# Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ekim 2005
- **Gündem:** PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras

> Orhan Eraslan (CHP), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895); konuşma 1.971 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 895 sıra sayılı patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunları ve çözüm yolları için kurulan Meclis araştırması komisyonu raporu üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce -bugün, terör örgütüyle yapılan mücadele sırasında 5 askerimizin şehit olduğunu, 2 askerimizin de yaralandığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum- şehitlerimize Tanrı'dan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum ve ülkenin bütünlüğüne kastedenlerin asla muvaffak olamayacaklarını bu kürsüden bir kez daha duyuruyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, dünya patates üretimi yaklaşık 300 000 000 tondur. Bizim ülkemizde de, yıllar itibariyle değişmekle birlikte, yıllık üretim 5 ya da 5,5 milyon ton civarındadır. Üretimimiz genel olarak yurtiçi tüketimimizi karşılar, bir miktar da fazla verir. Ülkemizde patates tüketimi, kişi başına 60-70 kilogramdır. Bu tüketim gelişmiş ülkelerde daha da yüksektir. İngiltere'de kişi başına 106 kilograma kadar çıkar. Kentleşmenin ilerlemesiyle birlikte, gelişmesiyle birlikte, patates tüketimi de artmaya devam etmektedir. Tüketim miktarımız ve nüfusumuz nazara alındığında, yıllık ihtiyacımız 4 200 000 ton ile 4 900 000 ton arasında değişir; yani, ortalama 4 500 000 ton civarında içtüketim ihtiyacımız vardır.

Yıllar itibariyle değişmekle birlikte, üretimimiz, içtüketimden 700 - 800 bin ton civarında bir fazlalık arz eder. Aslında, bizim, patateste sorun olarak gördüğümüz sorun, bu 700-800 bin tonu birinci elde pazarlayabilme sorunudur.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde patates üretiminin yüzde 43'ünü Niğde ve Nevşehir illeri gerçekleştirir. Bu iki ilimizin toplam üretimi 2 - 2,5 milyon ton civarındadır. Patates üretiminde dünya ortalaması dekara 1 620 kilogramdır. Türkiye ortalamasıysa, 2 625 kilogramdır. Niğde ortalaması bunların çok daha üzerindedir; 3 300 kilogramdır.

Patates, insan beslenmesinde, tahıldan sonra ikinci sırayı alır. Besin değeri açısından yumurtadan sonra gelir; nişasta, protein, B1, B2 ve C vitaminleri ile potasyum, magnezyum başta olmak üzere, pek çok madensel tuzların doğal kaynağıdır. Tarımsal üretimimizin de 4 üncü sırasında yer alır. Bizim Niğde ve Nevşehir illeri için ise, 1 inci sıradadır. Avrupa ve dünya ile rekabet edebileceğimiz bellibaşlı ürünlerden biridir. Türkiye olarak, patates üretiminden asla vazgeçemeyiz; öncelikle bunu anlamak durumundayız. Bu, hem kendi insanımızı doyurmak için hem de rekabet edebileceğimiz bir ürün olduğu içindir. Bunu kafamıza iyice yerleştirelim. Patates üretiminden asla vazgeçemeyiz; vazgeçmeyi, alternatif aramayı da, bu çerçevede, düşünmeyelim.

Değerli arkadaşlarım, Niğde'de 11 000 çiftçi ailesinin tek geçim kaynağıdır patates aynı zamanda. Nevşehir için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Yeni yeni, Bolu, Afyon, İzmir, birçok ilimizde de yaygınlaşıyor; Erzurum'a kadar vardır.

Bu çerçevede, Karadeniz için çay, fındık, Ege için incir, üzüm neyse, İç Anadolu için, Niğde için, Nevşehir için patates aynı şeydir. Bu bölgede patates üretimi için en uygun şartlar vardır.

Bütün bu anlattıklarım çerçevesinde değerlendirdiğimizde, biz, ülke olarak, ne yazık ki, sadece 700 000-800 000 ton bir ürün fazlasına çare bulamamışız. Yıllardır patates çiftçimiz perişan olur, zarar eder, borç içinde yüzer, gecesi gündüzü belli olmadan çalıştığı halde refaha kavuşamaz.

Değerli arkadaşlarım, 2003 yılında 150 000 TL'ye mal ettiği patatesi 120 000-130 000 TL'ye, 2004 yılında 190 000 TL'ye mal ettiği patatesi 100 000-120 000 TL'ye satmak zorunda kalmıştır.

Çiftçimizin yaşadığı ağır mağduriyetin karşısında, bir çözüm arayışı anlayışıyla, 10.12.2003 tarihinde 66 arkadaşımla birlikte bir Meclis araştırması önergesi verdik. 16.9.2004'te de, yine hemşerimiz olan Sayın Erdoğan Özegen'in 25 arkadaşıyla birlikte verdiği paralel önerge birleştirilerek araştırma komisyonu kuruldu.

