# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2004
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-12-15-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Orhan Eraslan (CHP), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.220 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan 701 sıra sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, bu maddede, lisanslı depo işleticisi olmanın yasakları getirilmiş. Bunlar -çok beylik, klasik bir tanımla- birçok yerde vardır: Affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis yahut zimmet, irtikap, ihtilas vesaire gibi şeyler; bunlar doğru şeyler. Bunlar güzel, depoculuk güzel değerli arkadaşlarım, böyle bir yasanın olması da gerekir; bunda da bir itirazımız yok da, doğrusu, işe nereden başladığımız konusunda benim kaygılarım var. Ziraî üretimle ilgili kaygılarım var, tarımsal üretimle ilgili kaygılarım var. Bu kaygılarım olmasa, depoyu yapalım; yani, hani işi bitti de bir deposu mu kaldı! Depoya ne koyacağız noktasındayız. Türkiye'de tarımın içerisinde bulunduğu durumu değerlendirirsek, depoculukla ilgili yasa, doğru, gereken bir yasa; ama, depoya mal koyabilecek yetişticiyi ne durumda bırakmışız, depoya neyi koyacağız ona bir bakalım isterseniz, izninizle.

Değerli arkadaşlarım, ben Niğde milletvekiliyim. Tabiî, benim yöremde, Niğde'de ve Nevşehir'de, birinci ürün, patatestir. Patates, çok da stratejik bir üründür; öyle tebessüm edilecek, hafife alınacak bir ürün de değildir.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Niğde çiftçisinin devlete borç takma gibi bir alışkanlığı yok; mümkün olduğu kadar, ilkönce devletin borcunu yatırmaya çalışır; ama, bir süredir çiftçimizin işi ters gitmeye başladı. Lütfen, siz de, artık, bunların bütün sorumlusu biz miyiz demekten vazgeçin, iktidarınızın ikinci yılını doldurdunuz, bunlara çözüm getirmemenin de sorumluluğa iştirak etmek olduğunu idrak edin.

Şimdi, bizim çiftçimizin, Niğde çiftçisinin, TEDAŞ'a, 26 trilyon lira, gecikme zammıyla 37 trilyon lira elektrik borcu var. Bu, elektrik borcu değerli arkadaşlarım; yani, tarımsal sulamada kullanılan elektriğin borcu; yanlış anlamayın, evlerde yanan lambaların borcu değil.

Nevşehir'de durum daha vahim. Bugün, Nevşehir Ziraat Odası Başkanı Sayın Recep Tunç'un da belirttiği gibi, Nevşehir'de, faiziyle birlikte elektrik borcu 114,4 trilyon lira. Bunun 51 trilyon lirası gecikme zammı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, yöremizde patates siğili denilen bir hastalık belirdi, özellikle Nevşehir'de, bizim de bir köyümüzde var. Bu nedenle, toprağı, fungustan, mantardan kurtarmak için karantina uygulaması yapıldı. Yani, bundan sonra çiftçi -bir bölümü- patates de ekmeyecek. Bu borcu nasıl ödetmeyi düşünüyorsunuz; nasıl ödeyeceğini düşünüyorsunuz? Niğde'den, Gölcük'ten, Konaklı'dan, Edikli'den, Alay'dan, Hasaköy'den, Bağlama'dan, Ağacaşar'dan üreticiler "elektrik borcunu ödeyemeyeceğiz, ne olacak" diye, yoğun bir şekilde arıyorlar. Dün, Ağacaşar Köyünün -patates ekimi yasaklanan bir köyümüz- Muhtarı beni aradı, Sayın Tarım Bakanından randevu istediklerini söylediler. Ben, Sayın Tarım Bakanına da ilettim isteklerini; artık, ne zaman uygun görecekler, onu bekliyorum.

Alarm veriyor arkadaşlar, Anadolu alarm veriyor. Tüccarınız batarsa tüccar bulursunuz, sanayiciniz batarsa başka bir sanayici bulursunuz, çiftçiniz batarsa çiftçi bulamazsınız. Depoya neyi koyacaksınız?! Elektrik parasını ödeyemiyor. Bakın, Nevşehir çiftçisinin 114 trilyon, Niğde çiftçisinin 37 trilyon, sadece tarımsal sulamadan dolayı elektrik borcu var.

