# Niğde mv.o.eraslan ve 66 milletvekilinin, patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunları ve niğde mv. e. özegen ve 25 milletvekilinin, patates üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/152-216)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 3 Kasım 2004
- **Gündem:** NİĞDE MV.O.ERASLAN VE 66 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI VE NİĞDE MV. E. ÖZEGEN VE 25 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK (10/152-216)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-11-03-nigde-mv-o-eraslan-ve-66-milletvekilinin-patates-yetistiriciliginin-v

> Orhan Eraslan (CHP), 3 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NİĞDE MV.O.ERASLAN VE 66 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI VE NİĞDE MV. E. ÖZEGEN VE 25 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK (10/152-216)); konuşma 2.680 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; bir yıl önce, 10.12.2003 tarihinde 66 arkadaşımla birlikte vermiş olduğumuz patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının ve çözüm yollarının araştırılması hakkındaki önerge ile Niğde Milletvekili Sayın Erdoğan Özegen ve 25 arkadaşı tarafından 16.9.2004 tarihinde verilen patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması hakkındaki önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, insan beslenmesinde, tahıldan sonra ikinci sırada gelen patates bitkisi, besin değeri olarak -buraya dikkatinizi çekiyorum- yumurtadan sonra en yüksek değeri taşıyan besindir. Yüzde 20-30 nişasta, yüzde 2 protein, B1, B2, C vitaminleri ve başta potasyum ve magnezyum olmak üzere, çeşitli madensel tuzlar içermektedir. Hem hazmı kolaydır hem de her türlü diyete uygundur.

Değerli arkadaşlarım, insan beslenmesi açısından bu kadar önemli olan bu lezzetli yumruların, üreticisi açısından, her bir yumrusu, ayrı bir dert topağıdır.

Üreticisinin dertlerini sıralamadan önce, izin verirseniz, patatesle ilgili birkaç genel bilgiyi de aktarmak isterim.

Dünya patates üretimi yaklaşık 300 000 000 tondur. Bu rakam yıldan yıla değişmekle birlikte, ortalaması budur. Patatesle ilgili istatistikî veriler çeşitli metinlerde değişiktir. Bu rakamların hepsi de doğrudur; ancak, yıllar değişince, veriler de değişmektedir. Biz, ortalama ve yuvarlanmış rakamları esas alacağız.

Ülkemiz, dünya patates üretiminde önemli bir paya sahiptir. Üretimde, yıllara göre, 7 ile 13 arasında bir sıraya sahip olmaktadır. Dünya patates verimi dekara 1 620 kilogram iken, ülkemizde bu rakam 2 625 kilogramdır. En çok patatesin yetiştiği Niğde İlinde ise, ortalama olarak 3 300 kilogramdır.

Ülkemizde, 200 000 hektar alanda yaklaşık 5 500 000-6 000 000 ton patates üretimi yapılmaktadır. Üretimde 1 inci sırayı 1 000 000-1 500 000 tonluk yıllık üretimle Niğde İli, 2 nci sırayı 700 000-900 000 tonluk üretimle Nevşehir ve daha sonra, yıllar itibariyle sırası değişmek üzere, İzmir, Bolu, Afyon, Ordu, Erzurum, Konya, Antalya, Adana gibi illerimiz alır.

Değerli arkadaşlarım, patates bitkisi, hem insan beslenmesi açısından önemlidir hem de sanayide gelişen yeni teknolojiye paralel olarak yeni yeni kullanım alanları ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, kent yaşamının giderek artmasının gereği olarak, patates, giderek, hazır gıda üretiminin de temelini oluşturacak bir besindir.