Şimdi, komisyonumuzun çalışmalarını sizlere sunuyoruz. Bununla birlikte, bazı sorunlara da dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu yıl itibariyle patates 250 000-300 000 TL'dir. Hatta, bazı çeşitleri 325 000 liraya kadardır. Bu husus sizi yanıltarak, patates üreticisinin sorunlarının çözüldüğünü zannetmeyin. Hükümetçe bu konuda alınmış herhangi bir önlem yok. Yine, eskiden olduğu gibi, her şey kendi akışı içerisinde. Fiyattaki yükselme, yukarıda anlattığım gibi, zaten, yıllar itibariyle ihtiyaçtan 700 000 - 800 000 ton bir üretim fazlası vardı. Üst üste üreticinin kaybı olması nedeniyle bazı üreticiler ekim yapamamışlar, bir bu sebepten; bir de, ortaya çıkan ve patates siğili olarak bilinen synchytrium endobioticum isimli bir mantarı yok etmek için, Ordu'nun Aybastı İlçesi, Nevşehir'in Derinkuyu İlçesi ve Kaymaklı Kasabası ile Niğde'nin Ağcaşar Köyünde uygulanan karantina sebebiyle, her yılki üretimimizden bu yıl 800 000 ilâ 1 000 000 ton daha az patates ürettiğimiz için, patates fiyatı kendiliğinden normal düzeyde olmuştur. Yani, üreticinin, patates üreticisinin sorunu çözülmüş değildir, sorun aynen devam etmektedir. Sadece, iç tüketim fazlasının olmaması, fiyatta bir rahatlama sağlamıştır. Yoksa, sorun herhangi biçimde çözülmüş değildir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kuşkusuz ki, tarım kesiminde olumsuzluklar tek AKP Hükümetinin eseri değildir. Bu sorunlar sadece AKP zamanında meydana gelmiş değildir. Yıllardır sağ iktidarların izledikleri neoliberal tarım politikaları, çiftçiyi, ekemez, kaldıramaz, tarımsal faaliyetini sürdüremez hale getirmiştir. Bu arada, 3 Kasım 2002'den önce çiftçilere verdiğiniz yaldızlı vaatler unutulmaya yüz tutmuştur. Artık, iktidarınızın üçüncü yılını tamamlıyorsunuz. Sizden öncekileri suçlayarak bir şey yapamazsınız. Halk, tarım için, çiftçi için, sizden çözüm bekliyor. Tarım konusunda, işsizliği çözme konusundaki gibi aşırı başarısız oldunuz. Bunu öncelikle kabul edin. Kabul ederseniz, çözme şansını yakalayabilirsiniz. Anamuhalefet olarak size yol göstereceğiz, yardımcı olacağız; çiftçi bizim çiftçimiz, köylü bizim köylümüz, perişan olmasına gönlümüz razı değildir. Sözümüze ve eleştirilerimize kulak verin.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de tarımın durumu, geçen yıl Dünya Bankası raporlarına yansıdı. Dünya Bankası bile iktidarın uygulamasına şaşırarak şunları kaydediyor: Bu rapora göre, tarım kesimine kaynak aktarımındaki azalma 4,3 milyar dolar, tarımsal gelirdeki düşme yüzde 16, üretimdeki düşüş yüzde 4. Çiftçi net 1,5 milyar dolarlık kayba uğramıştır. Tarımsal fiyatlarda reel yüzde 13'lük düşüş vardır. Bu, geçen yılın rakamları arkadaşlar. Bu yıl daha da arttığı ortadadır. Dünya Bankası raporlarından okudum. Türkiye, OECD ülkeleri arasında tarımı en az destekleyen ülkedir. Bunlar geçen yılın rakamları. Bu yıl daha kötü olduğu çok açıktır.

Değerli arkadaşlarım, tüm dünya tarımı destekliyor. Avrupa Birliğinde ortak tarım politikası belirlenmiş, tarımsal garanti ve yönlendirme fonu kurulmuştur. Fonun 2002 yılı bütçesi 44,5 milyar dolardır. AB bütçesi içerisindeki en büyük kalemdir ve daha sonraki yıllar bu artarak gelmektedir. Ne yazık ki, 17 Aralık belgesiyle birlikte, bizim yararlanamayacağımız da bir bütçedir. Bu fon, müdahale alımları, ihracat iadeleri ve doğrudan ödemeler için kullanılıyor. ABD'de ise tarımsal destekler 70 milyar dolarların üzerine çıkmıştır, tüm ülkelerden fazladır. Tarım, içerisinde bulunduğu bu sorunlarla ve AB'nin kalıcı derogasyonlarıyla bu fonlardan yararlanamayacağını da nazara alırsak, önümüzdeki süreçte de bir numaralı sorun olmaya devam edecektir.