Şimdi "canım sende, ödesin adamlar, ne yapalım" diyebilirsiniz. Değerli arkadaşlarım, patates 100 000 liranın altında. Üretim girdileri arttı, fiyat üç yıldır çakılı, hatta geriledi. Patates konusunun görüşülmesi sırasında da ayrıntılı olarak sizlere arz ettim, tekrardan kaçınmak istiyorum. Hatta geriledi fiyat, çakılı. "Ne yapalım; patates ekmesin..." Peki, ekmesin. Buğday eksin... Buğday ektiğinde ne olacak değerli arkadaşlarım; buğday geçen yıl 320 000 liraydı, bu yıl 280 000 lira oldu. Gübre fiyatı arttı, elektrik fiyatı arttı, sulama maliyeti arttı, ilaç fiyatı arttı.

MEHMET SARI (Osmaniye) - Elektriğe zam gelmedi.

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Efendim, elektrik fiyatının arttığını ben söyleyeyim. Geçen yıl 95 000 lira olan elektrik bugün 152 500 lira. Bir öğreniverin, artmadı zannediyorsunuz, bir öğreniverin. İktidar Partisi milletvekilisiniz; şuradan TEDAŞ'a, lütfen, bir telefon açıverin; elektrik fiyatının artıp artmadığını öğrenirsiniz. 95 000 liraydı geçen yıl. Şimdi, 152 500 lira... Bilerek konuşuyorum. (AK Parti sıralarından "tarımsal sulama" sesleri) Evet efendim... Evet efendim... Aynen öyle, tarımsal sulamada... Açın da soruverin... Açın da soruverin... Ben, faturalarını getireyim size.

MEHMET SARI (Osmaniye) - Elektriğe zam gelmedi; Türkiye'de bilmeyen yok.

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Siz bilmiyorsunuz, herkes biliyor.

Değerli arkadaşlarım, peki, buğday da ekmesinler. Ne ekecekler? Pancar zaten kotaya tabi. Zaten, kotaya tabi pancarı ektirmiyorsunuz. Sayın Maliye Bakanımızın mahdumları pirinç ithal edebilsin diye... Çiftçiye pancar, aşağı yukarı, yasak oldu. Ee, canım, burası İç Anadolu; ne ekecek? Narenciye mi dikecek? Narenciye dikenler ne oluyor; Mersin'de mandalina 100 000 lira ile 50 000 lira arasında, dalında kaldı. Toplayanın yevmiyesini kurtarmıyor. Mersin çiftçisinin aklı çıkıyor, yağmur yağarsa kabarır mandalina diye. O daha perişan, o da hali refah içerisinde değil.

Şimdi, oturmuşuz, depoculuk kanununu görüşüyoruz. Arkadaşlar, depo şarttır, tarımsal depolar gereklidir; gereksizdir demiyoruz; ama, içine ne koyacaksınız, hangi çiftçiye ürettireceksiniz, onu bana bir söyleyin. Yani, işe tersinden başlamayalım....

Şimdi, efendim, elektriğe bir değinelim. Dünyada elektriğin durumu nasıl, bir değiniverelim. Değerli arkadaşlarım, bizde tarımsal sulamada kullanılan elektriğin kilovat/saati 10 sent, Amerika Birleşik Devletlerinde 4 sent. Bizim çiftçimiz eker 50-60 dekar, Amerikan çiftçisi eker 20 000 dekar. Arkadaşlar, biz, 10 sent üzerinden elektrik parası topluyoruz çiftçimizden, öbürü 4 sent üzerinden topluyor.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Çok kullanılmazsa pahalanır. Amerika'da çok kullanılıyor. Çok kullandıkça ucuzlar.

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Şimdi "rekabet et" diyoruz. Kağnı ile spor arabayı yarıştırmak gibi bir şey. Nasıl rekabet edecek bu çiftçi?!