Ülkemiz ve dünya açısından bu kadar geleceği olan bu bitkiyi geliştirmek, onun üreticilerini sıkıntıdan kurtarmak için bir çalışma yapılması gerekir. Patates üreticilerinin sıkıntılı döneme girmeleri üzerine, konu, zaman zaman ülke gündemine taşınır; ancak, her nedense, bu kadar önemli ve temel bir ürünün ve üreticilerinin sorunları, çözülme yerine, tebessümle karşılanarak geçiştirilmeye çalışılır; nerede patatesten söz edilirse, orada insanlar tebessüm eder. Patatesten daha az önemi haiz ürünler çeşitli bakımlardan desteklenirken, patates böyle bir şansa hiç sahip olamamıştır.

Oysa, patates tarımıyla ülkemizde pekçok insanımız geçinmektedir. Benim ilim olan Niğde'nin 159 köy ve kasabası vardır. 159 köy ve kasabamızda toplam 35 500 çiftçi ailesi yaşar. Bu köy ve kasabalarımızdan 41 adedinde, 11 000 ailenin tek geçim kaynağı patatestir. Dolayısıyla, Niğde İlinin ekonomisinin de temel direği patatestir, aynı şeyi Nevşehir İli için de söyleme olanağı vardır.

Değerli arkadaşlarım, 10.12.2003 tarihinde, yani, geçen yıl vermiş olduğumuz ve şimdi görüştüğümüz araştırma önergesinde, üreticilerin 150 000 liraya mal ettikleri ürünü, ancak 120 000 - 130 000 liraya satabildiklerini belirterek -Sayın Bakan açıkladılar, ortalaması bundan da aşağıdadır- bu durumun çok kötü olduğunu ve çözümün bulunması gerektiğini belirtmişiz. Bu fiyat ve maliyetler 2003 yılına, yani, geçen yıla aittir. Geçen yıl, 120 000 - 130 000 lira olan fiyatın çok düşük olması ve maliyeti kurtarmaması nedeniyle araştırma önergesi vermişiz. Acaba bu yıl fiyatlar nasıl?..

Değerli milletvekilleri, bu yıl, üreticinin satış fiyatı 100 000 ile 130 000 lira arasındadır; yani, düşük bulduğumuz geçen yılın fiyatlarından daha düşüktür. Üretici bir bardak çay içebilmek için 3 kilogram patates satmak zorundadır. 20 000 - 25 000 tonluk dev bir kamyon patatesin fiyatı, ancak 2 milyar tutmaktadır; gerisini siz düşünün!..

Değerli arkadaşlarım, geçen yıldan bu yana her şeyin fiyatı durmadan artıyor; patatesin fiyatı ise geriliyor; yani, çiftçinin enflasyonu açıklanan enflasyondan daha farklı olmaktadır. Geçen yıl 1 kilogram patates 120 000 - 130 000 lira iken, bu yıl, daha da gerileyerek, 100 000 - 130 000 lira arasında -arkadaşlarım, hatta ilk piyasası 80 000 liradan başladı- türlerine, çeşitlerine göre alınıp satılmaktadır. Oysa, geçen yıl, 1 litre mazot -değerli arkadaşlarım, dikkat buyurun- 1.11.2003 tarihi itibariyle 1 358 000 Türk Lirası iken bugün ise, 1 litre mazot 1 790 000 Türk Lirası olmuştur. Niğde fiyatıdır bunlar. Yani, litrede 440 000 lira daha fazladır. Seçimlerin hemen akabinde, yani 4.11.2002'de ise, 1 litre mazot 1 257 000 lira idi.

Gübrede durum daha da vahimdir. Bu yıl çapa gübresi olarak kullanılan üre gübresinin kilosu 550 000 Türk Lirası, geçen yıl 360 000 Türk Lirası, daha önceki yıl ise 270 000 Türk Lirasıdır. Sayın Bakan, patates fiyatlarının 3 yıllığını açıkladı. Aşağı yukarı dişe dokunur bir değişimin olmadığını hepiniz gördünüz.

