# Ceza muhakemesi kanununda değişiklik yapılması hk. (s.s. 903)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 25 Mayıs 2005
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 903)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2005-05-25-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-903-2

> Orhan Eraslan (CHP), 25 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 903)); konuşma 1.005 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; kanun teklifinin tümü üzerinde grup adına yaptığım konuşmada, süreye şahsım adına aldığım süreyi de ilave ederek bir konuşma planlamıştım; bu mümkün olmayınca, yarım kaldı; tekrar, kaldığımız yerden devam edeceğiz; ancak, bu arada, birtakım hassasiyetleri kaşımışız herhalde, onlar ortaya çıktı, onları kısaca anlatmakta yarar var.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, herkesin demokrasi anlayışı olabilir, herkesin demokrasi anlayışına biz saygı duyarız, bu başka bir şey; ama, demokrasi herkesin anlayışına göre şekillenmez, onun olmazsa olmazları vardır, o olmazsa olmazları olmazsa, o, demokrasi olmaz, adına demokrasi deseniz de demokrasi olmaz.

Çok teşekkür ediyorum konuşma yapan İktidar Partisinin değerli üyesi iki arkadaşıma; benim başlangıçta söylediğim şeyi burada tescil ve teyit ettiler. Yani, yürütmenin ihtiyaçlarına göre demokrasi mi olur arkadaşlar?! Yürütmenin ihtiyaçlarına, uygulamanın ihtiyaçlarına göre demokrasi!.. Yani, birazcık bu işten anlayanlar buna güler.

Hukuk nedir biliyor musunuz, ceza muhakemesinde; baştan anlattım dinlememişler; devletin sınırsız gücünü, sınırsız uygulama gücünü sınırlamaktır. O, işte, bireyin özgürlüklerinin kalkanıdır. O sınırlama, bireyin özgürlüklerinin kalkanıdır.

Size, önemli hukukçuların iki sözünü okuyacağım. Bir tanesi, benim de hemşerim, merhum, rahmetli Prof. Hüseyin Naili Kubalı'nın sözü; "devletin hâkimiyetine bir set çekmemenin zulüm ve istibdada yol açacağı açıktır" diyor. Bu, Hüseyin Naili Kubalı'nın sözü. Bir başka söz de Ali Fuat Başgil'in -kendinizi zaman zaman Demokrat Partiyle ilişkilendiriyorsunuz; örnek olsun diye- yani, o da merhum oldu; "çünkü, biliyoruz ki, devlet, bir entite, yani zihnî ve itibarî bir şahıstır, fiiliyatta hareket eden ve iş gören birtakım adamlardır; vekil, memur ve müstahdemlerdir. Devlet adına, onu temsilen hareket eden bu adamlar, herkes gibi, hatta herkesten çok hata yapabilirler. Bilerek veya bilmeyerek yanlış bir iş yapıp vatandaşa zulmedip can yakabilirler, ocaklar söndürebilirler; çünkü, insandırlar. Ahlak ve hukukla bağlı olmayan insan ise, bozkırlardaki kurtlardan daha hain, daha korkunçtur" diyor.

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin sınırının ne olduğunu, ne olması gerektiğini biraz anlayalım. Herkes kendine göre bir tanım yapar; ama, bazı olmazsa olmazları vardır bunun. Müsaade edin, olmazsa olmazlarını da savunalım. Yürütmenin ihtiyacına göre demokrasiyi ömrümde duymadım ben. Onun adına başka bir şey deniliyor. Bu kürsünün mehabetini bozmasın; yürütmenin ihtiyacına göre demokrasiyi, Almanya'da ve İtalya'da uygulaması olan şeyi söylüyorlar. Böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey yok. Bu, ibret verici bir durumdur.

Gelelim, değerli arkadaşımızın konuşmasına. Cumhuriyet Halk Partisi, her zaman, her yerde demokrasiyi savunur, özgürlükleri savunur, özgürlüklerin önündeki engeli kaldırır. Değerli arkadaşlarım, sizin özgürlük zannettiğiniz, istismara yol açan şeyler, başkasının özgürlüğünü yok edecek şeylerdir.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Mesela?!. Söyle!.. Örnek ver!..

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Söyleyeceğim, merak etme!.. Merak etme!.. Merak etme, söyleyeceğim; sen sabırlı ol!

Cumhuriyet Halk Partisi bir tek şeye izin vermez, başkasının özgürlüklerini yok etme özgürlüğüne izin vermez.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşlarıyız hepimiz ve parlamenteriz. Hepimiz Türk vatandaşıyız, yüzde 99,5'imiz de Müslüman. Ortaklaştığımız değerler vardır. Bu ortaklaştığımız değerleri istismar edip siyaset malzemesi yapmaya Cumhuriyet Halk Partisi izin vermez. İkisi farklı şeydir. Bu ülkenin her yerinde din ve vicdan özgürlüğü vardır, din ve vicdan özgürlüğünün birinci savunucusu biziz; ancak, din istismarcılığına da karşıyız.

