# Balıkesir ili dursunbey ilçesinde meydana gelen maden kazası hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 8 Haziran 2006
- **Gündem:** BALIKESİR İLİ DURSUNBEY İLÇESİNDE MEYDANA GELEN MADEN KAZASI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2006-06-08-balikesir-ili-dursunbey-ilcesinde-meydana-gelen-maden-kazasi-hakkinda

> Orhan Sür (CHP), 8 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BALIKESİR İLİ DURSUNBEY İLÇESİNDE MEYDANA GELEN MADEN KAZASI HAKKINDA); konuşma 486 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; geçtiğimiz hafta bugün, Balıkesir'in Dursunbey İlçesinin Odaköy'ünde yaşanan bir üzücü maden kazası nedeniyle söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta bugün, bu saatlerde, Dursunbey'in Odaköy'ünün çok yakınındaki bir maden ocağında 57 maden işçisi yerin altına inmeye hazırlanıyordu ve saat 16.00'da yerin altına indiler. Yaklaşık ikibuçuk saat sonra, çok üzücü bir kaza meydana geldi. Bu kazada, yaşları 18 ile 34 arasında değişen 17 insanımızı kaybettik. Gerçekten çok acı bir kaza.

Bu kaza haberi alınır alınmaz, bizler de, Anamuhalefet Partisi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Merkezimizin görevlendirdiği arkadaşlarımızla beraber ve o bölgenin milletvekilleri olarak hemen bölgeye hareket ettik. Elbette, Hükümetimiz de o bölgeye hareket etmişti. Sayın Bakanımız, kaza haberini alır almaz, bölgeye helikopterle gitmişti.

Bizler, bir kısmımız cenazelere yetişemedik; çünkü, Ankara-İstanbul arasındaki mesafenin uzaklığı cenazelere yetişmemize olanak kılmadı; ama, Balıkesir'de bulunan arkadaşımız Sedat Pekel cenazelere katıldılar. Bizler, Abdurrezzak Erten, Halil Ünlütepe, Nadir Saraç, Orhan Sür, Ali Kemal Deveciler ve Balıkesir Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak, cumartesi günü, bu kazada hayatını kaybeden arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı dilemek için onların köylerini gezdik. Bu kazada, Dursunbey'in Süleler Köyünden 2, Kavacık Köyünden 2, Hamzacık Köyünden 2, Odaköy'den 2, Meydançayırı'ndan 1, Gölcük'ten 1, Kızılöz'den 3, Delice Köyünden 4 tane vatandaşımız, maalesef, maden şehidi oldular.

Değerli arkadaşlarım, kazanın olduğu ocak, daha önceleri açık ocak olarak işletmedeydi; bundan iki yıl kadar önce kapalı ocak haline getirildi ve iki yıldır, yaklaşık yerin 120 metre ile 200 metresi arasında, buradan kömür çıkarılmakta.

Yeraltı kömür işletmeciliği yapan ocak, yüksek risk içermektedir. Sorumluların yeterli güvenlik önlemini alıp almadıkları, risk değerlendirmelerinin yeterli olup olmadığı, henüz net olarak ortaya konulmamıştır. Durumun tespiti ve kazanın nedeninin en doğru şekilde belirlenmesi, ocak içinde yapılacak inceleme ve araştırma yapacak uzman bilirkişinin raporuyla belli olacaktır.

Hal böyle iken, Sayın Bakanımız, hiçbir inceleme, hiçbir araştırma yapılmadan, televizyonlarda yayımlanan canlı yayında, bu tür olayların dünyanın her yerinde meydana geldiğini, bunların her yerde yaşandığını, olağan bir olay gibi tarif edilebileceğini; yani, kaderciliği tarif etmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, hızlı tren kazası oluyor, takdiri ilahî diyoruz. 17 vatandaşımız maden kazasına kurban gidiyor, kaderci yaklaşıyoruz. Böyle yaklaşımlarla bu ülkeyi çağdaş bir ülke haline getirmemiz olası mı; mümkün değil.

Bence, Sayın Bakanımızın, oraya, nasıl, kaza olur olmaz gitmesinde gösterdiği hassasiyet gibi, kazanın bundan sonraki gelişimini de yargıya bırakması, bu işi uzmanlarına bırakması gerekirdi. Oradaki insanlara, elbette, kazanın "kor düştüğü yeri yakar" örneğinde olduğu gibi, acıyla kıvranan ailelere, yakınlarına başsağlığı dilemesi, onların, devlet olarak yanında olduğunu belirtmesi bence yeterliydi. Zaten, bu ocakları işleten işletmecinin de Sayın Bakanımızın korumasına gereksinimi yok. Sevdiğimiz, saydığımız bir kişidir kendisi; bir hata, bir yanlışı varsa, elbette, o da kabullenecektir; ama, bakın, değerli arkadaşlarım; şimdi, madencilerle konuştuğunuzda şöyle bir gerçek var: Eğer bir yerde bir grizu patlaması olmuşsa, bu madende yeterince havalandırma yok demektir. Eğer yeterince havalandırma olsaydı, zaten metan gazı birikmez, dışarı atılır ve bu patlama gerçekleşmezdi. Yeterince havalandırma olmaması bile, bazı şeylerin ters gittiğinin göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “Balıkesir ili dursunbey ilçesinde meydana gelen maden kazası hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2006-06-08-balikesir-ili-dursunbey-ilcesinde-meydana-gelen-maden-kazasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