En çok kullanılan gübrelerden amonyumsülfat dediğimiz gübre, geçen yıl 230 000 Türk Lirası, bu yıl 320 000 Türk Lirası, önceki yıl 170 000 Türk Lirasıdır. Amonyumnitrat ise, geçen yıl 280 000 Türk Lirası, bu yıl 350 000 Türk Lirasıdır. 20-20 kompoze gübre geçen yıl 320 000 Türk Lirası, bu yıl 410 000 Türk Lirasıdır; ama, patates fiyatları geçen yıldan aşağı durumdadır.

Geçen yıl tarımsal sulamada kullanılan elektriğin kilovat/saati 95 000 lira iken, bu yıl 143 000 lira olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu fiyat artışları sadece çiftçinin üretim girdilerinde olmamıştır. Çiftçinin tüketim maddelerinde de aynı oranda fiyat artışları olmuştur. Geçen yıl 12 kilogramlık tüpgaz 16 000 000 lira iken, şimdi 25 000 000 Türk Lirası olmuştur. Umuyorum yeni zam olmamıştır.

Niğde'de 1970'lerden sonra, tarihinde ilk defa -üzülerek ifade ediyorum- tezek ocağı yakılmaya başlanmıştır. Durum, zannedildiğinden daha vahimdir.

Sayın milletvekilleri, Niğde'de üreticiler arasında bir ölçü vardır. 60-65 ton patates 1 adet 240'lık traktör ederse, üretici normal yaşamını sürdürür. 1997 yılında, 1998 yılında böyledir. 60-65 ton patates sattığınızda bir 240'lık traktör alabiliyordunuz. Bazı yıllarda bu daha da aşağıya düşer. Bunun 22 tona kadar düştüğü yıl vardır. 22 ton patates sattığınızda bir 240'lık traktör alabiliyordunuz. Yılını söyleyeyim; yıl 1995'tir. O zaman, çiftçi refah içerisinde olur.

Şimdi, dün öğrendiğime göre, 240'lık traktör 22 milyar lira olmuş. Bu durumda bir traktör için 200 ton ya da 220 ton patates satmak gerekiyor. Varın, uçurumu hesaplayın!

Sorun çok yakıcıdır değerli arkadaşlarım. Patates üreticisinin sorunlarına acilen çözüm bulunması gerekir. Patatesi asker yesin, yatılı okullar yesin demekle soruna çözüm bulamıyoruz. Kalıcı, ciddî çözümler bulmak gerekiyor.

Patates üreticisinin sorunu sadece pazarlama aşamasında değildir; her aşamada sorunlar yumağıyla karşı karşıyadır. Aslında, bu sorunlar yumağının önemli bir bölümü, tüm tarım kesimlerini ilgilendiren sorunlardır. Bu sorunlar da, ne acıdır ki, Türk tarımının içine düştüğü acıklı durumu göstermektedir.

Dünya Bankası ve IMF direktifleriyle yürütülen, sözümona "tarım reformu" adı altındaki politikalar sonucu şu değişimler yaşanmıştır; bizzat, Dünya Bankasının raporundan okuyalım.

Değerli arkadaşlarım, Dünya Bankasının 9 Mart 2004 tarihli raporunda, Türkiye'deki politikaların üç yıllık uygulamasının sonucu şöyle özetleniyor; lütfen, dikkat buyurun:

"Tarım kesimine kaynak aktarımında 4 300 000 000 dolar azalma olmuştur. Tarımsal gelirde yüzde 16 kayıp olmuştur. Tarımsal sübvansiyonlarda 5 500 000 000 dolarlık azalma vardır. Tarımsal üretimde yüzde 4'lük düşme vardır. Tarımsal kârlılıkta düşüş vardır. Çiftçi, net 1 450 000 000 dolarlık kayba uğramıştır. Tarımsal fiyatlarda reel yüzde 13'lük düşüş vardır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında tarımı en az destekleyen ülke olmuştur."