Dinin siyasette malzeme olarak kullanılması, değerli arkadaşlarım, siyaset kurumuna zarar verdiği kadar dine de zarar verecek bir şeydir; dinin ululuğuyla, mehabetiyle bağdaşmayan bir şeydir. Sizin, o, özgürlüğün kısıtlanması zannettiğiniz, aslında, tam tersine, vicdanın özgür kılınmasıdır, dinin özgür kılınmasıdır, mollaların elinde oyuncak edilmemesidir. Bunun değerini bilin; bunu bilmeyip, yani "herkesin kendi uhrevî dünyasında kalsın" dediğimiz şeyi, sanki, yani, sen istismar edeceksin, bir molla çıkacak bu haramdır, bu helaldir, bu şöyledir, bu böyledir... Yok böyle bir şey. Yok böyle bir şey.

Değerli arkadaşlar, o, din özgürlüğünü yok eder; o, vicdan özgürlüğünü yok eder; yani, bunları yanlış yorumlayarak... Haa, şimdi, herkes kendine göre bir özgürlük şeyi biçmesin.

Bakın, ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz; işte CMK; işte, CMK geldi, kapıda; buyurun özgürlükçü yasanıza...

Kaldığım yerden devam edeyim. 6 ncı madde; hükümlüyü cezaevinden alıp, yer gösterme adıyla, ne olacağı belli olmayan, hiçbir hukuk devletinin kabul edilemeyeceği bir düzenleme.

7 nci madde; bu değişiklikle, değerli arkadaşlarım, soruşturmanın patronu savcı olmaktan çıkarılıyor, yeniden kolluk oluyor. Demokrasiyle bağdaştırın.

8 inci madde; bu maddeyle gözaltı süresi uzatılıyor.

11 inci madde; bu maddeyle, değerli arkadaşlarım, tutuklama sebepleri ve tutuklamanın alanı genişletiliyor.

12 nci ve 13 üncü madde; itirazlarda duruşma kaldırılıyor, görüş alıversin hâkimden, yazılı veriversin sanık...

Değerli arkadaşlarım, duruşmanın bir önemi var. Duruşma, yüze karşı olur, sözlü olur, alenî olur, doğrudan doğruya olur. Bunlar duruşmanın ilkeleri. Bir insanın hürriyeti konusunda karar veren yargıç, o insanla yüz yüze gelmelidir; sözlü olmalıdır, onu formaliteye tabi tutmamalıdır; yazdı, verdi, okudu, okumadı; böyle bir tartışmadan arî olmalıdır. Bu, hürriyetle ilgili bir karar. Doğrudan doğruya olmalıdır, dolaylı değil. Bütün bunlar yok ediliyor; yeniden, tutuklamaya itirazlar örtülü hale geliyor.

Değerli arkadaşlarım, 15 inci madde daha da vahim; kolluğa arama yetkisi veriliyor. Buna, daha önceki düzenlemede AB standardıdır diye söylenmişti; ben, o argümanı hiç kullanmadım, hiç o argümanla gelmedim; kendi ülkeme, kendi halkıma ne layıksa o argümanı kullandım, bunu biliyorsunuz.

Kolluğa arama yetkisi veriliyor. Gerekçesi ne; cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı yerlerde. Emin olun, tarih düşüyorum, hiç ulaşılmayacaktır cumhuriyet savcısına, emin olun ve böyle bir kavramın "cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı yerlerde ya da zamanlarda" kavramının kanunun maddesine girmesi, metnine girmesi çok acı bir şeydir arkadaşlar. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan yer varsa bu ülkede, kanuna ulaşılamıyor demektir. Cumhuriyet savcısı kanunu temsil eder. Ne demek cumhuriyet savcısına ulaşılamayan yerde?! Cudi Dağında da ulaşılacak cumhuriyet savcısına -ulaşılamıyorsa, ulaştıracağız devlet olarak- Meriç kenarında da ulaşılacak. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan yer olur mu?! Cumhuriyet savcısı, adında cumhuriyet bulunan tek meslektir. Sebebi ne; kanunu temsil eder. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan yerde kanuna, yasaya ulaşılamaz. Bu, kolluğa yetki için bir gerekçe sayılıyor.

Değerli arkadaşlarım, elkoyma konusunda 16 ncı maddede kolluğa yetki veriliyor. Yine, savcı ve mahkemenin kararı çıkarılmış, bu şekilde bir düzenleme getirilmiş.

17 nci madde kapsamında telefon dinlemenin kapsamı genişletiliyor, olabildiğince genişletiliyor, süre sınırsız hale geliyor. Herkesin telefonu dahil olabiliyor, sanığın ya da şüphelinin değil, bu dinlemeye. Bunda "cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı haller" denilmemiş, bunda "gecikmesinde sakınca bulunan haller" denilmiş. Yani, şu yasa, cumhuriyet savcısına ulaşılamayan haller ve gecikmesinde sakınca bulunan haller yasası. Yani, bu kadar muğlak şeylere... Hatırlatmak için söylüyorum değerli arkadaşlar, bu kavrama yasanın tümü görüşülürken de burada bizzat benim tarafımdan karşı çıkıldı ve açıklandı; yanlış yapıyorsunuz; bununla demokrasi olmaz, bununla hukuk devleti olmaz denildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Ceza muhakemesi kanununda değişiklik yapılması hk. (s.s. 903)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2005-05-25-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-903-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
