# İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mart 2007
- **Gündem:** İÇ TÜZÜK 37'YE GÖRE DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMA ÖNERİSİ
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b071/tbmm221490710138.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-03-06-ic-tuzuk-37-ye-gore-dogrudan-gundeme-alinma-onerisi

> Orhan Sür (CHP), 6 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇ TÜZÜK 37'YE GÖRE DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMA ÖNERİSİ); konuşma 757 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli arkadaşlarım, sanırım, yine boşuna konuşuyoruz muhalefet olarak. Zaten siz tarımı hallettiniz. Köylü diye bir şey de kalmadı. Köylüyle ilgili bir teklif getiriyoruz, Tarım Bakanımız ortalıkta yok. Biz kime konuşuyoruz? Sizlere konuşuyoruz, sizlerden destek istiyoruz. Elbette, bu kürsüye çıktığınızda, Türk köylüsüne şöyle hizmet getirdik, böyle hizmet getirdik, şunları yaptık, bunları yaptık, şunu verdik, bunu verdik diyorsunuz, ama, bırakın bütün mal varlığını, ürününün bir kısmı bile yok olduğunda köylünün yaşama şansı kalmadı.

Şimdi bu teklifi dinlediğinizde diyorsunuz ki: "2090 sayılı bir Kanun var, o Kanun gereğince eğer herhangi bir tabii afet oluşmuşsa, o afete göre köylüye zaten gereken yardım yapılıyor." Peki, nerede yapılıyor bu yardım, arkadaşlar, göreniniz var mı? Günlerce -Malatya milletvekili arkadaşım, burada- bundan iki sene, üç sene önce Malatya'da yaşanan olay için burada sizlere yalvardı; gelin, şu Malatyalı insanın, Malatyalı kayısı üreticisinin hakkını verin diye, ama, bu haklar maalesef bugüne kadar verilmedi.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, o yasa diyor ki, mal varlığının yüzde 40'ı gittiyse; bu afette, o kişinin, o köylünün, o vatandaşın mal varlığının yüzde 40'ı yok olmuşsa ancak ona bir yardımda bulunabiliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, mal varlığı dediğiniz zaman, ürünün yok olması mal varlığının tamamını, yüzde 40'ını götürmüyor ki. Siz açıkça diyorsunuz ki, biz size yardım etmeyeceğiz.

Şimdi, değerli arkadaşımızın verdiği kanun teklifiyle, bu geçtiğimiz süre içinde yaşanan bu tip afetler sonucunda köylülerimizin düştüğü sıkıntılardan bir nebze olsun kurtulabilmeleri, hiç olmazsa bir sene olsun nefes alabilmeleri için kamuya olan, Ziraat Bankasına olan, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının bir yıl ertelenmeleri teklifi size getirilen. Böyle bir teklife sizden "evet" demenizi rica ediyoruz. Ama, eğer siz bu teklife de "evet" demiyorsanız, o zaman köylüye şunu yaptık, bunu yaptık demeyin. Çünkü, köylü perişan, köylü yok oldu değerli arkadaşlarım. Şunu diyebilirsiniz: "Siz, köylü yok oldu diyorsunuz, ama köylü ayakta." Hayır, köylü ayakta değil, köylü borçla ayakta değerli arkadaşlarım, köylü borçla ayakta.

Bakın, size bir gerçeği anlatayım: Sizin iktidarınızdan önce köylü sadece tarım kredi kooperatifinden veya Ziraat Bankasından kredi alabiliyordu. Siz, şimdi, bunu değiştirdiniz. Bir köylü yurttaşımız, hem tarım kredi kooperatifinden kredi alabiliyor hem Ziraat Bankasından kredi alabiliyor, şimdi bunu da aştılar, özel bankalardan krediler alıyorlar ve köylü çaresizlik içinde önce gidiyor tarım krediden alıyor. Tarım kredinin borcunu ödeyebilmek için gidiyor Ziraat Bankasından alıyor, Ziraat Bankasının borcunu ödeyebilmek için gidip bir özel bankadan kredi alıyor ve köylü bir batağın içine sürüklendi değerli arkadaşlarım, köylü bir batağın içine sürüklendi. Bu bataktan köylüyü kurtarmanın çaresi, onun elinden tutmaktır. Seçim dönemlerinde o köyleri dolaşırken bol keseden vaatler veriliyor ve sandıklar dolusu oylar da alınıyor. O zaman o oyları helal ettirmek, herhalde hepimizin görevi diye düşünüyorum.

Tabii, tarım krediye olan borcu ertelemenin, eğer kabul ederseniz, bütün sorunları çözdüğünü düşünemeyiz. Bir miktar, köylümüzü ayağa kaldırabiliriz, ama, tarım kredi kooperatiflerini de düşünmek zorundayız. Geçtiğimiz dönemde yaptığımız o yapılandırma içinde tarım kredi kooperatifinin 400 trilyon lirası silindi ve merkezî hükümet, tarım kredi kooperatiflerine, maalesef, bu kaynağı aktarmadı. Bu kaynak tarım kredi kooperatifine aktarılmadığı için tarım kredi kooperatifleri şu anda köylüye kredi veremiyor. Köylü gittiğinde istediği kadar tarım kredi kooperatifinden düşük faizle kredi alamıyor, işte o zaman özel bankalara gidiyor, işte o zaman özel bankaların eline düşüyor ve maalesef, sayenizde özel bankalar da artık ulusal banka olmaktan çıktı, yabancı şirketlerin bankası olduğundan, elbette o yabancı şirketler de Türk milletini, Türk köylüsünü düşünmeyip köylümüzün iliğini, kemiğini sömürmeye başladılar ve önümüzdeki dönem Türk köylüsü için maalesef karanlık bir dönem olduğu çok açık ve net görünüyor.

O nedenle, tarım kredi kooperatifine bu kaynak aktarması olayının da acilen yapılması gerekiyor ve yine şunu söyleyebilirsiniz: "Ya, işte don nedeniyle biz sigortayı getirdik, işte destekliyoruz sigortayı." Ama, biliyor musunuz değerli arkadaşlarım, yapılan sigortalar, köylünün yaptırdığı sigortalar meyve ağaçlan çiçekteyken eğer bir don olur da o çiçekler yok olursa sigorta kapsamı dışında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SÜR (Devamla) - Bu sigorta kuruluşları, sigorta şirketleri, sigortaladıkları meyve bahçelerinde daha meyve oluşmadan oluşabilecek bir afet sonucunda doğabilecek zararları karşılamıyor. Yani, çıkarılan yasa ve yapılan sigorta, maalesef göstermelik bir yasa, göstermelik bir sigorta olarak yaşama geçti. Bunları düzeltmek zorundayız, bunlar bizim görevimiz. Ama, siz, burada kendinize göre bir gündem belirliyorsunuz, kendinize göre gündemle de kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. Amerika'nın Cargill firması için burada Meclisi aylarca topluyorsunuz, ama Türk köylüsü için iki kelime konuşmayı gerekli görmüyorsunuz ve onların sorunlarını çözmek için gereken çalışmayı yapmıyorsunuz. Ama, bunun hesabını bu köylü sizden soracak, bu köylü bu çalışmayı yapmayanlardan soracak. Bu köylü sandıkta demokratik olarak hesabı görecek ve kendisine hizmet edecek, köylüyü baş tacı edecek insanları bu ülkede başa geçirecek.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 6 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-03-06-ic-tuzuk-37-ye-gore-dogrudan-gundeme-alinma-onerisi (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b071/tbmm221490710138.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