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bunlar olup biterken, acaba, dünyada durum nasıldır diye bir bakmak lazım. AB ülkelerinde tarıma destek devam ediyor. Avrupa Birliğini oluşturan Roma Antlaşmasıyla, ilk OTP, yani, ortak tarım politikası belirlenmiştir. Tarımsal politikalarını yürütmek ve yönlendirmek için Tarımsal Garanti ve Yönlendirme Fonu kurulmuştur. Bu fonun 2002 yılı bütçesi 44 500 000 000 dolardır; AB bütçesi içinde en büyük kalemdir. Fon, müdahale alımları, primler, ihracat iadeleri ve doğrudan ödemelerde kullanılıyor. AB ülkelerinde tarım sektörüne yapılan gelir transferi artmıştır.

AB ülkelerinde tarım desteği sadece bu kadardan ibaret de değildir. Örneğin, dünyanın önemli patates merkezlerinden biri olan Hollanda'da Hollanda, Patates Kurulu vardır, Türkiye'de yok. Bu kurul, dağıtım sorunları, uluslararası ticaret, kalite standartları, pazar araştırması ve yayımla ilgili çalışmaları yapar. En büyük erkenci üreticisi durumunda olan İtalya'da da benzer organizasyonlar vardır.

Amerika Birleşik Devletlerinde ise durum tamamıyla farklıdır. Bizim zannettiğimizden çok daha fazla desteğe sahip olan ABD çiftçisi, geniş tarım plantasyonlarında üretim yapmakta ve bizim çiftçimizin uluslararası pazarda rekabet şansı bulunmamaktadır. Bizde ise durum şöyledir: Tarımda sadece 6 ürün desteklenmektedir. Bunların arasında patates hiç yoktur, şimdiye kadar da hiç olmamıştır.

Türk çiftçisi, AB ülkeleri ve ABD dahil, en pahalı mazotu kullanmak zorundadır. Dikkat edin arkadaşlar, Türk çiftçisi AB ülkeleri ve ABD dahil, en pahalı mazotu kullanmak zorundadır. Mazota yüzde 28 Özel Tüketim Vergisi, yüzde 4 ulaşım payı, yüzde 8 bayi kârı, bu da yetmez, devlet bir de yüzde 18 KDV koymuştur. ABD'de çiftçi, mazotu 522 000 Türk Lirasına alırken, Türkiye'de çiftçi 1 798 000 Türk Lirasına almak zorundadır. Seçimlerde vaat edilen "yeşil mazot" anılarda kalmıştır. Bir defa dekar başına 3 000 000 TL ödemiş olmakla, ne yazık ki, mazot yeşile dönmemiştir.

Tarımda, özellikle, patates tarımında en önemli harcama kalemlerinden birisi, tarımsal sulamada kullanılan enerjidir. Aşağı yukarı çiftçinin elde ettiği toplam gelirin üçte 1'i tarımsal sulamaya gider. Tarımsal sulamada kullanılan enerjinin Amerika Birleşik Devletlerinde kilovat/saati 4 sent iken Türkiye'de 10 senttir değerli arkadaşlarım. Bu koşullar altında uluslararası pazarda nasıl rekabet edeceksiniz, siz hesaplayın. Kaldı ki, ABD çiftçisi, her türlü teknik donanıma ve ileri üretim tekniklerine sahip iken, binlerce dekar arazide patates tarımı yaparken bizim Niğde çiftçisi, böyle bir desteği olmadan, çiftçi ailesi başına 25-50 dekar ekim alanıyla hem ailesini geçindirmek hem ülke ekonomisine katkıda bulunmak zorundadır.

Bugün, patates 100 000 ya da 130 000 liradan satılmaktadır. Elimde biri Tarım Bakanlığına, diğeri de Niğde Tarım İl Müdürlüğüne ait 2 adet maliyet raporu vardır. Şu, Tarım Bakanlığının maliyet raporu, 2003 yılına ait. Tarım Bakanlığımız patatesin kilosunun maliyeti 181 444 lira diyor. Niğde Tarım İl Müdürlüğü de 191 667 lira diyor; bu da 2003 yılına ait.

