# Konut edindirme yardımı hak sahiplerine ödeme yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1216)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mayıs 2007
- **Gündem:** KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.1216)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b109/tbmm221581090097.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-05-22-konut-edindirme-yardimi-hak-sahiplerine-odeme-yapilmasina-dair-kanun-t

> Orhan Sür (CHP), 22 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.1216)); konuşma 1.208 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan teklif üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, herhalde, televizyonları başında Meclisi izleyen insanlarımız, vatandaşlarımız Meclisimiz çok çalışıyor, gerçekten, milletvekillerimiz sabahlara kadar çalışıyorlar diye düşünüyorlar. Biraz önce burada ciddi boyutta tartışmalar yaptık, cumartesi, pazar dahi çalışma kararı aldık, hem de saat 11.00'den gece 24.00'e kadar. Acaba, gerçekten Meclisimiz çalışıyor mu diye baktığımızda ne göreceğiz, onu merak ediyorum. Şu görüşmekte olduğumuz teklif neden gerekti, neden bu noktaya geldik diye baktığınızda şunu görüyorsunuz: 14 Temmuz 2004 tarihinde bu Meclisten bir yasa çıkmış ve bu yasanın çıkmasından sonra ülkede her şey karmakarışık olmuş. Bir tek kelime değiştirmişiz veya bir kelime eklemişiz yasanın bir noktasına. Bu kelimenin eklenmesiyle, özellikle, kırsal kesimde yaşayan insanlarımız tapu-kadastro çalışmaları sırasında çok büyük sıkıntılar yaşamaya başlamışlar. Peki, bu tasarı Meclise gelirken bunlar düşünülmedi mi, bunlar incelenmedi mi diye sormak gerekiyor. O zaman da burada vakit kaybedildi, o zaman da Meclis saatlerce çalıştı, o zaman da oylamalar yapıldı. Bu tasarıları, bu teklifleri hazırlayan arkadaşlarımıza gereken özen gösterilmeden mi bu teklifler hazırlanıyor diye sormak gerekiyor.

Elbette, şimdi ben buradan 2 arkadaşıma teşekkür etmek istiyorum: Balıkesir milletvekili Sayın Şali ve Bursa Milletvekili Sayın Orhan'a. Bu sorunu yakalamışlar ve bu sorunu yakalamışlar ve sorunun çözülmesi için de bir öneri getirmişler. Aslında bu teklif de günlerdir burada bekliyor, hatta aylardır bekliyor, aylardır Meclisin gündeminde, bir türlü bu teklifin görüşülmesine de sıra gelmedi. Bugün nihayet bu teklifi görüşme olanağına sahip olduk.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu teklifin bugün bu Meclisten geçmesinin gerçekten ülke insanımıza yararlı olacağı kanısındayız ve bu teklifi, gerçekten, Cumhuriyet Halk Partisi olarak destekliyoruz. O nedenle, biraz önce de teşekkür ettim değerli arkadaşlarıma bu teklifi verdikleri için, gerçekten, ülke yararına, insanlarımız yararına güzel bir şeyi bu Meclisten geçirmiş olacağız. Ama, maalesef, bu dönemde, 22'nci Dönemde hep güzellikler yaşanmadı değerli arkadaşlarım.

