# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Erdem (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 27 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-erdem-23-2008-12-27-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Orhan Erdem (AK Parti), 27 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 851 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORHAN ERDEM (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 yılı merkezi yönetim bütçesinin tümü hakkında şahsım adına, lehte söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bugünlerde olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Dünya, “yüzyılın krizi” diye nitelendirilen 1929’dan bu yana en büyük krizi yaşıyor. Hepimizin bildiği gibi 2007 yılına kadar dünyada var olan istikrar ortamı ve likidite bolluğu artık yok. Dünyada güven ve istikrar ortamı bozuldu, krediler daraldı, faizler ve borçlanma maliyetleri arttı, dünya ekonomileri yavaşladı. Hatta önemli bir bölümü ardı ardına resesyona giriyor. Dolayısıyla, dünya ticareti ve sermaye hareketleri bundan çok olumsuz etkileniyor.

Tüm dünyanın etkilendiği böyle büyük çaplı bir krizden elbette Türkiye de etkileniyor. Ancak bizim Türkiye olarak bazı avantajlarımız var çünkü Türkiye, AK PARTİ’nin gerçekleştirdiği reformlarla birlikte iç ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomiye sahip oldu. Küresel ekonominin içinde attığımız proaktif adımlarla bölgemizde ve dünyada etkin bir ülke konumuna geldik. Bir kere, Türk bankacılık sektörü küresel krize hazırlıklı girdi çünkü bankacılık sektöründe önemli kazanımlarımız var, sektörün aktifleri geçmiş dönemlere oranla çok daha güçlü. Sermaye yeterlilik rasyosuna baktığımızda en iyi ülkelerden biriyiz. Bu yüzden -demin de tekrar edildi- Sayın Başbakanımızın dediği gibi, bu kriz, ilk finansal kriz kısmında Türkiye’den teğet geçti. Canikli çok güzel izah etti, Türkiye’de ne bir batan banka ne finans kurumu ne aracı kurum var. Ancak finansal krizin arkasından tüm dünyada yaşanan talep daralması ülkemizde de hissedilmeye başlandı. Bu olağan dışı durum daha etkin, köklü, meselenin özünü içeren önlemler alınmasını gerektiriyor.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; finansal düzenlemeler para, maliye ve güçlü istihdam politikaları krizden çıkışta önemlidir ancak asıl olan kendi içindeki uyumdur. Piyasaya yalnızca para vererek bu krizden çıkamayacağımızı hep beraber görüyoruz. Hükûmetimizin aldığı tedbirlerin yanında işveren, işçi, memur, sendikalar, odalar, kısacası hep beraber bu krizi en az zararla atlatmayı sağlayacak uyum ve çözümleri uygulamak zorundayız.

Altı yıldır iktidardayız, birçok ezberi bozduk. Bu bütçe görüşmelerinde de bunları yaşıyoruz. Uzun yıllardır bütçe konuşmaları iktidar ve muhalefet partileri arasında karşılıklı “Sizin döneminiz çok kötü yönetildi.” ifadelerine, iktidarın “Siz bizden daha kötüydünüz.” rakamlarını vererek geçiştirmeye çalıştıkları bütçelerdi.

Geçmişi çok çabuk unutan bir milletiz. İsterseniz çok geriye gitmeden, 2001 sonu 2002 bütçesi görüşülürken yaşanan böyle bir süreci tutanaklardan okuyarak hatırlayalım. Sayın Şandır biraz önce “Bugünü dünle sorguluyorsunuz. Bugüne gelin.” diye bir ifade kullandı. Doğru ama bugünün kıymetini de dünü bilmeden bilemeyiz.

Yıl 2001 Aralık. 2002 bütçe görüşmeleri. Aleyhte söz alan Adana Milletvekili Yakup Budak. Anavatan-DSP-MHP Koalisyon Hükûmeti işbaşında. Konuşmacı: “Öyle başarılı bir hükûmet ki, 78 yılda 36 katrilyon içborç, bu, 10 ayda 113 katrilyona çıkarılmış. Öyle on yıl, yirmi yıl, otuz yıl geriye gitmeye gerek yok. 2001 yılını söylüyoruz. Geçen sene enflasyon ‘yüzde 10 olacak’ dediniz, öyle bir başarı gösterdiniz ki enflasyon yüzde 95. Sapma nedir; yüzde 900. Allahaşkına, yeryüzünde, hedefini koymuş olduğu yüzde 10’a saparak böyle bir hükûmet bir daha var mı? Geçen yıl bütçeyi konuşurken dolar kaç paraydı? 678.000 lira.” Hatırlatıyorum tekrar, yıl 2001 “Şimdi, bu bütçede 1.500.000 lira.” Olumsuz rakamlar birbiri ardına devam ediyor. Sıra lehte konuşmaya geliyor. DSP Milletvekili Şadan Şimşek, Değerli Vekilimiz söz alıyor: “Türkiye bu duruma bir günde, üç yılda, beş yılda gelmedi”