Geçen yılın maliyetlerine göre patates üreticisinin durumunu nazara aldığınızda, durum oldukça vahimdir. Üretici, maliyetinin altında satış yapmaktadır. Deminden beri yaptığımız açıklamalarda girdilerdeki artışı nazara aldığınızda, yani, işin, bütün boyutuyla, tahammül edilemez, kabul edilemez olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu açıdan, patates ve patates üreticisinin sorunlarını, palyatif tedbirlerle masa başında çözme olanağımız yoktur. Onun için Meclis araştırması açılmasına ihtiyaç vardır. Oluşturulacak komisyonun, tarlaya, patatesin en çok üretildiği yöreye, Niğde'ye, Nevşehir'e, Afyon'a, nerede en çok üretiliyorsa oraya gitmek suretiyle, oluşturulacak teknik ekiplerle tohumundan ilacına, girdisinden satışına, pazarlamasına, ihracatına ve çiftçinin örgütlenmesine kadar bir dizi konuda kesin sonuç alıcı araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır. O zaman görülecektir ki, patates üreticisi binbir sorunla karşı karşıyadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; patates üreticisinin sorunlarına şöyle ufkî bir bakışla göz atacak olursak, önce, patates üretiminde kullanılan girdilerin oldukça yüksek maliyetle çiftçiye verildiğini görürüz. Bir kısmına Sayın Bakan da değindi, değinmemiş değildir. İlk başta, tohumun, patateste sağlıklı verim alabilmek için, anaçlardan her üç yılda bir yenilenmek koşuluyla üretilmesi gerekir. Ne yazık ki, ülkemizde, sertifikalı tohum üreten kuruluş sayısı son derece azdır. Bu nedenle, ülkemiz, tohum ihtiyacının yüzde 90'ından fazlasını ithalat yoluyla karşılar. Bu nedenledir ki, patates ihracatından elde ettiğimiz gelirin yaklaşık 3 katını -dikkat edin- tohum ithalatına ödüyoruz. 2002 rakamlarına göre tonunu 71 dolardan ihraç ettiğimiz patates karşılığında 3 549 000 dolar gelir elde ederken, tonunu 623 dolardan ithal ettiğimiz patates tohumu için 8 652 000 dolar para ödemiş bulunuyoruz. Bu, millî kaynakların heba olmasıdır. Bu, hem ülke kaynaklarının rasyonel kullanılmamasına neden oluyor hem de maliyeti artırıcı temel bir unsur olmaya devam ediyor. Tohumun üreticiye yansıması ise, tonu 1 000 euro üzerinden olmaktadır. 1 dekara 300-350 kilogram tohum atıldığı kabul edilirse, tohum maliyeti kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Tohum ithalinden kaynaklanan pek çok sorunla, üretici, kendi kaderine terk edilmiştir. Bunları konu başlıklarıyla belirtecek olursak, şu sorunları sayabilmek mümkündür:

İthal edilen tohumlar, sıkı bir biçimde kontrol edilmemektedir.

Üretici, ithalatçı firmaların ithal ettiği, Türkiye'ye adapte olup olmayacağı belli olmayan, rastgele, kontrolsüz, standardı belli olmayan tohumları üretime alabilmektedir. Niğde'de öyle yıllar oldu ki, 65 çeşit patates ekildi; Erdoğan Bey de hatırlar; yani, 65 çeşit... Böyle bir şeyin standardı olabilir mi? Burada, sadece, ithalatçı firma ile üretici karşı karşıya bırakılmaktadır. O zaman, ortaya şu tür sakıncalar çıkabilmektedir:

Birincisi, ürün, adaptasyon sorunu yaşayabilmekte ve çiftçi zarara uğramaktadır.

