş, büyük kentlerin varoşlarına sığınmış, işsiz güçsüz, ekmeksiz kalan insanlar var. Bunların kiminin, devlet, terörle mücadele çerçevesi içerisinde köyünü boşalttırmış, kimi terörden yılarak kaçmış. Bunların hepsi terör mağdurları. Kimler var bu terör mağdurları içerisinde; can ve mal kaybına uğrayanlar var. Kimler bu terör mağdurları içerisinde; şehit yakınları var. Değerli arkadaşlarım, düzenlenen yasa tasarısı bu insanların tümünü rencide edici niteliktedir, toplum vicdanını kanatacak niteliktedir.

Terör mağdurlarını ve terörden zarar görenleri korumak gerekir. Bu yasa tasarısı, böyle bir koruma içerisinde de değildir.

Ülkemiz coğrafyasının bir bölümünde uzun süredir bir problem yaşıyoruz; ama, iki yılı aşkın süredir nispeten bu sorun biraz hafiflemiş gibi. Böylesi bir ortamda, köyünü terk edenleri köye dönüş projesiyle yerleştirmemiz gerekirken, bunun yerine, yeni bir pişmanlık yasasını koyuyoruz. Terörün esas kaynağının işsizlik, yoksulluk olduğunu bildiğimiz halde, bu yasa tasarısına hiçbir sosyal plan konulmamıştır, tasarının sosyal planı yoktur, rehabilite edici bir yönü yoktur. "Teröre işsizlik kaynaklık ediyor" diyoruz, işsize iş bulunmamıştır, yeni istihdam alanı olanağı yaratılmamıştır; azı koruyacağız derken, çoğu feda etmek durumuyla karşı karşıyadır Türkiye.

Değerli arkadaşlarım, kuşkusuz biz de şunu arzu ediyoruz: Bölgede yaşayan insanlar -bölgenin kendine has gerçekleri var- terör örgütünün baskısıyla, korkuyla, çaresizlik içinde, istemeden, terör örgütüne yardım ve yataklık etmiş olabilirler; bunların ceza almasının önlenmesini biz de arzu ediyoruz, biz de böyle bir yaranın tedavisini arzu ediyoruz; ama, bu yasa tasarısı, düzenleniş itibariyle doğrudan militanların tümünü kapsamına alan, sadece ve sadece ülke çapında yöneten genel başkan, lider, emir, merkez komite üyesi dışındaki tüm militanları, yöresel sorumluları da içine alan, kapsamına alan ve suç işleyip işlememe ayırımı da yapmayan bir yasa tasarısıdır. Sadece ceza indiriminde, suç işleyip işlememede farklılık vardır. Bu durumun, toplum vicdanında ileride tedavisi imkânsız sıkıntıları doğuracağı açıktır.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı sadece PKK / KADEK örgüt militanlarını affeden bir yasa tasarısı değil, bunun içerisinde, Hizbullahın, insan kanını donduran, insanları domuzbağıyla bağlayıp evlerin tabanına gömen militanlarını da af kapsamına almıştır. Sıvas'ta aydınları yakanlar bu yasayla serbest kalacaklardır ve serbest kaldıktan sonra, umuyorum, yeni yakacak yeni oteller aramayacaklardır; umuyorum, bundan sonra Türkiyemiz, hepimize karabasan gibi gelen, evlerin bodrumlarından domuzbağlı cesetler çıkmayacaktır. Bu yasa tasarısı bunları da kapsama alıyor değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, muhtemeldir ki, benim konuşmamdan sonra Sayın Bakan çıkarak, bunun bir devlet ihtiyacı olduğunu ve devletin şefkat elinin uzanması gerektiğini, toplumsal barışın sağlanması gerektiğini söyleyecektir; ama, bu katliam sanıklarının affının toplumsal barışa katkısı nedir, bunu anlamak ihtiyacındayız; insanlık suçunun affedilmesinin toplumsal barışa katkısı nedir, bunu anlamak ihtiyacındayız.

Değerli arkadaşlarım, Sayın İçişleri Bakanımız Adalet Komisyonunda yaptığı konuşmasında "bu yasa, şimdiye kadar çıkarılmış en geniş yasadır, herkes istifade ediyor bu yasadan" dedi, doğru söylüyor. İstifade edemeyecekler 3 üncü maddede belirtilmiş: Örgütün tamamı üzerinde etkili olacak şekilde sevk ve idare eden başkanlık konseyi, merkez komite, şûra, genel başkan, lider, emir, vesaire... Bunlar, Türkiye çapında yönetici; yani, birkaç kişi istifade edemiyor.