Bunun için, bu alanda izlenen neoliberal politikalar derhal terk edilmelidir; derhal terk edilmelidir, tarım bütün yönleriyle desteklenmelidir. Biz sadece 6 ürüne kısmen destek veriyoruz; ama, dünyada bu böyle değil. Bu destek verdiğimiz 6 ürün arasında patates de yoktur değerli arkadaşlarım. Dünya Ticaret Örgütünün aldığı kararlar karşısında tarımı korumak ve sürdürülebilir kılmak için tarımı desteklemek gerekiyor.

Dünyanın en pahalı mazotunu Türk çiftçisi kullanır değerli arkadaşlarım. Mazot, Amerika Birleşik Devletlerinde 522 000 TL, bizde 2 080 000 TL. Yeşil mazot ne oldu, kimse hatırlamıyor.

Dünyanın en pahalı elektriğini Türk çiftçisi kullanıyor; ABD'de 4 sent - tarımsal sulama için- Türkiye'de 10 sent. Oysa, çiftçinin gelirinin üçte 1'i sulamaya gidiyor.

Çiftçinin TEDAŞ'a olan elektrik borcu… Değerli arkadaşlarım, bir okuyayım, bakın: Elektrik borcu Niğde'de 70 trilyon, Nevşehir'de 110 trilyon. Çiftçi kasten ödememiş değildir. Bu komisyon arazi gezmesi sırasında tespit etti, ödeyememiş, ödememiş değil; yani, keyif için ödemiyor değil, ödeyememiş. Ödediği yıllar var, ödeyemediği yıllar var, borç birikmiş, altından kalkamıyor. Diyeceksiniz ki, taksitlendirme yaptık, işte faizde düşüş yaptık; doğrudur bunlar; ama, bu yetmiyor.

Patateste ihracat teşvikinin üst sınırı ton başına 20 dolar olmuştur. Bu yıl henüz açıklanmadı, öyle bir şey yapılacak mı, onu bilmiyorum, geçen yıl için olanını söylüyorum. Toplam 545 000 dolar ayrılmıştır bunun için. Miktar olarak da 28 000 ton; yani, Türkiye olarak satmayı hedeflediğimiz, teşvik ettiğimiz patates 28 000 ton. Oysa, bizim, 700 000-800 000 ton ürün fazlamız var.

Değerli arkadaşlarım, üretim artışını sağlayamayacağımız gibi bu teşviklerle, ihracatı da sağlama imkânımız yoktur. Bu koşullarda çiftçinin tarımı sürdürülebilir kılması tamamen şansa kalmıştır.

Üretim ve ihracat teşvik edilmelidir. Çiftçinin malı her yıl ucuzlarken, tarım girdilerinin arttığı da gözardı edilmemelidir.

Bakınız, iktidara geldiğinizde, yani, 4.11.2002'de, değerli arkadaşlarım, mazot 1 257 000 liraydı.

AHMET YENİ (Samsun) - Varili kaçtı, varili?

ORHAN ERASLAN (Devamla) - Varilini siz hesaplayın, ben piyasadakini söylüyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Onu söylemeyince yanlış oluyor.

ORHAN ERASLAN (Devamla) - 1 257 000 liraydı.

Her şeyin bir bahanesini bulabilirsiniz. Çiftçiyi destekleyip destekleyemeyeceğimizi, kafamızda önce onu saptayacağız, bir bahane bulmayı değil.

11.11.2003'te 1 358 000 lira,3.11.2004'te 1 790 000 lira, 11.10.2005'te 2 080 000 lira. Arkadaşlar, enflasyon ne olmuş burada?!

Patates, bu yıl, işte, ekim azlığından dolayı biraz para etti; ama, patates, 150 000 liraya mal ederken 100 000 liraydı, 190 000'e mal edildi, yine 100 000 lira oldu.

Üre gübresi… Değerli arkadaşlar, peki, mazota arkadaşlarım itiraz ettiler, gübreye geçelim, gübreye geçelim. Üre gübresi, değerli arkadaşlarım, 470 000 lira bugün itibariyle, yaz sezonunda, çapa sezonunda 560 000 liraydı, çapa sezonunda. Üre gübresi, 2004'te 360 000 lira, 2003'te 270 000 lira. Amonyum sülfat gübresi 280 000 lira, 2004'te 230 000 lira, 2003'te 170 000 liraydı. Amonyum nitrat 300 000 lira, 2004'te 240 000 lira. 20-20 kompoze 370 000 lira, 2004'te 320 000 lira.