İkincisi, ithalatçı firmaların getirdiği rastgele tohumların üretime alınması standardizasyon sorununu doğurmaktadır.

Üçüncüsü, ithal edilen tohumların genetik yapısıyla oynanmış olabilmektedir.

Dördüncüsü ve çok daha önemlisi, bu tohumlar, virüs, hastalık ya da böcek yumurtası taşıyor olabilmektedir. Nitekim, yakın tarihimizde bunun iki örneğini yaşadık, yaşıyoruz; çok acıklı, çok hicranlı iki örnektir; Bir tanesi patates böceğidir. Değerli arkadaşlarım, patates böceği bizim ülkemizde hiç bulunmayan, ülkemizin doğal habitatında yer almayan bir zararlıyken, tohum yoluyla, Amerika Birleşik Devletlerinden ve Kanada'dan ithal etmişiz. Yıllar yılı bu zararlıyı yok etmek için ziraî mücadele yapmışız, milyonlarca dolar dövizimiz yurtdışına gitmiş ve bu mücadele sonucunda bazı canlı türleri yok olmuştur. Bugün, Niğde'de kuşsuz köyler vardır, ziraî mücadele nedeniyle. Çevre sorunları doğmuştur, maliyet artmıştır, çiftçi zarara uğramıştır.

Diğer bir örneği ise, Nevşehir Derinkuyu, Kaymaklı ve Niğde'nin bir köyü ile Giresun'da görülen, bir çeşit mantar olan ve insan sağlığı yönünden hiçbir yan etkisi bulunmayan -tekrar ediyorum, bu iyi anlaşılsın- insan sağlıyı yönünden hiçbir yan etkisi, olumsuz etkisi olmamakla beraber -adı, görüntüsü itibariyle ürkütücü oluyor- yumrularda siğil yaptığı için halk arasında "patates kanseri" denilen mantardır; ama, insan sağlığına hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Bu mantar, iki yıldır, ne yazık ki, tohumla, AB ülkelerinden ülkemize ithal edilmiştir. İnsan sağlığına zarar vermemekle birlikte önemli ölçüde ürün kaybına neden olmakta, mücadelesi de, tüm mantarlarda olduğu gibi -hepiniz bilirsiniz, mantar mücadelesi zordur- uzun yıllar sürmekte ve çok masraflı olmaktadır. Her iki olay da nazara alındığında, bu zararlılar ülkemize tohum ithaliyle gelmiştir. İthal edilen tohumlar donanımlı laboratuvarlarda kontrol edilip bulaşık olmadığı belirtilmeden piyasaya verildiği için çiftçi zarara uğramaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bir örnekle açıklayacak olursak, 750 gram patates böceği ilacı 210 000 000 liradır, 4-5 ton tohuma atılır; bu bir maliyet unsurudur. Patates siğilinin hemen kendisi geldi, iki yıl sonra da ilacı gelmiş. Dün, Niğde'den öğrendim; 20 kiloluk torba 80 000 000 lira, 1 dekara kullanabiliyorsunuz ve bunu defalarca defalarca tekrar etmek zorundasınız.

Yani, tüm bu hususlar nazara alındığında, Türk tohumculuğu geliştirilmelidir, tohumluk üretimi teşvik olunmalıdır; üniversiteler, araştırma kuruluşları ve henüz satılmayan ya da kiralanmayan devlet üretme çiftlikleri, yani tarım işletmeleri -aman Sayın Unakıtan duymasın, baba baba satar filan; onlar bize lazım- işbirliği yapmalı ve donanımlı laboratuvarlar kurulmalıdır.

Aynı şekilde, gübre, mutlaka sübvanse edilmeli ve organik gübre kullanımı sağlanmak üzere, çiftçi hayvan varlığına kavuşturulmalı, çiftçi hayvan sahibi yapılmalıdır; hayvancılıksız tarım olmaz; çiftçi, gübre kullanımında bilinçlendirilmelidir.