Hüküm kesinleşmeden önce hâkim huzurunda beyanını reddeden veyahut "ben bu kanundan yararlanmayacağım" diyenler affedilmiyor.

Önceki pişmanlık yasalarından yararlananlar affedilmiyor.

Yani, bu yasada, kamuoyuna yansıtıldığı gibi, suç işlemeyenler, zavallılar, işte istemeden teröre bulaşmışlar, çok pişman olacaklar... Yok böyle bir şey! Faal nedamet göstermek bile gerekli değil bu yasadan istifade etmek için. Sadece yararlanma isteğini belirtip "ben örgütten çekildim" demek -kanun tasarısının gerekçesinde de açıkça var- yararlanma kapsamındadır değerli arkadaşlarım. Bu yasa, bu nedenle de, üzeri örtülü bir af yasası niteliğindedir.

Suç tanımı da çok geniş tutulmuştur değerli arkadaşlarım; örgüt, cemiyet, çete, silahlı çete ve gizli ittifak. Bu durum işte ustaca düzenlenerek, artık, aydınlarımızı, ülkemizin gözde aydınlarını yakan Sıvas katliamı sanıklarını da, Hizbullah sanıklarını da, PKK'lılarla birlikte af kapsamına almışlardır. Burada eşit davranılan bir şey olmuştur; cumhuriyet düşmanı kim varsa, hepsi bu kapsam içerisine alınmıştır. Onun için, Türk Ceza Kanununun 146, 168, 169, 170, 171, 179, 188, 254, 256, 264, 313, 314 ve sair maddeleri ve Terörle Mücadele Kanununun bilumum maddeleri yasanın kapsamı içerisindedir. Bunu, değerli hukukçu arkadaşlarım -aranızda da vardır- tefrik edebilirler, anlamını da bilirler.

Değerli arkadaşlarım, bu şekilde toplumsal barışı sağlama imkânı yoktur. Tam tersine, böyle bir düzenleme toplumsal barışı sağlamaz, toplumsal barışın temeline dinamit koyar. Kim, insanlık suçunu, insanları canlı canlı yakabilen canileri affederek toplumsal barışı sağlayabilir; bunun bir örneği var mıdır dünyada, böyle bir suçun affının bir örneği var mıdır?! Nazi katilleri, aradan yıllar geçmesine rağmen affedilmemiştir. Bu kadar kolay mıdır bu ülkede; insanları otelde yakacaksınız ve üç beş sene sonra elinizi kolunuzu sallayarak çıkacaksınız; bunun adı toplumsal barış olacak!.. Kim söyleyebilir; bebeğe kadar katleden bir örgütün militanlarını affedeceksiniz ve bu afla toplumsal barışı sağladığınızı söyleyeceksiniz. Oysa, terörün temelinde yatan sosyal, ekonomik nedenleri biliyoruz; yasanın, bu sosyal ve ekonomik nedenler yönünden hiçbir planı yoktur, hiçbir getirisi yoktur.

Değerli arkadaşlarım, konjonktürel olarak da böyle bir yasanın çıkışı yanlış bir zamandadır. Böyle bir şeye ihtiyaç yoktur. Nispî bir rahatlama dönemi yaşanmaktadır. Bu 7 adet pişmanlık yasasının en sonuncusu, 29.8.2000'e kadar yürürlükte kalmıştır. Burada teslim olmak isteyenler varsa, iki sene önce de teslim olabilirdi. Amaç, sipariş gerçekleştirmek olmuştur. Bu yasal düzenlemeyle karşı karşıyayız değerli arkadaşlarım. Bu , önemli bir konudur.

Bu yasayla, kesinleşmiş hükümler bozulmaktadır. Kesinleşmiş hükmün bozulması, ancak af yasasıyla mümkündür. Bu yasa için nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır. Bunu da Anayasanın 87 nci maddesi emretmektedir. Düzenlemeyle ilgili bu konuyu bilgilerinize ve dikkatlerinize sunuyorum.

Çözüm üretmeyen ve rehabilite edici hiçbir özelliği olmayan, toplumsal barışa hizmet etmeyen, insanlık suçlarını da kapsayan bu yasanın tümüne karşıyız; tümüne "hayır" oyu kullanacağımızı bildiriyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-07-22-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