Ben konuşmamın bu bölümünde, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın, geçtiğimiz günlerde sarf ettikleri sözler nedeniyle kendisini kınadığımı Meclis tutanaklarına geçirtmek istiyorum. Ne diyor Sayın Bakanımız? "Birkaç slogan ezberleyen çıkıyor miting alanlarına, miting alanlarında bağırıyorlar, çağınyorlar, sözde ulusalcılık yapıyorlar." Bunun adı ulusalcılık değilmiş. Hatta hatta biraz daha ileri gidiyor, hakaret ediyor, diyor ki: "Yarasa bunlar, yarasa sanki." Örnek o. O miting alanlarına giden bir vatandaş olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak böyle bir Millî Eğitim Bakanının bu ülkeye yakışmadığını söylüyorum. (AK Parti sıralarından "Ne alakası var?" sesleri) (x) 970 ve 970'e Vinci ek S. Sayılı Basmayan tutanağa eklidir. "Ne alakası?" diye bağırmak kolay, ama bir Millî Eğitim Bakanı, miting alanlarına giden milyonlarca vatandaşını yarasaya benzetiyorsa o ülkede bazı şeyleri düşünmek gerekir değerli arkadaşlarım. Bu insanın, bu Millî Eğitim Bakanının bu ülkenin çocuklarını nasıl eğiteceğini, hangi yönde eğiteceğini çok iyi bir şekilde görmek gerekir. Aydınlıktan kaçılıyormuş. Hangi aydınlıktan kaçılıyor? O miting alanına gidenlerin bağırdıkları, istedikleri nedir? Demokratik, laik bir cumhuriyet istiyorlar. Peki, aydınlık neymiş? Yani, bu ülkede, seksen yıllık cumhuriyetin kazanımlarının birilerine peşkeş çekilmesi mi aydınlıkmış? Bu ülkenin parsel parsel edilip yabancılara satılması mı aydın- lıkmış? Bunlara karşı çıkmakla mı acaba yarasa oluyormuş insanlarımız? Yazıklar olsun! Bir Millî Eğitim Bakanına yakışan bir olay değil bu. Bu sözler, bir Millî Eğitim Bakanına gerçekten yakışmıyor. Ama, maalesef, bu ülkede böyle millî eğitim bakanları var. Böyle düşünen kişiler bakan oluyor. Ama, inanıyorum ki, o "yarasa" diye benzettiği, yarasaya benzettiği insanlar, o salonları, o alanları dolduranlar, yarın sandıklan dolduracak ve o Millî Eğitim Bakanı gibi olan kişilerin, bir daha bu Meclisin içinde Millî Eğitim Bakanı olmasını, bu Mecliste milletvekili olmasını önleyecek. Buna yürekten inanıyorum.

Çok değerli arkadaşlanm, elbette, bu tasan... (AK Parti sıralanndan gürültüler) Tasanya dönüyorum, siz hâlâ oralarda kalabilirsiniz, ben tasanya dönüyorum. Biraz önce ifade ettiğim gibi, toplumumuz için çok yararlı bir tasarı. Aslında, 14 Temmuz 2004'te bir kelime eklemişiz, demişiz ki: "Sit alanları." "Sit alanları" diye bir kelime, cümle eklemişiz, iki kelimecik eklemişiz ve her şey değişmiş. Aslında, eski yasayı da incelediğimizde orada da bazı yanlışlıklar varmış. Elbette, bazı şeylerin düzenlenmesi gerekiyormuş. Yani, sit alanlarının bir bölümünün en azından... Biraz sonra, sanınm, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuyla Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ortak vereceği bir önergeyle bu teklifte de bazı değişiklikler yapacağız. O teklifte de görüleceği gibi, gerçekten, eski yasada bazı değişiklerin yapılması gerekiyormuş. Çünkü, bazı sıkıntılar varmış. Ama, bu tam tespit edilememiş veya tam hazırlanamamış, iyi hazırlanamamış, bu şekilde geçmiş.

Şimdi, ne yapmışız? "Sit alanları" demişiz. "Sit alanları" dediğimizde, çok geniş bir kavram içine girmiş bu olayın ve çok sayıda insanımız mağdur olmuş. Aslında, eski yasada "kültür ve tabiat varlıklan" diye geçiyor. Yeni teklifte "tabiat varlıkları" da buradan çıkarılmış. Çünkü, tabiat varlıklarının tarifini okuduğunuzda "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihî devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gereken yer üstü, yer altında veya su altında bulunan değerler" diye tarif ediyor. Yani, "doğal sit" diye, halkımızın arasında "doğal sit" diye bilinen tabiat varlıkları, eski yasada, aslında, tapulanamayacak, kadastro sırasında mülkiyeti vatandaşlara geçemeyecek yerler diye belirlenmiş. Ama, şu da bir gerçek: Böyle bir madde, böyle bir tarif olmasına rağmen, 2004'ten önceki yapılan kadastrolarda, bu doğal sit alanlarında, aslında, mülkiyet sahibi olmuş oradaki insanlanmız.