Elektrik, değerli arkadaşlarım, 138 000 lira, üzerine eklenenlerle 143 000'e çıkıyor. 2003'te 117 000 lira, 2002'de 87 000 lira. Sanayi elektriği bile 121 000 lira, çiftçininki 138 000 lira.

Arkadaşlar, bunları, çiftçinin sorunlarını konuşacaksak, bunları açıklıkla, gocunmadan ortaya koyalım, neyi hedefleyeceğimizi bilelim, neoliberal tarım politikalarıyla Türk tarımı nereye sokuluyor onu bir görelim.

Traktör, 240'lık traktör, değerli arkadaşlarım, 23-26 milyar lira, büyük traktör 36 milyar lira.

Şimdi, ziraî mücadele ilaçlarına bir bakalım; bunların hepsi maliyet. 1 kilo supracide 25 000 000 lira, 250 gram candit-c 35 000 000 lira, 100 gram zigor 22 000 000 lira; yani, 1 tank -1 tona 1 tank deriz biz- yani, 1 ton ilaç 110 000 000 liraya mal oluyor, 110 000 000 liraya mal oluyor. Değerli arkadaşlarım, bu, 50-60 ağaca atılır eğer elmaya atacaksınız, 50-60 ağaca ve en az 5-6 defa da ilaçlama yapacaksınız. Buna göre hesap edin,hesabını siz yapın; yani, ortada bir gerçek var.

Buna karşı, çiftçi ürününü kaça sattı, ne kazandı; bir de onu söyleyelim. Değerli arkadaşlarım, buğday, bu yıl 300 000 liradan başlandı, düştü düştü, 270 000 lira oldu, 280 000 lira oldu. Benim kasabamda 230 000 liraya kadar düştüğünü ben tespit ettim, ben!..

Arpa, değerli arkadaşlarım, 220 000 lira. 170 000 liraya kadar düştüğünü ben tespit ettim. Oysa, buğdayın maliyeti 405 000 liradır. Üç yıl önce, buğday, bu ülkede, Ofis tarafından 420 000 liraya alındı, 450 000 liraya kadar piyasası çıktı; bir de, 160 alım noktası kaldırıldı. Çiftçi, 1 römork buğday satabilmek için, bir hafta -Konyalı arkadaşlar bilir, o civardan milletvekili arkadaşlar bilir; el vicdan, doğruyu söylesinler- Ofisin önünde kuyruklarda yatmak zorunda kaldı; bunlar gerçek. Yani, bunlar doğru değil.

Ekstra ekstra elma: Şu anda, değerli arkadaşlarım, benim memleketimde ekstra ekstra birinci sınıf elma 200 000 - 250 000 lira; maliyetinin altında. Amasya tipi elma 100 000 lira, mevyesuyu için olanlar 50 000 lira. Değerli arkadaşlarım, 10 kiloluk lahana 500 000 - 600 000 lira. Bunlar çiftçinin malı. Bu paraların hiçbiri de peşin para değil, beşinci aya çekle...

Şimdi patates üreticisinin sorunlarını görüşüyoruz; ama, onun bir yakını olan elma üreticisinin de sorunları bütün çıplaklığıyla devam ediyor. Aynı konuda Meclis araştırması önergemizi vermiştik Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak; hâlâ Meclis gündeminde. Onu da getirin, onu da görüşelim sıcağı sıcağına.

Değerli arkadaşlarım, yazın çiftçi şeftali ve kayısısını 100 000 lira ile 200 000 lira arasında meyvesuyu fabrikalarına verdi. Gerçek bu! Türkiye'nin en iyi kirazı Niğde'de yetiştirilir, Darboğaz Kasabamızda; tamamı ihraca gider, ziraat 900 denilen bir tür. Geçen yıl, 6 - 7 milyon liraydı kilosu. Bu yıl üretimde çok bir artış olmuş değil, bu yıl 2,5 milyon liraya düştü. Beyaz kiraz 500 000 - 600 000 liraya indi. Geçen yıl 1 200 000 lira olan vişne, 500 000 liraya indi.

Değerli arkadaşlar, nohut hâlâ 1 000 000 lira; koyunun tanesi 60-70 milyon, kuzu eti 10 000 000'dan 6 900 000-7 000 000'a indi; inek karkas 5-5,5 milyona indi, erkek dana karkas 7 000 000'a indi. Süt, 475 000 liraydı, 370 000'e indi, yaz boyu 320 000'den işlem gördü. Buna karşılık yem 450-500 binde kaldı, arpa düştüğü halde yem düşmedi.

Değerli arkadaşlarım, çiftçi, malını değil, elindeki tüm varlığını satsa, borcunu ödeyemez hale geldi; elindeki malını değil, yani, üretimini, ürününü değil, tüm mal varlığını satsa, borcunu ödeyemez hale geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