Tabii iktidarlar, savunuyor “Biraz eskilere dönersek, Meclis tutanaklarından 1991 yılından 1997 yılına kadarki bütçeler üzerinde yapılan konuşmaları incelediğimizde, ülkemizin ekonomik durumunun bugünlerden farklı olmadığını, hatta daha kötü olduğunu görürüz.” Biz kötüyüz ama daha kötüydü, diyor. ”1991 yılında, dolar alış kuru 5.000 liradan, 1997 yılında 205 000 liraya çıkmış. Yani, 41 kat...” diyor. “Çiftçimizi yakından ilgilendiren DAP gübresinin 1 torbası 35.000 liradan 650.000 liraya çıkmış; artış yüzde 1.750 olmuştur. Mazot, 2.710 liradan 156.000 liraya çıkmış; artış, yüzde 467. 300 gram ekmek, 900 liradan 5.000 liraya çıkmış; artış, yüzde 455. Kıyma, 20.000 liradan 180.000 liraya çıkmış; artış, yüzde 800.

1991-1997 yılları arasındaki bütçelerde sapma, yüzde 48 ilâ yüzde 251...” diyerek devam ediyor.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; AK PARTİ neden yüzde 47 oy alıyor? Geçmiş yıllardaki bütçeleri, görüşmelerini ve konuşmaları, tutanaklardan hepimiz okuyabiliriz. AK PARTİ istikrarı, kalkınmadaki yaptığı büyük hizmetler, işte bu yüzde 47 oyu bugün AK PARTİ’ye getiriyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi “adalet” kavramını en güzel uygulayan parti. Neden? 2003 yılına kadar belediyelerin paylarını, kendine göre, iktidar, koalisyon, aklınca dağıtım yapardı. Ama 2003 yılından sonra, AK PARTİ, tüm kesintileri yüzde 40 olarak sabitledi ve yüzde 60’ını hiçbir ayrım yapmadan iktidar-muhalefet tüm partilere aynı oranda dağıtmaya başladı.

Yine, hepimizin yaşadığı, 1999, 2000, 2001 yıllarındaki hani meşhur afet kararnameleri var. İktidar, hiç afet olmamış illere, ilçelere, bölgelere bu kararnameye dayanarak çok ciddi paralar aktarırdı. Biz geldik, 2003 yılında bir yasayla, artık belediyelerden kesilme yapılmadan bir fondan bu payın aktarılmasını sağladık. Bahsettiğim kesintiler yapılırken herhangi bir fon yoktu, diğer belediyelerin payları alınıp iktidarın belediyesine götürülüyordu. Bu adalet değil de nedir? Hep beraber biliyoruz.

Sayın Vural “Adalet, adalet değil; kalkınma, kalkınma değil.” diyor. Kendisine sormak lazım: AK PARTİ, ülkemiz için sağlıkta sağladığı, yaptığı reformlar, hastaneler, duble yollar, yeni adliyeler, TOKİ projeleri, KÖYDES, BELDES; GAP’a, DAP’a, KOP’a aktardığı büyük rakamlar ve sosyal politikalarıyla çok çok önemli bir hizmeti altı yıldır yerine getiriyor ve halkımız da ona gerekli desteği veriyor.

Sayın Vural “Seksen yaşındaki ‘Kesire Teyzenin onurunu koruyun.” dedi. Ama “Hep çıkıp kömür veriyorsunuz, alçaltıyorsunuz.” da dediler. Biz Kesire Teyzenin onurunu korumak için, kimseye muhtaç etmemek için, seksen yaşındaki o teyzemizin ve onun gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Erdem (AK Parti, Konya). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-erdem-23-2008-12-27-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