14/7/2004 tarihinden sonra "sit alanları" sözcüğü oraya girince, birdenbire her şey değişmiş. Şöyle düşünün değerli arkadaşlarım: Aynı doğal çevreyi paylaşan, örneğin aynı gölün etrafında yaşayan, aynı dağda yaşayan, doğal sit ilan edilen, ortak alanları olan bir, iki, üç köy, daha önce kadastro görmüş, oralarda mülkiyet edinilmiş, ama, bir dördüncü köy, 2004 tarihinden sonra kadastro çalışması başladığı için, oradaki vatandaşlara bu yerler içinde kalan yerlerinin tapuları verilememiş. Şimdi bu eşitsizlik ortadan kalkıyor. 17/4/2004 tarihinden önce, nasıl bu yerlerin tapuları orada yaşayan insanlarımıza verilebiliyor idiyse, nasıl orada zilyetlik geçerli olabiliyorduysa, bu değişiklik Meclisimizce kabul edildiği takdirde, buralarda yaşayan insanlarımızın sorunlan da çözülmüş olacak. Tabii, zilyetlik koşuluyla, zilyetliği ispat etmesi koşuluyla, kadastro örgütümüzün bunu araştırması koşuluyla bu gerçekleşecek.

"Nedir zilyetlik?" diye sorduğumuzda "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat edenlere..." zilyetlik adına tescil edilir diyor Yasa'mız.

O zaman, işte, bu bölgelerde 2004'ün Temmuzundan sonra zilyetlikleri geçerli sayılmayan, yirmi yıldır, otuz yıldır, elli yıldır o araziyi kullanan, orada tarım yapan, orada yaşayan insanlanmıza verilmeyen tapular, bu yasanın, bugün, burada, dilerim kanunlaşmasıyla, geçmesiyle vatandaşlarımıza tekrar verilecek. Elbette, buralar sit alanıysa sit kuralları geçerli olacak, sitler yok edilmeyecek; sit alanları içinde bulunan taşınmazlar hangi kurallara göre, hangi koşullara göre kullanmıyorlarsa, bugüne kadar nasıl kullanıldılarsa bundan sonra da o özellikleri korunarak, o denetim yapılarak, tapuda "buralar sittir" diye şerh düşülerek bu tapular verilecek, ama hiç olmazsa kullanımı vatandaşlarımızın üzerinde kalacak. Bu, o nedenle, gerçekten büyük bir eşitsizliği... 2004'ten önce yapılan uygulamaların 2004'ten sonra da devam etmesini gerektiriyor.

Değerli arkadaşlarımızla ortak yaptığımız çalışmalarda bizlerin bir önerisi oldu. 2004'ten bugüne kadar geçen süre içinde, eğer kesinleşen kadastro varsa ve bu nedenle mağdur duruma düşen vatandaşlarımız varsa onların mağduriyetinin giderilmesi amacıyla bir değişiklik önergesi -işte, biraz önce ifade ettiğim gibi- sunuyoruz. O değişiklik önergesiyle, tapu kadastro örgütlerimiz kesinleşen bu birimlerde tekrar bu dosyalan açacaklar, eğer zilyetlik gerçekten varsa, zilyetlik koşulları oluşmuşsa o vatandaşlarımızın da tapularını alması, o vatandaşlarımıza tapu verilmesi sağlanacak.

O nedenle, ben, şimdiden vatandaşlarımıza bu yasanın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Yine, bu yasayı buraya getiren arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “Konut edindirme yardımı hak sahiplerine ödeme yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1216)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-05-22-konut-edindirme-yardimi-hak-sahiplerine-odeme-yapilmasina-dair-kanun-t (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b109/tbmm221581090097.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