Bakın arkadaşlarım, daha önce, bir Türk tarım politikası vardı. Bizim çiftçimizi girdilerde devletimiz desteklerdi. Nerede desteklerdi; gübrede desteklerdi, ilaçta desteklerdi, tohumda desteklerdi; çiftçi desteklenirdi. Şimdi, bunlar şöyle oldu: Aman efendim, tarımsal sübvansiyon ekonomiye çok ağır yükler getiriyor; sakın, zinhar, çiftçiyi desteklemeyin, vazgeçin bundan şeklinde bir akım başlatıldı. Vahşi liberalizm dediğimiz akım çiftçiye saldırmaya başladı. Vahşi liberalizm egemen olunca tarım politikaları değişmeye başladı. Başka nasıl destek olunurdu; destekleme alımı yapılırdı. Kimi kamu kurumları vardı (TMO) Toprak Mahsulleri Ofisi gibi; destekleme alımı yapardı. Bunlar terk edildi. Ne geldi yerine; doğrudan gelir desteği. Doğrudan gelir desteğinde çiftçiye mi gidiyor arkadaşlar doğrudan doğruya para; hayır. Bir yararı oldu mu; hayır. Tarımın geldiği nokta ortada.

Şimdi, birtakım vahşi liberalizm savunucuları, ideolojik babaları, birtakım argümanlar bulmuşlar, saldırıyorlar; halka saldırıyorlar. Kime; çiftçiye saldırıyorlar. Kimi kullanıyorlar; iktidarları kullanıyorlar, sağ iktidarları kullanıyorlar, sosyal devleti yok ettiriyorlar; diyorlar ki: "Çiftçi pahalıya mal ediyor; etmesin." Arkadaşlar, çiftçi üretmezse, çiftçi pahalı-ucuz, mal üretmezse neyle doyuracaksınız bu ülkenin insanlarını?! Yani, tarım sektörü, gerçekten -insaf edin- en reel sektördür ve gerçekten, en stratejik sektördür; bunu görmezden gelerek hiçbir yere gidemeyiz. Hiç kimse de şöyle bir şeyi düşünmesin: Avrupa Birliğine giriyoruz; Avrupa Birliğine girince, bir elimiz yağda, bir elimiz balda olacak. Doğru değil arkadaşlar! Avrupa Birliğine girdiğimizde tarım sektörü daha da büzüşecek, daha da daralacak, daha da ağır sıkıntılar içerisine girecek. Bunu bilerek söylüyorum. Nereden bilerek söylüyorum; bakın, Avrupa tarımsal garanti ve yönlendirme fonunun yıllık bütçesi 44 300 000 000 euro; bu, Avrupa'da çiftçiyi desteklemek için verilen. Türkiye'ye verilecek olanın hepsi 3 milyar euro değil.

Değerli arkadaşlarım, burada açıktır; sizin çiftçiniz Avrupa çiftçisinin karşısında güçsüz duruma düşecek; sizin çiftçiniz, bizim çiftçimiz, Türkiye'nin çiftçisi daha da büzüşecek, daha da yoksullaşacak, çiftçiliği bırakmak noktasına gelecektir. Buna dikkatinizi çekiyorum.

Tam bu noktada, talihsiz bir kanun -tarım topraklarının satışıyla ilgili- var, şu anda yargıda tabiî. Temenni ediyorum, neticelenir. Böyle olunca, insanın aklına şu geliyor: "Bu kadar vahşi liberal saldırıların sonucu, çiftçi, buğday ekemez durumda, pancar ekemez durumda, patates rezil, meyvecilik orta yerde, sebze perişan; toprakları da satalım kurtulalım" demek mi gerekiyor arkadaşlar! Sonuç ona doğru gidiyor. Bu insanları ne yapacaksınız? Bu depoya neyi koyacaksınız, kime ürettireceksiniz? İşte, size, iki ilin ödenemeyen elektrik borçlarını söyledim; tarımsal amaçlı elektrik borçları. Nevşehir'in 114,4 trilyon, Niğde'nin 37 trilyon. Üreticilerin gözü kulağı sizde, iktidarda; buyurun ne yapacaksanız! Sayın Tarım Bakanı da huzurda -bir şans eseri- Sayın Ticaret Bakanı da huzurda. Buyurun ne yapacaksanız! Depoya ne koyduracaksanız bu çiftçiye koyduracaksınız. Hepsi bekliyor sizden, karar bekliyor.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-12-15-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