Sulama konusunda, mutlaka ileri teknolojiler ve damlama usulüyle sulama teşvik edilmelidir. Su rezervi her gün daha da düşmektedir; dolayısıyla, hem maliyet artmakta hem de kaynaklar azalmaktadır. Tarımsal sulamada kullanılan enerji bedelleri, mutlaka dünyadaki ileri ülkeler seviyesine çekilmeli ve çiftçinin birikmiş borcu yeniden yapılandırılarak, konu radikal çözüme kavuşturulmalıdır.

Sulama, hakikaten maliyet üzerinde çok büyük bir etkendir değerli arkadaşlarım; 30 fıskıyeli bir sulama tertibatı, 2 dönüm yeri basar; biz, buna "1 basım" diyoruz; tarlanın tamamı bu şekilde 2'şer dönümlük parçalar halinde sulanır; her sulama, her bölüm 3 saat sürer ve en az 15 defa bu ameliye tekrar edilir. Bu teknoloji değiştirilmezse ve elektrik fiyatı inmezse, patatesin en önemli üretim maliyetine dokunulmamış olur. Niğde'de ve Nevşehir'de, her çiftçinin 30-40 milyara varan enerji borçları vardır; kimi zaman, mahsulün tamamı borcu karşılayamamaktadır.

Çiftçi, mutlaka örgütlenmelidir, patates üretici birliği kurulmalıdır. Bu konuda bir adım atıldığını, Tarımsal Üretici Birlikleri Kanununun çıktığını sevinerek ifade etmek istiyorum. Üretici birlikleri, sağlıklı depolama ve pazarlama imkânı yaratmalıdır. Depolama da önemlidir; çünkü, ürünün yüzde 20'si depolarda kaybolmaktadır. Gerekli ürün standardizasyonuna gidilmeli ve rakiplerle yarışabilecek zaman ve koşullarda, organik tarım seçenekleri de düşünülmek suretiyle, üretim yapılmalıdır. Patates borsaları kurulmalıdır; hal kanununda değişiklik yapılarak, üreticiye kendi malını pazarlama imkânı verilmelidir. Patates endüstrisi teşvik edilmelidir; kentsel yaşamın gerekleri de nazara alınarak, yeni tiplerin geliştirilmesi planlanmalıdır. Patatesin sanayi mamulü olarak da ihracatı için olanaklar yaratılmalıdır. Patates ihracatı mutlaka teşvik edilmelidir; teşvik, ihraç bedelinin yüzde 20'siyle sınırlı olmamalıdır, yüzde 40'a kadar çıkabilmelidir. Teşvik, mutlaka, ürün sezonundan önce açıklanmalı ve şeffaf olunmalıdır. Birilerini korumak için geriye dönük değil, ileriye dönük yapılmalı ve mutlaka çiftçiye yansıtılmalıdır. Demin Sayın Bakan belirttiler, 1 Nisan ve 31 Mayıs arasındaki patates teşviki 23 Mayısta açıklandı, geriye yürütüldü, 1 Nisana yürütüldü ve bir haftalık süreydi; kastedilen bu değildir.

Sayın Başkan, özür dilerim, sabrınızı daha fazla suiistimal etmeyeceğim. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticisinin, burada, zamanımız yetmediği için değinemediğimiz pek çok sorunları vardır; hem ülkemiz açısından gelecek vaat eden bu ürünün yetiştirilmesinin hem de onbinlerce üretici ailenin sorunlarının ve çözüm yollarının araştırılması için, Yüce Meclisten, araştırma komisyonu kurulması konusunda desteğinizi diliyor, saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Niğde mv.o.eraslan ve 66 milletvekilinin, patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunları ve niğde mv. e. özegen ve 25 milletvekilinin, patates üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/152-216)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-11-03-nigde-mv-o-eraslan-ve-66-milletvekilinin-patates-yetistiriciliginin-v (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
